19 MAYIS'I ANLAMAK

19 MAYIS'I ANLAMAK

17.05.2023 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal (Atatürk) Samsun’a çıkarken ülkede koşullar çok kötüydü. Ancak o umudunu hiç kaybetmedi, mücadeleden hiç vazgeçmedi. Akılcı, bilimsel, planlı, hesaplı, hazırlıklı, örgütlü ve stratejik hareket etti. Saraya/sultana veya emperyalist ülkelere değil, halka inandı, halka güvendi.

Üç gün önce 14 Mayıs seçimleri yapıldı. İlk turda cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan aday olmadı, seçim ikinci tura kaldı. Seçim gündemine kurban gitmesin, iki gün sonra 19 Mayıs: Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkıp Türk Bağımsızlık Mücadelesini örgütlemeye başlamasının 104. yılı. Aslında bu günlerde 19 Mayıs’tan, Mustafa Kemal Atatürk’ün hareket tarzından alınacak çok ders var.

GENEL DURUM VE GÖRÜNÜŞ

19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Paşa Samsun’a çıkarken ülke her bakımdan yokluk ve yoksulluk içindeydi. 1911-1918 arasında aralıksız neredeyse 7 yıldır devam eden yıkıcı savaşlar Osmanlı Devleti’ni paramparça etmişti. Bu savaş sürecinde devlet, milyonlarca insan, yüz binlerce kilometrekare toprak kaybetmişti. I. Dünya Savaşı sonunda Osmanlı Devleti’nin elinde Doğu Trakya, İstanbul ve Anadolu kalmıştı. Halkın yaklaşık yüzde 80’i köylerde yaşayıp tarımla uğraşmakta, yaklaşık yüzde 70’i salgın hastalıklarla pençeleşmekte, yaklaşık yüzde 95’i okuma-yazma bilmemekteydi. Okula gitmesi gereken çocukların yaklaşık üçte ikisi okula gidememekteydi. Halk, tarikat-cemaat kıskacındaydı. Ülkede ne yeterli fabrika, ne yeterli yol, ne yeterli okul, ne yeterli öğretmen, ne yeterli hastane, ne yeterli doktor vardı. Ülkede kültür-uygarlık kurumu yok denecek kadar azdı. Ülke her bakımdan dışa bağımlıydı. Ülkenin milli varlıkları ve temel kaynakları yabancıların elindeydi. Kadın, medeni ve siyasi haklarından yoksundu.

Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşı’nı kaybedip 30 Ekim 1918’de Mondros Ateşkes Antlaşması ile I. Dünya Savaşı’ndan çekildikten kısa süre sonra ordular dağıtıldı, silah ve cephaneye el konuldu, tüneller, tersaneler, demiryolları, limanlar İtilaf devletlerince kontrol edildi.

Mustafa Kemal’in Samsun’a çıktığı günlerde İstanbul’da bile ekmek sıkıntısı vardı. Anadolu insanı yiyecek ekmek, çayına koyacak şeker, ayağına giyecek ayakkabı bulamıyordu. Devlet, borç içindeydi. Hükümet memur maaşlarını bile ödeyemiyordu.

Kasım 1918’den itibaren İtilaf devletleri Anadolu ve civarını işgale başladı. 13 Kasım 1918’de İstanbul fiilen işgal edildi. Boğaz’a düşman donanması demirledi. Doğu Anadolu’da Ermeni Devleti, Karadeniz’de Rum Pontus Devleti, Güneydoğu Anadolu’da Kürt Devleti kurmak için hazırlık yapan ayrılıkçı etnik gruplar vardı. Bütün bunlar yetmezmiş gibi Mustafa Kemal’in Samsun’a hareket etmesinden bir gün önce, 15 Mayıs 1919’da Yunanlar İzmir’i işgal etti.

İstanbul’daki Osmanlı Saray Hükümeti (Padişah Vahdettin ve Sadrazam Damat Ferit) ve neredeyse tüm siyasi partiler İngiliz, Fransız veya ABD himayesine sığınma yanlısıydı. Padişah Vahdettin, İngilizlerin bir dediğini iki etmeyerek işgallerin önlenebileceğini, en azından tahtını/tacını koruyabileceğini düşünüyordu. Aydınların çoğu İngiliz veya Amerikan mandası istiyordu. İngiliz Muhipleri Cemiyeti, Wilson Prensipleri Cemiyeti, Teali İslam Cemiyeti gibi zararlı cemiyetler kurulmuştu. Ülkenin her yerinde yabancı konsoloslar, yüksek komiserler ve ajanlar vardı.

Buna karşın Anadolu’da sarayın/ sultanın ağzına bakmadan işgallere karşı silaha sarılan, evini, barkını, köyünü, kasabasını korumaya çalışan insanların yerel direnişiyle Kuvayı Milliye hareketi ortaya çıkmıştı. Ülkenin çeşitli yerlerinde Müdafaai Hukuk Cemiyetleri kurulmuş, yerel kongreler toplanmaya başlanmıştı. Mustafa Kemal, bu milli uyanışın ne anlama geldiğini çok erken fark etmişti.

Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarken ülkenin durumu böyleydi. Ancak o umutsuz değildi. Siyasal ve toplumsal gerçekliğin farkındaydı. Sorunları ve çözüm yollarını iyi biliyordu. Gerçekçi bir bakışla, akılcı, bilimsel bir yaklaşımla ilk hazırlıkları yapmıştı. 19 Mayıs 1919’da Samsun Tütün İskelesi’ne ayak basan Mustafa Kemal, ne yapacağını, kimlerle birlikte nasıl hareket edeceğini biliyordu.

Mustafa Kemal Paşa - 1918

İSTANBUL'DAKİ 6 AY

Mustafa Kemal, 13 Kasım 1918-16 Mayıs 1919 arasındaki 6 ay boyunca İstanbul’da kurtuluş yolları aradı. Bunun   için her kapıyı zorladı. Önce siyaset yolunu denedi. İstanbul’a gelir gelmez yeni hükümeti kuran Tevfik Paşa’nın yerine eski sadrazam Ahmet İzzet Paşa’nın hükümeti kurmasını istedi, bunun için Osmanlı Meclisi’ne giderek Tevfik Paşa Hükümeti’ne güvenoyu verilmemesi için kulis yaptı. Ancak başarılı olamadı. Bu arada vatanı kurtarmak için yetkili bir makama gelmeye çalıştı. Ancak yine olmadı. Padişah Vahdettin’le çeşitli görüşmeler yaparak onun düşüncesini anlamak istedi. Yabancı gazetecilerle, çeşitli yabancı temsilcilerle de görüşerek ağızlarını aradı, gerçek niyetlerini öğrenmeye çalıştı. Bu sürede asker-sivil pek çok kişiyle görüştü. Sonunda, “İstanbul surlarının dışına çıkarak” Anadolu’ya geçmeye karar verdi. Tanıdığı ve güvendiği Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele, Rauf Orbay, Kazım Karabekir, İsmet İnönü gibi arkadaşlarıyla Şişli’deki evinde günlerce gecelerce “gizli kurtuluş planları” yaptı.

Mustafa Kemal, 1919 baharında, Gebze-Kocaeli yolu üzerinden gizlice Anadolu’ya geçme planı yaparken, hükümet, kendisini 9. Ordu Müfettişi olarak Anadolu’ya göndermeye karar verdi.

21 Nisan 1919’da İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Calthorpe, Osmanlı Saray Hükümeti’ne bir nota vererek Karadeniz’de Rum çetelerine karşı direnen Türk kuvvetlerinin dağıtılmasını ve Doğu Anadolu’daki şûralara son verilmesini istedi. 29 Nisan 1919’da Savaş Bakanı Şakir Paşa, Mustafa Kemal’e 9. Ordu Müfettişliği’ne atandığını duyurdu. Mustafa Kemal’den istenen şey, Anadolu’ya geçip düşmana direnmesi değil, Samsun ve civarında Rum çetelerine karşı direnen Türk kuvvetlerini susturmasıydı. Ancak yetkileri henüz belli değildi.

Mustafa Kemal, Savaş Bakanlığı’ndaki tanıdık arkadaşlarını devreye sokarak ve yetki belgesini de o zaman Genelkurmay 2. Başkanı olan cephe arkadaşı Kazım İnanç Paşa’ya bizzat yazdırarak Anadolu’da -en azından belirli bir süre- kendisine geniş bir hareket alanı yaratmayı başardı. Böylece resmi bir görevle (9. Ordu Müfettişi) ve geniş yetkilerle Anadolu’ya geçti.

Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919’da geniş yetkilerle Samsun’a çıkışı “bir devlet operasyonu” falan değil, onun kendi kişisel çabasının, çalışmasının, akılcı hareket tarzının bir eseridir.

ATATÜRK'ÜN KURTULUŞ STRATEJİSİ

Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarken saraya/sultana değil, millete dayanacak; sarayı/sultanı değil, vatanı milleti kurtaracaktı. Ancak dönemin koşulları gereği belli bir süre halife/padişahı da kurtarmaktan söz edecekti. İkincisi, asıl düşmanın emperyalizm olduğunu bildiği ve antiemperyalist bir mücadele verdiği halde - halk, büyük devletleri gücendirmekten çekindiği için - önceleri büyük devletlere doğrudan cephe almayacaktı. Bu onun kurtuluş stratejisiydi. Atatürk, Nutuk’ta bu stratejiyi şöyle anlatıyor:

Millet ve ordu padişah ve halifenin hainliğinden haberli olmadığı gibi, o makama ve o makamda bulunana karşı yüz yılların kökleştirdiği din ve gelenek bağlarıyla içten bağlı ve sadık.(…)

Bir başka önemli noktayı daha söylemek gerekir. Kurtuluş yolu ararken İngiltere, Fransa ve İtalya gibi büyük devletleri gücendirmemek temel ilke gibi görülmekteydi.(…)

Öyleyse kurtuluş yolu ararken iki şey söz konusu olmayacaktı. İlkin İtilaf devletlerine karşı düşmanlık durumuna girilmeyecekti. Sonra da padişah ve halifeye canla başla bağlı ve sadık kalmak temel koşul olacaktı.”

Mustafa Kemal, önce haklı mücadelenin gerekçelerini ve yöntemini ortaya koydu. Bunun için İstanbul’da oluşturduğu “kurtuluş ekibini” Amasya’da bir araya getirip Amasya Genelgesi’ni yayımladı. “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” dedi.

Sonra Erzurum ve Sivas Kongrelerini toplayarak kurtuluş yolunu belirledi. Bu sırada dağınık haldeki Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerini Sivas Kongresi’nde Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adıyla birleştirdi. Milleti temsil etmek için bir Temsil Heyeti kurdu. Böylece kurtuluşun ilk örgütlenmesini gerçekleştirdi. Bu sırada, 7/8 Temmuz 1919’da görevden alınıncaya kadar 9. Ordu Müfettişliği yetkilerini kullanarak asker, sivil yetkililere düşmana karşı direniş telgrafları çekti. Kendi ifadesiyle ülkede “elektrik şebekesi gibi” bir direniş ağı kurdu. İrade-i Milliye ve Hâkimiyeti Milliye gibi gazetelerle, Anadolu Ajansı ile içeride ve dışarıda süratle kamuoyu oluşturmaya başladı.

Mücadeleyi kişisellikten kurtarıp millete mal etmek ve milli iradeyi egemen kılmak için Ankara’da TBMM’yi açtı. İşgale karşı askeri direniş için düzenli orduyu kurdu. İki yönlü bir kurtuluş planıyla bir taraftan ülkeyi bağımsızlığa, diğer taraftan ulusu egemenliğe kavuşturacak adımları attı. Kendi cephesini sürekli genişletip güçlendirirken düşman cephesini daraltıp zayıflattı. Bu amaçla içeride ve dışarıda ittifaklar kurdu. Her fırsatta mücadelenin haklılığına ve barışa vurgu yaptı. Diplomasiden asla vazgeçmedi. Sahte barış tekliflerini asla ciddiye almadı. Gerektiğinde geri çekildi, gerektiğinde durdu, gerekli hazırlıkları tamamlamadan asla saldırıya geçmedi. Yeri ve zamanı gelmeden gerçek düşüncelerini asla açıklamadı. Kendi ifadesiyle aşama stratejisiyle adım adım ilerledi.

Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkıp emperyalist işgale karşı Ulusal Kurtuluş Savaşı ve saraya/sultana karşı ulusal egemenlik mücadelesi yürütürken asla toplumsal gerçeklikten kopmadı, sürekli bilimsel analizler yaptı ve akıllı stratejilerle başarıya ulaştı.

Özellikle bu günlerde 19 Mayıs’ı anlamak, 19 Mayıs’ta Samsun’a çıkan Mustafa Kemal Atatürk’ten ders ve ilham almak gerekir.

Yazarın Son Yazıları

ABD emperyalizmi, Venezüella ve Türkiye

“Nihayet barışı korumak için en hızlı ve etkili tedbir, barışı bozacak herhangi bir saldırganın istediği gibi hareket edemeyeceğini kendisine fiilen gösterecek uluslararası teşkilatların kurulmasıdır.” (Atatürk, 1935)

Devamını Oku
07.01.2026
Atatürk Ankara’dan sesleniyor

“Her Halde Âlemde Hak Vardır ve Hak Kuvvetin Üstündedir”

Devamını Oku
31.12.2025
Menemen Olayı, İrtica ve Laiklik

“Bizi yanlış yol sevk eden habisler (kötülükler), bilirsiniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep şeriat sözleriyle aldatagelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz, görürsünüz ki, milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din kisvesi altındaki küfür ve melanetten gelmiştir ” (M. Kemal Atatürk, 16 Mart 1923)

Devamını Oku
24.12.2025
Lozan Antlaşması ve ABD

“Bugün Türk Delegasyonu ile imzaladığımız dostluk ve ticaret antlaşması, benim elde etmek istediğimden çok uzaktır. Bu anlaşma, Türklerden koparmak istediğimizden çok fazla imtiyazı (ayrıcalığı) bizim Türklere verdiğimizin belgesidir.”

Devamını Oku
17.12.2025
‘ABD’nin ‘Yeni Türkiye’ hayali’

Samuel Huntington, “Medeniyetler Çatışması” adlı kitabında Türkiye’nin yönünü Batı’dan Doğu’ya çevirerek İslam dünyasının lideri olmasını öneriyor, bunun için de “Atatürk’ün (laik Cumhuriyet) mirasının reddedilmesi” gerektiğini belirtiyordu.

Devamını Oku
10.12.2025
Atatürk’ün ders kitabında ‘Demokrasi ve Kadın Hakları’

“Özetle kadın, seçmek ve seçilmek hakkını elde etmelidir...

Devamını Oku
03.12.2025
Millet Mektepleri

“Türk harflerinin bütün vatandaşlara kapılarının önünde ve işlerinin başında öğretilebilmesi için daha bu sene içinde Millet Mektepleri teşkilatı yapacağız.

Devamını Oku
26.11.2025
Vahdettin nasıl kaçtı?

“17 Kasım 1922 günlü resmi bir telgrafın ilk cümlesi şu idi: ‘Vahdettin Efendi bu gece saraydan kaçmıştır.’

Devamını Oku
19.11.2025
Türkiye'de Opera ve Vals

“Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” (M. Kemal Atatürk)

Devamını Oku
05.11.2025
Cumhuriyetimiz

Dile kolay, ilan edildiğinde bazı İngiliz yetkililerin sadece iki yıl ömür biçtikleri Türkiye Cumhuriyeti 102 yaşında...

Devamını Oku
29.10.2025
Cumhuriyet’in şeker fabrikaları

“Meclis kürsüsünde bir de ‘üç beyaz’ parolası revaçtaydı...

Devamını Oku
22.10.2025
Nutuk 98 Yaşında: ‘İşte Bu Ahval ve Şerait İçinde…’

Atatürk Nutuk’u bir açılış ve kapanış döngüsüyle yapılandırır.

Devamını Oku
15.10.2025
Atatürk'e saygı duymayan teğmen: ‘Din Dilinin Türkçeleştirilmesi’

Mustafa Kemal Atatürk’e saygısı olmayanın onun kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve Anayasasına da saygısı yoktur.

Devamını Oku
08.10.2025
Patrikhane ve Ruhban Okulu

Heybeliada Ruhban Okulu Fener Patrikhanesi’ne bağlıydı.

Devamını Oku
01.10.2025
Dil devrimini anlamak

“Gece meşguliyetimiz, bildiğin gibi dil dersleri… Gündüz de yalnız olarak aynı mesele üzerinde birkaç saat çalışıyorum.”

Devamını Oku
24.09.2025
Tek Partiden Çok Partiye: ‘Partili Cumhurbaşkanlığından Tarafsız Cumhurbaşkanlığına’

“Aramızdaki farkı bilelim. Biz, mutlakıyetten bugüne geldik. Siz ise bugünden mutlakiyete gidiyorsunuz.”

Devamını Oku
17.09.2025
Tarih Kürsüsü ve Suçluların Telaşı ‘CHP’nin Mallarına El Konulması’

Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 102 yaşına girdi.

Devamını Oku
11.09.2025
ETHEM: “İsyan ve İhanet”

“Efendiler, askerî harekâtı çapulculuktan, devlet kurup yönetmeyi, şunun bunun mâsum çocuklarını fidye dilenmek için dağlara kaldırmak haydutluğundan ibaret zanneden, şarlatanlıklarıyla, yaygaralarıyla bütün bir Türk vatanını bezdiren...

Devamını Oku
03.09.2025
Büyük Zafer'in sırrı

Tam 103 yıl önce, 26 Ağustos 1922’de, Afyon Kocatepe’de, sabah saat 05.00’te, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın işaretiyle Türk tarihinin en önemli taarruzu Büyük Taarruz başladı.

Devamını Oku
27.08.2025
Aşiret-Tarikat Sorunu

Yeni açılım sürecinde etnik ayrılıkçı siyaset ve dinci, liberal ortakları, gerçeği çarpıtmaya devam ediyorlar.

Devamını Oku
20.08.2025
Saltanat Şurası’ndan Saray Komisyonu’na

1920 yılında Sevr Antlaşması’nı kabul etmek için kurulan “saltanat şurası”nın ve uygulamak için kurulan “barış komisyonu”nun amacı vatanı, milleti değil, sarayı, (sultanı) ve hükümeti kurtarmaktı.

Devamını Oku
13.08.2025
'Doğu Sorunu' devam ediyor! 'Kürt Sorunu mu Türk sorunu mu?'

İngiliz Müsteşarı Hohler, 27 Ağustos 1919’da Londra’ya gönderdiği bir yazıda şöyle diyordu...

Devamını Oku
06.08.2025
LOZAN: Onurlu Barış

Lozan Barış Antlaşması 102 yaşında…

Devamını Oku
23.07.2025
Hedefteki Cumhuriyet

Mustafa Kemal Atatürk’e göre “Türk milleti” kavramı, sadece bir ırkın, bir etnik kimliğin, bir dinin veya mezhebin değil, Türkiye Cumhuriyeti’ne “vatandaşlık bağı ile bağlı” eşit hukuka sahip tüm yurttaşların ortak-üst-ulusal kimliğinin adıdır.

Devamını Oku
16.07.2025
Atatürk’ün aşama stratejisi ve Türk Devrimi

Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk’ta, 21 Nisan 1920 tarihinde yayınladığı, TBMM’nin 23 Nisan 1920 Cuma günü dinsel bir törenle açılacağını duyuran bildirinin, “O günün duygu ve anlayışına uyma zorunluluğundan kaynaklandığını” belirtmişti.

Devamını Oku
09.07.2025
Yaşasın laiklik

“Laiklik ilkesini savunmak için Atatürk gibi yürekli, Atatürk gibi inançlı olmak gerekir. İzinden gittiklerini söyleyenler gibi ürkek, kararsız ve inançsız değil” (Uğur Mumcu- Cumhuriyet 1 Mart 1987)

Devamını Oku
02.07.2025
Atatürk’ün dünya barışını koruma formülü

Kuzeyimizde Rusya-Ukrayna Savaşı devam ederken, güneyimizde İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları devam ediyordu ki, birden bire İsrail-İran Savaşı başladı.

Devamını Oku
25.06.2025
Sykes-Picot, Sevr, BOP ve Lozan

Şu gerçeği iyi görmek gerekir ki Sykes-Picot’tan Sevr’e, Sevr’den BOP’a, Türkiye’yi bölüp parçalamaya yönelik planların önündeki en güçlü kalkan Lozan Antlaşması’dır.

Devamını Oku
18.06.2025
Tek parti döneminde hac yasak mıydı?

1 Haziran 1927 tarihli ve Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal (Atatürk) imzalı bir Bakanlar Kurulu Kararnamesine göre “Hac mevsiminde Hicaz’a gönderilecek Hıfzıssıhha uzmanlarından Dr. Şerafeddin Bey’e siyasi pasaport verilmesi” kararlaştırılmıştı.

Devamını Oku
11.06.2025
Atatürk'ün Mirası Büyükdere Fidanlığı

Mustafa Kemal Atatürk’ün isteğiyle 1928 yılında İstanbul’da “Büyükdere Meyve Islah Enstitüsü” kuruldu...

Devamını Oku
04.06.2025
Lozan ve Kürtler

“Kürtler küçük lokmanın pek kolay yutulacağını vaktinden çok evvel anlamışlardır. Türk birliğinden ayrılmak zihniyetinde bulunanları Kürtler kendi milletlerinden addetmezler. Kürtlerin mukadderatı Türk’ün mukadderatıyla eştir. (…) TBMM Hükümeti dâhilinde Kürtlüğün ayrı bir unsur olarak telakkisini hiçbir zaman işitmek istemediğimizi arz ederiz.”

Devamını Oku
28.05.2025
1921 Anayasası ve Muhtariyet

“Vilayetler kendi başına bir devlet değildir. Amerika hükümeti müttehidesi gibi değildir. Her vilayetin haiz olduğu muhtariyet, mahalli işlere münhasırdır. O işler ki yalnız vilayeti alakadar eder. O işler o vilayetin işleridir.”

Devamını Oku
21.05.2025
Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerine saldırmak

Lozan Antlaşması’nın ve 1924 Anayasası’nın hedef alınması; tam bağımsız, üniter, laik, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin hedef alınması demektir.

Devamını Oku
14.05.2025
CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’ye yönelik saldırılar

CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’ye yönelik saldırılar

Devamını Oku
07.05.2025
Cumhuriyetin İlköğretim Devrimi

Cumhuriyetin İlköğretim Devrimi

Devamını Oku
30.04.2025
‘Ulusal egemenliğe dayanan yeni Türk devletinin kurulması’: TBMM’nin açılması

‘Ulusal egemenliğe dayanan yeni Türk devletinin kurulması’: TBMM’NİN AÇILMASI

Devamını Oku
23.04.2025
Atatürk yol göstermeye devam ediyor: ‘Hükümet, özgürlük ve demokrasi’

Atatürk yol göstermeye devam ediyor: ‘Hükümet, özgürlük ve demokrasi’

Devamını Oku
16.04.2025
Atatürkçü gençliğin yükselişi

Atatürkçü gençliğin yükselişi

Devamını Oku
02.04.2025
Atatürk’ün önderliğinde cumhuriyetçi direniş

ATATÜRK'ÜN ÖNDERLİĞİNDE CUMHURİYETÇİ DİRENİŞ

Devamını Oku
26.03.2025
Çanak Krizi ve ikinci Çanakkale Zaferi

Çanak Krizi ve ikinci Çanakkale Zaferi

Devamını Oku
19.03.2025