Atatürk'ün gözünden 18 Mart Deniz Zaferi

Atatürk'ün gözünden 18 Mart Deniz Zaferi

18.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

“18 Mart 1915 Deniz Muharebesi’nde… O gün sahil bataryalarımızda bulunan askerler, subaylar ve kumandanlar, gerçekten takdire değer bir fedakârlıkla; hani, cesaretin, tevekkülün, en üst düzey(in)de, sonuna kadar toplarını kullanmışlar, görevlerini yapmışlardır…” (M. Kemal Atatürk, 1918)

Bugün 18 Mart. Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. yıl dönümü; kutlu olsun! “Atatürk”süz bir yakın tarih kurgulama sevdasıyla olsa gerek aylarca süren Çanakkale Savaşları sadece Çanakkale Deniz Harbi’ne ve sadece bir güne; 18 Mart 1915 Deniz Zaferi’ne indirgenmek isteniyor… Oysa Çanakkale Savaşları, 18 Mart 1915 Deniz Zaferi’nin kazanılmasıyla bitmedi; tam tersine asıl kanlı muharebeler (Çanakkale Kara Muharebeleri) deniz zaferinden bir ay kadar sonra, 25 Nisan 1915’te Gelibolu Yarımadası’na yapılan düşman çıkarmasıyla başladı ve 9 Ocak 1916’da düşmanın Gelibolu Yarımadası’ndan çekilmesine kadar devam etti.

Image

Mustafa Kemal Atatürk, Çanakkale Savaşları'nda.

ATATÜRK’ÜN ÇANAKKALE CEPHESİ’NE GELİŞİ

Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı’na girdiğinde Mustafa Kemal (Atatürk), Bulgaristan Sofya’da askeri ateşeydi. Savaş çıkar çıkmaz Başkomutanlık Vekâletine başvurup cephede aktif bir görev almak istedi. Aralık 1914’te Enver Paşa’ya bir mektup yazarak “Vatanın müdafaasına ait faal vazifelerden daha mühim ve yüce bir vazife olamaz. Arkadaşlarım muharebe cephelerinde, ateş hatlarında bulunurken ben Sofya’da ateşemiliterlik yapamam” dedi. (1)

Atatürk isteseydi Sofya’da askeri ateşelik yapmaya devam edebilirdi. Fakat o cephelerde, ateş hatlarında vatan savunmasına koştu. Israrları sonunda orduda bir görev almayı başardı. 20 Ocak 1915’te Esat Paşa Komutasındaki 3. Kolordu’ya bağlı 19. Tümen Komutanlığı’na atandı. Atatürk, 25 Ocak 1915’te Sofya’dan İstanbul’a döndü. Yeni görev yeri hakkında Harbiye Nazırı ve Başkomutan Vekili Enver Paşa’yla görüştü. Tekirdağ’da oluşturulacak 19. Tümen Komutanlığı’na atandığını öğrendi. Ortada böyle bir tümen yoktu. Tümenini kendisi kuracaktı. Atatürk, 2 Şubat 1915’te Tekirdağ’a giderek 19. Tümen’i kurmaya başladı. 19. Tümen, 25 Şubat 1915’te Maydos (Eceabat)‘a nakledildi. Atatürk, 19. Tümen ve Maydos Bölge Komutanlığı’na getirildi. 19. Tümen’e ek olarak 9. Tümen’in 2 piyade alayı ve bazı topçu birlikleri de Atatürk’ün emrine verildi. Atatürk’ün buradaki görevi Gelibolu Yarımadası’nın ortalarında batı kıyısındaki Ece Limanı’ndan Boğaz’ın girişindeki Morto Limanı’na kadar kıyı şeridini savunmaktı.

ATATÜRK’ÜN SAVUNMA PLANI

Atatürk, 25 Şubat 1915’te Maydos Bölge Komtanlığı’na gelir gelmez kıyı şeridini savunmak için emrine verilmiş olan 9. Tümen’in 2 alayını yetersiz görmüş, kendi 19. Tümen’inden 2 alayı daha kıyı hattında görevlendirmişti. Böylece düşmanın çıkarma yapabileceği kıyılarda 4 alayla güçlü bir savunma düzeni oluşturmuştu. (2)

Atatürk, 1918’de Ruşen Eşref (Ünaydın) Bey’e verdiği mülakatta söz konusu savunma düzeni hakkında şunları söylemişti: “Benim kanaatime göre düşman çıkarma girişiminde bulunursa iki noktadan çıkardı. Biri Seddülbahir, diğeri Kabatepe civarı. Ve benim görüşüme göre düşmanı karaya çıkartmadan bu sahil bölgelerini doğrudan doğruya savunmak mümkündü. Dolayısıyla alaylarımı böyle kıyıdan savunacak şekilde yerleştirdim.”

Atatürk, 1913’te Balkan Savaşları sırasında Bolayır’daki Mürettep Kolordunun Hareket Şube Müdürü’ydü. O sırada Gelibolu Yarımadası’nı incelemişti. Düşmanın nerelerden karaya çıkacağını tahmin edebiliyordu. (3) İngiliz-Fransız Birleşik Donanması, 19 Şubat 1915 günü 07.45-17.20 arasında Çanakkale Boğazı girişindeki Seddülbahir ve Kumkale tabyalarını bombaladı. Ancak uzaktaki gemilerden top atışlarıyla yapılan bu saldırıda 4 şehit ve 11 yarılı verilmiş olsa da saldırı başarısız oldu. 25 Şubat 1915’te İngiliz-Fransız gemilerinden oluşan İtilaf donanması, saat 10.00’dan itibaren Boğaz girişindeki kale ve tabyaları yeniden bombalamaya başladı. Bu sefer bombardıman başarılı oldu. 25 Nisan saldırısında Boğaz girişindeki tabyalar susturuldu.

PLAN BAŞARILI OLDU

4, 7 ve 8 Mart 1915’te İngiliz piyade keşif birlikleri, kıyıda keşif yapmak, sağlam tabya ve bataryaları kullanılamaz hale getirmek için karaya çıkmak istedi. Ancak bu çıkarmalarda düşman askerleri Maydos Bölge Komutanı Yarbay Atatürk’ün kıyı savunma planı çerçevesinde kıyılara yakın yerleştirilmiş olan Türk birliklerince karşılandılar.

Örneğin, 4 Mart 1915’te Seddülbahir ve Kumkale’ye çıkan İngiliz taburu, Türklerin piyade ateşi ve süngü hücumlarıyla püskürtülüp geriye atıldı. Bölgeyi savunmakla görevli Maydos Bölge Komutanı Yarbay Atatürk, İngilizlerin Seddülbahir’e asker çıkarma girişimi üzerine 26. Alay Komutanı Binbaşı Kadri Bey’e şu emri verdi: “Bizzat şimdi yanınıza hareket ediyorum. Benim oraya varışıma kadar sahile çıkmış olan düşman mutlaka denize dökülecektir.” Atatürk bu emri verdikten hemen sonra 2 piyade alayını 1 dağ bataryasıyla Serafim Çiftliği ile Kayaltepe arasına, 1 alayı da Alçıtepe ile Andarya Çiftliği arasına gönderdi. Müstahkem Mevki Komutanlığı’ndan “Erenköy tarafından daha iyi görülen Seddülbahir İskelesi’yle ilgili kendisine süratle bilgi vermek üzere ilgililere emir verilmesini” istedi. Sonra da Maydos’tan Kirte’ye, oradan da Seddülbahir’e geçti. Karaya ayak basan düşmanın, Türk kuvvetlerinin süngü hücumuyla yok edildiğini gördü. (4)

Atatürk, 7 Mart 1915’te Müstahkem Mevki Komutanlığı’na gönderdiği bir raporda 4 Mart’taki direnişi ayrıntılı olarak anlatmıştı. Atatürk’ün raporuna göre 3 saat süren muharebede süngü hücumu sonrasında düşman, çoğu yarlı halde sandallara binerek kaçmıştı. Türk tarafı, 27. Alay 10. Bölükten 6 şehit, 13 yaralı vermişti. Atatürk ayrıca Seddülbahir’e çıkan İngiliz taburuyla kahramanca çarpışan ve yaralanan Bigalı Mehmet Çavuş’un nişanla ödüllendirilmesini istemişti. (5)

İmtiyaz madalyasıyla ödüllendirilen Mehmet Çavuş’un o günkü kahramanlığından sonra Türk erlerinin “Mehmetçik” diye adlandırıldığını ileri sürenler vardır. (6)

ATATÜRK’ÜN GÖZÜNDEN 18 MART

18 Mart 1915 sabahı saat 10.00 gibi İngiliz- Fransız Birleşik Donanması’nın Çanakkale Boğazı’ndan girmesiyle başlayan deniz savaşı, saat 18.00 gibi sona erdi. Yaklaşık 7-8 saat içinde kıyılardaki Türk topçularının isabetli atışlarıyla ve Nusret Mayın Gemisi’nin döşediği mayınlara çarpan düşman donanması ağır hasar görüp geri çekildi. 18 Mart Deniz (Boğaz) Muharebesi’nde Türk tarafının 26 şehit, 53 yaralısı, Almanların ise 3 ölüsü 15 yaralısı vardı. Dolayısıyla Türk-Alman toplam kaybı (79+18) 97 kişiydi. Sadece 6 top hasar görmüştü. Toplam 2250 cephane harcanmıştı. Buna karşın İngiliz-Fransız Birleşik Donanması’nın kaybı çok daha büyüktü. 18 gemiden 3’ü (Bouvet, Ocean, Irresistible) batmış, 4’ü (Inflexible, Golva, Suffren ve Agamemnon) ağır hasar görmüştü. Birleşik Donanma toplam 44 top ve 800 insan kaybetmişti. Ayrıca irili ufaklı birçok küçük tekneleri ve 7-8 muhripleri batmıştı. (7)

18 Mart 1915 günü Atatürk, Gelibolu Yarımadası’nda 19. Tümen ve Maydos Bölge Komutanlığı görevindeydi. Atatürk, görev alanına yapılacak bir kara çıkarmasına karşı koymakla görevliydi. Bilindiği gibi 18 Mart’ta bir kara çıkarması olmadı. Dolayısıyla Atatürk’ün müdahalesine de gerek kalmadı. Deniz yoluyla Boğaz’dan geçmeye kalkacak İngiliz-Fransız birleşik filosuna engel olmak Cevat Paşa komutasındaki Müstahkem Mevki Komutanlığı’nın göreviydi.

Atatürk, 18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Zaferi’ni, Ruşen Eşref (Ünaydın)’a şöyle anlatmıştı: “Bu tamamen bir deniz hareketidir. Sahil savunması Cevat Paşa’nın emri altında bulunuyordu. Benim bu hareketle alakam dolaylıdır. Yalnız 18 Mart gününün sabahı Cevat Paşa, Maydos’ta bulunan karargâhıma gelmişti. Kendisine Seddülbahir sahil mıntıkasındaki düzenlemeyi göstermek üzere beraber Kirte’ye gittik. Oraya vardığımızda düşman donanmasının Kirte ve Alçıtepe yönlerinde açtığı ateşin altında kaldık. Bunun üzerine ben, adı geçen bölgenin savunmasıyla görevli olan 26. Alay Komutanı’na gereken sözlü talimatları verdim ve Cevat Paşa ile birlikte görev başında bulunabilmek için Maydos’a döndük. Düşmanın mağlubiyetiyle sonuçlanan bu 18 Mart Deniz Muharebesi’nde kara bölgelerinin savunması benim sorumluluğumda idi. O gün düşmanın bazı gemileriyle sahili ateş altında bulundurmuş olmasından başka anlatmaya değer hiçbir şey olmamıştır. O gün sahil bataryalarımızda bulunan askerler, subaylar ve kumandanlar, gerçekten takdire değer bir fedakârlıkla; hani, cesaretin, tevekkülün, en üst düzeyde, sonuna kadar toplarını kullanmışlar, görevlerini yapmışlardır. Düşünün ki, birçok çökmeler, infilaklar, yangınlar, kayıplar arasında, sürekli ateş karşısında, yıkıcı atışlar altında bunlar hiç titremeden görevlerini yapmışlardır.” (8)

PLANIN DEĞİŞTİRİLMESİ

Atatürk, 25 Nisan 1915’te Maydos Bölge Komutanlığı görevine gelir gelmez toplam 4 alayla düşmanın çıkarma yapabileceği kıyılarda güçlü bir savuna düzeni oluşturmuştu. Atatürk’ün savunma planı, düşmanı daha çıkarma yaparken kıyıda karşılayıp imha etme esasına dayanıyordu.

24 Mart 1915’te Alman Liman von Sanders Paşa Çanakkale’yi savunmak için kurulan Osmanlı’nın 5. Ordu Komutanlığı’na getirildi. Aynı gün Yarbay Atatürk’ün 19. Tümen’i Maydos bölgesinden ordu yedeğine alındı. Bu görev, Albay Halil Sami Bey’in 9. Tümen’ine verildi. Atatürk’ün 19. Tümen’i ise Bigalı köyüne geçti.

Liman von Sanders Paşa 26 Mart 1915’te Çanakkale’ye geldi. 31 Mart’ta Kabatepe ve Alçıtepe’den muharebe alanını inceledi. Sanders aynı gün Atatürk’ün kıyı savunma planını değiştirdi. Kıyıları savunmakla görevli birlikleri içeri aldı. Nereye çıkarma olursa oraya birlik gönderme planıyla kıyıları savunmasız bıraktı. Türk kurmay heyeti bu plana karşı çıksa da Sanders kararını değiştirmedi. O sırada Gelibolu’da Türk ordusunun 6 tümeni ve 1 süvari tugayı varken Sanders düşman çıkarmasının beklendiği Seddülbahir ve Kabatepe’nin savunmasını sadece 1 tümene bıraktı. Oysa Atatürk bu bölgelerde “Hiç olmazsa bir tümen daha görevlendirilmesi zorunluluktur” demişti. Cevat Paşa da 20 Mart 1915 tarihinde Başkomutanlığa gönderdiği raporunda yarımadanın güneyini 2 tümenle savunmak istediğini bildirmişti. Ancak bu istekler kabul edilmeyecekti. (9)

Sonra ne mi oldu?

25 Nisan 1915 sabahı düşman Seddülbahir’den ve Arıburnu’ndan Gelibolu Yarımadası’na çıkarma yaptığında kıyılarda yeterli sayıda kuvvet olmadığı için düşman kıyılarda tutunmayı başardı ve Çanakkale Kara Muharebeleri aylarca devam etti.

Atatürk, 3 Mayıs 1915’te cepheden Başkomutan Vekili Enver Paşa’ya gönderdiği bir mektupta aynen şöyle demişti:

“Maydos (Eceabat) bölgesi kuvvetlerini komuta ettiğim zaman aldığım tertibat (düzen) ile düşmanın karaya çıkmasına izin verilmeyebilirdi. Von Sanders Paşa, (…) sahilde çıkarma noktalarını tamamen açık bırakacak tertibat almış ve bugün düşmanın karaya asker çıkarmasını kolaylaştırmıştır. Vatanımızın savunmasında kalp ve vicdanları bizim kadar çarpmayacağına şüphe olmayan başta von Sanders olmak üzere bütün Almanların fikirlerinin üstünlüğüne güvenmemenizi kesin şekilde istirham ederim.” Atatürk mektubunu, Enver Paşa’nın Çanakkale’ye gelip komutayı bizzat ele almasını isteyerek bitirmişti. (10)

***

Çanakkale Savaşları 18 Mart 1915’te bitmedi. Her iki taraftan yüz binlerce insanın canına mal olan asıl büyük ve kanlı muharebeler zinciri 25 Nisan 1915 sabahı Gelibolu Yarımadası’na düşman çıkarmasıyla başladı. 25 Nisan 1915 sabahı Arıburnu’na yapılan düşman çıkarmasını, Liman von Sanders’in ordu yedeğine aldığı Yarbay Atatürk durduracaktı. 1 Haziran 1915’te albaylığa terfi eden ve 8 Ağustos 1915’de çok kritik bir anda Anafartalar Grup Komutanlığı’na getirilerek 100 bini aşkın kuvveti komuta eden Albay Atatürk, 9-10 Ağustos 1915’te I. Anafartalar Zaferi, 21 Ağustos 1915’te 2. Anafartalar Zaferi başta olmak üzere çok önemli zaferlere imza atarak savaş bittiğinde “Anafartalar Kahramanı” olarak anılmaya başlanacaktı.

Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, 18 Mart Deniz Zaferi’nin kahraman komutanı Cevat Çobanlı Paşa’yı ve Çanakkale’yi geçilmez yapan rütbeli rütbesiz tüm kahramanlarımızı, saygı ve minnetle anıyorum.

DİPNOTLAR

1. Utkan Kocatürk, Kaynakçalı Atatürk Günlüğü, s.33-34.

2. İsmet Görgülü, Çanakkale İlk Günde Biterdi, s. 16-17

3. Uluğ İğdemir, Mustafa Kemal, Arıburnu Muharebesi Raporu, s.6.

4. ATASE Arşivi, No: 6/1666, Kls. 4669, Dos. H-12, F-1-75; Kocatürk, s. 35-36.

5. Atatürk’ün Bütün Eserleri (ATABE), C.1, s.210; Kocatürk, s.36.

6. Şerafettin Turan, Atatürk, s. 138.

7. Birinci Dünya Harbi’nde Türk Harbi, V. Cilt, Çanakkale Cephesi Harekâtı, s.46,49.

8. Yavuz Daloğlu, Ruşen Eşref’in Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal İle Mülakatı, s. 24.

9. Görgülü, s.52-53.

10. ATABE, C.1, s. 218.

Yazarın Son Yazıları

Atatürk'ün gözünden 18 Mart Deniz Zaferi

“18 Mart 1915 Deniz Muharebesi’nde… O gün sahil bataryalarımızda bulunan askerler, subaylar ve kumandanlar, gerçekten takdire değer bir fedakârlıkla; hani, cesaretin, tevekkülün, en üst düzey(in)de, sonuna kadar toplarını kullanmışlar, görevlerini yapmışlardır…”

Devamını Oku
18.03.2026
Atatürk, Kemalizm ve Üçüncü Dünya

“Doğudan şimdi doğacak güneşe bakınız... Bugün günün ağardığını nasıl görüyorsam, uzaktan bütün Doğu milletlerinin de uyanışlarını öyle görüyorum...”

Devamını Oku
11.03.2026
Devrim Kanunları’nın gerekçesi

“Din ve ordunun siyasetle ilgilenmesi birçok kötülükler doğurur. Bu gerçek, bütün uygar uluslar ve hükümetlerce bir temel ilke olarak kabul edilmiştir…”

Devamını Oku
04.03.2026
Laikliğin gerekçesi

“Çağdaş uygarlık kamu hukukunda, ulusal egemenliğin meydana çıkmasına dayanan en gelişmiş devlet şeklinin ‘Laik ve Demokratik Cumhuriyet’ olduğu kabul edilmiştir…”

Devamını Oku
25.02.2026
Devlet İçinde Devlet DÜYUN-I UMUMİYE

“Düyun-ı Umumiye, ülkenin iktisaden sömürülmesine çalışan Avrupa sermayesinin bekçiliğini yapmıştı.”

Devamını Oku
18.02.2026
Atatürk’ün Mirası Laik Cumhuriyet

“Memnuniyetle tekrar görüyorum ki laik Cumhuriyet esasında beraberiz...

Devamını Oku
11.02.2026
Laikliğin anayasaya girişi

“Din düşüncesi vicdani olduğundan, parti, din fikirlerini, devlet ve dünya işlerinden ve siyasetten ayrı tutmayı milletimizin çağdaş gelişiminde başlıca başarı etkeni görür.”

Devamını Oku
04.02.2026
Misakı Milli nedir ne değildir?

Misakı Milli, İngiliz emperyalizmine teslim olmuş sarayın-sultanın değil, emperyalizme karşı bir bağımsızlık savaşı yürüten Mustafa Kemal Atatürk’ün ve İsmet İnönü gibi arkadaşlarının eseridir.

Devamını Oku
28.01.2026
İran'da Atatürk etkisi ve Rıza Pehlevi

Atatürk’ten etkilenen liderlerden biri de İran Şah’ı Rıza Pehlevi’ydi.

Devamını Oku
21.01.2026
İslam dünyasının derin uykusu ve Atatürk

“Bütün Türk ve İslam âlemine bakın: Düşüncelerini, fikirlerini medeniyetin emrettiği değişiklik ve ilerlemeye uyduramadıklarından ne büyük felaket ve ıstırap içindedirler…”

Devamını Oku
14.01.2026
ABD emperyalizmi, Venezüella ve Türkiye

“Nihayet barışı korumak için en hızlı ve etkili tedbir, barışı bozacak herhangi bir saldırganın istediği gibi hareket edemeyeceğini kendisine fiilen gösterecek uluslararası teşkilatların kurulmasıdır.” (Atatürk, 1935)

Devamını Oku
07.01.2026
Atatürk Ankara’dan sesleniyor

“Her Halde Âlemde Hak Vardır ve Hak Kuvvetin Üstündedir”

Devamını Oku
31.12.2025
Menemen Olayı, İrtica ve Laiklik

“Bizi yanlış yol sevk eden habisler (kötülükler), bilirsiniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep şeriat sözleriyle aldatagelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz, görürsünüz ki, milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din kisvesi altındaki küfür ve melanetten gelmiştir ” (M. Kemal Atatürk, 16 Mart 1923)

Devamını Oku
24.12.2025
Lozan Antlaşması ve ABD

“Bugün Türk Delegasyonu ile imzaladığımız dostluk ve ticaret antlaşması, benim elde etmek istediğimden çok uzaktır. Bu anlaşma, Türklerden koparmak istediğimizden çok fazla imtiyazı (ayrıcalığı) bizim Türklere verdiğimizin belgesidir.”

Devamını Oku
17.12.2025
‘ABD’nin ‘Yeni Türkiye’ hayali’

Samuel Huntington, “Medeniyetler Çatışması” adlı kitabında Türkiye’nin yönünü Batı’dan Doğu’ya çevirerek İslam dünyasının lideri olmasını öneriyor, bunun için de “Atatürk’ün (laik Cumhuriyet) mirasının reddedilmesi” gerektiğini belirtiyordu.

Devamını Oku
10.12.2025
Atatürk’ün ders kitabında ‘Demokrasi ve Kadın Hakları’

“Özetle kadın, seçmek ve seçilmek hakkını elde etmelidir...

Devamını Oku
03.12.2025
Millet Mektepleri

“Türk harflerinin bütün vatandaşlara kapılarının önünde ve işlerinin başında öğretilebilmesi için daha bu sene içinde Millet Mektepleri teşkilatı yapacağız.

Devamını Oku
26.11.2025
Vahdettin nasıl kaçtı?

“17 Kasım 1922 günlü resmi bir telgrafın ilk cümlesi şu idi: ‘Vahdettin Efendi bu gece saraydan kaçmıştır.’

Devamını Oku
19.11.2025
Türkiye'de Opera ve Vals

“Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” (M. Kemal Atatürk)

Devamını Oku
05.11.2025
Cumhuriyetimiz

Dile kolay, ilan edildiğinde bazı İngiliz yetkililerin sadece iki yıl ömür biçtikleri Türkiye Cumhuriyeti 102 yaşında...

Devamını Oku
29.10.2025
Cumhuriyet’in şeker fabrikaları

“Meclis kürsüsünde bir de ‘üç beyaz’ parolası revaçtaydı...

Devamını Oku
22.10.2025
Nutuk 98 Yaşında: ‘İşte Bu Ahval ve Şerait İçinde…’

Atatürk Nutuk’u bir açılış ve kapanış döngüsüyle yapılandırır.

Devamını Oku
15.10.2025
Atatürk'e saygı duymayan teğmen: ‘Din Dilinin Türkçeleştirilmesi’

Mustafa Kemal Atatürk’e saygısı olmayanın onun kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve Anayasasına da saygısı yoktur.

Devamını Oku
08.10.2025
Patrikhane ve Ruhban Okulu

Heybeliada Ruhban Okulu Fener Patrikhanesi’ne bağlıydı.

Devamını Oku
01.10.2025
Dil devrimini anlamak

“Gece meşguliyetimiz, bildiğin gibi dil dersleri… Gündüz de yalnız olarak aynı mesele üzerinde birkaç saat çalışıyorum.”

Devamını Oku
24.09.2025
Tek Partiden Çok Partiye: ‘Partili Cumhurbaşkanlığından Tarafsız Cumhurbaşkanlığına’

“Aramızdaki farkı bilelim. Biz, mutlakıyetten bugüne geldik. Siz ise bugünden mutlakiyete gidiyorsunuz.”

Devamını Oku
17.09.2025
Tarih Kürsüsü ve Suçluların Telaşı ‘CHP’nin Mallarına El Konulması’

Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 102 yaşına girdi.

Devamını Oku
11.09.2025
ETHEM: “İsyan ve İhanet”

“Efendiler, askerî harekâtı çapulculuktan, devlet kurup yönetmeyi, şunun bunun mâsum çocuklarını fidye dilenmek için dağlara kaldırmak haydutluğundan ibaret zanneden, şarlatanlıklarıyla, yaygaralarıyla bütün bir Türk vatanını bezdiren...

Devamını Oku
03.09.2025
Büyük Zafer'in sırrı

Tam 103 yıl önce, 26 Ağustos 1922’de, Afyon Kocatepe’de, sabah saat 05.00’te, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın işaretiyle Türk tarihinin en önemli taarruzu Büyük Taarruz başladı.

Devamını Oku
27.08.2025
Aşiret-Tarikat Sorunu

Yeni açılım sürecinde etnik ayrılıkçı siyaset ve dinci, liberal ortakları, gerçeği çarpıtmaya devam ediyorlar.

Devamını Oku
20.08.2025
Saltanat Şurası’ndan Saray Komisyonu’na

1920 yılında Sevr Antlaşması’nı kabul etmek için kurulan “saltanat şurası”nın ve uygulamak için kurulan “barış komisyonu”nun amacı vatanı, milleti değil, sarayı, (sultanı) ve hükümeti kurtarmaktı.

Devamını Oku
13.08.2025
'Doğu Sorunu' devam ediyor! 'Kürt Sorunu mu Türk sorunu mu?'

İngiliz Müsteşarı Hohler, 27 Ağustos 1919’da Londra’ya gönderdiği bir yazıda şöyle diyordu...

Devamını Oku
06.08.2025
LOZAN: Onurlu Barış

Lozan Barış Antlaşması 102 yaşında…

Devamını Oku
23.07.2025
Hedefteki Cumhuriyet

Mustafa Kemal Atatürk’e göre “Türk milleti” kavramı, sadece bir ırkın, bir etnik kimliğin, bir dinin veya mezhebin değil, Türkiye Cumhuriyeti’ne “vatandaşlık bağı ile bağlı” eşit hukuka sahip tüm yurttaşların ortak-üst-ulusal kimliğinin adıdır.

Devamını Oku
16.07.2025
Atatürk’ün aşama stratejisi ve Türk Devrimi

Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk’ta, 21 Nisan 1920 tarihinde yayınladığı, TBMM’nin 23 Nisan 1920 Cuma günü dinsel bir törenle açılacağını duyuran bildirinin, “O günün duygu ve anlayışına uyma zorunluluğundan kaynaklandığını” belirtmişti.

Devamını Oku
09.07.2025
Yaşasın laiklik

“Laiklik ilkesini savunmak için Atatürk gibi yürekli, Atatürk gibi inançlı olmak gerekir. İzinden gittiklerini söyleyenler gibi ürkek, kararsız ve inançsız değil” (Uğur Mumcu- Cumhuriyet 1 Mart 1987)

Devamını Oku
02.07.2025
Atatürk’ün dünya barışını koruma formülü

Kuzeyimizde Rusya-Ukrayna Savaşı devam ederken, güneyimizde İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları devam ediyordu ki, birden bire İsrail-İran Savaşı başladı.

Devamını Oku
25.06.2025
Sykes-Picot, Sevr, BOP ve Lozan

Şu gerçeği iyi görmek gerekir ki Sykes-Picot’tan Sevr’e, Sevr’den BOP’a, Türkiye’yi bölüp parçalamaya yönelik planların önündeki en güçlü kalkan Lozan Antlaşması’dır.

Devamını Oku
18.06.2025
Tek parti döneminde hac yasak mıydı?

1 Haziran 1927 tarihli ve Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal (Atatürk) imzalı bir Bakanlar Kurulu Kararnamesine göre “Hac mevsiminde Hicaz’a gönderilecek Hıfzıssıhha uzmanlarından Dr. Şerafeddin Bey’e siyasi pasaport verilmesi” kararlaştırılmıştı.

Devamını Oku
11.06.2025
Atatürk'ün Mirası Büyükdere Fidanlığı

Mustafa Kemal Atatürk’ün isteğiyle 1928 yılında İstanbul’da “Büyükdere Meyve Islah Enstitüsü” kuruldu...

Devamını Oku
04.06.2025