Emperyalizm-boğazların kontrolü
Öztin Akgüç
Son Köşe Yazıları

Emperyalizm-boğazların kontrolü

22.04.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

NATO’ya ilişkin yeni düzenlemelerin yapılacağı, İstanbul’da deniz unsur komutanlığından söz edildiği günümüzde, emperyalizmin boğazların kontrolü konusunda plan, niyet ve emellerinin gözden kaçmaması gerekir.

Bağımsızlık savaşı sırasında Ankara Hükümeti’nin kabul etmediği, Osmanlı Devleti’nin imzaladığı Sevr Antlaşması’nda “İstanbul merkez olmak üzere İzmit, Bursa, Balıkesir, Çanakkale’yi de kapsayan boğazlar bölgesinde Türkiye’nin de katılacağı bağımsız bir yönetimin oluşması, kendine özgü bir bayrağının olması, yönetimin parasal işlerini Büyük Britanya, Fransa ve İtalya’nın üyesi bulunduğu bir komisyon tarafından yürütülmesi, Türk üyelerin ancak danışma niteliğinde olan görüşmelerde oy kullanabilmesi, devlet bütçesinden ayrı bir bütçesi olması” hükmü yer alıyordu.

Bağımsızlık, Kurtuluş Savaşı sonrası, Lozan Konferası; İngiltere, Fransa, İtalya ve Japonya’nın ortak çağrısı ile 20 Kasım 1922’de başladı. Konferansa Yunanistan, Romanya, Sırp-SlovenHırvat devleti, ABD de katıldı. Boğazlar konusundaki görüşmelere SSCB ve Bulgaristan da çağrıldı. Belçika ve Portekiz belirli görüşmelere ve hükümlere katıldılar.

Boğazlar sorunu, konferansın taraflarının farklı görüş ve niyetleri nedeniyle tartışmalı, karşıt görüşlerin olduğu konudur. İngiltere boğazlarda geçiş serbestliği isterken SSCB, Karadeniz’de kıyısı olan ülkelerin boğazlar rejimini düzenlemelerini savundu. Tartışmalar sonucu, Türkiye lehine dengeli bir çözüme ulaşıldı. Antlaşma hükümlerine göre: Barış zamanında ya da Türkiye savaşta taraf değilse savaş gemileri dışında tüm gemiler için geçiş serbestisi olacaktır. Türkiye savaşa katılmış ise düşman gemilerinin geçişi yasaklanabilecek, tarafsız gemiler ise denetlenebilecektir. Savaş gemileri için de bir sınırlama getirilmiş; Karadeniz’e geçecek donanma, Karadeniz’de kıyısı bulunan ülkelerin en güçlü filosundan daha büyük olamayacaktır. Savaş halinde Türkiye’nin tarafsızlığı durumunda savaş gemileri, boğazlardan serbestçe geçebilecektir. Lozan Antlaşması, 24 Temmuz 1923’te imzalandı. ABD’nin konferansa katılmasına, temsilci göndermesine karşın antlaşmayı imzalamadığı, onaylamadığı unutulmamalıdır.

Boğazlar konusunda nihai çözüme 20 Temmuz 1936’da, Türkiye, SSCB, Büyük Britanya, Fransa, Japonya, Yunanistan, Bulgaristan, Romanya arasında imzalanan Montreux (Montrö) Sözleşmesi’yle ulaşıldı. Sözleşme ile Türkiye’nin boğazları silahlandırabileceği, geçiş denetiminin Türkiye’ye ait olduğu kabul edilmiştir. Barışta ülke olarak geçiş serbestisi kabul edilmiş, ancak Karadeniz’de kıyısı olmayan ülkelerin en çok 20.000 tonluk (özel durumlarda 45.000 tonluk) savaş gemisi bulundurabileceği belirtilmiştir. Türkiye’nin katılmadığı bir savaşta, savaşan ülkelerin savaş gemilerinin geçişi yasaklanmıştır. Türkiye, savaşta taraf olması durumunda geçişi istediği gibi sınırlayabilecektir.

NATO deniz unsur komutanlığının kurulmasının söz edildiği günümüzde, bu tarihi olguyu anımsatmak yararlı görülmüştür. Emperyal güçlerim en ufak bir gedik bulduklarında, bu gediği genişletecekleri göz ardı edilmemelidir. Her ne kadar kumandanlığın, denetimin Türkiye’de olacağı açıklanmışsa da ne yazık ki kurumların 1980 ve özellikle de 2002 sonrası söylem-eylem tutarsızlığı, kişisel beklentilerle güvenirlikleri zedelenmiştir.

Türkiye, güvenilmez ittifaklara bağımlılık yerine, tam bağımsızlık, bağlantısızlık ideali yönünde hareket etmelidir.