Bu kadar büyük maaşlar ve harcamalar gidicilikleriyle ilişkili mi?
Orhan Bursalı
Son Köşe Yazıları

Bu kadar büyük maaşlar ve harcamalar gidicilikleriyle ilişkili mi?

19.07.2021 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Cumhurbaşkanı yine 2013 Gezi protestolarını-gösterilerini gündeme getirdi. Bunu bir yapsa dinler geçersin, ama iki değil, üç değil, beş değil... Her aklına düştükçe Gezi, dış düşman, komplolar üzerinde duruyor.

İktidar hayatının en önemli olayı Gezi... FETÖ’nün kendisini yıkma girişimlerinde bile kendine olan güveni sanki bu kadar sarsılmamıştı! Gezi, o zamanki Başbakan’ın psikolojisini çok bozdu. Nedeni ne diye düşündükçe, aklıma milletle ilk kez, bu kadar geniş protesto ile karşı karşıya kalışına bağlıyorum.

Fakat Gezi’yi ülke çapında büyük bir iktidarı protesto kampanyasına dönüştüren de kendisi. O dönemde hükümet üyeleri olsun, Cumhurbaşkanı Gül olsun, hemen neredeyse hepsi Gezi olayını hemen gündemden çıkarmak için girişimlerde bulunmuş, sonuçta uzlaşmayı reddederek tüm ülkeyi Gezi’ye dönüştürmüştü.

Acaba diye düşünüyorum, Gezi konusunu ikide bir gündeme getirmesi, o zaman yaşadığı psikolojik travmanın derinliğini mi gösteriyor?

YA KONTROL EDEMEZSEM?

Saray’ın korkusu, kendiliğinden halk hareketinin kontrol edemeyeceği bir noktaya gelmesi. Gezi’den sonra, anayasal gösteri, yürüyüş, protesto haklarını baskılamaya ve askıya almaya yöneldi. İfade özgürlüğüne engellemeler ve yargılamalar bin kat arttı. Emniyet vb. bin kat güçlendirildi.

Bu konuyu açmamın nedeni, iktidarı kaybetme endişesini içten içe yaşıyor olmaları, hele son zamanlarda.. Ama Gezi, iktidarı kaybetmeleri için bir sonuç üretmedi, üretemezdi zaten. AKP’nin en güçlü olduğu zamanlardı, para vardı, milletin önemli bir kesimi pek çok açıdan bugünkü gibi sefil bir duruma düşürülmemişti. 2015 ve 2018 seçimleri de AKP ve liderinden milletin hâlâ beklenti içinde olduklarını göstermişti. 2015 tekrarlanan kasım seçimleri ise sokak şiddetinin, ülke çapında terör olaylarının iktidara destekle sonuçlanmasını da kayda geçirelim.

Şimdi yeni bir döneme, seçim dönemine girdik. Kaybetme korkusunu fiilen yaşamaya başladık.

‘İKTİDARI ALIRLARSA, OLMAZ YA...’

İki - üç kez, iktidarı Millet İttifakı’nın alma olasılığını ilk kez son bir ay içinde gündeme getirdiler. İlki “İktidarı alırlarsa, olmaz ya...” diye dillendirildi. En son bizzat kendisi tarafından bu endişe, “Bunlar iktidara gelirlerse uçakları satacaklarını söylüyorlar...” olarak söze döküldü. Bugüne kadar iktidarı kaybedebilecekleri akıllarının ucundan bile geçmezdi. Lafını bile etmezlerdi. Ama yarın seçim olsa kaybetme olasılıklarının yüksek olduğunu görüyorlar.

Acaba diyorum, milleti, ekonomik krizi, yoksulluğu, işsizliği zerre umursamadan, son zamanlarda AKP’li bürokratlara, siyasilere, beş maaşa kadar çıkan para dağıtmaların, AKP siyasilerinin şirketlerin tepelerine çöktürülmelerinin, iktidarı kaybetmeden önceki ruh haliyle ilgisi olabilir mi?

Merkez Bankası başkanları dahil, kamuda görevli üst düzey yöneticilerin tümünün, görevden alınmaları halinde bile iki yıl boyunca maaşlarını almaya devam edeceklerine ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararını okuyoruz.

Cumhurbaşkanlığı örtülü ödenek harcamalarının füze gibi yükselmesini de buna katın. Belediyeler ve bakanlıklarda hızlanan, bazen bizzat kendilerine, yandaşlarına, yakınlarına, ortaklarına ihaleleri düşünün.

Özetle, ulufe dağıtır gibi yandaşların beslenmesi arttı. Bu durumun gidicilikleriyle ilişkisini kuran sadece ben miyim?

‘NASIL BİR MUHALEFET’ KONUSU?

Muhalefetin miskinliğinden, pısırıklığından tutun, iktidarın hâlâ orada olmasının tek nedeninin de muhalefetin cesaretten yoksunluğuyla yapılan açıklamalara kadar, memnuniyetsiz bir “kanaat örgütü” var. Örgütü diyorum çünkü pek çoğu birbiriyle ilgisiz olarak bu konuda fikir birliği içinde.

Burada öncelikle CHP suçlanıyor. Bu kadar ekonomik derin çöküş varken, işsizleri, esnafı vb. herhalde sokağa dökememek, gösteriler organize edememek, eleştirilerin öznesi olsa gerek. Bunlar yapılsa, a) AKP yıkılıp gidecek mi? b) İktidara oy kaybettirecek, muhalefeti yükseltecek mi? Eylem her şey midir?

CHP’nin ayrıca AKP’nin tabanını kazanma çalışmaları da “iktidarla, dinci faşizmle uzlaşma” olarak gösteriliyor. İktidarın din siyasetçiliği ve uygulamaları başka, kitleleri bu siyasetin cenderesinden kurtarma çalışmaları başka. Ayırmak gerek. Şüphesiz daha iyi muhalefet her zaman mümkün ve CHP bu konuda çok iyi değil. Taban çalışmalarına yoğunlaşmaları önemli..

KAÇ KEZ KAYBETTİ?

Bir düzeltme ihtiyacı var. Kılıçdaroğlu 11 kez seçim kaybetti, hâlâ koltuğunda oturuyor, hatta adaylığını ileri sürüyor eleştirilerine bir düzeltme yapmalı. Birincisi, bu eleştiri esas olarak iktidar ve medyasının malzemesi. Bir nefret dili de içeriyor. İkincisi, Kılıçdaroğlu genel seçimleri dikkate alırsak 2011, 2015 ve 2018 seçimlerini kaybetti.

Muhalefet mutlak kazanırdı gibi mantıkdışı sav olamaz. Merkel dört kez kazandı. Seçim kazanmanın, içinde bulunan koşullarla yakın ilişkisini kurmazsak, analiz yapamayız. Kılıçdaroğlu’nun 10 yılda niye değiştirilmediği sorusu ise bizi değil partiyi ilgilendiriyor. Yazarlar “başkan seçici” olamazlar. Partili bile değiliz!

Yazarın Son Yazıları

CHP’de bilim ve yenilik yok mu?

Herkese Bilim Teknoloji dergisinde, bilim ve teknoloji politikaları köşesinde yıllarca yurtsever yazılar yazan, şüphesiz bilim ve yenilikçilik (inovasyon) olmadan Türkiye ekonomisinin bağımlılıktan, borç almaktan, faiz ödemekten, cari açık vermekten kurtulma şansının olmadığı konusunda fikir birliği içinde olduğumuz teknoloji danışmanı Müfit Akyos bir not gönderdi, geçen ay açıklanan CHP’nin çalışma kurulları üzerine.

Devamını Oku
30.03.2026
‘Yargı silahı’nı kullanmada uluslararası başarı

Özgür Özel bir konuşmasında Brezilya’da Lula’nın rakiplerince siyaseten mahkûm edildiğini ve sonraki seçimlerde yeniden başkan seçildiğini anımsattı, ayrıntıya girmedi.

Devamını Oku
29.03.2026
Hürmüz’ü İran kapatmadı! Petrol krizi dünyayı dağıttı...

Petrolün dünya ekonomisi ve ülkeler için ne kadar önemli olduğu, Hürmüz Boğazı’nı İran’ın güvenlik alanı olarak ilan etmesiyle yeniden ortaya çıktı.

Devamını Oku
26.03.2026
Mahkemelerden ellerinizi çekin...

Mahkemelerden ellerinizi çekin...

Devamını Oku
22.03.2026
Tapu meselesi ve adalet bakanı

HP başkanının 11 tapu artı kanıtlanmamış bir duyum, 2 mülk satımı ve toplamda 452 milyon liralık bir varlıkla ilgili açıklamalarını dinleyince tabii ki insanın bu kadar mal mülk iddiaları karşısında dudakları uçuklar dedim. Büyüklüğü tartışılır ama bir siyasi kıyamet kopartacak bir durumla karşı karşıya olduğumuz açık seçik.

Devamını Oku
19.03.2026
Yargıyı silah olarak kullanmanın büyük ekonomik kayıpları

Biz bunu resmen derinlemesine yaşıyoruz ama yargıyı siyasi rakiplerine karşı yok edici bir silah olarak kullanan örneğin Brezilya’da bu sonuçları görünce (*) gözlerimiz yine İBB operasyonlarının, Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarının tutuklanmasının ve CHP’ye açılan kapatma davalarının Türkiye ekonomisini nasıl vurduğunu ve halkı yoksullaştırdığını biliyoruz.

Devamını Oku
17.03.2026