Çocuklarımızın hayallerini çalan eğitim... - Erdal ATICI
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Çocuklarımızın hayallerini çalan eğitim... - Erdal ATICI

23.09.2021 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

70’li yıllarda, Ege’nin yoksul bir köyünde, beş sınıfın bir araya toplandığı küçük bir ilkokulda okuyorduk. Her sabah büyük coşkuyla okul yoluna düşer, sanki dünyayı fethedecekmişiz gibi özgüvenle yürürdük. Öğretmenimiz bizi okulun avlusunda güler yüzle karşılardı. Ders aralarında bahçeye çıktığımızda sevinç çığlıklarıyla yeri göğü inletirdik. 

Gözleri ışık saçan öğretmenimiz ve sıraların üzerindeki ders kitaplarımızla, dünyanın dört bir yanına gider, yollar yürür, ırmaklar geçerdik. 

Türkçe kitaplarımızda dilimizin tüm güzelliğini duyumsayabileceğimiz şiirler vardı. Çağdaş Türk ve dünya edebiyatından örnekler içeren okuma parçaları...

MUSTAFA KEMAL’İN ÇOCUKLARIYDIK

Her sabah “varlığımızı Türk varlığına” armağan ederek derslere başlardık. Öğretmenimiz, sık sık hayaller kurmamızı, kendimize hedefler seçmemizi ve gökyüzü yeryüzüne inse de o hayalleri gerçekleştirmek için çalışmamızı öğütlerdi. Cumhuriyetin “yüksek karakterli koruyuculara” gereksinimi olduğunu, eğitimsiz, bilgisiz, kültürsüz, zayıf karakterli, korkak insanların en küçük olaylar karşısında bile ayakta kalamayacaklarını duyumsatırdı bize... 

Öğrenmeyi sevinç ve mutlulukla gerçekleştirirdik... Kimi zaman bir soğan zarında yaşamın gizemini keşfeder, kimi zaman ağaç yapraklarında dört mevsimi gözlemlerdik. Hiç unutmam bir okuma parçasında ellerin işlevini öğrenmiştik. Ve ders sonunda öğretmenimiz sınıfa ellerini göstererek “Dünyada tüm uygarlıklar, makineler, köprüler, yollar, fabrikalar, kaleler, saraylar, evler, araçlar bu ellerin sayesinde ve insan emeği ile yapılmıştır” demişti de saatlerce bu sözün üzerine düşündürmüştü bizi... 

ÇAĞDIŞI EĞİTİM

O, bizlere öğrenme coşkusu veren, okula koşa koşa gelmemizi sağlayan ışıklı eğitim dizgesini sonraları yavaş yavaş yok ettiler. Aydınlığa gidecek tüm yolları kestiler. Var güçleriyle saldırdılar güzel olana. Ders kitaplarının içeriklerini değiştirdiler. Okulu kuru sıralardan ve dört duvardan oluşan soğuk çocuk ıslahevlerine dönüştürdüler...

Çocuklarımızın önce öğrenme coşkularını, sonra da yokluğu varlığa dönüştüren hayallerini çaldılar. Çağı yakalamaya çalışan bir ulusun köy okullarını kapattılar, köy çocuklarını taşımalı eğitime mahkûm ettiler! 

Okul kavramıyla hiç bağdaşmayan, bağsız, bahçesiz, apartman dairelerine onlarca çocuğu doldurup kafalarına kuru bilgi yükleme yolunu tuttular...

Son zamanlarda buna ideolojik dayatmaları ve hurafeleri önceleyen çağdışı eğitim oluşturma çalışmalarını, yaşamdan ve bilimden kopuk müfredatları eklerseniz, çocuklarımızın her sabah okula gitmemek için gösterdikleri direnci daha iyi anlayabilirsiniz!

TARİHTEN DERS ÇIKARMAK

Bugün dünyada, büyük bilimsel ve teknolojik devrimler yaşanırken ne yazık ki Türkiye, bu gelişmelere seyirci kalmakta, her geçen gün çağdaş eğitimden kopmaktadır. 

Bu böyle daha ne kadar sürer bilemiyoruz; ancak bildiğimiz bir şey var ki yaşam hep ileriye doğru akar ve bu ırmağı durdurmak olanaksızdır. Eğitime yön verenler, eğitim politikası oluşturanlar iyi bilmelidir ki dogmalarla koşullandırılmış kafalardan topluma da kendilerine de hiçbir yarar gelmez! 

İçinden geçmekte olduğumuz bu çağın en büyük özelliği, okulların işlevi ve nasıl olmaları konusunu sorgulamaya açmasıdır. Bu konularla ilgili ivedi çalışma başlatılmalı, her kesimden eğitime kafa yoran insanın görüş ve düşüncesi alınarak eğitim bilimcileriyle işbirliği içinde, gereken dönüşüm sağlanmalıdır.

Tarihin acımasız yasalarından biri de çağa ayak uyduramayan devlet ve uygarlıkları yok etmesidir! Zaman içinde, gerekli değişim ve dönüşümü gerçekleştiremeyen birçok uygarlık, tarihin tozlu sayfalarında kalmıştır. Şimdi tarihten ders çıkarma zamanıdır!

ERDAL ATICI

KÖY ENSTİTÜLERİ VE ÇAĞDAŞ EĞİTİM VAKFI BAŞKANI

Yazarın Son Yazıları

Emperyalizmin değişmeyen hedefi - Hamdi Yaver Aktan

“1970 yılının nisan ayında, Türkiye’de eylem içinde bulunan ve gençlik önderi durumunda olan gençlerle bir toplantı yapmıştık.

Devamını Oku
06.05.2026
Şafağın getirdiği acı - Abdullah Yüksel

Mayıs ayının başlarında, şafağın erken söktüğü sessiz ve açık bir geceydi.

Devamını Oku
06.05.2026
Sisyphos’un bacağındaki el - Metin Devrim

18. yüzyılda Sanayi Devrimi’nin o ağır çarkları arasında doğan, 1886’da Şikago’da “8 saatlik çalışma hakkını alabilmek” uğruna can veren işçilerin mirasıdır 1 Mayıs.18. yüzyılda Sanayi Devrimi’nin o ağır çarkları arasında doğan, 1886’da Şikago’da “8 saatlik çalışma hakkını alabilmek” uğruna can veren işçilerin mirasıdır 1 Mayıs.

Devamını Oku
06.05.2026
Petrodolar sistemi bitiyor mu? - Fikret Bayır

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) 1 Mayıs 2026 itibarıyla Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nden (OPEC) ayrılacağını duyurdu.

Devamını Oku
05.05.2026
Yeni Sayıştay Kanunu ve Sayıştay ’ın görevleri - Turgut Aşçı

Sayıştay (Divan-ı Muhasebat) 1862’de Osmanlı İmparatorluğu’nun devlet gelir ve giderlerini denetleyen, günümüz Sayıştay’ının temeli olan en yüksek mali denetim ve yargı kurumu olarak kurulmuştur.

Devamını Oku
05.05.2026
Aşı karşıtlığı ve toplumsal etkileri - Ülkü Sarıtaş

Bakteri, virüs gibi mikrobial ajanlarla meydana gelen hastalıklardan korunmak amacıyla etkisi zayıflatılmış mikrobial ajanlar veya bunların genetik yapısını taklit eden parçacıkların laboratuvarda üretilmesi ile elde edilen aşıların tarihçesi yaklaşık iki bin yıl öncesine dayanmakta, Çin ve Hindistan’da aşıya benzer uygulamaların yapıldığı tarihi kalıntılardan anlaşılmaktadır.

Devamını Oku
04.05.2026