Üç dönemde yargının total siyasi durumları üzerine
Orhan Bursalı
Son Köşe Yazıları

Üç dönemde yargının total siyasi durumları üzerine

12.05.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Dünyada benzeri var mı bilemiyorum, iddianame adı altında hazırlanan ve üstelik mahkeme tarafından da kabul edilen ipe sapa gelmez casusluk suçlamalarını içeren dava için İmamoğlu kapağını bile açmadım demiş. Ne yazık ki bizler okumak zorunda kaldık.

Mahkeme bunu baştan geri çevirmeliydi. Ama yapamazdı, çünkü olağanüstü siyasi yargı koşulları hüküm sürüyor ve iddianameyi hazırlayan başsavcı ve bazı arkadaşları üstelik şimdi de Adalet Bakanlığı’nı yönetiyor.

Bakan bey, hâlâ başsavcı kimliği ile, görüşleri ile yeni koltuğunda oturuyor. Nereden biliyoruz, verdiği demeçlerden. İddianamesinin tamamen kanıtlara dayandığını söylemesinden. Nereden biliyor, yargıç mı kendileri, mahkeme yerine geçmiş karar veriyor. Beyefendi ile yasaların kanıt kabul ettikleri arasındaki uçurumu avukatlar ortaya koyuyor.

Suçlama kanıtsız olunca iş gelip yasalarda olmayana dayanıyor: Suçsuzluğunu, casus olmadığını, örgüt kurmadığını, ihaleye fesat karıştırmadığını ispat et.

OLAĞANÜSTÜ YARGI SÜREÇLERİ

Bu iktidarı tarif et deseniz (Ekonomiyi bir kenara bırakırsak: ülke kaynaklarını har vurup harman savurma, özel sektör ilişkilerine heba etme, derin yoksulluk ve her alanda görülmemiş eşitsizlikler...) ülkeyi olağanüstü yargı süreçleri ile yöneten parti derim.

Bu süreç 2007’de başlıyor, Ergenekon ile. Orduya yönelik Balyoz ve casusluk suçlama zırvalıklarıyla gelişiyor.

(İlginç, FETÖ-AKP ortaklığı ve yargısı ile İzmir’de orduya karşı yapılan suçlama bir başka bağlamda İmamoğlu, Özkan, Yanardağ (ve Gün) “casusluk örgütü” zırvalığıyla tekrarlanıyor.)

Arada sporda rüşvet de var, FETÖ’nün sporu tasarımlama hamlesi...

Tabii AKP yargıyı FETÖ’ye teslim edince bu kez yargı silahı Erdoğan ve iktidarına yöneliyor.

Yargının AKP ile FETÖ arasında el değiştirdiğini görüyoruz.

2007 VE YARGI FELAKETİ

Yargının bugün halk nezdinde adalete inanırlık açısından en altlarda değerlendirilmesi demek ki 20 yıllık bir sürecin ürünü. Siyaseti kim güdüyorsa yargıyı da yönlendiriyor.

İlginçtir, siyasetin iktidarda el değiştirmesiyle yargı alanında da büyük tasfiyelere tanıklık ediyoruz. FETÖ döneminin başsavcısı Zekeriya Öz apar topar kaçtı sonra. Şimdi hangi cehennemde kim bilir...

Diyeceksiniz ki daha önce yargı sorunlu değil miydi? Evet siyasetin eli vardı ama içinde bulunduğumuz süreçteki kadar ağır, binlerce elemanın tasfiye edildiği dönemleri hiç yaşamadık.

TOTAL DURUMLAR

Yargı üzerinde, siyasal total denetimin ilk örneğini FETÖ hediye etti bu ülkeye. Öyle ki Erdoğan’ı tutuklamaya kadar varacak adımlar attı ama büyük yolsuzlukları da ifşa etmedi değil. (Bakın Çatışmanın Anatomisi kitabım, bulabilirseniz tabii!)

İkinci örneği de bu iktidar.

İlk dönem, iki ortak, ordu ve bazı muhalif kesimleri tasfiye etmek için ortaklık kurdu.

İkinci dönem, çatışan iki iktidar ortağı arasında, yargı birbirini tasfiye amacına hizmet etti.

Bu dönem bitince üçüncü dönem başladı: İktidarın muhalefeti tasfiyesi.

***

Yazık.

Hem de ne yazık... Tarafsız ve bağımsız, anayasal ve yasal bir düzene kavuşmasının mümkün olup olamayacağı konusunda karamsar görüşler egemen.