Türkiye, demokrasi ve hukuk devletinin krizinde - Gülseren Delibaş
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Türkiye, demokrasi ve hukuk devletinin krizinde - Gülseren Delibaş

10.07.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Türkiye; son dönemde özellikle muhalefet partilerine, sivil topluma ve özgür medyaya yönelik artan baskılarla uluslararası alanda dikkatleri üzerine çekiyor. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) kontrolündeki belediyelere yönelik operasyonlar, tutuklamalar ve yargı süreçlerindeki şeffaflık eksikliği iddiaları, ülkedeki hukuk devleti ve demokrasi anlayışının geldiği noktayı sorgulatıyor. Bu gelişmeler, yalnızca siyasi arenada değil, toplumun genelinde de derin bir endişe ve kutuplaşmaya yol açıyor.

YARGININ ARAÇSALLAŞTIRILMASI

Yakın geçmişte yaşanan birçok olay, CHP’li belediye başkanları ve çalışanlarına yönelik sistematik bir hedef gösterme politikasının yürütüldüğü iddialarını güçlendiriyor. Örneğin, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik “terör örgütleriyle iltisaklı kişiler istihdam edildiği” iddiasıyla başlatılan soruşturmalar ve buna bağlı yapılan gözaltılar, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Benzer şekilde, bazı CHP’li belediye başkanlarının “ihaleye fesat karıştırma” veya “görevi kötüye kullanma” gibi suçlamalarla tutuklanmaları, yargı süreçlerinin siyasi motivasyonlarla ilerlediği kuşkularını artırdı.

Uluslararası İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Avrupa Konseyi gibi kuruluşlar, Türkiye’deki yargı bağımsızlığına ilişkin raporlarında bu tür davaları sıkça ele alarak, muhaliflerin susturulması amacıyla yargının kullanıldığına dair endişelerini dile getirdiler.

Bu davalarda, genellikle somut ve ikna edici deliller yerine, iddialar üzerine kurulu soruşturmaların hızla tutuklamalara dönüştüğü gözlemleniyor. Yargılama süreçlerinin uzaması ve tutukluluk hallerinin devam etmesi, sanıkların savunma haklarının kısıtlandığı ve peşinen suçlu ilan edildikleri algısını pekiştiriyor. Hukuk çevreleri, anayasada güvence altına alınan masumiyet karinesi ve adil yargılanma hakkının bu tür süreçlerde göz ardı edildiğine dikkat çekiyor.

HALKIN HABER ALMA HAKKININ ENGELLENMESİ

Demokratik bir toplumun olmazsa olmazlarından biri olan medya özgürlüğü, Türkiye’de giderek daha fazla kısıtlamayla karşı karşıya. Özellikle muhalif yayın organları, yoğun bir baskı altında. Halk TV ve Sözcü TV gibi kanalların yayınlarının kesilmesi veya karartılması kararları, halkın gerçeklere ulaşmasını engellemeye yönelik ciddi adımlar olarak yorumlanıyor. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından muhalif kanallara verilen ağır para cezaları ve yayın yasakları, bu kanalların mali sürdürülebilirliğini tehdit etmekle kalmıyor, aynı zamanda eleştirel seslerin kamusal alandan tamamen silinmesi riskini de beraberinde getiriyor.

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün yıllık raporları, Türkiye’nin medya özgürlüğü sıralamasında her geçen yıl daha alt sıralara düştüğünü ortaya koyuyor. Bu raporlar, gazetecilerin keyfi tutuklanmaları, sansür uygulamaları ve medya kuruluşları üzerindeki siyasi baskıları detaylandırarak uluslararası kamuoyunu bilgilendiriyor. Halkın farklı bakış açılarına ulaşamaması, dezenformasyonun artmasına ve toplumsal kutuplaşmanın daha da derinleşmesine zemin hazırlıyor. İnternet medyası üzerindeki baskılar ve erişim engellemeleri de vatandaşların haber ve bilgiye özgürce erişimini kısıtlayan bir diğer önemli faktör.

DEMOKRASİNİN TEMELLERİNİN SARSILMASI

Mahalli idareler, demokratik sistemin işleyişinde önemli bir rol oynar. Yerel yönetimlerin halkın iradesiyle seçilmesi ve özerk bir şekilde faaliyet göstermesi, çoğulculuğun ve katılımcılığın sağlanması açısından yaşamsal öneme sahiptir. CHP’li belediyelere yönelik operasyonlar, doğrudan bu özerkliğe bir müdahale olarak algılanıyor. Bu tür müdahaleler, yerel yönetimlerin hizmet üretme kapasitesini zayıflatmakla kalmıyor, aynı zamanda halkın seçtiği temsilcilere olan güveni de sarsıyor.

Demokratik süreçlerde muhalefetin susturulması ve yerel yönetimlerin işlevsizleştirilmeye çalışılması, temsili demokrasinin temel ilkelerine aykırıdır. Bu durum, Türkiye’nin demokratik olgunluğuna ilişkin uluslararası eleştirileri artırıyor ve ülkenin Avrupa Birliği üyelik sürecini olumsuz etkiliyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları, Türkiye’deki yargı ve ifade özgürlüğü ihlallerini sıkça gündeme getirerek ülkenin uluslararası hukuka uyumunda yaşadığı sorunlara işaret ediyor.

Muhaliflere yönelik artan baskılar ve medya üzerindeki kısıtlamalar, Türkiye’de toplumsal kutuplaşmayı daha da derinleştiriyor. Farklı siyasi görüşlere sahip kesimler arasındaki diyalog kanalları kapanmakta, hoşgörü ve uzlaşı ortamı giderek zayıflamaktadır. Bu durum, ülkenin geleceği için ciddi endişeler barındırıyor. Demokratik değerlerin aşındığı, temel hak ve özgürlüklerin kısıtlandığı bir ortamda, toplumsal barış ve huzurun sürdürülebilirliği tehlikeye giriyor. Türkiye’nin bu krizden çıkabilmesi için yargı bağımsızlığının tam olarak tesis edilmesi, ifade ve medya özgürlüğünün güvence altına alınması ve demokratik kurumların güçlendirilmesi elzemdir. Aksi takdirde, ülkede yaşanan siyasi ve toplumsal gerilimlerin daha da tırmanması kaçınılmaz olacaktır. Bu süreçte uluslararası kamuoyunun ve insan hakları kuruluşlarının dikkatli takibi, Türkiye’nin demokratik standartlara dönüşü için önemli bir baskı unsuru olabilir.

Yaşanan bu gelişmeler, Türkiye’de demokrasi ve hukuk devleti ilkelerinin ne denli önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir. Yargının bağımsızlığı, ifade özgürlüğü ve medya özgürlüğü, bir demokrasinin temel taşlarıdır. Bu değerlerin erozyona uğraması, yalnızca bireylerin haklarını değil, tüm toplumun demokratik yaşam kalitesini de olumsuz yönde etkileyecektir.

Sonuç olarak CHP’li belediyelere yönelik baskınlar, tutuklamalar ve muhalif medyanın susturulması iddiaları, Türkiye’de siyasi kutuplaşmanın derinleştiğini ve temel hak ve özgürlüklerin tehdit altında olduğunu göstermektedir. Bu durumun üstesinden gelmek için hukukun üstünlüğü ilkesine sıkı sıkıya bağlı kalınması, yargı bağımsızlığının güvence altına alınması ve medya özgürlüğüne tam saygı duyulması elzemdir. Aksi takdirde, Türkiye’nin demokratik geleceği hakkında ciddi endişeler duymaya devam edilecektir.

GÜLSEREN DELİBAŞ

YAZAR

Yazarın Son Yazıları

Eşsiz bir yurtsever: Rauf Denktaş - Doç. Dr. İhsan Tayhani

Henüz 18-19 yaşlarında bir genç olarak Kıbrıs Türkünün özgürlük savaşımına omuz vermeye başlayan ve 88 yıllık yaşamının büyük bölümünü söz konusu savaşıma adayan Rauf Raif Denktaş, salt özverili bir dava adamı değil, omuzladığı savaşımı, bir devlet kurarak taçlandırmış olan çok yönlü bir liderdir.

Devamını Oku
13.01.2026
Roma yanılgısı ve İran - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Mesleğim gereği Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen birçok bilimsel toplantıya katıldım.

Devamını Oku
13.01.2026
MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026
Emperyalizm, Venezuela ve demokrasi - Doğan Ergenç

3 Ocak 2026 günü ABD, Venezuela’ya saldırdı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini kaçırıp New York’a getirdi.

Devamını Oku
12.01.2026
Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025
Su kıtlığına doğru... - İsmail Özcan

Herkesin bildiği üzere yaşadığımız dünyanın insanlar ve tüm canlılar için olmazsa olmaz iki büyük nimetinden biri hava, diğeri sudur.

Devamını Oku
27.12.2025
Devlet geleneği, demokrasi ve vicdan - Halil Sarıgöz

Dün İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52’nci yılında andık..

Devamını Oku
26.12.2025
‘Asgari’ sömürü - Aydın Öncel

Aralık ayının son günlerinde yaşanan “asgari ücret” tartışmalarında gelenek bu yıl da bozulmadı!

Devamını Oku
25.12.2025
İBB davasında yargılama süresi - Hikmet Sami Türk

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hakkındaki yolsuzluk iddianamesiyle İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 12.12.2025’te başlayan ve ilk duruşmasının 9 Mart 2026 günü yapılmasına karar verilen davada hedeflenen yargılama süresi, mahkeme tarafından en çok 12 yıl 6 ay olarak belirlendi.

Devamını Oku
24.12.2025
Menemen Devrim Şehitleri Anıtı ve Cumhuriyet -

Yunus Nadi: “Kubilay timsalini taziz için ne yapsak yerinde olacağına şüphe yoktur.

Devamını Oku
23.12.2025
Kubilay olayının anlattıkları - Osman Selim Kocahanoğlu

23 Aralık 1930 salı günü, Menemen’de insanlık tarihi- nin en hunhar cinayetlerinden bi- ri işlendi.

Devamını Oku
23.12.2025
Cumhuriyetimizin vazgeçilmez değeri - Azmi Kişnişci

“Eşitlik”, Cumhuriyetin yalnızca hukuki bir ilkesi değil; toplumsal yaşamımızın adalet duygusunu ayakta tutan temel dayanaklarından biridir.

Devamını Oku
22.12.2025
Büyüyen eşitsizlik, yaygınlaşan yoksulluk - Sıtkı Ergüney

Ekonomide; fiyatlar genel düzeyindeki; artış “enflasyon”, gerileme “deflasyon”, duraklama ile birlikte yaşanan artış da “stagflasyon” olarak tanımlanır.

Devamını Oku
20.12.2025
Yenilmezlikler ve dokunulmazlıklar - Cengiz Kuday

Tarih, bazen büyük savaşlarla değil; küçük, sessiz ve ilk bakışta sıradan görünen olaylarla yön değiştirir.

Devamını Oku
20.12.2025
Hayvancılıktaki yol ayrımı - Gülay Ertürk

Türkiye bugün hayvancılıkta çok kritik bir eşiğe geldi.

Devamını Oku
19.12.2025