Türkiye’nin ‘mukadderatı’ - AV. ABDURRAHMAN BAYRAMOĞLU
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Türkiye’nin ‘mukadderatı’ - AV. ABDURRAHMAN BAYRAMOĞLU

06.01.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Son dönemde ülkede ve yakın coğrafyamızda olup bitenlerin üstüne, bir de dostu Trump’ın ABD başkanı seçilmesi, belli ki Erdoğan’ın neo-Osmanlı kanını epeyce ısıtmış. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesine karşıtlıklarını baştan beri saklamayan, devletin kurucu iradesiyle sorunlu olan iktidardaki anlayışın en tepedeki temsilcisi diyor ki “Türkiye, Türkiye’den daha büyüktür. Ufkumuzu 782 bin kilometrekareyle sınırlandıramayız. İnsan nasıl kaderinden kurtulamazsa, Türkiye ve Türk milleti de mukadderatından kaçamaz, saklanamaz.”

Türkiye’nin gelip çatan kaçınılmaz yazgısı, Erdoğan’ın deyimiyle “Türkiye’nin mukadderatı” nedir? Aslında söylemde her şey oldukça açık bir şekilde ortaya konulmuş. Türkiye sınırlarını aşan bir “mukadderattan” söz edildiğine göre, bu sınır aşımı için Suriye, belki Irak, orta vadede muhtemelen İran topraklarına doğru bir genişlemeden söz ediliyor olsa gerek. Yoksa kıyılarımıza bitişik kayalıkları bile Yunanistan’dan sakınamazken batıya doğru bir genişleme olasılığından söz ediliyor olamaz.

BOP’TA B PLANI

Trump’ın adeta “Yürü! Kim tutar seni” biçimindeki coşturmasının altında, Ortadoğu’nun denetimini, Türkiye ve İsrail ortak gücüne ihale etme iradesi yatmaktadır. Çünkü bu bölgeyi (Ortadoğu) tek başına İsrail’le kontrol edebilmek kolay değil. O nedenle uzun yıllar sürdürülen kanlı boyun eğdirme çabalarına karşın, istikrarlı bir düzen kurulamayan Ortadoğu’da, BOP kapsamında ikinci aşamaya geçildiği veya B planının devreye alındığı anlaşılıyor.

“Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesini Cumhuriyet rejiminin korkaklığı olarak gören neo-Osmanlıcılar, Emevi Camisi’nde ön saflarda yer kapma peşindedir. Belli ki Cumhuriyetin temel taşlarının başında gelen laiklik ilkesinden sonra, 20. yüzyılın en görkemli direnişiyle kurulan Türkiye Cumhuriyeti devletinin, barışı da kendisine ilke olarak seçmesinden rahatsız olan Osmanlı heveslileri, bu fırsatı kaçırmak niyetinde değiller.

1980 askeri darbesinden beri Türkiye’yi Ortadoğu bataklığına sürüklemek için var güçleriyle mücadele edenler, nihayet bu emellerine oldukça yaklaşmış (belki de ulaşmış) görünüyorlar. Ancak bu yürüyüşün Şam’da sona ereceğini ve Türkiye için kazanım olacağını düşünenlerin büyük bir yanılgı içinde olduklarını düşünüyorum.

Çünkü bu coğrafyanın geçmiş zamanlarında kalıcı zaferler olmadığı gibi, yakın geleceğinde de olmayacaktır. Ortadoğu’nun tarihi, sürekli istikrarsızlık ve sürpriz gelişmeler tarihidir. Bu coğrafyada hiçbir gecenin, öngörülebilir, berrak bir sabahı yoktur.

TARİHTEKİ DERS

Bir an için, içteki neo-Osmanlıcıların hayallerinin gerçekleştiğini varsayalım. Bunun sonucunda elde edilecek olası kazanımlar nelerdir? Petrol, doğalgaz, toprak, nüfus, ihale, para, şan, hilafet... Peki, bunların karşılığı neyle ödenecek? Kan, can, gözyaşı, ülke bütünlüğü, barış, cumhuriyet...

Elbette tarihi nasıl okuduğunuza ve fotoğrafa nereden baktığınıza göre görüntü de değişir. Ama son kertede çocuklarımızın yaşamları pahasına yazılacak tarihi, birileri kahramanlık destanı olarak okusa da geleceğe kalacak olan gerçek tarihi bu halk yine Yemen türkülerinden okuyacaktır.

Geçen yüzyılın ilk çeyreğinde, 600 yıllık imparatorluğun tekne kazıntıları tarafından ülkemiz parça parça emperyalist saldırganların ziyafet sofralarına sunulurken Trablusgarp’tan Yemen’e, Sarıkamış’tan Çanakkale’ye, Maraş’tan Sakarya’ya, Afyon’dan İzmir’e tüm ülke topraklarında kanları oluk oluk akan, canları sıra sıra toprağa düşen yoksul halk çocuklarıyla omuz omuza çarpışan ve onların acılarının tanığı olan Cumhuriyetin kurucuları, barışı boşuna temel ilke yapmadılar elbette. Bu ilke, “Savaş zorunlu olmadıkça bir cinayettir” anlayışına dayanmaktadır. Cumhuriyetin kuruluşuyla taçlanan büyük Anadolu direnişi de bu meşruluktan doğan güçle kazanılmıştır.

“Ufkumuzu 782 bin kilometrekareyle sınırlandıramayız” cümlesiyle bir zorunlulukmuş gibi sunulan, aslında 100 yıllık Lozan hakkındaki safsataları deşifre olan ve en önemlisi Cumhuriyetin 80 yıllık birikimini hesapsızca (veya hesaplı şekilde) 20 yılda harcayan Neo-Osmanlıcıların, yoksul halkın sofrasına koyduğu yeni bir “İçi boş tatlısı”ndan başka bir şey değildir. Emperyalist odaklarla iyi geçinildiği sürece, iç kamuoyu bu masalla epey oyalanır da... Sonrası? “Reis” ömür boyu yetkiyi alsın da... Sonrası mukadderat!

AV. ABDURRAHMAN BAYRAMOĞLU

Yazarın Son Yazıları

Ne yapmalı? - Av. Dr. Başar Yaltı

Bu sütunlarda 21.01.2026 tarihinde yayımlanan “Stratejik Akıl ve Politik Alan” adlı yazıyla; siyasal iktidarın “Yeni Türkiye Yüzyılı” adı altında bir strateji izleyerek Cumhuriyet değerlerini ve anayasal ilkeleri, en hafif deyimle aşındırarak, siyasal İslama dayalı otoriter bir düzen kurma konusunda hayli yol aldığını, buna karşın muhalefetin temel bir stratejiden yoksun, dağınık ve etkisi olmayan eylemler yaptığını belirterek, stratejik akıl ve stratejik planlama ile hareket edilmesi gerektiği önerisinde bulunmuştuk. Bu anlamda muhalefete yol gösterici, bir “stratejik akıl kurulu”na ihtiyaç olduğunu da belirtmiştik.

Devamını Oku
20.02.2026
Sağlık sistemimiz hasta! - Prof. Dr. Gazi Zorer

Sağlık alanında yaşanan sorunların giderek artmasına paralel olarak halkın tepkisi de sürekli artıyor.

Devamını Oku
20.02.2026
Solun büyük yol ayrımı - Kaan Eroğuz

Türkiye’de sosyalist hareketin Kemalist devrime bakışı her dönem temel ayrışmaların ve tekrarlanan tartışmaların kaynağı olagelmiştir.

Devamını Oku
19.02.2026
Okullarda eğitsel kodlar - Nusret Ertürk

Öğrencilerimizden, bizi gönendirecek haberler duymak istiyorsak, okullarda eğitsel kollara önem vermeliyiz.

Devamını Oku
19.02.2026
Sosyoekonomik yapı ve şiddet - Ayşe Atalay

Şiddet bir insanın bir başkasına ya da gruba istemediği, arzu etmediği bir davranışta bulunması için uyguladığı fiziksel olduğu kadar psikolojik, kültürel ve ekonomik boyutları da içeren bir zorlamadır.

Devamını Oku
19.02.2026
Tarih denen büyük yargıç - Halil Sarıgöz

Geçtiğimiz günlerde Aydın’da ve Keçiören’de yaşanan istifalar yalnızca yerel siyasetin dar gündemi değildir.

Devamını Oku
18.02.2026
Parti devletinde 'hukuk' - Erol Türk

AKP genel başkanı, başta anayasa olmak üzere tüm hukuk kurallarını askıya alan ve hukuk devleti ilkesini zedeleyen, ülkenin en tartışmalı ismi olan İstanbul cumhuriyet başsavcısını bir gece yarısı adalet bakanı olarak atadı.

Devamını Oku
18.02.2026
Türkiye ağlıyor - Gani Aşık

Vatanı için cephelerde silah ve süngülerle aslanlar gibi vuruşup kaplanlar gibi kükreyen Türkler aslında naif, ince kalpli ve tepeden tırnağa duygu yüklü insanlardır.

Devamını Oku
18.02.2026
İzmir İktisat Kongresi'nin 103. yıldönümü - Hüner Tuncer

Cumhuriyetin ilanından önce 17 Şubat 1923’te İzmir’de, “Türkiye İktisat Kongresi” toplanmıştı.

Devamını Oku
17.02.2026
Masumiyet karinesi - Suna Türkoğlu

Temelleri 1215’te Magna Carta Libertatum ile atılan, 1948’de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 11. maddesinde ”Kendisine bir suç yüklenen herkes, savunması için gerekli tüm güvencelerin tanındığı açık bir yargılama sonunda yasaya göre suçlu olduğu saptanmadıkça, suçsuz sayılır” ifadesiyle uluslararası bir metinde kendine açıkça yer bulan ve 1950’de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde, “Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır” hükmüyle de “adil yargılanma hakkı”nın en önemli parçası halini alan “masumiyet karinesi”, bugün hepimizin her alandaki koruyucu şemsiyesidir.

Devamını Oku
16.02.2026
Taliban, emperyalizm ve Afganistan - Doğan Ergenç

Taliban 2021 yılında Afganistan’da yeniden iktidara geldiğinde, kısmen “ılımlı” mesajlar vermişti.

Devamını Oku
16.02.2026
Migros depo işçileri neden direniyor? - E. Haktan Altın

22 Ocak’tan bu yana Migros depolarında DGD-SEN öncülüğünde işçiler “insanca yaşayabilmek” için direniyor.

Devamını Oku
14.02.2026
Yaşlı hakları ve emekli aylığı - Ahmet Münci Özmen

Yaşlılık hangi açıdan tanımlanırsa tanımlansın, daha önce var olanların azalmasıyla, eksilmesiyle ilgili bir durumdur.

Devamını Oku
14.02.2026
Hukuki güvenlik ile ‘açık hata’ arasında - Abdullah Dörtlemez

İdare hukukunun en kırılgan eşiklerinden biri, hukuki güvenlik ilkesi ile hukuka uygunluk talebi arasındaki gerilimde ortaya çıkar.

Devamını Oku
13.02.2026
İliç’te yaşanan çaresizlik - Duran Güldemir

“Tüm siyasi partilerden ve muhtarlardan ortak çağrı: Çöpler Altın Madeni açılsın!..”

Devamını Oku
13.02.2026
Asya üretim dengelerinde yeni dönem - Gözde Dizdar

Bangladeş’te bugün yapılacak genel seçimler, yalnızca iç siyaseti ilgilendiren bir gelişme değil; güney ve güneydoğu Asya’daki üretim ve ticaret dengeleri açısından da yakından izlenen bir sürece işaret ediyor.

Devamını Oku
12.02.2026
Şiddet sarmalındaki çocuklarımız - Mustafa Gazalcı

Şiddete uğrayan, sömürülen çocuklara geçen günlerde bir de acımasızca öldürülen çocuklar eklendi.

Devamını Oku
12.02.2026
Başkanların serüveni… - Celal Ülgen

Ülkemizde daha önce eşi görülmemiş bir belediyeler krizi yaşanıyor.

Devamını Oku
11.02.2026
Kamusal aklın kurumları - Serhat Saatci

Türkiye’de kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları uzun süredir siyasal tartışmaların merkezinde yer almaktadır.

Devamını Oku
10.02.2026
Grönland iklimi - Hakan Reyhan

2015 yılından bu yana (Paris İklim Zirvesi’yle başlayan süreçte) küresel ısınma sorununun çözümü için dünya ülkeleri açısından büyük bir uyanış yaşandığı düşünülüyordu.

Devamını Oku
10.02.2026
'İktidarın kara düzeni dağılacak!'

“Reform yılı” hayırlı, uğurlu olsun. İktidarın açıkladığına göre 2026, “reform ve şahlanış” yılı olacakmış.

Devamını Oku
09.02.2026
Direnenler ve pijamasıyla oturanlar - Erdal Atıcı

Dünya tarihinde, bugün olduğu gibi adalet kılıcının kırıldığı, insan özgürlüklerinin kısıtlandığı, baskının, zulmün, haksızlığın ve hukuksuzluğun topluma egemen olduğu dönemler görülmüştür...

Devamını Oku
09.02.2026
Sorumlular ve sorumsuzlar - Erdal Celal Aksoy

6 Şubat 2023 tarihinde, saat 04.17’de Kahramanmaraş ili Pazarcık merkezli 7.7 büyüklüğünde ve Elbistan merkezli 7.6 büyüklüğünde depremler meydana gelmiştir.

Devamını Oku
07.02.2026
Deprem ve ordunun unutturulan gücü - Cumhur Utku

6 Şubat 2023’te meydana gelen 7.7 büyüklüğündeki deprem, 11 ilimizi etkileyerek resmi rakamlara göre 53 binden fazla kişinin ölümüne, 107 binden fazla kişinin yaralanmasına ve yaklaşık bir milyon evin yıkılmasına yol açtı.

Devamını Oku
06.02.2026
Deprem dersleri - İbrahim Berksoy

42 yıllık kısa ömrüne yaşama ilişkin birbirinden ilginç düşünceler sığdıran Danimarkalı felsefeci Kiergagaard’ın şu sözü hiç aklımdan çıkmaz: “Yaşamı ileri dönük yaşar, geriye dönüp anlarız.”

Devamını Oku
06.02.2026
Modern toplumun temel ilkesi: Laiklik - Arif Anıl Öztürk

Bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin en temel ortak paydalarından biri olan laikliğin anayasaya girişinin 89. yıldönümündeyiz.

Devamını Oku
05.02.2026
Kronikleşen hastalık - Kadir Serkan Selçuk

İktidarın bir süredir devam eden “sorunları çözememe hastalığı” artık kronikleşti.

Devamını Oku
05.02.2026
BALATRO - A. Celal Binzet

Doğrusu bir sözcüğün günlük dildeki anlamı dışında ne denli yoğunluk içerdiğini öğrenmek hiç de kolay olmadı.

Devamını Oku
04.02.2026
Liyakat meselesi: Mine–öz–sinir hattı - Roşan Orhan

Türkiye’de bazı sorunlar vardır; bağırmaz, çağırmaz, ilk bakışta can yakmaz.

Devamını Oku
04.02.2026
Meşruiyet üzerine - Doğan Soyaslan

Meşruiyet siyasi ve hukuki anlamlarda kullanılır.

Devamını Oku
04.02.2026
Kalınlaşan müfredat, güçsüzleşen çocuklar - Abdullah Yüksel

Eğitim sistemimizde ilginç bir denklem var: Müfredat kalınlaştıkça çocuklar inceliyor.

Devamını Oku
03.02.2026
Eczane kapısı kilitli! - Avni Kurtuldu

Türkiye’de eczane açmak, artık mesleki bir tercih değil; talih işi.

Devamını Oku
03.02.2026
Emekle yeşeren bir ağacın gölgesi - OKAY TAŞLI

Cumhuriyet bir tarih değildir yalnızca; her gün yeniden kurulan bir vicdandır.

Devamını Oku
02.02.2026
Devletler ve çıkarları üzerine - ABDULLAH KEHALE

Bugün Suriye’de Kürtler özelinde olanları daha iyi anlayabilmek için biraz geriye gitmekte ve yakın tarihte Irak’ta yaşanan olaylara bakmakta yarar var.

Devamını Oku
02.02.2026
Kuvvetler tek elde toplanırsa... - Mahmut Aslan

Muammer Aksoy’un evinin önünde katledilişinin üzerinden 36 yıl geçti.

Devamını Oku
31.01.2026
Süt sağlığımız ve geleceğimiz - Mücteba Binici

Çocukluğumda Karacabey’in Fevzi Paşa köyünde hem tarım hem de hayvancılık yapılırdı.

Devamını Oku
30.01.2026
‘Türkiyelilik’ söylemi kimleri dışarıda bırakır? - Prof. Dr. Utku Yapıcı

“Türk, Kürt, Laz, Çerkes...” On yıllardır bu sözcükleri art arda belirli bir sıraya göre saymak, çoğulcu olmanın temel gereklerinden biri olarak sunuldu.

Devamını Oku
30.01.2026
Felaket kapitalizmi kıskacında - Esen Erol

Günümüzde neoliberal düzenin bizi sarıp sarmaladığı hepimizce malum.

Devamını Oku
29.01.2026
Toplum çocuklarını neden koruyamaz? - Özkan Yıldız

Geçtiğimiz haftalarda, “yan bakma” gerekçesiyle, 15 yaşındaki bir çocuk tarafından öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan, Türkiye’de çocuklar arasında suç ve şiddetin ulaştığı ürkütücü eşiği gösteren çarpıcı bir örnek olarak kayda geçti.

Devamını Oku
29.01.2026
Suriye’de neler oluyor? - Nejat Eslen

ABD’de strateji geliştirme yöntemi öğretisinde üç ana unsurun esas alınması gerektiği ifade edilir...

Devamını Oku
28.01.2026