Kimse vatan haini olmak istemez. Herkes vatansever olmak ister. Kurtuluş Savaşı’mız emperyalizme karşı verilmiş bir savaştı. Bu savaşta vatanseverler Mustafa Kemal’in yanında yer aldılar. Kurtuluş Savaşımız’ın karşısında olanlar ise tarihteki yerlerini vatan haini olarak aldılar.
1923’te kurulan Türkiye Cumhuriyeti üniter bir devlettir. Üniter devlet, tek ulus, tek dil, tek bayrak olan bir devlettir. Türkiye Cumhuriyeti hem de laik, demokratik, antiemperyalist bir devlettir. Türkiye Cumhuriyeti topraklarında birçok dil konuşuluyor olabilir, ama devletin resmi dili Türkçedir. Fransa’da 33 dil konuşulmaktadır. Fransa’nın resmi dili ise Fransızcadır. Bu durum Fransız anayasasının hem başlangıç bölümünde ve hem de 2. maddesinde açıkça belirtilir.
Anayasamızın 66. maddesi “Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür” demektedir. Bu anlatım hiç kuşkusuz bir üst kimlik anlatımıdır. Herkesi bağlayan ve bir arada tutan üst kimliktir. Farklı alt kimliklere sahip olabilirsiniz ama üst kimlik olan, vatandaşlığın çimentosu Türk kimliğidir.
KABUL EDİLEMEZ DAYATMA
Ayrılıkçı terör örgütü 50 bin insanımızın yaşamını yitirmesine neden olmuşken bunlar hiç yaşanmamış gibi onları aklamaya çalışmak tam bir akıl kaybıdır. DEM milletvekilleri ayrılıkçı örgütün bir terör örgütü sayılmasını istemiyorlar. TBMM’de yürütülen süreci ayrılıkçı örgütü aklama süreci olarak değerlendiriyorlar. Onlara göre ayrılıkçı örgütün varlığının ortadan kaldırılması sürecin ruhuna aykırı imiş. ABD Büyükelçisi Tom Barrack, açılım sürecini hayranlıkla izlediğini, bu sürecin Kürtleri bir araya getireceğini söylüyor. Böylece çözüm sürecinin asıl amacı açıklanmış oluyor. DEM Parti’nin düzenlediği etkinliklerde bayrak olarak çeşitli bez parçaları sergilenmiş ancak tek bir Türk bayrağı görülmemiştir. Türk bayrağına saygısı olmayanın bu topraklarda yeri olamaz. DEM milletvekilleri, onların istedikleri yasal düzenlemeler yapılmadıkça terör örgütünün silah bırakmayacağını söylüyor. Kabul edilemez bir dayatma. Bu konuda çıkarılacak yasalar önce bölücübaşının onayına sunulmalıymış. Türkiye bir savaş mı kaybetti ki bu dayatmaları kabul etsin! Emperyalizme güvenenlerin sonu uşaklıktır. 33 askerimizi kurşuna dizdiren bir teröristin kardeşi Cumhuriyetin olanakları ile buraya geldiğini unutarak TBMM’de konuşuyor. Barış derken saldırgan bir dil kullanıyor. Bu ulus yaşadıklarını unutmaz.
EĞİTİMDEN SİYASETE YOZLAŞMA
Milli eğitim bakanı okullara laikliğe aykırı genelgeler gönderiyor ve okullarımızı tarikatlara teslim ediyor. İlkokullarımızda zil olarak ilahiler çalınıyor. IŞİD andı okutuluyor. Okullarımızda İstiklal Marşı’mız Arapça okunuyor. Bu açık bir Arap hayranlığıdır. Bu eylemlerin sorumluları için hukuki işlem yapılması gerekirken laikliğe sahip çıkanlar hakkında işlem yapılıyor. Laiklik yalnızca din ile devlet işlerinin birbirlerinden ayrılması değildir, aklın özgürlüğüdür.
AKP seçim yolu ile elde edemediği belediye başkanlıklarını yargıyı kullanarak elde etmeye çalışmaktadır. CHP’nin 20 belediye başkanı kanıtlanmamış suçlamalarla tutuklanmışlardır. Bu öç alma tutkusu sürmekte, her gün yeni tutuklamalar yapılmaktadır. Kuşadası Belediye başkanı Ömer Günel geçersiz suçlamalarla İstanbul’da tutuklanmıştır. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı kanıtsız suçlamalarla tutuklanmıştır. Yargı bağımsızlığı yok edilmiştir.
Ülkemiz, demografik yapımızı yok edecek biçimde milyonlarca sığınmacıyla doldurulmuştur. Ormanlarımız maden şirketlerine peşkeş çekilmiştir. Vatanın bölünmez bütünlüğü ve tam bağımsız olmak konusunda, laik, demokratik hukuk devleti olmak konusunda tarih vatansever olanlarla olmayanları hiç kuşkusuz ayıracaktır.
AV. EROL ERTUĞRUL