Asgari ücrette eşitlendik - Mahmut Aslan
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Asgari ücrette eşitlendik - Mahmut Aslan

11.07.2023 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Geçen bir yılda kamu işçilerinin yoksullaşmasını engellemek üzere ne iktidardan ne de üstüne ölü toprağı serpilen sendikalardan doğru düzgün bir “ses” çıkmadı. Sesleri meydanlarda yankılanması gereken emekçiler ise “biat toplumunun” bir sonucu olarak günden güne sessizleşti.

Sadece kamu işçisi değil genel olarak tüm emekçilerin gelirlerinde ciddi bir azalma oldu. TÜİK’in açıkladığı büyüme verilere göre emekçilerin milli gelirden aldığı pay yüzde 30.1’den yüzde 26.5’e düştü. Sermayenin milli gelirden aldığı pay ise yüzde 52.5’ten yüzde 54.5’e yükseldi. Emekçi yoksullaştı, sermaye emeğin hakkından alarak zenginleşti.

Yayımlanan son çalışma istatistiklerine göre 16.163.549 işçinin sadece 2.330.988’si sendika üyesidir. Kamu sektöründe çalışan işçilerin yüzde 79.76’sı, özel sektörde çalışan işçilerin ise yüzde 7.13’ü sendika üyesidir. Özel sektörde sendikalı işçi sayısı yok denecek kadar azdır. Kamuda ise Eylül 2011’de 410 bin olan yerel yönetimler dahil kamu işçisi sayısı Eylül 2021’de 1 milyon 253 bine yükselmiştir. Kamu istihdamında yaşanan 843 bin kişilik artışın temel sebebi taşeron işçilere kadro düzenlemesidir. Bu artış, toplu iş sözleşmesinden yararlanmada üyelik koşulu nedeniyle, sendikalaşmaya doğrudan yansımıştır.

DİSK/Genel-İş Sendikası’nın 11 Temmuz günü örgütlü olduğu bütün işyerlerinde yapacağı iş bırakma eylemi için yaptığı açıklamaya göre: “Geçmiş yıllarda yasal asgari ücretin birkaç katı ücret alan belediyelerin kadrolu işçileri bile bugün yasal asgari ücret civarına yaklaşmış durumdadır. Belediye şirketlerinde çalışan işçiler için ise durum çok daha vahim bir hale dönmüştür. Belediye şirketlerinin büyük bir bölümünde ücretler yasal asgari ücret düzeyindedir. Toplusözleşmeler ile kazanılan sosyal haklar dışında bırakıldığında belediyelerdeki tüm işçilerin ücretleri asgari ücret düzeyine sıkışmaktadır.” Yani emekçiler asgari ücrette mahkûm edilmektedir.

Kamu emekçilerinde yani memurlarda ise 2.746.681 kamu emekçisinin 1.994.845’i sendika üyesidir. Görüldüğü gibi memurlarda sendikalaşma durumu işçilere göre daha iyidir. Memur sendikalarında bu derece yüksek sendikalaşmaya rağmen kamu emekçilerinin maaşları -geçtiğimiz günlerde yapılan zamma rağmen- yoksulluk sınırının çok altındadır.

Kamuda sendika örgütlenmesi bağımsız değildir, örgütleme işçi, memur fark etmeksizin partilere yakınlığa göre yapılmaktadır. Bu durumda da iktidar partisini ya da yakın olunan siyasi partiyi (CHP) ürkütmemek için emekçilerin yoksullaşmasına karşı, birkaç cılız ses dışında bir tepki verilememektedir.

Bu duruma dur demenin zamanı gelip geçmektedir. Emekçilerin milli gelirden aldığı payın yükseltilmesi için yapılması gereken örgütlü bir karşı çıkıştır.

İşçi, memur demeden bir emek cephesi kurulmalıdır. Bu cephe yoksullaşmaya karşı cılız basın açıklamaları yerine Türkiye tarihinin gördüğü en büyük mitingi örgütlemeli, yapılacak bütün grevlere güçlü bir katılım göstermelidir.

Mahmut Aslan/DİSK-Genel-İş Üyesi

Yazarın Son Yazıları

‘Dokuz İlke’ bildirisi - Yüksel Işık

Siyaset ilke ile yapılır. İlkelerin bütününü içeren anlamlı metne de manifesto denir.

Devamını Oku
08.04.2026
Kutsal ve kutsallaştırılmış değerler - Abdullah Kehale

HER toplumun kendi yapısına uygun olarak kutsal olarak kabul ettikleri değerler olduğu gibi kendilerinin kutsallaştırdığı değerler de vardır.

Devamını Oku
08.04.2026
'Zamana tutsak' - Buğra Gökce

Danimarkalı yazar Solvej Balle’nin “Hacim Hesabı Üzerine” kitabının ilk cildini okuma şansım oldu.

Devamını Oku
07.04.2026
Nereye gitti o refah kazanımları? - Bilin Neyaptı

Türkiye'nin kronik yüksek enflasyonu, 1994 kur krizi sonrası düşme eğilimine girip 2001 banka krizinin de sonrasında alınan önlemlerle nihayet 2000’lerin başından 2017 yılına kadar (2008 yılı dışında) yüzde 10’un altına çekilebilmişti.

Devamını Oku
07.04.2026
Devlet adamlarının (!) stratejik hataları

2. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya güvenlik düzeninin temel omurgasını, 29 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler (BM), 4 Nisan 1949’da kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve 14 Mayıs 1955’te kurulan Varşova Paktı oluşturuyordu.

Devamını Oku
06.04.2026
‘Savaş suçu’ ve ‘savaş etiği’ üzerine - Ziya Yergök

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı üzerine başlayan savaşın, insan kaybı, çevre felaketi ve petrol fiyatlarının yükselmesiyle küresel boyuttaki ekonomik etkileri yanında, İran’ın Minab kentindeki bir kız okulunun ABD’ye ait Tomahawk füzeleriyle vurularak 168 kız öğrencinin öldürülmesi tüm dünya genelinde büyük bir tepkiye neden oldu, “savaş etiği” ve “savaş suçu” konusu yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
04.04.2026