Özgürleştirmeyen eğitim köleleştirir - Zafer GENÇAYDIN
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Özgürleştirmeyen eğitim köleleştirir - Zafer GENÇAYDIN

17.01.2023 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

Özgür düşünce, her tür dış baskıdan uzak, bağımsız bir beynin düşündükleridir. Düşünmek; sorgulamak, korkusuzca soru sorabilmektir. Yetişkinlerin bilincine sahip olmamakla birlikte çocuklar insanı şaşırtan sorular sorarlar.

Anlayıp kavrama ve derin düşünebilme filizlerinin tohumları niteliğindeki sorular soran çocukların, ergenlik çağına doğru doğallıklarını yitirmeye başlamaları; inançların, geleneklerin, yasaların, “mahalle baskısı”nın etkisinden kendilerini kurtaramayan “büyüklerin”, onların da kendileri gibi düşünüp davranmalarını beklemelerindendir. Oysa “doğa, akıl, duygu ve oyun varlığı” olan çocuk, yetişkinin küçültülmüşü değil, kendine özgü masalsı imgelem dünyasında doludizgin at koşturan başka bir varlıktır ve yaşamla ilgili deneyimlerinin çoğunu da beslenme kadar önemli olan oyun yoluyla kazanır. İçine gömüldüğü coşku dolu dünyasında özgürlüğünü yaşayarak kendi iç evrenini ve yaratıcı güçlerini keşfederken dış evreni de keşfetme olanağı bulur. Ancak ölümü kutsal, dünya yaşamını boş sayan dinsel eğitimin okul öncesine dek indirilmesiyle, yaşama sevincinden koparılan ve soyut cennet cehennem kavramlarıyla suçluluk ve korku dünyasına itilen çocuklar, düşünmeden inanmaya, boyun eğmeye koşullandırılmaktalar. “Her okula mescit, annemle dinimi öğreniyorum, umre turları, armağanlı cami ziyaretleri, örtünme özgürlüğü” adı altındaki girişimler, din ve ahlak bilgisi amaçlı değil, dinsel yaşam kurallarını erken yaşlarda bilinçaltına yerleştirme uygulamalarıdır. Biliyorlar ki “Çocuklar, yeni dökülmüş beton gibidir; üzerine ne düşerse iz bırakır”.

ÇOCUKLUĞUNU YAŞAMAK

“Çocuğun doğasını göz ardı ederek onu skolastik eğitime zorlamak, onu topluma zararlı kılmaktır.” Yalan dünya dedikleri gerçek yaşamla “ahiret” arasında şaşkına dönen sarsaklardan, ne bilim insanı ne düşünür ne de uygar insan çıkar! Çocukluğunu yaşamayanların uyum sağlama, paylaşma, bağımsız kişilik geliştirebilme ve istenç (irade) varlığı olarak karar verebilme; ahlak, vicdan, hak, hukuk gibi değer yargılarını tanıyabilme; sorun çözebilme gibi konularda sıkıntı yaşadıkları bilinmektedir. Özellikle 5-8 yaş çocuklarının, duygusal gelişimlerini tamamlayabilmeleri için resim, müzik, hareket (dans) yoluyla kendini gerçekleştirme ve dilsel gelişimini de kapsayan, dış etkilere en açık oldukları bu evre, sanat eğitimi yoluyla estetik duyarlık, yaratıcılık, düşünme ve ahlaksal davranış kazandırma eğitimi açısından savsaklanmaması gereken en önemli dönemdir.

FİKRİ HÜR NESİLLER

İlişkileri sezme gücü ve özgün kişilik kazandıran sanat eğitiminin önemli amaçlarından biri de özgürleştirmektir. İnsana, kendi aklıyla düşünebilme yetisi ve özgüven kazandıramayan eğitim aptallaştırır. Unutulmaması gerekense, geleceğimiz olan çocuklarımızın eğitimi, hurilerle dolu bir cennet ve günahkârlar için cehennem ateşinden oluşan bir “ahiret” inancıyla diz çöküp dua edenlerin değil, bilimin ışığıyla aydınlanmış “Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller” yetiştirmekle yükümlü eğitimcilerin işidir.

ZAFER GENÇAYDIN

Yazarın Son Yazıları

‘Dokuz İlke’ bildirisi - Yüksel Işık

Siyaset ilke ile yapılır. İlkelerin bütününü içeren anlamlı metne de manifesto denir.

Devamını Oku
08.04.2026
Kutsal ve kutsallaştırılmış değerler - Abdullah Kehale

HER toplumun kendi yapısına uygun olarak kutsal olarak kabul ettikleri değerler olduğu gibi kendilerinin kutsallaştırdığı değerler de vardır.

Devamını Oku
08.04.2026
'Zamana tutsak' - Buğra Gökce

Danimarkalı yazar Solvej Balle’nin “Hacim Hesabı Üzerine” kitabının ilk cildini okuma şansım oldu.

Devamını Oku
07.04.2026
Nereye gitti o refah kazanımları? - Bilin Neyaptı

Türkiye'nin kronik yüksek enflasyonu, 1994 kur krizi sonrası düşme eğilimine girip 2001 banka krizinin de sonrasında alınan önlemlerle nihayet 2000’lerin başından 2017 yılına kadar (2008 yılı dışında) yüzde 10’un altına çekilebilmişti.

Devamını Oku
07.04.2026
Devlet adamlarının (!) stratejik hataları

2. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya güvenlik düzeninin temel omurgasını, 29 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler (BM), 4 Nisan 1949’da kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve 14 Mayıs 1955’te kurulan Varşova Paktı oluşturuyordu.

Devamını Oku
06.04.2026
‘Savaş suçu’ ve ‘savaş etiği’ üzerine - Ziya Yergök

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı üzerine başlayan savaşın, insan kaybı, çevre felaketi ve petrol fiyatlarının yükselmesiyle küresel boyuttaki ekonomik etkileri yanında, İran’ın Minab kentindeki bir kız okulunun ABD’ye ait Tomahawk füzeleriyle vurularak 168 kız öğrencinin öldürülmesi tüm dünya genelinde büyük bir tepkiye neden oldu, “savaş etiği” ve “savaş suçu” konusu yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
04.04.2026