Hediye, hata, dönüş... - Hamza Kie
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Hediye, hata, dönüş... - Hamza Kie

12.10.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Hiçbir belediye başkanı ya da meclis üyesi yalnızca kara kaşı, kara gözü için transfer edilmez. Siyasette yaşanan bu tür saf değiştirmelerin asıl sonucu, seçmenin siyasete ve sandığa olan inancını aşındırmasıdır. Mesele, yalnızca bir siyasetçinin parti değiştirmesi değil, seçmende “Sandıkta seçiyoruz ama sonunda ne oluyor?” duygusunun yaratılmasıdır.

Cemil Tugay’ın AKP rozeti takacağı söylendiğinde, “Bu kadarını da yapmaz” diye düşünülüyordu. Çünkü daha düne kadar kendi ağzından çıkan cümleleri biliniyordu. İnsanın kendi sözleri bile kendisine yabancılaşabilirken utananlar, dostları oluyor. Çünkü yabancılaşmayla beraber o kişide utanma duygusu da kalkıyor.

Cemil Tugay’ın bugünkü siyasi noktaya gelişinde Kemal Kılıçdaroğlu’nun tartışmasız bir imzası vardır. “Partimizi iyi temsil eder” diyerek aday gösteren Kılıçdaroğlu’dur. Kılıçdaroğlu dönemindeki aday belirleme anlayışının, örgüt ve tabanla bağdan çok özgeçmiş ve kişisel değerlendirmeler üzerinden yürütüldüğü yönündeki eleştiriler ayrı bir tartışma konusudur.

SİYASAL TUTARSIZLIK 

Bugün ise Tugay’ın geçmişte başkaları için koyduğu siyasi ve etik ölçüler, kendi tercihiyle karşı karşıya gelmiştir.

Tugay, 2025 yılında “Kafamıza estiği zaman o partiden bu partiye geçecek insanlar değiliz” demişti. Bir belediye başkanının, kendisini seçen partinin oylarıyla göreve geldikten sonra parti değiştirmesini etik bulmadığını söylemişti. “Bir insan CHP’den ayrılıyorsa, aynı zamanda belediye başkanlığından da istifa ederse bu kabul edilebilir kişisel bir karardır” diyerek ölçüyü kendisi koymuştu.

AKP’ye geçme ihtimali için “Milyonda bir bile olsa ihtimal yok” dedi. Bir başka açıklamasında “Ben böyle bir insan değilim” ifadesini kullandı. 2025 yılının sonlarında ise daha da açık konuştu: “Eğer partimden ayrılırsam, bilinsin ki ben aynı gün belediye başkanlığından da ayrılırım.”

29 Ocak 2026’da AKP’nin yönetim anlayışıyla kendi dünya görüşünün uyuşmadığını söyleyen de yine kendisiydi.

Bugün Cemil Tugay AKP’dedir. Üstelik rozetini cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden almıştır.

Elbette insanın siyasi düşüncesi değişebilir. Demokratik siyasette bunun yeri vardır. Ancak kişinin kendi koyduğu ölçüyü başkalarına uygulayıp kendisi için askıya alması, ciddi bir siyasal tutarsızlıktır. Tugay’ın siyasi çizgisindeki değişim, küçük bir zikzak değildir. 18 Haziran’da CHP’den istifa ettiğinde bağımsız olarak görevini sürdüreceğini söyledi. Temmuz ayında AKP’ye geçmeyeceğini, bunun uydurma olduğunu ve siyasi çizgisinin belli olduğunu açıkladı. Ağustos ayında ise “Şu an bir partiye geçme durumum yok” diyerek daha ihtiyatlı bir dil kullanmaya başladı.

‘İKTİDARIN BELEDİYEYE LÜTFU’ 

Ardından deprem riski, kaynak ve yetki yetersizliği gündeme geldi. Bir belediye başkanının daha fazla yetki ve kaynak istemesi elbette doğaldır. İzmir’in deprem riski de gerçektir. Belediyelerin merkezi yönetimle uyum içinde çalışmasının bazı hizmetleri kolaylaştırabileceği ileri sürülebilir. Ancak “uyum” adına siyasi aidiyetin değiştirilmesini normalleştirmek, demokrasinin temel mantığını tersine çevirir.

Çünkü kamu hizmeti, iktidarın belediyeye lütfu değildir. Merkezi yönetimin görevi, hangi partiye oy verdiğine bakmaksızın bütün belediyelere hukukun ve kamu yararının gerektirdiği ölçüde kaynak ve hizmet sağlamaktır. Aksi durumda seçim, yurttaşın iradesini ortaya koyduğu demokratik bir mekanizma olmaktan çıkar; hizmet dağıtımının siyasi pazarlığa dönüştüğü bir düzene evrilir.

Bu nedenle kaynak ve yetki gerekçesi, Tugay’ın daha önceki açıklamalarıyla birlikte değerlendirildiğinde ikna edici olmaktan uzaktır.

YARGI SOPASI, SEÇMENİN İNANCI

Özgür Özel’in son günlerde dile getirdiği, Tugay’a yönelik baskı ve dosya üzerinden korkutulması iddiası ise ayrıca araştırılması gereken ciddi bir iddiadır.

İddia doğruysa sorun yalnızca Cemil Tugay’ın kişisel tercihi olmaktan çıkar. O zaman karşımıza, muhalefet içinde korku ve çaresizlik duygusunu büyüten; seçmene, “Oy veriyorsun ama sonuçta hiçbir şey değişmiyor” duygusunu yerleştiren daha geniş bir siyasal yöntem çıkar. Böyle bir ihtimal, demokrasi açısından ciddiyetle ele alınmalıdır.

Yerel kaynakların ve kamu imkânlarının siyasal tercihler üzerinde etkili bir araca dönüştürülmesi meselesi ise ayrıca tartışılması gereken bir başlıktır.

Sonuç olarak Tugay’ın bugünkü tercihi, kendi geçmiş sözleriyle açık bir çelişki oluşturuyor. Tugay, Kılıçdaroğlu’nun armağanıydı. Özel’in tercihiyle İzmir’in başına geldi. Sonunda Erdoğan’ın elinden AKP rozetini aldı. Geriye, dün söylediği kesin cümlelerin bugün nasıl açıklanacağı kalıyor. Çünkü bazen bir siyasetçiye söylenebilecek en ağır söz, kendi sözlerini önüne koymaktır.

HAMZA KİE

EĞİTİMCİ, YAZAR

Yazarın Son Yazıları

Hediye, hata, dönüş... - Hamza Kie

Hiçbir belediye başkanı ya da meclis üyesi yalnızca kara kaşı, kara gözü için transfer edilmez.

Devamını Oku
12.10.2026
‘Ben bir kız çocuğuyum’ - Prof. Dr. Ayşe Yüksel

“Adım Halime, köyde yaşıyorum, ilkokul bitince ortaokula nereye gideceğim diye düşünüyorum, yatılı ortaokul varmış, keşke babam beni oraya gönderse. Bilmiyorum ki nasıl bir yer!”

Devamını Oku
12.10.2026
Türkiye Cumhuriyeti hukuk devleti mi? - Erol Türk

Devlet, faaliyetlerini yürütmek için birtakım araçlara muhtaçtır.

Devamını Oku
10.10.2026
Mücadeleyi büyütebilmek… - Hüseyin Özkahraman

İstemeye istemeye de olsa Türkiye’nin kurucu partisi Cumhuriyet Halk Partisi’nde derin bir siyasi ayrışma ve ayrılıklar yaşandı.

Devamını Oku
10.10.2026
Çürümeye alışmak - Mehmet Utku Şentürk

Şükrü Erbaş birkaç dizeyle bazen sayfalar dolusu sosyoloji metninin anlatamadığını anlatıyor.

Devamını Oku
09.10.2026
Nispi temsil ve geri çağırma hakkı - Yüksel Işık

İlk değildi Cemil Tugay, belki son da olmayacak.

Devamını Oku
09.10.2026
Türkiye, ABD ve ‘stratejik ortaklık’ - Doğu Silahçıoğlu

Türk-ABD ilişkilerinde politik altyapı oluşturmak ve kamuoyu desteği sağlamak amacıyla siyasi çevrelerce sıklıkla “stratejik ortak” tanımı kullanılmaktadır.

Devamını Oku
08.10.2026
Endüstriyel demokrasi - Engin Ünsal

Yurttaşların seçmen olarak ülkenin yönetimine katılmasına siyasal demokrasi, işçilerin sendikaları aracılığı ile işyerlerinde ve ülke çapında ekonomik ve sosyal politikaların belirlenmesine katılmalarına endüstriyel demokrasi diyoruz.

Devamını Oku
08.10.2026
Birlikte yaşamın hukukunu kurmak - Cem Alptekin

Toplumsal yaşamda düşünce, inanç ve dünya görüşü farklılıklarının bulunması yaşamın doğal bir sonucudur.

Devamını Oku
07.10.2026
Bir devrin inceliği: Göksel Arsoy - Aybars Kuday

Bazı sanatçılar, oynadıkları rollerin ötesinde bir dönemin belleğinde yer edinir.

Devamını Oku
07.10.2026
Türkiye’nin Ezopları - Ülkü Sarıtaş

“Türkiye’nin Ezopları”nın sonuncusu İoanna Kuçuradi’ydi.

Devamını Oku
07.10.2026
'İyi ana' İoanna Kuçuradi - Mucize Özünal

İoanna Kuçuradi’nin adını anarken insan olmanın onuru ve sorumluluğunun bilgisiyle insanı insan etmeye adanmış bir ömürden söz etmeliyiz.

Devamını Oku
06.10.2026
İstanbul’un düşman işgalinden kurtuluşu - Atilla Can Akarcalı

30 Ekim 1918 tarihli Mondros Mütarekesi sonrası yurdumuz işgal edilmiş, işgallere karşılık çok geçmeden bölgesel direniş örgütleri kurulmuştu.

Devamını Oku
06.10.2026
Planlı ekonomiden ‘nas ekonomisi’ne - Mehmet Tomanbay

Cumhuriyetle şekillenen ekonomi yönetimi anlayışı; bilimin ve aklın yol göstericiliğinde, kamunun rolünü ve planlamayı önemseyen, güçlü kurumlara ve hukuka dayanan, yaratılan refahın toplum kesimleri arasında adil paylaşılmasını amaçlayan kurumsal bir yapıya dayanıyordu

Devamını Oku
05.10.2026
Londra yeniden Avrupa’ya mı dönüyor? - Göktürk Tüysüzoğlu

İngiltere Başbakanı Andy Burnham geçen temmuz ayında Keir Starmer’ın yerine geçtiğinde Brexit tartışmasının yeniden alevleneceği öngörülebiliyordu.

Devamını Oku
05.10.2026
Kimi koruyor, kimi yok ediyoruz? - Gülay Ertürk

Yarın 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü.

Devamını Oku
03.10.2026
Bir zihniyetin iflası - Ayşe Atalay

Günlerdir tüm Türkiye’yi derinden sarsan fon krizi aslında bir zihniyetin, bir dünya görüşünün iflasıdır.

Devamını Oku
02.10.2026
Mekke Anlaşması - Cihangir Dumanlı

Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında 7 Ağustos’ta Riyad’da imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması basında ve kamuoyunda gereken ilgiyi görmemiş, yeteri kadar tartışılmamıştır.

Devamını Oku
02.10.2026
Çocuklar iş cinayetlerinde neden ölüyor? - Özgür Hüseyin Akış

Aslında başlıktaki sorunun kendisi bile başlı başına bir toplumsal itirazdır.

Devamını Oku
02.10.2026
Çin’in silahı: Zaman - Nejat Eslen

Çin’in siyasetini uzun vadeli, küresel jeopolitik vizyonu yönlendirir.

Devamını Oku
01.10.2026
İş kazasının görünmeyen ortakları - Mehmet Altınkaynak

Bir iş kazası olduğunda ilk yaptığımız şey genellikle bir neden aramak oluyor.

Devamını Oku
01.10.2026
Eriyen bütçenin faturası vatandaşa... - Mehmet Özdağ

Bütçe açığının asıl kaynağı halka verilen enerji desteği değil faiz ödemeleridir; çözüm faturaya yeni zam yapmakta değil, enerji verimliliğinde aranmalıdır.

Devamını Oku
30.09.2026
Siyasetin sonu mu? - Utku Yapıcı

Siyasetin sonunun geldiği iddiası, ilk duyduğunuzda kulağa gerçeklikle açıkça çelişen bir iddia olarak gelebilir.

Devamını Oku
30.09.2026
Bilgiyi koruyan kim? - Ömür Tanyel

2001’de ortaya çıkan Vikipedi’nin fikri cesurdu...

Devamını Oku
30.09.2026
Sosyal devlet olmayınca... - Şafak Yüca

Sabah 6’da çıkıyorlar yola.

Devamını Oku
29.09.2026
Dünya Kuduz Günü - Gülay Ertürk

Kuduzdan insan ölümü kader değildir.

Devamını Oku
28.09.2026
Kavganın da hukuku var - Abdullah Dörtlemez

İnsanların aynı şeyi düşünmesi, aynı şeyi istemesi, aynı yerden bakması beklenebilir mi?

Devamını Oku
28.09.2026
Yapay zekâ eylem planı ne söylüyor? - Tayfun İşbilen

18 Ağustos 2026’da Resmi Gazete’de yayımlanan bir genelgeyle Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı (2026- 2030) yürürlüğe girdi

Devamını Oku
26.09.2026
Kapitalizmin sonsuz sonu- Kaan Eroğuz

İngiltere’de tarımsal üretim ilişkilerinin dönüşmesi ve kırsal alandaki nüfusun geçimini sağlamak için pazara bağımlı (market dependence) duruma gelmesiyle ortaya çıkan kapitalizm, genel itibarıyla 16. yüzyıldan bu yana ekonomik, siyasal ve sosyal yaşantımızı şekillendirmektedir.

Devamını Oku
25.09.2026
Siyaset sahnesi ve Özgür Özel - Gani Aşık

Özgür Özel’in parti genel başkanı olarak siyaset sahnesine çıktığı dönem, siyasal İslamcı iktidarın 24 yıldan bu yana Atatürk Cumhuriyeti’nin burçlarına ortaçağ topları ile saldırdığı, temellerini Vahdettin salvoları ile sarstığı bir devreye denk geldi.

Devamını Oku
25.09.2026
Okulda şiddet tırmanıyor - İsmail Doğan

Son yıllarda toplum olarak içimizi yakan olaylara tanıklık ediyoruz.

Devamını Oku
24.09.2026
Sanatın metalaşması - Hüseyin Yıldırım

İş dünyası veya yerel yönetimlerin “konaklama ve ağırlama” karşılığında eser toplama modeli giderek yaygınlaşıyor.

Devamını Oku
24.09.2026
Dil, tarih, eğitim ve ‘Kürtçe’ - Ahmet Küçükşahin

Kürtlerin dili “Kürtçe” midir?

Devamını Oku
23.09.2026
Türkiye’de sosyal politikaların aşınması - Halit Payza

Sosyal devlet kavramı, yurttaşlarına asgari bir yaşam standardı sağlamayı, gelir eşitsizliklerini azaltmayı ve eğitim, sağlık gibi temel hizmetlere herkesin ulaşabilmesini amaçlayan bir anlayışı ifade eder.

Devamını Oku
23.09.2026
Siyasal projeler ve Aleviler - Mahmut Aslan

Türkiye, 40 yıla yayılan Kürt meselesini çözme olanağını arıyor.

Devamını Oku
22.09.2026
İmamoğlu’na hapis ve siyasi yasak

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) 19 Mart 2025’ten bu yana kanıtlanmamış birtakım suçlamalarla tutuklu olan, o nedenle İçişleri Bakanlığı’nca anayasanın 127., Belediye Kanunu’nun 47. maddesi uyarınca “geçici bir tedbir olarak” görevinden uzaklaştırılan başkanı Ekrem İmamoğlu, 25 Ekim 2022 günü Tuzla İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi 3. Kademesi’nin açılışında Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı’nın yaptığı konuşma üzerine kendi konuşmasında “kamu görevlisine hakaret” ettiği iddiasıyla yargılandığı İstanbul Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesi’nde iki kez beraat ettikten sonra istinaf yoluyla başvurulan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesi, bozma kararıyla dosyayı yeniden incelenmek üzere ilk derece mahkemesine geri gönderdi.

Devamını Oku
21.09.2026
‘Sanayinin musikisi’ susarken... - İbrahim Berksoy

Cumhuriyetin iktisadi kalkınmaya dayalı “atılım dönemi”nin ilk yıllarından beri ülkemizde dokuma sanayisi öncelikli sektörlerin başında gelmiştir.

Devamını Oku
19.09.2026
Birleşik Krallık’ta ayrılık sınavı - Göktürk Tüysüzoğlu

İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’daki bağımsızlık yanlısı siyasi liderlerin Cardiff’te imzaladığı mutabakat zaptı, Birleşik Krallık’ın anayasal mimarisini yeniden tartışmaya açtı.

Devamını Oku
19.09.2026
Kıbrıs’ta değişmeyen denklem - Ahmet Göksan

Kıbrıs adasının uluslararası gündemden hiç düşmemesinin temelinde, adanın iki halkı arasındaki siyasi anlaşmazlığın yanı sıra, 1960’ta kurulan ortaklık düzeninin kısa sürede bozulması ve bugün de devam eden statü tartışması bulunuyor.

Devamını Oku
18.09.2026
Emeklinin örgütlenme hakkı ve sendika - Musa Kocaman

Emekli olmak, toplumdan emekli olmak değildir.

Devamını Oku
18.09.2026