Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, yılın ikinci Enflasyon Raporu’nu açıkladı. Ancak bu açıklama, bir başarı hikâyesinden ziyade ekonomi yönetiminin öngörülebilirlik karnesindeki kırıkları bir kez daha gözler önüne serdi. Karahan, yüksek belirsizlik ortamını gerekçe göstererek artık enflasyonda "tahmin aralığı" iletişimine resmen ara verildiğini ve piyasayla tek bir rakam üzerinden tahmin paylaşılacağını duyurdu. Bu itiraf, aslında hedeflerin tutturulamayacağının peşinen kabulü olarak görüldü.
Banka, enflasyon görünümüne ilişkin 2026 ve 2027 tahminlerini yukarı yönlü güncelledi. TCMB, 2026 yılı sonu enflasyon tahminini yüzde 26 olarak ilan ederken, yıl içi ara hedefini yüzde 24 olarak belirledi. Oysa daha şubat ayında yayımlanan ilk raporda bu ara hedef yüzde 16 seviyesindeydi. Sadece bununla da kalınmadı; 2027 yılı ara hedefi yüzde 9’dan yüzde 15’e, 2028 yılı ara hedefi ise yüzde 8’den yüzde 9’a yükseltildi. Böylece 2021 yılından bugüne enflasyon beklentileri tam 16'ncı kere revize edilmiş oldu.
TAHMİNLER TOPLAM 16 KEZ REVİZE EDİLDİ
Hatırlayalım; 2021 yılının başında yükselmeye başlayan enflasyon, ekonomi yönetiminin değerlendirmelerine göre 2022’de patlak veren Rusya-Ukrayna Savaşı’nın enerji piyasalarında yarattığı şokun etkisiyle ülkemizde hız kazanmıştı. Yıllık enflasyon, TÜİK verilerine göre Ekim 2022’de yüzde 85,51 ile tarihi zirvesine ulaşmıştı. Haziran 2023 sonrasında uygulamaya alınan sıkı para politikasıyla birlikte dezenflasyon sürecinin başladığı iddia edilse de 4 Mayıs 2026 tarihinde kamuoyuna duyurulan Nisan 2026 verileri, yıllık enflasyonun yüzde 32,37 seviyesinde seyrettiğini ortaya koydu. Bu veriler dezenflasyon sürecindeki yavaşlamaya ve tıkanmaya açıkça işaret etti.
TCMB tarafından yayımlanan raporlar ve Orta Vadeli Program (OVP) metinleri incelendiğinde, öngörülebilirlik tarafında tam bir ciddiyet kaybı karşımıza çıkıyor. Pandemi sonrasından günümüze kadar Merkez Bankası, yıl sonu enflasyon hedeflerini toplamda 16 kez resmi olarak yukarı yönlü revize etti. Geçmişten bugüne yapılan revizyonların dönemlere göre dağılımı ekonomi tarihimize birer ibret vesikası olarak geçecek nitelikte:
Şahap Kavcıoğlu Dönemi (2021-2023 - 10 Revizyon):
“Liralaşma” stratejisinin uygulandığı, iktisat bilimiyle bağdaşmayan bu dönemde enflasyon tahminleri, gerçekleşmelerden hızlı şekilde uzaklaştı. Yayımlanan 10 ana enflasyon raporunun tamamında tahminler yukarı yönlü revize edildi. 2022 başında yüzde 23,2 olan yıl sonu tahmini, yılın son raporunda yüzde 65,2’ye yükseldi.
Hafize Gaye Erkan Dönemi (2023 - 1 Revizyon):
Temmuz 2023’te kurumsal kredibiliteyi yeniden tesis etmeye yönelik adımlarla birlikte eski yönetimin yüzde 22,3’lük hayali 2023 yıl sonu tahmini, yüzde 58’e çıkarıldı. Bu değişim, 35,7 puanlık sert bir artışa karşılık geldi.
Fatih Karahan Dönemi (2024-2026 - 5 Revizyon):
Göreve gelmesinin ardından daha şeffaf bir iletişim yaklaşımı benimseyen Fatih Karahan da revizyon sarmalından kurtulamadı. Piyasa koşullarıyla uyumlu revizyonlar yaptığı söylense de bu dönemde 2024 tahmini yüzde 36’dan yüzde 44’e, 2025 tahmini kademeli olarak yüzde 14’ten yüzde 32’ye, 2026 tahmini ise yüzde 9’dan son raporla birlikte süreç içerisinde yüzde 26'ya yükseltildi.
OVP HEDEFLERİNDE YUKARI YÖNLÜ SAPMA
Haziran 2023 itibarıyla ekonominin dümenine geçen Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile süreci yöneten Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, enflasyonla mücadele rotasını Orta Vadeli Program (OVP) üzerinden çizmeyi umut etmişti. Ne var ki, Merkez Bankası'nın beklentilerindeki şaşmalar, OVP hedeflerinin de adeta bir yapboza dönmesine yol açtı.
İlk açıklanan 2024-2026 OVP'sinde, 2026 yılı için yüzde 8,5 gibi iddialı bir enflasyon hedefi konulmuştu. Ancak evdeki hesap çarşıya uymayınca, 2025-2027 programında bu oran mecburen yüzde 9,7’ye çekildi. Son yayımlanan 2026-2028 dönemi OVP'sinde ise tablo tamamen değişti ve 2026 hedefi, başlangıçtaki öngörünün neredeyse iki katına fırlayarak yüzde 16,0 olarak tescillendi. Yaşanan bu revizyon silsilesiyle birlikte, yıllardır beklenen "tek haneli enflasyon" rüyası resmi belgelerle bir kez daha başka bahara, yani 2027 ve 2028'e ertelenmiş oldu.
Ayrıca nisan ayından itibaren enflasyon verilerinde yeniden yukarı yönlü eğilim gözlenmesi de sürece ilişkin şüpheleri artırdı.
SON VERİLER NE ANLATIYOR?
Türkiye'de 2026 yılının ilk 4 aylık dönemi (ocak, şubat, mart, nisan) sonunda birikimli enflasyon TÜİK'e göre %14,64 olarak gerçekleşti.
Yılın sadece ilk 4 ayında %14,64'lük birikimli enflasyon ortaya çıkan bu ekonomide, benzer bir patikanın önümüzdeki 8 ay boyunca da devam etmesi durumunda, yıl sonu enflasyonunun yüzde 50'yi aşacağı hesaplanıyor.
İlk 4 ayda cepten gidenler ve birikimli seyrin vahameti bu denli ortadayken, Merkez Bankası’nın tüm yılı yüzde 26 ile kapatma hedefinin ne denli zor, hatta mevcut politikalar ve piyasa gerçekleri ışığında ne kadar imkânsız bir kulvarda olduğu açıkça görülmektedir. Ekonomi yönetimi kâğıt üzerinde hedefleri revize edip rakamlarla oynamaya devam edebilir; ancak sokağın enflasyonu, ilan edilen bu iyimser hedefleri çoktan geride bıraktı.