Kürdistan takıntısı sorunu
Örsan K. Öymen
Son Köşe Yazıları

Kürdistan takıntısı sorunu

09.12.2024 04:01
Güncellenme:
Takip Et:

Dünyadaki her etnik kimliğin bir devlete sahip olması gerektiği ilkesi uygulansaydı, dünyanın mevcut sınırlarının neredeyse tamamının değiştirilmesi gerekirdi. Böyle bir uygulamanın dünyanın her yerinde iç savaşlara yol açacağı ve dünya barışına hizmet etmeyeceği açıktır. 

Dünyada, farklı dilleri konuşan binlerce etnik grup varken, yaklaşık 200 devlet vardır. Ayrıca söz konusu etnik grupların içinde, nüfusu 10 milyonu aştığı halde, bir devlet sahibi olmayan onlarca etnik grup vardır. Kürtler bu konuda dünyadaki tek etnik grup değildir. 

Sınırların olmadığı bir dünya devleti ideal olsa da, günümüzde bunun gerçekleşmesi için gerekli koşulların var olmadığı açıktır. 

Geçmişte var olan imparatorluk, beylik, kent devlet gibi düzenler de kendi içlerinde monarşi, oligarşi, feodalizm, teokrasi gibi bir dizi ilkelliği ve geri kalmışlığı barındırdıklarına göre, günümüzde var olan ulus devletlerin korunması dışında daha iyi bir seçenek bulunmamaktadır. 

Önemli olan, anayasa ve vatandaşlık bilincine dayalı bu ulus devletlerin, demokratik, laik, sosyal hukuk devleti ilkesine göre yönetilmesidir. 

Böylece, bir taraftan farklı dinlere, mezheplere, felsefi görüşlere, etnik kimliklere sahip olan insanların bir ulus devlet ve üniter yapı içinde asimilasyona uğraması önlenebilir, bir yandan da iç savaşların çıkması engellenebilir. 

***

Bu nedenlerden ötürü, Irak, Suriye, İran, Türkiye’de yaşayan Kürtlerin bağımsız bir Kürdistan devletini kurmaya çalışmak yerine, yaşadıkları ülkelerin demokratikleşmesine ve laikleşmesine katkı sunmaları gerekmektedir. 

Ancak emperyalizm bu konuda Kürtleri rahat bırakmamaktadır. Emperyalizm, etnik kimlik temelli ayrılıkçı hareketleri, çıkarlarına göre engellemektedir veya desteklemektedir. 

Örneğin Çin’deki Tibet ve Uygur ayrılıkçı hareketi, Rusya’daki Çeçen ayrılıkçı hareketi, Türkiye, İran, Irak, Suriye’deki Kürt ayrılıkçı hareketi, bu ülkeleri bölmek ve parçalamak için emperyalizm tarafından desteklenirken; İspanya’daki Katalan ve Bask ayrılıkçı hareketi, Fransa’daki Korsika ayrılıkçı hareketi, Britanya’daki İskoç ve İrlanda ayrılıkçı hareketi, Kanada’daki Quebec ayrılıkçı hareketi, emperyalizm tarafından desteklenmemektedir. 

Etnik kimlik konusu ne yazık ki emperyalizm tarafından çifte standart uygulanarak bir araç olarak kullanılmaktadır. Bu gerçek dikkate alınarak, demokratik, laik, sosyal hukuk devleti ilkesine dayalı ulus devletlere; dini, mezhebi, felsefi görüşü, etnik kimliği ne olursa olsun, tüm vatandaşların eşit sayıldığı ve ulusun, yani halkın egemenliğine dayalı devletlere sahip çıkılması, yaşamsal önem taşımaktadır. 

***

Birleşmiş Milletler tarafından Suriye’nin meşru hükümeti olarak tanınan Beşşar Esad yönetiminin, köktendinci HTŞ teröristleri tarafından devrilmesi, Suriye’nin toprak bütünlüğüne büyük bir darbe daha vurdu. 

Türkiye’nin güneyinde artık, bir taraftan İslam dini ve Sünni mezhebi temelli köktendinci bir “devlet”, bir taraftan da YPG/PYD’nin öncülüğünde, Kürt etnik kimliği temelli bir Kürdistan “devleti” kurulacaktır. 

Türkiye’nin Hatay ilinin sınırında olan İdlib’de örgütlenen HTŞ’nin, ne zaman, nasıl, kimler tarafından silahlandırıldığı zamanla ortaya çıkacaktır. 

ABD’nin de desteğiyle yıllardır Esad yönetiminin devrilmesi için mücadele eden AKP Genel Başkanı ve “Cumhurbaşkanı” Recep Tayyip Erdoğan’ın, HTŞ güçlerini destekleyen bir açıklama yapması şaşırtıcı olmadı. 

ABD destekli İsrail de onlarca yıldır Esad yönetimini hedef haline getirmişti ve Binyamin Netanyahu hükümeti aylardır Suriye’ye yönelik saldırılarını sürdürüyordu. 

Esad, Erdoğan’ın ve Netanyahu’nun ortak hedefiydi. 

Ukrayna savaşıyla zayıflayan Rusya, bu sefer Suriye yönetimine destek olamadı, Suriye’deki askeri üsleri bağlamında Ortadoğu’daki stratejik iddiasını sonlandırdı. 

Emperyalizm Suriye’deki iç savaşı ne yazık ki kazandı. 

Şimdi Türkiye’nin emperyalizme karşı direnişe geçmesinin zamanı geldi!

Yazarın Son Yazıları

Ne yapmalı?

Türkiye’de halk, AKP iktidarının kurduğu baskı rejimine karşı nasıl mücadele edileceği konusunda bir çaresizlik yaşıyor.

Devamını Oku
27.06.2026
Müfettiş Kemal

Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkileri gasp edilerek hukuka aykırı biçimde AKP tarafından CHP’nin “yönetimine” getirilen Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sözcü TV’de yaptığı açıklamalar, Kılıçdaroğlu’nun çelişkilerini ve samimiyetsizliklerini bir kere daha ortaya çıkardı.

Devamını Oku
22.06.2026
Genel manzara ve yeni parti

AKP’nin “mutlak butlan” darbesiyle işbaşına gelen CHP’nin fiili kayyumu Kemal Kılıçdaroğlu, “göreve” atanır atanmaz, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e, kararın hukuka aykırı olduğunu, Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkilerinin gasp edildiğini, Özel’in dört ayrı kurultayda farklı delegeler tarafından seçilmiş genel başkan olduğunu, bu nedenle olağanüstü kurultayı acilen toplayacağını ve kendisinin de kurultayda aday olmayacağını aktarmış olsaydı, CHP’de bugün yaşananlar yaşanmayacağı gibi, Kılıçdaroğlu’nun iyi niyetli olduğu sonucuna da varılabilirdi.

Devamını Oku
20.06.2026
Devlet ve millet

Devlet, millet için var olan bir yapıdır.

Devamını Oku
15.06.2026
CHP’deki kadro sorunu

AKP Genel Başkanı ve “Cumhurbaşkanı” Recep Tayyip Erdoğan, CHP’li belediye başkanları ve 38. olağan kurultay ile ilgili “yargı” süreçlerinin hiçbir yerinde olmadıklarını, bunların CHP’nin iç çekişmeleriyle ilgili olduğunu, yaklaşık bir yıldır, defalarca söylemektedir.

Devamını Oku
13.06.2026
Faşizm ve ahlaksızlık

Faşizm yapısı gereği ve kategorik olarak ahlaksızlıktır.

Devamını Oku
08.06.2026