Türkiye’ye kurulan kumpas
Örsan K. Öymen
Son Köşe Yazıları

Türkiye’ye kurulan kumpas

17.05.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Geçtiğimiz yılın ekim ayında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin girişimiyle ve AKP Genel Başkanı ve “Cumhurbaşkanı” Recep Tayyip Erdoğan’ın desteğiyle başlatılan sözde “Terörsüz Türkiye” girişiminin sonucunda, terör örgütü PKK, “PKK adı altındaki faaliyetlerine son verdiğini” açıkladı.

Oysa AKP ve MHP bu süreci başlatana kadar, PKK Türkiye sınırları içinde zaten aktif değildi ve büyük ölçüde bertaraf edilmişti. Zaten var olmayan bir terörün ortadan kaldırılacağını ilan etmenin, hem çelişki olduğu hem de terörü bitirmekle ilgili olmadığı baştan belliydi.

PKK’nin kendisini feshetmesi önemli bir adım olsa da, PKK’nin üst şemsiyesi olan KCK’nin ve onun altında yer alan Suriye kanadı PYD-YPG/SDG’nin feshedilmemiş olması, “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda büyük bir adımın atılmadığının kanıtıdır.

Erdoğan ve Bahçeli, PKK’nin uzantısı olan diğer örgütlerin de feshedilmesi gerektiğini açıklamış olsalar da, KCK, PKK, PYD-YPG/SDG ve Türkiye’deki Kürt milliyetçiliğini ve Kürtçülüğü temsil eden DEM, bu doğrultuda bir açıklama yapmadılar.

Böyle bir açıklama yapılmadığı gibi, PKK bildirisinde, Türkiye’nin üniter yapısının ve toprak bütünlüğünün güvencesi olan Lozan Antlaşması ve 1924 Anayasası hedef haline getirildi, ayrıca Kürtlere “soykırım uygulandığı” yalanı ve iftirası ortaya atıldı!

Ayrıca PKK bildirisinde, PKK’nin elindeki silahları Türkiye’ye teslim edeceğine dair bir ifade yer almadı, bu silahların, KCK bünyesinde olan İran, Irak ve Suriye’deki diğer terör örgütlerine aktarılıp aktarılmayacağı belirsizliğini korudu!

***

PYD-YPG/SDG, yıllardır ABD ve İsrail tarafından desteklenmektedir.

HTŞ, Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve üniter yapısını din ve mezhep üzerinden, PYD-YPG/SDG de, Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve üniter yapısını etnik kimlik üzerinden ortadan kaldırmaktadır.

HTŞ örgütü, ABD, Britanya, Avrupa Birliği, İsrail ve AKP’nin yönettiği Türkiye tarafından desteklenmektedir.

Ortadoğu’da ve kuzey Afrika’da İsrail’i tehdit eden dört ülke vardı: Irak, Suriye, Libya ve İran.

Irak, Suriye ve Libya; din, mezhep ve etnik kimlik üzerinden bölündüler ve parçalandılar. Bu ülkelerde devlet adı verilebilecek bir unsur kalmadı, bu ülkelerin üniter yapısı, toprak bütünlüğü ve ulusal egemenliği ortadan kalktı!

İran da uzun yıllardır ABD’nin ve İsrail’in hedefinde.

***

Türkiye’deki AKP hükümeti, Irak’ın, Suriye’nin ve Libya’nın bölünmesi ve parçalanması konusunda ABD, Britanya, AB ve İsrail ile yıllarca işbirliği yaptı.

Ayrıca AKP ve onun işbirlikçileri olan MHP ve DEM, Türkiye’nin de ulusal egemenliğini, toprak bütünlüğünü, üniter ve laik yapısını ortadan kaldıracak olan, din, mezhep, etnik kimlik temelli siyaset yürütüyorlar.

AKP, MHP ve DEM, “Terörsüz Türkiye” veya “çözüm süreci” adı altında yürüttükleri süreçle, bir yandan Erdoğan’ın ölene kadar ülkeyi padişah gibi yönetmesinin, üniter ve laik yapıya zarar verecek anayasa değişikliklerinin, teokratik monarşik bir düzenin yolunu açıyorlar, bir yandan da, yurtdışında ve yurtiçinde, emperyalizmin beklentilerini yerine getiriyorlar!

Teröre karşı mücadele edeceğine terörle müzakere yürüten, iktidarda kalmak için, Türkiye Cumhuriyeti devletini zaafiyet içine sokan AKP iktidarı ve onun destekçisi MHP, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisi ve tüm araştırmalara göre Türkiye’nin birinci partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu hapiste tutmaya devam ediyor!

18-19 Mart darbesinin sadece yurtiçinden değil, yurtdışından da yönlendirildiği, darbenin uluslararası bir boyutunun olduğu ve darbenin sadece Ekrem İmamoğlu’na ve CHP’ye karşı değil, Türkiye’ye karşı gerçekleştirildiği açıktır!

Yazarın Son Yazıları

NATO

NATO adlı askeri ittifak örgütü, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, 1949 yılında, Amerika Birleşik Devletleri’nin öncülüğünde, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin dünyadaki etkisini kırmak için kuruldu.

Devamını Oku
29.06.2026
Ne yapmalı?

Türkiye’de halk, AKP iktidarının kurduğu baskı rejimine karşı nasıl mücadele edileceği konusunda bir çaresizlik yaşıyor.

Devamını Oku
27.06.2026
Müfettiş Kemal

Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkileri gasp edilerek hukuka aykırı biçimde AKP tarafından CHP’nin “yönetimine” getirilen Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sözcü TV’de yaptığı açıklamalar, Kılıçdaroğlu’nun çelişkilerini ve samimiyetsizliklerini bir kere daha ortaya çıkardı.

Devamını Oku
22.06.2026
Genel manzara ve yeni parti

AKP’nin “mutlak butlan” darbesiyle işbaşına gelen CHP’nin fiili kayyumu Kemal Kılıçdaroğlu, “göreve” atanır atanmaz, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e, kararın hukuka aykırı olduğunu, Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkilerinin gasp edildiğini, Özel’in dört ayrı kurultayda farklı delegeler tarafından seçilmiş genel başkan olduğunu, bu nedenle olağanüstü kurultayı acilen toplayacağını ve kendisinin de kurultayda aday olmayacağını aktarmış olsaydı, CHP’de bugün yaşananlar yaşanmayacağı gibi, Kılıçdaroğlu’nun iyi niyetli olduğu sonucuna da varılabilirdi.

Devamını Oku
20.06.2026
Devlet ve millet

Devlet, millet için var olan bir yapıdır.

Devamını Oku
15.06.2026
CHP’deki kadro sorunu

AKP Genel Başkanı ve “Cumhurbaşkanı” Recep Tayyip Erdoğan, CHP’li belediye başkanları ve 38. olağan kurultay ile ilgili “yargı” süreçlerinin hiçbir yerinde olmadıklarını, bunların CHP’nin iç çekişmeleriyle ilgili olduğunu, yaklaşık bir yıldır, defalarca söylemektedir.

Devamını Oku
13.06.2026