Paris’te Boğaz havası: İstanbul Evi - Su Erbaş
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Paris’te Boğaz havası: İstanbul Evi - Su Erbaş

24.08.2024 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Bu yıl, Türkiye’nin ilk kez olimpiyatlara katılmasının yüzüncü yılını kutluyoruz. Türkiye’nin o dönemde olimpiyatlarda yer alabilmesi, Mustafa Kemal Atatürk’ün ileri görüşlü siyasetinin bir sonucuydu. Bu sadece bir siyasi kararın ötesinde, Atatürk’ün Türkiye’nin dünya sahnesinde yer alma iradesinin bir göstergesiydi. 

Cumhuriyetin ilk yıllarında, sanat ve kültür yatırımları ile spor yatırımlarına önem verildi. Bu yatırımlar, savaşla geçen on yılın ardından, henüz yeni kurulmuş bir ülke için belki de lüks sayılabilecek kavramlar gibi görünse de kurucu kadro için bunlar, geleceği inşa etmenin temel değerleriydi.

İşte tam da bu nedenle, 2024 Paris Olimpiyatları’nda Türkiye’nin hem olimpiyat tarihini hem de kültürünü tanıtmak için bir fırsat doğdu. 7-8 Ağustos’ta Paris’te Palais Galliera’da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi işbirliğiyle İstanbul Evi açıldı. İstanbul Evi, her şeyden önce Avrupa’ya karşı Türkiye Cumhuriyeti’nin vizyonunun, köklü tarihinin, devrimlerinin, kültürünün ve entelektüel, sanatsal ve edebi zenginliğinin bir gösterisi.

Hatta, Paris’teki İstanbul Evi bana 1926’da Karadeniz Vapuru’nda düzenlenen seyyar sergiyi hatırlattı. Burada Türk ihraç ürünleri sergilenmiş, tanınmış sanatçılar ve kültür insanlarıyla birlikte Avrupa dolaşılarak Türkiye tanıtılmıştı. İşte, aynı Karadeniz Vapuru gibi, İstanbul Evi de bir dizi değerli sanatçımızın eserlerine ve olimpiyat tarihimize ait objelere ev sahipliği yaptı. 

DEĞERLERİ TANITMAK

İstanbul Evi ile Türkiye’nin olimpiyat tarihini, bu tarihin baş mimarları olan Galatasaray Liseli efsane isimler Selim Sırrı Tarcan’ı, Ali Sami Yen’i, Türkiye’nin önemli sanatçılarını ve sanat eserlerini dünya kamuoyuna tanıttı. Sergi küratörleri Bedri Baykam ve İzzeddin Çalışlar’ın yanında; Nuri Bilge Ceylan, Devrim Erbil, Ara Güler gibi isimlerin eserleri sergilendi. 

Serginin en önemli köşelerinden birini, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve onun gerçekleştirdiği devrimler oluşturdu. 

Ancak ne yazık ki 2024 yılı itibarıyla kamuoyu, İstanbul Evi projesinin ardındaki vizyonu ve amacı kavrayamadı. İstanbul Evi’nin bir israf ve lüks olarak görülmesi, 22 yıllık AKP iktidarının getirdiği ekonomik çöküş ve adaletsizliğin, Türkiye’nin hâlâ 1924’teki savaş dönemi sonrası travmasıyla eşit bir hayat standardıyla yaşamaya mahkûm bırakıldığının kanıtı gibiydi adeta. Bunun nedeni, AKP iktidarının toplumu, beklentileri düşürülmüş, idealleri ve hayalleri küçültülmüş bir topluma dönüştürmesidir. Yabancı devletleri, sürekli dışlanması gereken, “dış mihrak” yaftalamalarıyla öcüleştirilen hükümet politikaları yüzünden, uluslararası prestijin ve güven yaratmanın hem milli değerlerimizi tanıtmak hem de ekonomimizi ve sosyal değerlerimizi ayakta tutmak için ne kadar önemli olduğu topluma sistematik olarak unutturulmuştur. 

TEMSİL GÜCÜ

AKP’nin “Türkiye Yüzyılı” olarak adlandırdığı “anlayış”, şahsi ve siyasi çıkarlara odaklanmış, denetlenmeyen harcamaların normalleştiği bir sürece dönüşmüşken bu süreçte halkla bağlar zayıflamış ve halka yukarıdan bakan bir tutum sergilemektedir. İstanbul Evi ise tam tersine, halk için yapıldı, halka açıldı. Yine, Fransa’da yaşayan gençler, akademisyenler ve profesyoneller Türkiye’nin kültürel değerlerini tanıtmak için bir araya geldi. Bu da halkla kurulan güçlü bağın uluslararası arenada etkili bir temsil gücüne dönüştüğünün kanıtı oldu. 

Önümüzdeki dönemlerde, başta Almanya olmak üzere diğer Avrupa ülkelerinde bu tip organizasyonların yapılması da önemlidir. 2023 cumhurbaşkanı seçimlerinde yurtdışından gelen oylarda CHP’nin aldığı sonuçlar hiç de umut verici olmadığı gibi, bu sayıların seçim sonuçlarına ciddi oranda etki ettiği hepimizin malumudur.

Korku ve baskıların, ekonomik darboğazların gölgesinde unuttuğumuz değerlerimizi hem biz hatırladık hem de dünyaya hatırlattık. Çünkü popülist söylemlerin etkisi geçici, somut gerçeklerle kanıtlanabilen başarı ise kalıcıdır. Aynı İstanbul Evi gibi.

Yazarın Son Yazıları

Kamu hukukunun lağv edilmesi - Doğan Erkan

Ana muhalefet partisinin olağan genel kurul organında seçilen meşru yönetim ve merkez organlarının, Türkiye siyasal partiler tarihinde eşi görülmemiş bir biçimde asliye mahkemesinin istinaf hâkimleri eliyle mutlak butlan ve tedbir uygulamasıyla görevlerinden el çektirildiği, bu Kafkaesk “yargısal” kararın siyasallaşmış kolluk marifetiyle uygulandığı bir evreyi şaşırarak gözlemliyoruz.

Devamını Oku
25.06.2026
Dünya Denizciler Günü - Hakan Ercan

Uygarlık tarihi büyük ölçüde nehirlerin ve denizlerin tarihi olarak da değerlendirilebilir.

Devamını Oku
25.06.2026
Türkiye’nin engebeli yolu - Erol Ertuğrul

DEM Parti yöneticileri sözde barış süreci ile ilgili, terör örgütü üyelerinin bağışlanmaları amacıyla bir yasa çıkmasını bekliyorlar.

Devamını Oku
24.06.2026
Kimlik siyaseti mi, Cumhuriyet yurttaşlığı mı? - Utku Yapıcı

Son yıllarda popüler kimlik tasarımlarından bir haline gelen yeni Osmanlıcılık, Atatürk’ün Türk milleti tasavvuru ile aynı kategoride bir yaklaşım değil.

Devamını Oku
24.06.2026
Sekteye uğramış diyalog - Tolga Akçura

Basit görünen bir soruyla başlayalım...

Devamını Oku
24.06.2026
İran savaşı ve siyasi amaç - Nejat Eslen

En yalın tanımı ile savaş, siyasi amacı gerçekleştirmek için düşmanın savaşa devam etme iradesini kırmak, kendi irademizi kabul ettirmek amacı ile yapılan şiddet kullanma eylemidir.

Devamını Oku
23.06.2026