Bina değil çöp yığını, 24 yıldır konuşuyoruz, neredeyiz?
Orhan Bursalı
Son Köşe Yazıları

Bina değil çöp yığını, 24 yıldır konuşuyoruz, neredeyiz?

07.02.2023 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

TV’yi erken saatte ilk açtığımda karşıma çıkan bir çöp dağı oldu. Acının büyüğü ülkeyi kaplarken o gökdelen gibi yığılmış çöplüğün altından herhangi bir kimsenin kurtuluyor olması asla mümkün değil.

Bu çöp yığını nedir? Yıllarını depreme dayanıklı güvenilir binalar yapımına, İstanbul deprem senaryoları hazırlanmasına, yapı stokunun durumunu saptamaya hazırlamış Prof. Dr. Mustafa Erdik’e sordum yine, her zamanki gibi! Boğaziçi’nden emekli olduktan sonra şu sırada Türkiye Deprem Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi.

ÇÖP BİNALAR NE?

Diyor ki: “Bu manzara çöp yığınına dönüşmüş binaları taşıyan elemanların ve kolonların çok zayıf olduğunu gösteriyor, esneme kabiliyeti yok, dolayısıyla bir çöp yığını halinde kendi üzerine çökmüş her şeyiyle. Yassı kadayıf bile olamamış.”

Bölgede kaç bina çöp yığınına dönüşmüş sayılmalı. 3000’e yakın bina yıkıldı. Bunlar nasıl yıkıldılar, kaçı yan yattı, kaçı yassı kadayıf oldu, kaçı ağır hasarlı-orta hasarlı hasarsız. Tüm bu istatistikler tutuluyor umarım.

Erdik diyor ki: “Apartmanlar kurala göre yapılırsa böyle bir depremde 10 ağır hasarlı, 100 orta hasarlı ve 1000 de hafif hasarlı binalar olur istatistiki olarak. Ama bizde orta hasarlı bina az oluyor veya hiç olmuyor, ya yıkılıyor ya az hasarlı oluyor. Bu yıkılan binalara biz gevşek yapı diyoruz, hiç esnemiyorlar. Şüphesiz bu durum zeminden çok yapının kalitesizliği ile ilgili”.

Sanırım Adana’da 14 katlı 3 bloktan ikisi ayakta, birinin ise çöpe dönüştüğünü görüyoruz. Erdik’e yorumunu soruyorum: Burada deprem bina yapım şartnamesinin üzerinde hareket üretmiş. Binalardan birinde temel bir yanlışlık, bir hata var ve deprem bunu affetmiyor, binayı götürüyor. Binada depreme karşı dayanıklılık için birinci, ikinci üçüncü savunma hatları öngörülür. Bunlardan biri eksikse veya önemli hatalıysa, böyle bir deprem hatayı affetmez.

ESAS CAN KAYBINI ÖNLEMELİ

Bölgede hastanelerin durumuna gelince. Malatya’da 3 hastane yıkılmış. İskenderun ve Hatay’da yıkılan hastaneler var. Devlet hastanesi ve özel hastane karışık.

Depremde mutlaka ayakta kalması gereken hastaneler şüphesiz. Yeni yapılan hastanelerin devlet sismik izolasyonlu olarak yapılmasını istediği için bunlarda bir yıkım görülmüyor diyor Erdik. Soruyorum, son teknolojilere göre bina yapım maliyetini ne kadar artırır? 

Yüzde 1-10 arası diyor ve ekliyor: Bizim için önemli olan can kaybının olmaması. Binalar buna göre yapılmalı. Öyle ki vatandaş kurtulmalı, sigortadan alacağı para ile binasını tekrar yapabilmeli. Böyle bir sistem kimseye yük olmaz.

Bu deprem bu büyüklükle İstanbul’da gerçekleşse nasıl bir manzara ile karşılaşırız?

Erdik: Gaziantep’teki manzara ile karşılaşırız. İstanbul çok büyük bir metropol. Nerede depremlerin çok etkili olacağını biliyoruz, ama hangi binaları yıkacağını bilemiyoruz. Ama büyük hasar yapar. İstanbul’u etkileyecek deprem büyük hasar yapar. Tabii İstanbul’da kırılmaya aday 3 segment var. Teki mi kırılır, ikisi mi, yoksa üçü mü bilmiyoruz. İkisi veya üçü birden kırılırsa, yıkımı çok büyük olur.

HEP AYNI TERANE

1995 Kocaeli depremiyle birlikte ülkemizde önemli bir uyanış oldu. O zamandan beri depremle ve yapıyla ilgili bilimcilerimiz 24 yıla yakın uyarıyor. Deprem planlaması yapılmalı diye.

İstanbul hâlâ plansız. Bazı güçlendirmeler yapılıyor ama bekleyen felaketin boyutları çok büyük. Tabii öncelikle para lazım ama paradan önce bir ciddi planlama gerekir tüm İstanbul ve çevresi için. Bu planlamanın maliyetleri ve adım adım uygulamaya konması gerek. Erdik diyor ki, iyi yapılmış binalara yeşil deprem sertifikası verilip apartmanlara asılmalı.

Özetlersek: Ülkesini deprem gerçeğine göre planlayamamış, evlerini buna göre yapamamış, yapmasını sağlayamamış bir millet, bir ülke, bir devlet ve bir siyasal yönetim manzarasıyla karşı karşıyayız, yine ve yeniden.

Yazarın Son Yazıları

‘Yargı silahı’nı kullanmada uluslararası başarı

Özgür Özel bir konuşmasında Brezilya’da Lula’nın rakiplerince siyaseten mahkûm edildiğini ve sonraki seçimlerde yeniden başkan seçildiğini anımsattı, ayrıntıya girmedi.

Devamını Oku
29.03.2026
Hürmüz’ü İran kapatmadı! Petrol krizi dünyayı dağıttı...

Petrolün dünya ekonomisi ve ülkeler için ne kadar önemli olduğu, Hürmüz Boğazı’nı İran’ın güvenlik alanı olarak ilan etmesiyle yeniden ortaya çıktı.

Devamını Oku
26.03.2026
Mahkemelerden ellerinizi çekin...

Mahkemelerden ellerinizi çekin...

Devamını Oku
22.03.2026
Tapu meselesi ve adalet bakanı

HP başkanının 11 tapu artı kanıtlanmamış bir duyum, 2 mülk satımı ve toplamda 452 milyon liralık bir varlıkla ilgili açıklamalarını dinleyince tabii ki insanın bu kadar mal mülk iddiaları karşısında dudakları uçuklar dedim. Büyüklüğü tartışılır ama bir siyasi kıyamet kopartacak bir durumla karşı karşıya olduğumuz açık seçik.

Devamını Oku
19.03.2026
Yargıyı silah olarak kullanmanın büyük ekonomik kayıpları

Biz bunu resmen derinlemesine yaşıyoruz ama yargıyı siyasi rakiplerine karşı yok edici bir silah olarak kullanan örneğin Brezilya’da bu sonuçları görünce (*) gözlerimiz yine İBB operasyonlarının, Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarının tutuklanmasının ve CHP’ye açılan kapatma davalarının Türkiye ekonomisini nasıl vurduğunu ve halkı yoksullaştırdığını biliyoruz.

Devamını Oku
17.03.2026
‘Yargı Silahı’: Mehmet Pehlivan hücresinden yazıyor...

Dünkü yazımı tamamlayıcı olarak masumiyeti çiğnenmiş, görev alanı yüksek güvenlikli bir hücre içine hapsedilmiş İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan’ın kitabı, Tunç Soyer ile birlikte geldi.

Devamını Oku
16.03.2026