İnsanın değeri ve hukuk - Prof. Dr. Ahmet Özer
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

İnsanın değeri ve hukuk - Prof. Dr. Ahmet Özer

21.05.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:


İnsan değerli bir varlıktır deriz. Peki insanın değeri nereden kaynaklanıyor, elbette ki özelliğinden. İnsanın özelliği ise onu diğer canlardan ayıran yandır. Herkes bu yanın akıl olduğunu söyler. Ben buna itiraz ediyorum: Bizi hayvandan ayıran tek başına akıl değildir bir de “vicdan” vardır. Çünkü derece farkıyla çoğu hayvanda da akıl olduğu artık bugün bilinen bir gerçektir. Ama vicdan insana mahsustur. İnsanın vicdan sahibi bir varlık olması adalet duygusunu geliştirmiştir. Anadolu’da vicdansız insanlara “vicdanı kör” derler. Kurtuluş da o vicdanı kör etmemede saklı. Bu da bizi ister istemez hukuka götürür.

Hukuk adaleti gerektirir. Vicdan ile adalet kardeştir ve hatta iyi yasalar vicdanın yazıya dökülmüş halidir. O nedenle vicdan herkesin göğsünde taşıdığı adil bir yargıçtır, velev ki onu çürütmemiş olsun. Çünkü vicdanı körelmiş bir insan, canlılar ve hayvanlar âleminin en zalimi haline dönüşebiliyor.

İnsan aklı ve vicdanı sebebiyle “eşref-i mahlukat (varlıkların en şereflisi)” diye addedilir, ne ki yeryüzünde kendi türünü işkence ederek öldüren, katliamlar yapan tek varlık da gene insandır. İşte bundan dolayıdır ki insan topluluğunun bir arada insanca ve insanlık onuruna yaraşır bir düzeyde yaşamasının tek güvencesi adil işleyen bir hukuk düzenidir. Peki insanoğlu böyle işleyen bir hukuka ulaşabilmiş mi?

NİETZCHE'NİN ÖNGÖRÜSÜ

Friedrich Nietzsche’nin bu konuda anlamlı bir tespiti var, diyor ki: İnsanoğlu ezelden beri iki büyük sorun yaşamaktadır. Bunlardan biri eşitsizlik diğeri de anlamsızlıktır.

Yaşadığımız sorunların büyük çoğunluğunun temelinde eşitsizlik vardır; kadın- erkek eşitsizliği, zengin-fakir eşitsizliği, ezen- ezilen eşitsizliği, sömüren- sömürülen eşitsizliği gibi. Bizdeki alevi- sünni, müslümangayrimüslim, Kürt-Türk gibi öznel eşitsizlikleri de sayabiliriz. İnsan aklı adil olmak adına, zaman içinde eşitsizliği gidermek için hukuku bulmuş, anlamsızlığı giderebilmek için de sanatı. Fakat ne o hukuka tam ulaşabilmiş ne de sanat ona...

HUKUK YOKSA ZULÜM VARDIR

Hukuk bir arada yaşamanın temel çimentosudur, hukuk adamı da bunu uygulayan, inşa eden kişidir. Şöyle ki; insanlar daha güvenli bir yaşam için bir araya gelirler. Sınırları belli olan bir toprak parçasında hak ve yetkilerini kademeli olarak kendi iradeleriyle daha güzel yaşasınlar diye kendilerini temsil edecek ve yönetecek insanlara devrederler. Dış tehdide karşı, orduya dahil olmaya, içişlerdeki gereksinimlerin karşılanması için de vergi vermeye rıza gösterirler.

Lakin bu gücü eline geçirenler bunu kendi çıkarları için kullanabilir. Hatta çürüme ve yozlaşma zapt edilemez hale gelebilir. İşte insan aklının bunu önlemek için bulduğu çözüm hukuk sistemidir. Çünkü hukuk, gücü elinde bulunduranları da bağlayan kurallar silsilesidir. Hukukun işlemediği yerde ise zulüm ve diktatörlük vardır.

Çünkü adaletsiz bir kuvvet, kötü niyetli insanların elinde zalim ve zorba olabilir. Bu dengeyi sağlamak tarafsız ve “bağımsız bir yargıyla” mümkündür ve gerçek bir demokrasi ancak böyle işletilebilir. Ne yazık ki günümüzde olduğu gibi çoğu zaman gücü ele geçirenler hukukun üstünlüğü yerine üstünlerin hukukunu hâkim kılmaya çalışmaktadır. Böylece adı demokrasi de olsa sistem çürür ve yozlaşır, insanlar da böyle bir sistemde ancak korku temelinde eşit olur. Böyle bir yaşamın anlamı ise her bakımdan sönükleşir.

PANZEHİR: SANAT VE UMUT

İşte Nietzsche’nin ikinci kavramı olan anlamsızlığı gidermek için bulduğu çözüm en az bu kadar kıymetli olan sanattır. Çünkü insanı hayvandan ayıran ikinci özellik yaratma gücüne sahip olmasıdır, yaratma gücü de sanatla gelişip büyür.

Ne ki insanlar kendi türüne ve hayvanlara zulmediyor, doğayı katlediyor. Umudu kesmemek lazım. Çünkü Konfüçyüs’ün dediği gibi: “Bir insan parasını kaybederse bir şeyini kaybeder, onurunu kaybederse çok şeyini kaybetmiş olur. Ama eğer umudunu kaybedersen her şeyini yitirmiş olur.” Onun için umut hep diri kalmalı. Başta da adil işleyecek bir hukukun var olacağına ilişkin umut...

HUKUKSUZ DEVLET AYAKTA KALMAZ

Bir yandan hukukun insanlık için ne kadar gerekli olduğunu, adaletin özgürce ve kardeşçe bir arada yaşamak için ne kadar elzem olduğunu görüyoruz. Öte taraftan yerine gelmediği takdirde insanoğlunun nasıl felaketlere sürüklenebileceklerini de görüyoruz. Hukukla düzenlenmemiş bir gücün zorba bir güç olduğunu, hukuk tarafından kontrol edilemeyen bir kuvvetin felakete yol açtığını tarihsel deneyimlerden görüyoruz.

Zira eğer hukuk zulme karşı mücadelenin bilimi olmazsa kendisi bizatihi zulmün aracı haline gelir. Oysa demokrasinin temel ilkesi adalettir. Adalet zaafa uğrarsa devlet zaafa uğrar.

Bugün Silivri haksız ve hukuksuz yere içerde tutulan başta cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu olmak üzere seçilmiş siyasetçiler, belediye başkanları, aydınlar, sanatçılar, gazeteciler ve gençlerle dolu olması iç acıtıcıdır. Ama geleceğe ilişkin umudumuz büyük ve diridir. Hak hukuk ve adaletin tecelli edeceği günler ise yakındır.

Silivri

PROF. DR. AHMET ÖZER

SEÇİLMİŞ ESENYURT BELEDİYE BAŞKANI


Yazarın Son Yazıları

Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025
Su kıtlığına doğru... - İsmail Özcan

Herkesin bildiği üzere yaşadığımız dünyanın insanlar ve tüm canlılar için olmazsa olmaz iki büyük nimetinden biri hava, diğeri sudur.

Devamını Oku
27.12.2025
Devlet geleneği, demokrasi ve vicdan - Halil Sarıgöz

Dün İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52’nci yılında andık..

Devamını Oku
26.12.2025
‘Asgari’ sömürü - Aydın Öncel

Aralık ayının son günlerinde yaşanan “asgari ücret” tartışmalarında gelenek bu yıl da bozulmadı!

Devamını Oku
25.12.2025
İBB davasında yargılama süresi - Hikmet Sami Türk

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hakkındaki yolsuzluk iddianamesiyle İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 12.12.2025’te başlayan ve ilk duruşmasının 9 Mart 2026 günü yapılmasına karar verilen davada hedeflenen yargılama süresi, mahkeme tarafından en çok 12 yıl 6 ay olarak belirlendi.

Devamını Oku
24.12.2025
Menemen Devrim Şehitleri Anıtı ve Cumhuriyet -

Yunus Nadi: “Kubilay timsalini taziz için ne yapsak yerinde olacağına şüphe yoktur.

Devamını Oku
23.12.2025
Kubilay olayının anlattıkları - Osman Selim Kocahanoğlu

23 Aralık 1930 salı günü, Menemen’de insanlık tarihi- nin en hunhar cinayetlerinden bi- ri işlendi.

Devamını Oku
23.12.2025
Cumhuriyetimizin vazgeçilmez değeri - Azmi Kişnişci

“Eşitlik”, Cumhuriyetin yalnızca hukuki bir ilkesi değil; toplumsal yaşamımızın adalet duygusunu ayakta tutan temel dayanaklarından biridir.

Devamını Oku
22.12.2025
Yenilmezlikler ve dokunulmazlıklar - Cengiz Kuday

Tarih, bazen büyük savaşlarla değil; küçük, sessiz ve ilk bakışta sıradan görünen olaylarla yön değiştirir.

Devamını Oku
20.12.2025
Büyüyen eşitsizlik, yaygınlaşan yoksulluk - Sıtkı Ergüney

Ekonomide; fiyatlar genel düzeyindeki; artış “enflasyon”, gerileme “deflasyon”, duraklama ile birlikte yaşanan artış da “stagflasyon” olarak tanımlanır.

Devamını Oku
20.12.2025
Hayvancılıktaki yol ayrımı - Gülay Ertürk

Türkiye bugün hayvancılıkta çok kritik bir eşiğe geldi.

Devamını Oku
19.12.2025
Devlet ve kalkınma - Prof. Dr. Bilin Neyaptı

Bir ülkede ekonomi yönetiminin temel hedefleri verimlilik ve adil bölüşümdür.

Devamını Oku
18.12.2025
Devletçiliğe dönebilmek... - Kemal Onur

Demokratik ve laik sosyal hukuk devletimizin kurucu lideri Atatürk’ün yönetimi döneminde; ülkemizin ulusal çıkarı açısından bilimsel anlayış ve duyarlı bir bilinçle, iç ve dış sermaye şirketlerinin çıkarları için vahşi madenciliğe kesinlikle fırsat verilmemiştir!

Devamını Oku
17.12.2025
Programda işçinin adı yok - Engin Ünsal

CHP 39. Olağan Kurultayı’nda tüzük değişikliği yaptı ve iktidar programını kabul etti.

Devamını Oku
17.12.2025
Yargı öyküleri - Ziya Yergök

Yıllar önce, 5 Ocak 1982’de Çetin Altan’ın Milliyet gazetesindeki “Şeytanın gör dediği” adlı köşesinde “Eski (Mahkeme Koridorları) sütununa özlem” başlıklı yazısında yer alan, bir ceza avukatının “Oturum” adlı anı kitabından alıntılanmış ilginç bir yargı öyküsüne değinmek istiyorum.

Devamını Oku
17.12.2025