Kediye ciğeri emanet eden kendisine tilkiden müfettiş bulur.
Haberleri açıyorum. Hep aynı şekilde duyuruyor: “Eski SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül, fon soruşturması kapsamında ifadeye çağrıldı.” Haksız da değil. Ömer Gönül, SPK Başkanlığı döneminde, en hafif ifadeyle “fon ve borsa spekülasyonlarına gözünü kapatmakla” suçlanıyor. Oysa...
Ömer Gönül hâlâ kamuda görevde. Üstelik hâlâ sorgulamamız gereken bir görevde. 8 Mayıs 2026 tarihinden beri; Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK) başkanı. İşte bunu nedense kimse konuşmuyor.
FON ŞİRKETLERİ VE DENETİM
Şöyle anlatayım...
Bir fon kuracak Portföy Yönetim Şirketi (PYŞ), önce SPK’den kuruluş ve faaliyet izni alıyor. SPK bu aşamada şirketin sermayesini, ortaklarını ve yöneticilerini; ayrıca organizasyonunu, iç kontrol ve risk yönetimi düzenini, teftiş ve fon hizmet yapısını değerlendiriyor.
Şirketin kendi finansal tabloları bağımsız denetim kuruluşları tarafından denetleniyor. Denetim çalışmaları yıl sonundan önce başlıyor. Denetçi, yıl sonunda finansal tabloları hakkında nihai görüşünü oluşturuyor.
şte denetçinin bu raporu şirket organlarının ve ortakların değerlendirmesine sunuluyor. Şirket, finansal raporlarını ve bağımsız denetim raporunu, bir yükümlülük olarak Kamu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) açıklıyor. Denetim kuruluşu, imzaladığı denetim raporunu, en geç 30 gün içinde KGK’ye de bildiriyor.
DENETİM ŞİRKETLERİNİ KİM DENETLİYOR
İşte bu denetim şirketleri de bir kurala, yönetmeliğe, düzenlemeye tabi. Elbette denetleyenler de denetleniyor. İşte bu denetçileri denetleyen kurum KGK. KGK’nin görevi kendi resmi sitesinde şöyle anlatılıyor: “Kamu gözetimi, genel olarak bağımsız denetim faaliyetlerinin mevcut yasal düzenlemelere uygunluğunun ve bu faaliyetlerin standartlara uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, meslekten bağımsız, kamu yararını ön planda tutan bir kurum tarafından çeşitli uygulamalarla kontrol edilmesidir.”
KGK bu nedenle 2 Kasım 2011 tarihinde kuruldu. Hazine ve Maliye Bakanlığı’yla ilişkili ancak idari özerkliğe sahip bir üst kurul. Bağımsız denetçileri ve bağımsız denetim kuruluşlarını KGK yetkilendiriyor.
Diyeceksiniz ki bu skandalın merkezindeki TERA denetlenmemiş mi? Elbette denetlenmiş. Onun da pek çok denetim raporu var. Mesela bir tanesi 11 Ağustos 2026 tarihli. 111 sayfalık rapor “TERA Yatırım 2025 Sürdürülebilirlik Raporu” adını taşıyor.
SUYA BAKIP VURGUNU GİZLEDİ
Raporu geçmişte SPK’de başuzman olarak çalışan Medeniyet Üniversitesi’nden Profesör Celali Yılmaz okumuş. “TERA nasıl denetlenmiş olabilir” diye o da merak etmiş. Sosyal medya hesabında yayımladığı sonuçları aktarayım:
- Raporda; “su stresi”, “karbon yoğun sektörler”, “aşırı hava olayları”, “tedarikçilerin iklim değişikliğine uyumu”, “sürdürülebilir ürünlere yönelik yatırımcı beklentileri” gibi riskleri var. Ama “fon likiditesi riski” yok, “yoğunlaşma riski” yok, “düşük fiili dolaşımlı paylar” yok, “ilişkili şirketlere yatırım riski” yok, “değerleme riski” yok, “yatırımcıların topluca çıkış ihtimali” yok, “çıkar çatışması” yok, “piyasa bütünlüğü ve manipülasyon riski” yok, “temerrüt ihtimali” yok!
- Dahası, 2024 raporunda “günlük likidite takibi”, “erken uyarı sistemleri”, “stres testleri”, “sistemik risk” ve “iş etiği” gibi başlıklar varken risk büyüdüğü, fonlar olağanüstü hızla (36 kat) şiştiği halde, bu riskler yeni raporda önemsenmemiş.
- Raporda iklim değişikliği nedeniyle oluşabilecek “su stresi” ayrıntılı biçimde değerlendirilmiş! Yanlış anlaşılmasın, su riski de elbette önemlidir. Fakat bir portföy yönetim şirketi (PYŞ) için “müşterilerinin parasını geri ödeyememe” ihtimalini değerlendirmeden, su stresini risk sayıp sayfalarca anlatıyorsa burada sürdürülebilirlik kaygısı mı vardır, risklerin makyajlanması mı?
- Sürdürülebilirlik raporlaması; “su tüketimini” hesaplayıp “müşterinin parasının ödenememe ihtimalini” görmezden gelmek değildir. Karbon ayak izini ölçüp fonların likidite açığını ölçmemek değildir.
- Bu rapor yaklaşan krizi haber vermedi. Ama daha vahim bir şeyi gösterdi: Şirketin esas risklerini görmek istemeyen veya göstermemeyi tercih eden bir raporlama anlayışını.
Bu kadar değil...
RAPORLARDAKİ TEKNİK HATALAR
Celali Yılmaz, TERA’nın KAP’taki bağımsız denetim raporlarını da incelemiş. Vahim hatalara ulaşmış:
- 2025 likidite tablosunda 67.27 milyar TL kayıp! Yükümlülük kalemleri tek tek toplandığında 100.35 milyar TL ediyor. Tablonun toplam satırında ise 33.08 milyar TL yazıyor! Bu, “muhasebe politikası tercihi” değil, düpedüz toplama hatası.
- 30 Haziran 2026 bilançosunda ertelenmiş vergi yükümlülüğü 821.9 milyon TL. Aynı raporun likidite tablosunda ise 28.047 milyar TL! Aradaki fark: 27.23 milyar TL.
- Sulandırılmış kazanç, temel kazancın üç katı! 2025 raporunda; temel pay başına kazanç: 53.40, sulandırılmış pay başına kazanç: 150.78! “Sulandırılmış kazanç”, “temel kazanç”tan yüksek olamaz.
- Hisse senetleri “sabit faizli araç” yapılmış! 30 Haziran 2026 raporunda 146.35 milyar TL’lik finansal varlığın tamamı “sabit faizli finansal araç” olarak gösterilmiş. Oysa bunun yaklaşık 77.75 milyar TL’si hisse! Hisseyi “sabit faizli finansal araç” sayan bir tabloya denetçi nasıl sonuç bildirmeden imza atabilir?
- “Aktif özkaynakla finanse ediliyor” denmiş. Rakamlar tersini söylüyor. 2025’te: Toplam varlık: 130.70 milyar TL, toplam yükümlülük: 100.35 milyar TL, özkaynak: 30.35 milyar TL. Buna rağmen raporda “şirketin aktifini özkaynakla finanse ettiği” ve “likidite riskini asgari seviyede tuttuğu” yazıyor!
DENETLEYENLERİ O DENETLİYOR!
Prof. Celali Yılmaz’ın teknik hata tespitleri böyle uzayıp gidiyor.
Unutmayalım. Dünyanın en büyük beş denetim kuruluşundan biri olan Arthur Andersen, enerji devi Enron’un borcunu gizlemesine göz yummakla suçlandı ve çöktü. Kısacası kriz demek aynı zamanda denetim suçu demektir.
TERA’yı en başta denetlemesi gereken kurum SPK’ydi. Bu kurumun başında, TERA’da alengirli işler olurken İbrahim Ömer Gönül vardı. Gönül’ün görev süresi doldu. Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK) Başkanlığı’na getirildi. Yani TERA gibi fonları denetleyecekleri denetleyecek kurumun başına. TERA’nın denetim raporları adeta “Dostlar alışverişte görsün” derken “Bunları nasıl denetlediniz” diyecek kurumun başındaki isim Ömer Gönül. Bir önceki başkan da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İBB döneminden çalışma arkadaşıydı. “Aman tadımız kaçmasın” diye fon krizini sorgulayan gazetecileri tutuklarken asıl sorgulaması gereken koltuklara oturttuğumuz isimler böyle. Gel de işimiz neden yolunda gitmiyor diye sor!
Bugün nerede olduğun geçmişte neler yaptığını da haber verir.