Bir uykusuz aydın: Uğur Mumcu
Öner Yağcı
Son Köşe Yazıları

Bir uykusuz aydın: Uğur Mumcu

20.01.2024 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

Devrimlerin savunucusu 68 kuşağının uykusuz aydını Uğur Mumcu.

Yön’de başlayan gazeteciliğini, “Bilgi sahibi olunmadan fikir sahibi olunmaz” ilkesini ülkemizin gündemine yerleştiren direniş anıtı olarak 1960’lı yıllardaki devrimci yayın organları Türk Solu, Devrim, Ant, Yön dergilerinde sürdüren değerli bir kalem.

AÜ Hukuk Fakültesi’nde asistan olarak 68 kuşağının yürekli, öfkeli, devrimci, genç konuşmacısı kürsülerde.

Merakla okudum yazdıklarını, coşkuyla dinledim o bozkır yiğidinin konuşmalarını.

12 MART’TAN 12 EYLÜL’E

Bağnazlıklara, yobazlığa, teröre karşı akılla, bilgiyle savaşımın ve “araştırmacı gazeteciliğin önder ve örnek kalemi”ydi ve 12 Mart döneminde 68’in delikanlılarıyla birlikte Mamak Askeri Cezaevi’nin tutuklularından oldu.

12 Mart sonrası Yeni Ortam gazetesinde başladığı köşe yazarlığını 1975’ten itibaren Cumhuriyet’teki “Gözlem” köşesinde sürdürdü.

Ağrı Patnos’ta yaptığı askerlikle ilgili anılarını kitaplaştırdığı Sakıncalı Piyade (1977) ertesi yıl Ankara Sanat Tiyatrosu’nda sahnelenmeye başladı. 700 kere sahnelenen oyun sırasında yüz yüze tanışma şansına kavuşmuştum ve TÖB-DER merkez yöneticisi olarak Cumhuriyet’teki odasında hazırladığı Çıkmaz Sokak adlı kitabıyla ilgili birkaç kez sohbet etmiştik.

12 EYLÜL’DEN 24 OCAK 1993’E

Araştırmacı gazeteciliğinin büyük başarısı olan 40’ların Cadı Kazanı, Gazi Paşa’ya Suikast, Papa-Mafya-Ağca, 12 Eylül, şeriatçı kalkışmaların, radikal İslamın sermaye kaynaklarını araştıran ve günümüzdeki tehlikeye yıllar öncesinde dikkat çektiği Rabıta gibi kitaplarıyla güne ışık tuttu.

Yerli ve yabancı arşivlerle Kürt sorununa ideolojik bağnazlıklardan uzaklaşarak bakmamızı sağlayan araştırmasıyla genç Cumhuriyete karşı şeriatçı kalkışmayı aydınlattı: Kürt-İslam Ayaklanması 1919-1925.

Kitapta, 1919’da İstanbul’daki Kürt örgütlenmeleriyle başlayıp Şeyh Sait Ayaklanması ve Musul sorunuyla noktalanan süreci dış destekleriyle birlikte, ayrıntılarıyla ele aldı.

Cumhuriyet’te 7 Ocak 1993’te “Kürtler sömürgeciliğe karşı bağımsızlık savaşı yapıyorlarsa ne işi var CIA ve MOSSAD’ın Kürtler arasında?... Yoksa CIA ve MOSSAD, antiemperyalist savaş veriyorlar da dünya bu savaşın farkında değil mi?” diye sordu ve ertesi gün, yakında yayımlayacağı kitabında istihbarat örgütleri ile Kürt milliyetçileri arasındaki bağlantıları açıklayacağını yazdı.

24 Ocak 1993’te Ankara Karlı Sokak’taki evinin önünde otomobiline konan bombayla katledildi, failleri bulunamadı.

24 OCAK 1993’TEN SONRA

Ülkemizdeki iki baskı döneminin, 12 Mart ve 12 Eylül’ün direngen yazarı, terörün kaynağı silah kaçakçılığının, mafyanın, şeriatın kaynağı İslami sermayenin, dış kaynaklı bölücülüğün amansız izleyicisiydi Uğur Mumcu.

Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı (um:ag), bilgiyle sanatı, sanatla insanı, insanla siyaseti, siyasetle bilgiyi buluşturan Uğur Mumcu’nun ilkelerini yaşatıyor, tüm yazdıklarını kitaplaştırıyor.

Son yıllarda onu selamlayan kitaplar çıktı: Uğur Mumcu Ölümsüzdür (Haz. Orhan Tüleylioğlu), Uğur Mumcu Kemalizm ve Sosyalizm (Taylan Özbay), Uğur Mumcu’dan Mektup Var (Ümit Aslanbay), Uğur Olsun! Bir Devrimcinin Öyküsü (Sevgi Özel), Kardeşim Uğur Mumcu (Ceyhan Mumcu), Ben Uğur Mumcu’yum (Der. Orhan Tüleylioğlu), Uğur Mumcu’yu Kim Öldürdü? (Adnan Gerger), Uğur Mumcu-Kalpaksız Kuvvayı Milliyeci (Mustafa Balbay).

Uğur Mumcu’ya, 25 Ağustos 1975 günkü “gözlem”indeki o görkemli “Sesleniş”inin son cümleleriyle merhaba:

“...Korkmadan öldük ey halkım, unutma bizi... Bir gün mezarlarımızda güller açacak ey halkım, unutma bizi... Bir gün sesimiz hepimizin kulaklarında yankılanacak ey halkım, unutma bizi... Özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz şimdi, hep birlikteyiz ey halkım unutma bizi, unutma bizi, unutma bizi...”

Yazarın Son Yazıları

Yürüyüş


Yürüyüş deyince aklıma ilk Spartaküs geliyor...

Devamını Oku
20.06.2026
Yurtseverlik sevdadır

Doğanın sunduğu zenginliklerin, insanlığın uzun uğraşlarla kazandığı değerlerin yaşadığı topraklarda da çiçeklenmesini ister yurdunu seven.

Devamını Oku
13.06.2026
Kötülük gibi umut ve cesaret de bulaşıcıdır



Emperyalist projenin, Türkiye’yi, stratejik potansiyelinin bir ulus olarak dağılma sürecine kadar kullanmak olduğu yetkili ağızlarca birçok kez söylendi.
Yaşadığımız budur.


Devamını Oku
06.06.2026
İnsana yakışan

Yaşadıklarımız; Osman Selim Kocahanoğlu’nun deyişiyle “tarihin doğurduğu adam”ın emanet ettiği Türkiye Cumhuriyeti’nin yok edilmesini de içeren haritanın gerçekleşmesi adımlarıdır.

Devamını Oku
30.05.2026
İki dost aydına armağan kitap

47 yıllık öğretmenliğine yarım yüzyıl boyunca gazete ve dergilerde yazılar; yurdun pek çok yerinde konferanslar, sunumlar, radyo ve TV programları, dergi yöneticilikleri ve sayısı 50’ye ulaşan kitap ekledi Ahmet Özer (d.1946). Ayrı Beraberlikler, Günle Dokunan, Gecenin Kanayan Yerinden, Söyle Yüzüm Tanığımsın, Aşklar Yedeğinde Ömrümüzün, Aşkın Taçyaprağı, Sözümüz Vardı, Bir Şehrin Boynundayız, Kardeş Yağmurlar, Suları Çekilen Nehir, Denizin Sesiyle, Ne Zaman Nerdeyiz ve Mordoğan (toplu şiirler) adlı şiir kitaplarına imza attı.

Devamını Oku
23.05.2026
Öğretmen yetiştirme

Profesyonel kamu görevi niteliğindeki öğretmenlik mesleğinin Fransız Devrimi’nin ürünü olduğunu söyleyen Dr. Niyazi Altunya, Türkiye’de Öğretmen Yetiştirme Deneyimi 1848-2018 (Öğretmen Dünyası) adlı yapıtının girişinde şöyle diyor: “Öğretmenlik mesleği ile öğretme sanatı aynı şey değildir.

Devamını Oku
16.05.2026