AKP İçin Darbeden Darbeye Fark Var...

18 Şubat 2017 Cumartesi

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin, (AKP) 2010’da yargıyı bütünüyle ele geçirme amacını yansıtan anayasa değişikliğinde şamatasını en çok yaptığı maddelerden biri de 1980 darbecilerinin yargılanmasına değgin olan maddeydi.
1982 Anayasası’nın kurgucuları, anayasaya 12 Eylül 1980 darbecilerine yasal güvence sağlamak amacıyla geçici 15’inci maddeyi eklemişlerdi.
Darbecilerin ülke yönetim yöntemine, özgürlükleri ve sendikal hakların tırpanlanmasına yönelik maddelerini tepe tepe kullanan AKP’nin, seçmene tuzak kurduğu maddelerden biri de buydu.

                                                  ***

Halkoylamasında “evet” çıkınca hukuksal zorlama ile de olsa, darbeci beş paşanın hayatta olan ikisine biraz ayak sürüdükten sonra geçici maddenin kaldırılması sonrasında dava açıldı.
Oysa maddenin korumaya aldıkları bu paşalarla sınırlı değildi.
Milli Güvenlik Konseyi döneminde kurulmuş olan hükümetler; Danışma Meclisi üyelerini, konseyce yetkili kılınmış; organ, merci ve görevlilerden karar alanların, tasarrufta bulunanların ve uygulayanların da korunması sona ermiş oluyordu.

                                                   ***

Yukarıda son paragrafı “onlar da yargılanmalıydılar” demek amacıyla eklemedim. Günümüzle kıyaslamak niyetiyle anımsattım.
Yandaş medya, 2010 halkoylamasının garnitürlerinden biri olan dava sürürken “paşaların rütbeleri sökülecek” manşetleri atıyordu.
Hem Evren, hem de Şahinkaya, orgeneral olarak öldüler ve devlet töreniyle toprağa verildiler.
Sanıkları kalmadığı için dava da düşme aşamasında.
AKP kendisine dokunmadığı için önemsememişti bile.

                                                     ***

Sevgili Ahmet Şık, Fethullah Gülen Cemaati’nin yasadışılığını anlatan kitap taslağı nedeniyle tutuklandığında “dokunan yanar” demişti.
Sonra devran değişti ve AKP’ye dokunanın yandığı dönem başladı. Doğal olarak (!) Ahmet yeniden tutuklandı. Bu kez FETÖ’cü yapılmıştı. Bu arada AKP de tutum değiştirdi.
12 Eylül darbecilerinin yanındaki yetkili ve görevlilere gösterdiği hoşgörüyü rafa kaldırdı.
FETÖ’cü darbe girişiminde kural gereği emirlere uymak zorunda kalmış olan Harp Okulları ve askeri lise öğrencilerini bile suçlu sayıp hapse attırdı.
OHAL’den yararlanıp hoşlanmadıklarını da aralarına katarak öğretmenleri, öğretim üyeye ve görevlilerini ömür boyu açlığa mahkûm ederek mesleklerinden attı. Sanatçıları da unutmadı.
Kestirimi Aziz Nesin ustamız “böyle gelmiş böyle gitmez” diye yapmıştı.
“Hayır” demeye hazırsınız diye biliyorum...


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları