Kurtuluşa giden yol Tekalif-i Milliye
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Kurtuluşa giden yol Tekalif-i Milliye

06.04.2020 06:30
Güncellenme:
Takip Et:

AV. HÜSEYİN ÖZBEK

TBB BAŞKAN YARDIMCISI

Tekalif-i Milliye, Milli Kurtuluş Savaşı’nda, milli kurtuluşun milli liderinin çağrısıydı. Bu çağrıyı halkın itirazsız kabullenmesi ve varını yoğunu ortaya dökmesi, kutsal isyanın önderine duyduğu sonsuz güvenle ilgilidir.

Tekalif-i Milliye, Kurtuluş Savaşı’nda belli bir süre ile sınırlı olmak üzere hane bazında uygulanmış milli yükümlülüklerdir. Tekalif-i Milliyeyi doğuran koşullar, nasıl uygulandığı ve uygulamanın sonuçları yazımızın konusudur. Kütahya-Eskişehir çarpışmalarının ardından Türk birlikleri geri çekilmekte, Yunan ordusu, Milli Mücadele’nin siyasi ve askeri merkezini dağıtmak için Ankara’ya doğru ilerlemektedir. Sakarya’ya dayanan düşman, Ankara’ya el uzatsa tutacak kadar yakındır artık. Nihai zafere olan inanç sarsıntı geçirmekte, Büyük Millet Meclisi’nin Kayseri’ye naklinin dillendirildiği bir ortamda, umutsuzluk bir karabasan gibi toplumun üzerine çökmektedir. Büyük Millet Meclisi’nde ateşli tartışmalar olmaktadır. TBMM’nin 4 Ağustos 1921 tarihli oturumunda, Mustafa Kemal Paşa’nın ordunun başına geçmesi resmen ortaya atılır.

Milli yükümlülük

TBMM Başkanı Mustafa Kemal Paşa, Meclis’in istediği yetkileri kendisine vermesi halinde ordunun başına geçmeyi kabul ettiğini açıklar. 5 Ağustos 1921 tarihli oturumda 3 ay süreyle Mustafa Kemal Paşa’nın TBMM’nin yetkilerini kullanmayı da üstlenerek başkumandan olması oybirliği ile kabul edilir. Bu kararla Mustafa Kemal Paşa hem Meclis Başkanı hem de Ordu Komutanı yetkilerini üstlenmiştir. Milli Mücadelenin meşruiyet merkezi Ankara’nın ele geçirip, Kutsal İsyanı kaynağında bitirmek isteyen düşmana karşı cephedeki askeriyle cephe gerisindeki siviliyle topyekûn bir mücadeleden başka seçenek yoktu! Sakarya’ya dayanan düşmanın geri atılması için topyekûn bir “milli yükümlülük” çağrısı zorunluydu. Mustafa Kemal Paşa, TBMM’nin verdiği olağanüstü yetkiye dayanarak 10 maddelik “Tekalif-i Milliye” emri kaleme alacaktır. Tekalif-i Milliye, Mustafa Kemal’in askerisiyasi stratejik dehasının ürünüdür. Her haneden birer çift çorap ve çarık alınacak, halk kendi taşıma araçlarıyla (kağnı) ayda bir kez 100 kilometrelik mesafeye askeri malzeme taşıyacak, bedeli sonradan devletçe ödenmek üzere taşıt araçlarının ve hayvanlarının yüzde yirmisiyle kırkını, ihtiyaç duyulan malzemeleri ordu emrine verecekti. Esnaf ve zaanatkârlar belli bir süre ordu için üretim yapacaktı. Ordunun ihtiyacı olan malzemeler ve lojistik ihtiyacı bu yolla karşılanmıştır. Her haneye düşen yükümlülük ile her yurttaş Kurtuluş Savaşı’nın cephe gerisindeki aktif bir unsuru/paydaşı haline gelmiştir. Türk milleti, o yokluk ve yoksulluk yıllarında, TBMM’nin Reis Paşası ve TBMM ordularının başkomutanının milli yükümlülük çağrısına kayıtsız şartsız uymuştur. Çünkü Mustafa Kemal Paşa’ya sonsuz güven duymaktadır.

Emperyalizmden kurtuluş

Türk milletinin, kefen parasını, gömleğini, çorabını, çarığını, ambarından, ahırından ne isteniyorsa canı gönülden vermesi, kurtarıcı önderine duyduğu bu inancın sonucudur. Adı Milli Yükümlülük olsa da halk bu çağrıyı gönüllülük olarak algılamış ve kabullenmiştir. Askerini donatmış, giydirip kuşatmış, her lokmasını Mehmetlerle paylaşmış, işgalcilere karşı vuruşan evlatlarını asla aç-açık bırakmamıştır. Çünkü Türk milleti, milli yükümlülük çağrısının aslında emperyalizmden kurtuluş çağrısı olduğuna inanmıştı. İnebolu, Kastamonu, Ilgaz hattında Sakarya’daki Mehmetlere mermi, mühimmat, lojistik malzeme taşıyan kağnı konvoylarına tanıklık eden Fransız gazeteci Jean Schliklin’in satırları, sahaya yansıyan bu güvenin çok etkileyici bir tasviridir: “Bugün geçtiğim yollarda beni derinden etkileyen şey, hemen vatan hizmetine giriveren erkek ve kadınların kalabalığı oldu. Sırtlarında fişek, top mermisi, yiyecek, ilaç sandıkları taşıyan, yalnızca kadınlardan kurulu, cepheye teçhizat ve erzak götüren konvoylar gördüm. Burada işleyen müsadere değil fakat ulvi bir vatanperverlik duygusudur ve bu duygu basit ruhlarda doğduğu için o ölçüde insana heyecan veriyor.”

Sonsuz güven

Tekalif-i Milliye, Milli Kurtuluş Savaşı’nda, milli kurtuluşun milli liderinin çağrısıydı. Bu çağrıyı halkın itirazsız kabullenmesi ve varını yoğunu ortaya dökmesi, kutsal isyanın önderine duyduğu sonsuz güvenle ilgilidir. Türk milleti Mustafa Kemal’e inanmış ve güvenmişti. Bu güven ve inancın yüz yıldır hiç eksilmemiş olmasından kuşkusuz bugün için de alınması gereken sayısız dersler vardır.

Yazarın Son Yazıları

Hürmüz Boğazı: Küresel enerjinin şah damarı - Can Erenoğlu

Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin en hassas Stratejik Dar Geçidi-Chokepoint olarak bilinir.

Devamını Oku
05.03.2026
‘Çocuklara kıymayın efendiler’ - Ziya Yergök

Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre, “18 yaşına kadar her insan çocuk sayılır.

Devamını Oku
05.03.2026
Susmayanlar İçin Bir Soru: Gerçekten Nedir Bu "İç Cephe"? - Murat Emir

Türk siyasetinin diline pelesenk olan, her kriz anında can simidi gibi sarılınan sihirli bir kavram oldu “İç cephenin tahkimi.”

Devamını Oku
05.03.2026
Avrupa zor durumda - Nejat Eslen

13-15 Şubat tarihleri arasında düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı, Avrupalılar için yeni ve zorlu bir sürecin başlangıcı oldu.

Devamını Oku
04.03.2026
Köprü geliri satışı ve Osmanlı örneği - Selim Soydemir

Son zamanlarda boğaz köprülerinin ve bazı otoyolların özelleştirilmesi (işletme hakkının devri) bir kez daha gündeme getirilmiştir.

Devamını Oku
04.03.2026
Toplumlar neden korumasız kalır? - İbrahim Çakmanus

Türkiye’de demokratik siyasal ve toplumsal muhalefet Tayyip Erdoğan iktidarı tarafından yok ediliyor.

Devamını Oku
04.03.2026
3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

Devamını Oku
03.03.2026
ABD-İsrail-İran denklemi ve Türkiye - Doğu Silahçıoğlu

ABD tarafından Ortadoğu’da İran için oluşturulan İsrail destekli geniş tecrit çemberi; son saldırı ile daha da daralmıştır. Bölgede sıcak savaş ihtimali giderek artmaktadır. Türkiye’nin yakın çevresinde oluşan bu resim, onun her üç ülke ile olan ilişkilerinde özenli, dengeli ve tutarlı bir politika izlemesini gerekli kılmaktadır. Bu da ancak; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, büyük önder Atatürk’ün erken Cumhuriyet döneminde belirlediği “dış politika ilkeleri”ne bağlı kalmakla sağlanabilir.

Devamını Oku
02.03.2026
Savaş ve Türkiye’nin sessiz gücü - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Türkiye bugün iki dalganın kesişiminde duruyor: Birincisi, İran–İsrail–ABD geriliminden doğan askeri ve ekonomik sarsıntı; ikincisi, bölgesel kırılganlık arttıkça daha görünür hale gelecek olan su jeopolitiği.

Devamını Oku
02.03.2026
Kabul edilmeyen 1 Mart tezkeresi - Mustafa Özyürek

Abdullah Gül başkanlığındaki AKP hükümeti tarafından, ABD’nin Irak işgalini gerçekleştirmesini garanti altına almak için 1 Mart 2003’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirilen tezkere reddedilmişti.

Devamını Oku
01.03.2026
Yitirdiğimiz yalnızca seçim mi? - Aykurt Nuhoğlu

İnşaat Mühendisleri Odası seçimlerini yitirdik.

Devamını Oku
01.03.2026
Ulus devletin vicdan anı - Enis Tütüncü

1 Mart 2003 Tezkeresi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan sıradan bir oylama değildir.

Devamını Oku
28.02.2026
Laiklik ve dönüştürülen Türkiye - Cengiz Karahan

Milli eğitim bakanı, bütün illere gönderdiği “Maarifin Kalbinde Ramazan” genelgesiyle; anayasada yer alan laiklik ilkesine aykırı davranmıştır.

Devamını Oku
28.02.2026
1 Mart tezkeresi üzerine - Prof. Dr. Mustafa Özyurt

1 Mart 2026 pazar günü 22. dönem CHP milletvekilleri, 1 Mart 2003 gününün 23. yılını kutlamak için, Ankara’da bir araya gelecekler.

Devamını Oku
27.02.2026
Hasan Âli Yücel’in ‘arkadaşı’... - Mustafa Gazalcı

Yedi yıl, 7 ay, 7 gün Milli Eğitim Bakanlığı yapan Hasan Âli Yücel’in eğitim ve kültür yaşamımızdaki hizmetleri saymakla bitmez.

Devamını Oku
26.02.2026
Tercih değil strateji: Eğitimde süreklilik - Burcu Aybat

Anne babaların çocukları için “en iyi” okulu seçmeye çalıştığı karar süreci her zaman heyecan vericidir ancak bugün durum karmaşık.

Devamını Oku
26.02.2026
Muzaffer İlhan Erdost: Baskıya boyun eğmeden ayakta kalan aydın - Mahmut Aslan

Muzaffer İlhan Erdost'u yitirişimiz üzerinden altı yıl geçti.

Devamını Oku
25.02.2026
Alona’dan Silivri’ye; 53 yılın muhasebesi - Yavuz Saltık

Yeşil sahalarda her İstanbul takımı; adı, sanı, oynadığı seviye, lig vs. ne olursa olsun ben aynı kefede tutarım.

Devamını Oku
24.02.2026
Anlamın gölgesinde - Ferruh Tunç

Anlamsız dediğimiz şey çoğu zaman dünyaya değil, dünyayla kurduğumuz kopukluğa aittir.

Devamını Oku
24.02.2026
Eğitimdeki çöküşe ramazan perdesi! - Nazım Mutlu

Dileyenlerin 25 Temmuz 2018’de MEB Müsteşarlığı’ndan ayrılan ve 17 Ağustos 2018’den sonra yasadışı akademik unvan sıçramalarıyla nasıl profesör ve rektör olduğuna ilişkin bilgilere kolayca ulaşabileceği Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bakanlıktaki müsteşarlık yıllarından başladığı eğitimi kendi siyasal çizgilerine göre biçimlendirme çalışmalarına yeni halkalar ekliyor.

Devamını Oku
24.02.2026
Eğitimde karşıdevrim - Cihangir Dumanlı

Büyük devrimci Atatürk Cumhuriyeti eğitim, bilim ve kültür temeli üzerine kurmuştur.

Devamını Oku
23.02.2026
Kanserden korunma ve tek sağlık - Azmi Yüksel

Kanser, yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil; çevresel, toplumsal ve yönetsel boyutları olan küresel bir halk sağlığı problemidir.

Devamını Oku
21.02.2026
Ne yapmalı? - Av. Dr. Başar Yaltı

Bu sütunlarda 21.01.2026 tarihinde yayımlanan “Stratejik Akıl ve Politik Alan” adlı yazıyla; siyasal iktidarın “Yeni Türkiye Yüzyılı” adı altında bir strateji izleyerek Cumhuriyet değerlerini ve anayasal ilkeleri, en hafif deyimle aşındırarak, siyasal İslama dayalı otoriter bir düzen kurma konusunda hayli yol aldığını, buna karşın muhalefetin temel bir stratejiden yoksun, dağınık ve etkisi olmayan eylemler yaptığını belirterek, stratejik akıl ve stratejik planlama ile hareket edilmesi gerektiği önerisinde bulunmuştuk. Bu anlamda muhalefete yol gösterici, bir “stratejik akıl kurulu”na ihtiyaç olduğunu da belirtmiştik.

Devamını Oku
20.02.2026
Sağlık sistemimiz hasta! - Prof. Dr. Gazi Zorer

Sağlık alanında yaşanan sorunların giderek artmasına paralel olarak halkın tepkisi de sürekli artıyor.

Devamını Oku
20.02.2026
Sosyoekonomik yapı ve şiddet - Ayşe Atalay

Şiddet bir insanın bir başkasına ya da gruba istemediği, arzu etmediği bir davranışta bulunması için uyguladığı fiziksel olduğu kadar psikolojik, kültürel ve ekonomik boyutları da içeren bir zorlamadır.

Devamını Oku
19.02.2026
Solun büyük yol ayrımı - Kaan Eroğuz

Türkiye’de sosyalist hareketin Kemalist devrime bakışı her dönem temel ayrışmaların ve tekrarlanan tartışmaların kaynağı olagelmiştir.

Devamını Oku
19.02.2026
Okullarda eğitsel kodlar - Nusret Ertürk

Öğrencilerimizden, bizi gönendirecek haberler duymak istiyorsak, okullarda eğitsel kollara önem vermeliyiz.

Devamını Oku
19.02.2026
Tarih denen büyük yargıç - Halil Sarıgöz

Geçtiğimiz günlerde Aydın’da ve Keçiören’de yaşanan istifalar yalnızca yerel siyasetin dar gündemi değildir.

Devamını Oku
18.02.2026
Parti devletinde 'hukuk' - Erol Türk

AKP genel başkanı, başta anayasa olmak üzere tüm hukuk kurallarını askıya alan ve hukuk devleti ilkesini zedeleyen, ülkenin en tartışmalı ismi olan İstanbul cumhuriyet başsavcısını bir gece yarısı adalet bakanı olarak atadı.

Devamını Oku
18.02.2026
Türkiye ağlıyor - Gani Aşık

Vatanı için cephelerde silah ve süngülerle aslanlar gibi vuruşup kaplanlar gibi kükreyen Türkler aslında naif, ince kalpli ve tepeden tırnağa duygu yüklü insanlardır.

Devamını Oku
18.02.2026
İzmir İktisat Kongresi'nin 103. yıldönümü - Hüner Tuncer

Cumhuriyetin ilanından önce 17 Şubat 1923’te İzmir’de, “Türkiye İktisat Kongresi” toplanmıştı.

Devamını Oku
17.02.2026
Masumiyet karinesi - Suna Türkoğlu

Temelleri 1215’te Magna Carta Libertatum ile atılan, 1948’de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 11. maddesinde ”Kendisine bir suç yüklenen herkes, savunması için gerekli tüm güvencelerin tanındığı açık bir yargılama sonunda yasaya göre suçlu olduğu saptanmadıkça, suçsuz sayılır” ifadesiyle uluslararası bir metinde kendine açıkça yer bulan ve 1950’de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde, “Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır” hükmüyle de “adil yargılanma hakkı”nın en önemli parçası halini alan “masumiyet karinesi”, bugün hepimizin her alandaki koruyucu şemsiyesidir.

Devamını Oku
16.02.2026
Taliban, emperyalizm ve Afganistan - Doğan Ergenç

Taliban 2021 yılında Afganistan’da yeniden iktidara geldiğinde, kısmen “ılımlı” mesajlar vermişti.

Devamını Oku
16.02.2026
Migros depo işçileri neden direniyor? - E. Haktan Altın

22 Ocak’tan bu yana Migros depolarında DGD-SEN öncülüğünde işçiler “insanca yaşayabilmek” için direniyor.

Devamını Oku
14.02.2026
Yaşlı hakları ve emekli aylığı - Ahmet Münci Özmen

Yaşlılık hangi açıdan tanımlanırsa tanımlansın, daha önce var olanların azalmasıyla, eksilmesiyle ilgili bir durumdur.

Devamını Oku
14.02.2026
Hukuki güvenlik ile ‘açık hata’ arasında - Abdullah Dörtlemez

İdare hukukunun en kırılgan eşiklerinden biri, hukuki güvenlik ilkesi ile hukuka uygunluk talebi arasındaki gerilimde ortaya çıkar.

Devamını Oku
13.02.2026
İliç’te yaşanan çaresizlik - Duran Güldemir

“Tüm siyasi partilerden ve muhtarlardan ortak çağrı: Çöpler Altın Madeni açılsın!..”

Devamını Oku
13.02.2026
Asya üretim dengelerinde yeni dönem - Gözde Dizdar

Bangladeş’te bugün yapılacak genel seçimler, yalnızca iç siyaseti ilgilendiren bir gelişme değil; güney ve güneydoğu Asya’daki üretim ve ticaret dengeleri açısından da yakından izlenen bir sürece işaret ediyor.

Devamını Oku
12.02.2026
Şiddet sarmalındaki çocuklarımız - Mustafa Gazalcı

Şiddete uğrayan, sömürülen çocuklara geçen günlerde bir de acımasızca öldürülen çocuklar eklendi.

Devamını Oku
12.02.2026
Başkanların serüveni… - Celal Ülgen

Ülkemizde daha önce eşi görülmemiş bir belediyeler krizi yaşanıyor.

Devamını Oku
11.02.2026