Abdülcanbaz’ın babası: Turhan Selçuk
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Abdülcanbaz’ın babası: Turhan Selçuk

30.07.2019 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Basın tarihimizden öğreniyoruz ki, özellikle 1950’ler ve 1960’larda her gazetede çizgi roman bantları yayımlanırmış. Batı menşeli çizgi kahramanlar devri, 1954’te Abdi İpekçi’nin Milliyet’in başına geçmesiyle yavaş yavaş kapanacaktı. Çünkü İpekçi, yerli çizerlerin yaratacağı yerli kahramanlar konusunu kafasına koymuştu. Bunun için gazetesinin iki genç çizeri Turhan Selçuk ve Bedri Koraman’a sürekli baskı yapıyordu. Abdi İpekçi’nin ısrarları sonuç vermiş ve Turhan Selçuk 1957’de senaryosunu ve sözlerini Aziz Nesin’in yazdığı yerli bir çizgi kahraman yaratmıştı. Kahramanın adını Nesin koymuştu: Abdülcanbaz.

İki Abdülcanbaz
Ancak Nesin’in yazdığı Abdülcanbaz bugün herkesin bildiği Abdülcanbaz’dan oldukça farklıydı. Turist rehberiydi Abdülcanbaz ve hayli üçkâğıtçı, hilekâr bir tipti. Türkiye’ye gelen turistleri lüks otel vaadiyle kandırıp tahtakurularının cirit attığı küçük otellere veya randevu evi gibi işletilen kenar mahalle otellerine götürüyordu. İlk maceradan sonra Aziz Nesin ikinci bir Abdülcanbaz öyküsü yazmayı reddedince Turhan Selçuk bu kez bir başka usta mizahçı Rıfat Ilgaz’a başvurdu.
Ilgaz’ın yazdığı tip ilkinden biraz farklı olmakla birlikte yine bugünkü Abdülcanbaz değildi. Kurdukları acenteye artist olma hayaliyle gelen genç kızları, ortağı Raci kötü yola düşürmeye çalışınca iyi tarafını gördüğümüz bir Abdülcanbaz’dı bu. Halep ve Beyrut’a uzanan bir dizi maceradan sonra kızlar kurtuluyordu. Can yoldaşı Tarzan ile ilk tanışmaları da bu macerada oluyordu bu arada.

Rüyadan doğuş
Rıfat Ilgaz da bir zaman sonra işten el çekince iş başa düşmüş ve Turhan Selçuk nihayet “meşhur” Abdülcanbaz’ı yaratmıştı. Öncekilerden çok farklıydı bu Abdülcanbaz. Bir kere çok iyiydi. Sağlam karakterli, mert bir adamdı. Güçlüydü de üstelik, Osmanlı tokadıyla alaşağı edemediği insan yoktu. Düzenin yozlaştırdığı, namussuzlara, kötülere karşı savaşan bir kahraman yaratmıştı Selçuk. Kötü ve üçkâğıtçı Abdülcanbaz’ın iyi, erdemli bir kahramana dönüşmesi ise bir rüya ile oldu! Tarzan ile başlarını sokacak bir ev bulamayan Abdülcanbaz, bir köpek kulübesinde uykuya dalar. Gördükleri bizim bildiğimiz Abdülcanbaz maceralarıdır; haksızlığa, riyakârlığa, halkı aldatanlara, yozlaşmış güçlülere karşı savaşan mert, vatansever bir kahraman. Levent Cantek’in tabiriyle “Abdülcanbaz bugüne kadar o rüyadan bir türlü uyanamadı.”
Abdülcanbaz ilk öykülerde 2. Abdülhamid dönemlerinde, 2. Meşrutiyet’te ve mütareke döneminde İstanbul’da yaşıyor görünür. Fakat bir zaman sonra zamana ve mekâna bağlı olmayarak yaşar maceralarını. Bazen Evliya Çelebi’ye yarenlik ederken, bazen tarih öncesi devirde görürüz onu. Ya da bazen Turgut Reis ile denizlerde savaşırken bir başka macerada 2190 yılında uzaydadır. Paris-Moskova arası otomobil yarışına da katılır, Irak’ta Türkiye’nin petrol menfaatini korumaya da çalışır.

İdeal kahraman
Başından düşürmediği fesi, ucu yukarı kalkık bıyıkları, setre pantolonu ile tam bir İstanbul beyefendisi olan Abdülcanbaz, meşhur Osmanlı tokadıyla vurduğunu devirirken, sadece mecbur kaldığında kullandığı tabancasıyla da attığını vurur. Yani tam anlamıyla ideal bir kahraman olan Abdülcanbaz ezilenin, haklının ve halkının yanında, sıkı bir millicidir. Abdülcanbaz, Selçuk’un inandığı değerlerin de bir simgesi gibidir. Hayattaki iyiler ve kötüler arasındaki savaşta iyilerden biridir Abdülcanbaz.
Mengü Ertel’in, “toplumculuğun simgesi” olarak nitelediği Turhan Selçuk’la ilgili Cemal Süreya şöyle diyor: “Onun karikatürlerinde herhangi bir insanın değil, insani bir durumun betimlenmesi ya da ırgalanması söz konusudur.” Bugün 30 Temmuz, Turhan Selçuk’un doğum günü. Son nefesine kadar aydınlanma savaşından vazgeçmemiş ustayı saygıyla anıyoruz.  

Olcay BAĞIR

Yazarın Son Yazıları

‘Vasata alışmak’ - Buğra Gökçe

66’ncı pazarın kahvaltısı bana vasata alışma meselesini düşündürdü.

Devamını Oku
01.07.2026
CHP’yi bölme projesi - Hüseyin Karataş

Emperyalizm, bir ülke kaynaklarını yemek amacıyla aldığı kendi gizli kararlarını, o ülkeye dostmuş gibi davranarak uygulatır.

Devamını Oku
01.07.2026
CHP Kuvayı Milliye’dir - Gani Aşık

Bandırma Vapuru 16 Mayıs 1919’da Galata rıhtımından Samsun’a hareket ettiğinde ne vapurda ne de Türkiye genelinde Mustafa Kemal’den başka hiç ama hiç kimsenin aklında bir kurtuluş alazı yakma düşüncesi yoktu.

Devamını Oku
01.07.2026
Milletvekiline örgüt isnadı - Erdi Yetkin

Hukuken yapılamayacak politik aksiyonlar alındıktan sonra “ancak bu yapılan hukuki değildir” şeklinde görüş bildirmenin Türkiye’de bir karşılığının olmadığını yeterince deneyimledik.

Devamını Oku
29.06.2026
Ankara’da NATO sıkıyönetimi - Kaan Eroğuz

Kurulduğu günden bu yana, dünyanın birçok coğrafyasında darbeler, cinayetler, saldırılar ve ambargolar gerçekleştiren NATO, 36. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ni düzenlemek için 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Cumhuriyetimizin başkentine, Ankara’ya geliyor.

Devamını Oku
29.06.2026
Kente değer katan yönetim anlayışı - Melih Yıldız

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte, kültür sanat etkinliklerinin afişlerini her yerde görmeye başladık; festivallerin, konserlerin, kitap fuarlarının, dinletilerin...

Devamını Oku
27.06.2026