Ekonomide son perde (I)
Savaşkan İskefli
Son Köşe Yazıları

Ekonomide son perde (I)

24.05.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Olmaz denilenler olmaya son sürat devam ediyor. 4-5 Kasım 2023 tarihli CHP'nin 38. Olağan Kurultayı ile 21'inci Olağanüstü Kurultayı'nın iptali istemiyle açılan davada "tedbirli mutlak butlan" kararı çıktı. Peki yaklaşık 3 yıl sonra verilen 'mutlak butlan' kararına gelene kadar ekonomide neler yaşandı? Bu kararın bugün verilmesi neyin sonucuydu?

Bugün siyaset sahnesinde izlediğimiz bu eşine rastlanmayan, CHP kurmaylarının ''siyasi dizayn'' çabası olarak nitelediği bu yargı adımları, aslında boşalan bir kasanın ve duvara toslayan bir ekonomi politikasının çıkardığı gürültüyü bastırma telaşı olarak da görülebilir. Yaşananları doğru okumak için, bugünün siyasi panik halini doğuran o uzun ekonomik tükenişin hikâyesine, filmi biraz geriye sararak bakmamız gerekiyor.

ÖNCE 2002

AKP iktidara geldiğinde takvimler 2002 yılının sonlarını gösteriyordu. O günlerde devralınan ekonomide Merkez Bankası'nın politika faizi yüzde 46 seviyesindeydi. İktidarın ilk yılları, küresel piyasalarda paranın bol ve ucuz olduğu, rüzgârın gelişmekte olan ülkelerden yana estiği şanslı bir dönemdi. Bu rüzgârı arkasına alan iktidar, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir özelleştirme furyası başlattı. Fabrikalar, limanlar, enerji tesisleri, telekomünikasyon ağları... Devletin elindeki devasa üretim araçları birer birer elden çıkarıldı.

Elde edilen bu devasa ve tarihi kaynakla ne mi yapıldı? Ne yazık ki bu eşsiz fırsat; tarıma, hayvancılığa, katma değerli teknolojiye veya sanayi devrimini yakalamaya yeterli düzeyde harcanmadı. Bunun yerine ekonomi, dışarıdan alınan borçlarla ve özelleştirme gelirleriyle şişirilen bir "inşaat ve beton" sarmalına sokuldu. Ülkenin geleceği, döviz garantili "Yap-İşlet-Devret" (YİD) projeleriyle yollar, köprüler ve devasa şehir hastaneleri üzerinden onlarca yıl sonrasına ipotek edildi. Üretimin yerini gösterişin, fabrikanın yerini şantiyenin aldığı bu dönemin felsefesi ise en tepeden şu sözlerle ilan edilmişti: "İtibardan tasarruf olmaz."

Ancak taşıma suyla, daha doğrusu satılan kamu malları ve alınan dış borçla değirmenin dönmeyeceği günler yaklaşmıştı. Beton ekonomisi tıkandığında ve üretim açığı kendini göstermeye başladığında, ekonomiyi suni teneffüsle ayakta tutma evresi başladı. Sandık başarılarını sürdürmek ve tüketim illüzyonunu devam ettirmek adına iktisat biliminin temel kuralları çöpe atıldı. "Faiz sebep, enflasyon sonuç" teziyle birlikte Türkiye, enflasyonun çok altında faiz verilerek ekonominin zoraki ayakta tutulmaya çalışıldığı, tarihin en pahalı ve yıkıcı deneylerinden birine sürüklendi.

KKM CAN SİMİDİ OLDU

Bu inat uğruna kurlar patladı, enflasyon ipini kopardı. Tüketim çarkları dönsün diye uygulanan bu politikanın faturası ağırlaşınca, durumu kurtarmak için 2021 yılının sonlarında "Kur Korumalı Mevduat" (KKM) adında bir can simidine sarılındı. Sistemi bir süre daha ayakta tuttuğu sanılan bu mekanizma, aslında Merkez Bankası'nın ve Hazine'nin altını oyan bir saatli bombaydı.

Tam 44 ay süren bu devasa KKM kâbusu, enflasyonu dizginleyemediği gibi Merkez Bankası bilançolarına 2,4 trilyon liranın üzerinde tarihi bir zarar olarak kazındı. Doları tutmak için karşılıksız basılan trilyonlarca lira, enflasyon olarak sokağa, pazara, mutfağa ateş düşürdü. Ta ki Ağustos 2025'te havlu atıp bu ucube sistemden kademeli çıkış başlayana dek...

Şimdi gelelim hikâyenin koptuğu o hazin noktaya: "Faiz sebep" inadıyla, KKM maceralarıyla, "itibardan tasarruf olmaz" anlayışıyla geçen bunca yılın ardından bugün neredeyiz?

AKP'nin 2002'de iktidara geldiğinde devraldığı o meşhur yüzde 46’lık politika faizi dahi aşıldı ve kendi rekorunu kırarak Mart 2024’te yüzde 50 seviyelerine ulaştı. Yıllarca süren onca tahribatın, satılan devasa kamu mallarının, yüklenilen milyarlarca dolarlık Yap-İşlet-Devret garantilerinin ardından; Türkiye dünyanın en yüksek faiz oranına sahip ülkelerinden biri oldu.

Bu süreçte TÜİK verilerine göre enflasyon ise politika faizinin yüzde 10.25 olduğu Ekim 2021 tarihinde yüzde 19.89 seviyesinden Ekim 2022’de yüzde 85.51 değerine ulaştı.

SEÇİME KADAR BÜYÜK DÜŞÜŞ

Haziran 2023’te yüzde 38.21’e düşmüş olan enflasyon seçimlerin ardından tekrar yükselişe geçerek rekor seviyedeki yüzde 50’lik politika faizine rağmen Mayıs 2024’te bu kez yüzde 75.45 seviyesine çıktı. Ama ne de olsa artık seçim geride kalmıştı.

Bu süreçte güçlenen muhalefeti siyasi yasaklarla saf dışı bırakma çabası olarak ifade edilen 19 Mart sürecinden ‘’mutlak butlan’’a değin olan bölüm ile birlikte ekonomide yaşananları ve gelinen noktada karşımıza nelerin çıkacağını ikinci bölümde değerlendireceğim.

Yazarın Son Yazıları

Finans piyasaları gerçeği: Altında 24 Temmuz alarmı (IV)

Mevcut durumda altının üzerinde büyük bir baskı varken neden 24 Temmuz'da daha büyük bir baskı yapılabilmesine imkân tanıyacak bu karar alınıyor? Öncelikle altın fiyatlarının düşük kalmasının kimler için yarar sağladığına bakmalıyız.

Devamını Oku
30.06.2026
Finans piyasaları gerçeği: Altında 24 Temmuz alarmı (III)

Commodities Exchange (COMEX), CBOT (Chicago Ticaret Borsası) dünyanın en büyük türev ürünler piyasası olan CME Group çatısı altında faaliyet gösteren kardeş borsalar.

Devamını Oku
29.06.2026
Finans piyasaları gerçeği: Altında 24 Temmuz alarmı (II)

Teksaslı petrol milyarderleri Nelson Bunker Hunt ve William Herbert Hunt, devasa bir kredi ağı (kaldıraç) kullanarak dünya gümüş arzının neredeyse üçte birini kontrol altına almış, gümüşün onsu 6 dolardan 50 dolara kadar tırmanmıştı.

Devamını Oku
28.06.2026
Finans piyasaları gerçeği: Altında 24 Temmuz alarmı (I)

Dünyada borsa, bugün bildiğimiz o karmaşık dijital ekranlardan çok uzakta; tahta rıhtımlarda, tuzlu deniz kokusunun arasında ve bilinmeze yelken açan ticari gemilerin etrafında şekillendi.

Devamını Oku
27.06.2026
Kapanan fabrika kapıları: BYD Türkiye’den neden vazgeçti? (II)

BYD yatırımını rafa kaldıran asıl deprem, Ortadoğu'dan başlayıp Pasifik'e kadar uzanan yeni küresel çatışma dinamiğidir. ABD ve İsrail'in İran ile girdiği doğrudan sıcak çatışma süreci, dünyayı Soğuk Savaş'tan bu yana görülmemiş bir kutuplaşmanın içine itmiştir.

Devamını Oku
14.06.2026
Kapanan fabrika kapıları: BYD Türkiye’den neden vazgeçti? (I)

Türkiye ekonomisinin yapısal sorunları, cari açık sarmalı ve sanayideki yüksek teknoloji dönüşümü sancıları arasında, otomotiv sektörü her zaman en kritik göstergelerden biri olmuştur.

Devamını Oku
13.06.2026