II. İnönü Zaferi: ‘Milletin Kötü Kaderini Değiştiren Zafer’

II. İnönü Zaferi: ‘Milletin Kötü Kaderini Değiştiren Zafer’

01.04.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

“Siz orada yalnız düşmanı değil, milletimizin makûs talihini (kötü kaderini) de yendiniz. Düşman çizmesi altındaki kara yazılı topraklarımızla birlikte bütün yurt bugün, en kıyıda köşede kalmış yerlerine kadar zaferinizi kutluyor.” (M. Kemal Atatürk, 1 Nisan 1921)

105 yıl önce bugün, 1 Nisan 1921’de II. İnönü Zaferi kazanıldı. Emperyalist işgalcilere ve yerli işbirlikçilerine karşı kazanılan Türk Kurtuluş Savaşı’nın en önemli zaferlerinden biri durumunda ki II. İnönü Zaferi, Atatürk’ün ifadesiyle “milletin makûs talihini (kötü kaderini) değiştirmiştir.”

I. İNÖNÜ MUHAREBESİ

15 Mayıs 1919’da emperyalist ülkelerin koruması altında İzmir’i işgal eden Yunan ordularının Ocak 1920’de Anadolu içlerinden Ankara’yı hedef alan saldırıları TBMM’nin yeni kurduğu Türk düzenli orduları tarafından ilk olarak İnönü’de durduruldu. I. İnönü Muharebesi sırasında Türk ordusu iki ateş arasında kalmıştı; bir tarafta işgalci Yunan orduları, diğer tarafta isyancı Ethem kuvvetleri...

Batı Cephesi Komutanı İsmet İnönü anlatıyor:

“6 Ocak’ta Yunan ordusunun Bursa cephesinden ileri harekâta geçtiğini haber aldığımda ben Gediz’de bulunuyordum. (...) Yunan kuvvetlerini İnönü’de karşılayacaktım. (...) 10 Ocak I. İnönü Muharebesi’nin en şiddetli günüdür. Biz cepheye yetiştiğimiz zaman Ankara’dan da peyderpey kuvvetler geliyordu. 9 ve 10 Ocak’ta şiddetli muharebeler yaptık. (...) 10 Ocak’ta düşman direnişi kırıldı, iradesi çöktü, çekildi. Tekrar ve telaşla eski yerine kadar gitti. (...) Bu muharebede, düşman harekâtı ile Ethem hareketi beraber olmuştur. Biz İnönü’de Yunanlarla savaşırken İzzettin Bey Kütahya’da Ethem kuvvetleriyle savaşıyordu. (...) Kütahya’da muharebe üç gün sürmüştür. Nihayet Ethem, cepheyi terk ederek kaçmaya mecbur oldu. (...) Kendisi, kardeşleri ile birlikte Yunanlara iltica etti...” (İnönü, s.230-232)

I.İnönü Zaferi’nin önemli sonuçları oldu. Her şeyden önce bu zafer TBMM’yi güçlendirdi. 20 Ocak 1921’de “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” diye başlayan 1921 Anayasası, 12 Mart 1921’de İstiklal Marşı kabul edildi. Bu zafer, Türklere moral ve özgüven kazandırdı. Yunanları şaşırttı. Yunan ordusuna özgüven kaybettirdi. İtilaf devletlerini telaşlandırdı. Bu nedenle Sevr Antlaşması’nı gözden geçirmek zorunda kaldılar. Bu amaçla Londra Konferansı’nı topladılar. (21 Şubat 1921) Türk-Sovyet yakınlaşmasını hızlandırdı. 16 Mart 1921’de TBMM ile SSCB arasında Moskova Antlaşması imzalandı.

İlk kez İnönü’de düşmanın durdurulması önemliydi, ancak yeterli değildi. İsmet İnönü hatıralarında, I. İnönü Muharebesi’nde ele edilen zaferi, siyasi amaçları sağlayacak kesin bir zafer olarak görmediklerini ve başlayan askeri harekâtın devam edeceğini bildiklerini belirterek, o günlerde “zayıf yerimiz seferberlik yapamamaktı” diyor ve II. İnönü Muharebesi öncesindeki durumu şöyle betimliyor: “Gerek insan, gerek malzeme ve teçhizat bakımından vatan kudretinden istifa edemiyoruz. Savaş yüklerinden memleket o kadar yorgun ki, bu hususta bir teşebbüse geçmek mümkün olmuyor. II. İnönü Muharebesi’ne bu şartlar içinde başladık. Ancak teşkilat yapabildik. Mümkün olan ikmal efradını, depolarda duran silahlardan ne bulabildiysek onları aldık; disiplinli, talim ve terbiyeli bir ordu yapmaya çalıştık. Ocak ayında I. İnönü Muharebesi oldu. Ordu için istirahat imkânı olmadığından aralıksız talim ve terbiye ile uğraşıyoruz.” (İnönü, s. 235)

Image

II. İNÖNÜ MUHAREBESİ

I.İnönü Muharebesi’nden sonra İtilaf devletleri, Londra Konferansı’nı topladılar. Aslında bu konferans bir tuzaktı. İç isyanların bastırılması, İnönü’de düşmanın durdurulması üzerine İtilaf devletleri Sevr Antlaşması’nı biraz yumuşatarak diplomatik yolla Türkiye’ye kabul ettirmek istiyordu. Ayrıca İsmet İnönü’nün ifadesiyle “Londra Konferansı ile memlekette kesif bir barış propagandası başladı. Biz konferanstan fazla bir şey beklemiyor ve mücadele azmini gevşetmemesi için uğraşıyorduk. Nihayet müzakereler kesildi.” (İnönü, s. 236)

II.İnönü Muharebesi  öncesinde iki ordunun silah durumu şöyleydi:

Türk kuvvetleri: 34.175 tüfek, 235 ağır makineli tüfek, 55 hafif makineli tüfek, 3.500 kılıç, 104 top. Buna karşın Yunan kuvvetleri: 41.550 tüfek, 7.20 ağır makineli tüfek, 3.134 hafif makineli tüfek, 3.100 kılıç ve 220 top. (Akşin, s.264)

Yunan ordusu her bakımdan daha güçlüydü. İsmet İnönü’nün deyişiyle “İkinci İnönü Muharebesi tam bir askeri harekettir. Yunanlar bu muharebede bizim kuvvetimizden iki-üç misli bir kuvvetle harekâta giriştiler...” (İnönü, s. 238)

Yunan ordusu, daha Londra Konferansı bitmeden, 23 Mart 1921’de, Bursa ve Uşak yönlerinden harekete geçti. Türk tarafı için Eskişehir yönü daha önemli olduğundan İsmet Paşa, ordunun önemli bir bölümünü İnönü mevzilerinde topladı.

Muharebenin başlarında Yunanlar Dumlupınar, Bilecik ve Afyon’u işgal ettiler. 26 Mart 1921’de İnönü mevzilerine dayanan Yunan ordusu, 28 Mart 1921’de İnönü mevzilerine saldırdı. İnönü mevzilerinin sağ bölümünde Metristepe taraflarındaki birlikleri İzzettin Bey kumanda ederken, solda Arif Bey’in tümeni vardı.

Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa anlatıyor:

“28, 29 ve 30 Mart günleri dehşetli muharebeler oldu. Kıyasıya muharebe ediyoruz. İki tarafın avcı hatları hem sağ tarafta hem sol tarafta birbirine karıştı. Tedbirler alıyor, kumandanlara tebliğ ediyorum. Birlikler mevzilerinden çıkmaya mecbur olurlarsa daha geride düşmandan ayrılmadan yer tutacaklar. Adım adım muharebe edeceğiz. Muharebe gece gündüz durmadan devam ediyor. Cepheler girintili, çıkıntılı bir hal aldı. Düşmanla burun burunayız. Karşılıklı cepheler, yakın cepheler, tıpkı Çanakkale’de olduğu gibi. Bir tepeyi bir yeri kaybedince hemen karşı taarruzla geri almaya çalışıyoruz. Süngü muharebeleri yapıyoruz. Süngüsü olmayan askerler tüfeklerinin dipçikleri ile dövüşüyorlar.” (İnönü, s. 239)

Öyle bir an geldi ve düşman baskısı öylesine arttı ki, İsmet Paşa, İnönü yönündeki karargâhını Eskişehir yönüne, Çukurhisar’a nakletmek zorunda kaldı. (Aydemir, s. 437) Mustafa Kemal Paşa’nın (Atatürk’ün) ve meclisin güvenliğinden sorumlu Muhafız Alayı bile cepheye gönderildi. (Akşin, s.265-266)

Muharebe sırasında Yunan ordusu, Anadolu’ya Ethem imzalı bildiriler attı. Ethem özetle “Yenileceksiniz! Direnmeyin! Teslim olun!” diyordu. (Akşin, s.265; Tansel, s.79)

Süngü savaşları korkunç bir boğazlaşmaya döndü. Sırtlar birkaç kez el değiştirdi. Yunan kuvvetleri Metristepe’yi işgal etti. 29 Mart 1921 günü BMM Muhafız Taburu ile Cemil Cahit Bey’in emrindeki alay, öğle üzeri ve öğleden sonra cepheye yetiştiler. Cephenin sol kanadındaki düşman baskısı giderek artıyordu. Bunun üzerine İsmet Paşa Metristepe’den sol kanada geçti. 31 Mart 1921’de Türk taarruzu başladı. İsmet İnönü’nün anlatımıyla “Düşündüğüm karşı taarruzu yaptım. Düşman sağ kanadına yüklendim. Burun buruna muharebe ediliyor, düşman direniyordu. Nihayet İzzettin Bey de sağımızdan karşı taarruza geçti, düşman cephesini çökertti.” Bu sırada İsmet Paşa, cephenin sağ kanadına geçip muharebeyi oradan yönetti. (İnönü, s. 239- 241) Sonunda Yunan ordusu yenilip geri çekilmeye başladı. Böylece II. İnönü Muharebesi kazanıldı. (Aydemir, s. 438; Akşin, s.265; Tansel, s.80)

MİLLETİN KÖTÜ KADERİ DEĞİŞTİ

Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa, 1 Nisan 1921’de, akşam saat 18.30’da cepheden Ankara’ya şu telgrafı çekti:

“Saat 18.30’da Metristepe’den gördüğüm durum: Gündüzbey kuzeyinde sabahtan beri direnen ve artçı olduğu sanılan bir düşman birliği sağ kanat grubunun saldırısı üzerine dağınık olarak çekiliyor. Yakından kovalanıyor. Hamidiye yönünde karşılaşma ve çatışma yok. Bozüyük yanıyor. Düşman binlerce ölüsüyle doldurduğu savaş alanını silahlarımıza bırakmıştır. Batı Cephesi Komutanı İsmet”

TBMM Başkanı Mustafa Kemal (Atatürk), Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa’nın bu telgrafına, aynı gün şu tarihi yanıtı verdi:

“Bütün dünya tarihinde, sizin İnönü Meydan Muharebelerinde yüklendiğiniz görev kadar ağır bir görev yüklenmiş komutanlar pek azdır. Milletimizin bağımsızlığı ve varlığı, çok üstün yönetiminiz altında şerefle görevlerini yapan komuta ve silah arkadaşlarınızın duyarlığına ve yurtseverliğine büyük güvenle dayanıyordu. Siz orada yalnız düşmanı değil, milletimizin makûs talihini de yendiniz. Düşman çizmesi altındaki kara yazılı topraklarımızla birlikte bütün yurt bugün, en kıyıda köşede kalmış yerlerine kadar, zaferinizi kutluyor. Düşmanın yurdumuzda yayılma tutkusu, azminizin ve yurtseverliğinizin yalçın kayalarına başını çarparak paramparça oldu. (...) BMM Başkanı Mustafa Kemal.” (Nutuk, s. 838; İnönü, s. 241)

1683 Viyana Bozgunu’ndan beri Türklerin Batı karşısında sürekli savaş kaybetmesi adeta bir “kötü kader” haline gelmişti. İşte 1921’de II. İnönü Zaferi bu kötü kaderi değiştirdi.

8 Nisan 1921’de Aslıhanlar Muharebesi yapıldı. Yunanlar Afyon’dan Dumlupınar mevzilerine çekilmek zorunda kaldılar. Çekilirken geçtikleri yerleri yaktılar. Bilecik’i ve Söğüt’ü yerle bir ettiler. Türkleri katlettiler. (Tansel, s.82, 87-88; Akşin, s. 273-286; Türk İstiklal Harbi, s. 511)

II. İNÖNÜ ZAFERİ’NİN ETKİSİ

Yunan ordularının ikinci kez İnönü’de durdurulması üzerine Anadolu’nun her yerinden TBMM’ye tebrik telgrafları yağdı. Birçok yerde Meclise bağlılık mitingleri yapıldı. Milletvekilleri aralarında para toplayarak gazilere hediyeler aldılar, yaralıları ziyaret ettiler. 6 Nisan 1921 Çarşamba günü Ankara Mekteb-i Sultanisi’nde ve 14 Nisan 1921 Perşembe günü de Hacı Bayram Camii’nde şehitler için mevlit okutuldu. Gazeteler, II. İnönü Zaferi’ni etkili manşetlerle ve heyecanlı yazılarla okurlarına duyurdular. Örneğin, 6 Nisan 1921 günü İkdam gazetesinde, Yakup Kadri (Karaosmanoğlu), “İnönü Yahut Metristepe’den Görülen Şeyler” başlığı altında zaferi şöyle anlatıyordu: “Ey ulvî hâdise! Hiçbir kalem, hiçbir dil senin büyüklüğünü ve azametini anlatmaya yetmez... 337 senesi 31 Mart akşamı, İsmet Paşa adlı bir serdârın kılıcı, tıpkı bundan 600 yıl şu kadar sene evvelki serdarın kılıcı gibi tarihi ikiye böldü. Dört-beş günden beri bütün Şark âlemi ve bütün Asya için yeni bir devir açılmıştır...” II. İnönü Zaferi yurdun dört bir yanında “bayram” gibi kutlandı. Örneğin Kastamonu’daki kutlamalarda konuşmacılar, zaferden “bayram” olarak söz ettiler. Örneğin Mektebi Sultani öğretmenlerinden Kemal Bey konuşmasına “Muhterem kardeşler, Türkler! Bugün büyük bir zafer bayramını idrak ediyoruz” diye başladı.

***

Sonuç olarak, Türkiye’de Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlarının küçümsediği, II. İnönü Muharebesi, Kurtuluş Savaşı’nın hem en önemli muharebelerinden hem de en büyük zaferlerinden biridir. İsmet İnönü’nün anlatımıyla “Düşmanla burun buruna... Karşılıklı cepheler, yakın cepheler, tıpkı Çanakkale’de olduğu gibi. Bir tepeyi bir yeri kaybedince hemen karşı taarruzla geri almaya çalışıyoruz. Süngü muharebeleri yapıyoruz. Süngüsü olmayan askerler tüfeklerinin dipçikleri ile dövüşüyorlar. (...) İkinci İnönü Muharebesi çok kanlı olarak 4 gün sürmüştür.” (İnönü, s. 238-239)

II. İnönü Zaferi TBMM’yi güçlendirmiş, orduya güven, millete moral, düşmana ise korku vermiştir. Mustafa Kemal Atatürk’ün deyişiyle II. İnönü Zaferi, “yalnız düşmanın değil, milletimizin makûs talihinin de yenildiği” zaferdir. Bu zafer, 1922’deki Büyük Zafer’in habercisidir.

Kutlu olsun!

Kaynakça

Ahmet Vehbi Ecer, “İkinci İnönü Zaferinin Türk Milletine Kazandırdığı Moral Güç”, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, C.15, S.44, 2021,  s.651- 671.

Hatıratlarla Karşılaştırmalı Nutuk, İBB Yayınları, İstanbul, 2020. 

İsmet İnönü, Hatıralar, 3. Bas., Ankara, 2009.

Selahattin Tansel, Mondros’tan Mudanya’ya Kadar, C.IV, İstanbul, 1991.

Sina Akşin, Savaş ve Etnik Temizlik, “İstanbul Hükümetleri ve Milli Mücadele IV”, İstanbul, 2019.

Şerafettin Turan, Türk Devrim Tarihi 2. Kitap, Ulusal Direnişten Türkiye Cumhuriyeti’ne, Ankara, 1998.

Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam Mustafa Kemal, 1919-1922, C.III, İstanbul, 2009.

Türk İstiklal Harbi, Batı Cephesi, II. C. 3.Kısım, Birinci, İkinci İnönü, Aslıhanlar ve Dumlupınar Muharebeleri (9 Kasım 1920-15 Nisan 1921), Genelkurmay Başkanlığı Harp Tarihi Dairesi, Ankara, 1966.

Yazarın Son Yazıları

1935 CHP Kurultayı ve Kemalizm

“Partinin güttüğü bütün bu esaslar Kemalizm Prensipleridir.”

Devamını Oku
06.05.2026
Meşruti Monarşi Övgüsü ve II. Abdülhamit

“II. Abdülhamit’in 33 yıllık iktidarının 30 yılı meclis denetiminden uzak tek adam otoritesiyle geçmişti. II. Abdülhamit bu 30 yıl içinde devleti genelde saraydan yönetmiş ve muhaliflerine nefes aldırmayan bir İstibdat (Baskı) Düzeni kurmuştu.”

Devamını Oku
29.04.2026
23 Nisan ve Ulusal Egemenlik

“Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar yok olur…”

Devamını Oku
22.04.2026
Köy Enstitüleri: ‘Türkiye’yi Aydınlatan Fenerler’

“Köy Enstitüleriyle kapalı olan köylü hazinesi keşfolunmuştur...

Devamını Oku
15.04.2026
Anayasa böyle laikleştirildi

“Kanunlarımızı bugünün gereklerini, maddi zorunluluklarını göz önünde tutarak yapmalıyız. Memleketin maddi hayatı ancak bu şekilde kurtulur. (…) Onun içindir ki biz, her şeyden önce laikliğimizi ilan ettik. Kanunlarımızı ona göre yaptık. Şimdi de anayasamıza koymak istiyoruz…”

Devamını Oku
08.04.2026
II. İnönü Zaferi: ‘Milletin Kötü Kaderini Değiştiren Zafer’

“Siz orada yalnız düşmanı değil, milletimizin makûs talihini (kötü kaderini) de yendiniz. Düşman çizmesi altındaki kara yazılı topraklarımızla birlikte bütün yurt bugün, en kıyıda köşede kalmış yerlerine kadar zaferinizi kutluyor.” (M. Kemal Atatürk, 1 Nisan 1921)

Devamını Oku
01.04.2026
Kurtuluş Savaşı'nda Nevruz Bayramları: “Ergenekon-Nevruz İlişkisinin Anlamı”

“Bugün Türklerin tarihi kurtuluş gününe yani Ergenekon’a tesadüf ettiği için Ankara’da sevinç gösterileri yapıldı...

Devamını Oku
25.03.2026
Atatürk'ün gözünden 18 Mart Deniz Zaferi

“18 Mart 1915 Deniz Muharebesi’nde… O gün sahil bataryalarımızda bulunan askerler, subaylar ve kumandanlar, gerçekten takdire değer bir fedakârlıkla; hani, cesaretin, tevekkülün, en üst düzey(in)de, sonuna kadar toplarını kullanmışlar, görevlerini yapmışlardır…”

Devamını Oku
18.03.2026
Atatürk, Kemalizm ve Üçüncü Dünya

“Doğudan şimdi doğacak güneşe bakınız... Bugün günün ağardığını nasıl görüyorsam, uzaktan bütün Doğu milletlerinin de uyanışlarını öyle görüyorum...”

Devamını Oku
11.03.2026
Devrim Kanunları’nın gerekçesi

“Din ve ordunun siyasetle ilgilenmesi birçok kötülükler doğurur. Bu gerçek, bütün uygar uluslar ve hükümetlerce bir temel ilke olarak kabul edilmiştir…”

Devamını Oku
04.03.2026
Laikliğin gerekçesi

“Çağdaş uygarlık kamu hukukunda, ulusal egemenliğin meydana çıkmasına dayanan en gelişmiş devlet şeklinin ‘Laik ve Demokratik Cumhuriyet’ olduğu kabul edilmiştir…”

Devamını Oku
25.02.2026
Devlet İçinde Devlet DÜYUN-I UMUMİYE

“Düyun-ı Umumiye, ülkenin iktisaden sömürülmesine çalışan Avrupa sermayesinin bekçiliğini yapmıştı.”

Devamını Oku
18.02.2026
Atatürk’ün Mirası Laik Cumhuriyet

“Memnuniyetle tekrar görüyorum ki laik Cumhuriyet esasında beraberiz...

Devamını Oku
11.02.2026
Laikliğin anayasaya girişi

“Din düşüncesi vicdani olduğundan, parti, din fikirlerini, devlet ve dünya işlerinden ve siyasetten ayrı tutmayı milletimizin çağdaş gelişiminde başlıca başarı etkeni görür.”

Devamını Oku
04.02.2026
Misakı Milli nedir ne değildir?

Misakı Milli, İngiliz emperyalizmine teslim olmuş sarayın-sultanın değil, emperyalizme karşı bir bağımsızlık savaşı yürüten Mustafa Kemal Atatürk’ün ve İsmet İnönü gibi arkadaşlarının eseridir.

Devamını Oku
28.01.2026
İran'da Atatürk etkisi ve Rıza Pehlevi

Atatürk’ten etkilenen liderlerden biri de İran Şah’ı Rıza Pehlevi’ydi.

Devamını Oku
21.01.2026
İslam dünyasının derin uykusu ve Atatürk

“Bütün Türk ve İslam âlemine bakın: Düşüncelerini, fikirlerini medeniyetin emrettiği değişiklik ve ilerlemeye uyduramadıklarından ne büyük felaket ve ıstırap içindedirler…”

Devamını Oku
14.01.2026
ABD emperyalizmi, Venezüella ve Türkiye

“Nihayet barışı korumak için en hızlı ve etkili tedbir, barışı bozacak herhangi bir saldırganın istediği gibi hareket edemeyeceğini kendisine fiilen gösterecek uluslararası teşkilatların kurulmasıdır.” (Atatürk, 1935)

Devamını Oku
07.01.2026
Atatürk Ankara’dan sesleniyor

“Her Halde Âlemde Hak Vardır ve Hak Kuvvetin Üstündedir”

Devamını Oku
31.12.2025
Menemen Olayı, İrtica ve Laiklik

“Bizi yanlış yol sevk eden habisler (kötülükler), bilirsiniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep şeriat sözleriyle aldatagelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz, görürsünüz ki, milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din kisvesi altındaki küfür ve melanetten gelmiştir ” (M. Kemal Atatürk, 16 Mart 1923)

Devamını Oku
24.12.2025
Lozan Antlaşması ve ABD

“Bugün Türk Delegasyonu ile imzaladığımız dostluk ve ticaret antlaşması, benim elde etmek istediğimden çok uzaktır. Bu anlaşma, Türklerden koparmak istediğimizden çok fazla imtiyazı (ayrıcalığı) bizim Türklere verdiğimizin belgesidir.”

Devamını Oku
17.12.2025
‘ABD’nin ‘Yeni Türkiye’ hayali’

Samuel Huntington, “Medeniyetler Çatışması” adlı kitabında Türkiye’nin yönünü Batı’dan Doğu’ya çevirerek İslam dünyasının lideri olmasını öneriyor, bunun için de “Atatürk’ün (laik Cumhuriyet) mirasının reddedilmesi” gerektiğini belirtiyordu.

Devamını Oku
10.12.2025
Atatürk’ün ders kitabında ‘Demokrasi ve Kadın Hakları’

“Özetle kadın, seçmek ve seçilmek hakkını elde etmelidir...

Devamını Oku
03.12.2025
Millet Mektepleri

“Türk harflerinin bütün vatandaşlara kapılarının önünde ve işlerinin başında öğretilebilmesi için daha bu sene içinde Millet Mektepleri teşkilatı yapacağız.

Devamını Oku
26.11.2025
Vahdettin nasıl kaçtı?

“17 Kasım 1922 günlü resmi bir telgrafın ilk cümlesi şu idi: ‘Vahdettin Efendi bu gece saraydan kaçmıştır.’

Devamını Oku
19.11.2025
Türkiye'de Opera ve Vals

“Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” (M. Kemal Atatürk)

Devamını Oku
05.11.2025
Cumhuriyetimiz

Dile kolay, ilan edildiğinde bazı İngiliz yetkililerin sadece iki yıl ömür biçtikleri Türkiye Cumhuriyeti 102 yaşında...

Devamını Oku
29.10.2025
Cumhuriyet’in şeker fabrikaları

“Meclis kürsüsünde bir de ‘üç beyaz’ parolası revaçtaydı...

Devamını Oku
22.10.2025
Nutuk 98 Yaşında: ‘İşte Bu Ahval ve Şerait İçinde…’

Atatürk Nutuk’u bir açılış ve kapanış döngüsüyle yapılandırır.

Devamını Oku
15.10.2025
Atatürk'e saygı duymayan teğmen: ‘Din Dilinin Türkçeleştirilmesi’

Mustafa Kemal Atatürk’e saygısı olmayanın onun kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve Anayasasına da saygısı yoktur.

Devamını Oku
08.10.2025
Patrikhane ve Ruhban Okulu

Heybeliada Ruhban Okulu Fener Patrikhanesi’ne bağlıydı.

Devamını Oku
01.10.2025
Dil devrimini anlamak

“Gece meşguliyetimiz, bildiğin gibi dil dersleri… Gündüz de yalnız olarak aynı mesele üzerinde birkaç saat çalışıyorum.”

Devamını Oku
24.09.2025
Tek Partiden Çok Partiye: ‘Partili Cumhurbaşkanlığından Tarafsız Cumhurbaşkanlığına’

“Aramızdaki farkı bilelim. Biz, mutlakıyetten bugüne geldik. Siz ise bugünden mutlakiyete gidiyorsunuz.”

Devamını Oku
17.09.2025
Tarih Kürsüsü ve Suçluların Telaşı ‘CHP’nin Mallarına El Konulması’

Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 102 yaşına girdi.

Devamını Oku
11.09.2025
ETHEM: “İsyan ve İhanet”

“Efendiler, askerî harekâtı çapulculuktan, devlet kurup yönetmeyi, şunun bunun mâsum çocuklarını fidye dilenmek için dağlara kaldırmak haydutluğundan ibaret zanneden, şarlatanlıklarıyla, yaygaralarıyla bütün bir Türk vatanını bezdiren...

Devamını Oku
03.09.2025
Büyük Zafer'in sırrı

Tam 103 yıl önce, 26 Ağustos 1922’de, Afyon Kocatepe’de, sabah saat 05.00’te, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın işaretiyle Türk tarihinin en önemli taarruzu Büyük Taarruz başladı.

Devamını Oku
27.08.2025
Aşiret-Tarikat Sorunu

Yeni açılım sürecinde etnik ayrılıkçı siyaset ve dinci, liberal ortakları, gerçeği çarpıtmaya devam ediyorlar.

Devamını Oku
20.08.2025
Saltanat Şurası’ndan Saray Komisyonu’na

1920 yılında Sevr Antlaşması’nı kabul etmek için kurulan “saltanat şurası”nın ve uygulamak için kurulan “barış komisyonu”nun amacı vatanı, milleti değil, sarayı, (sultanı) ve hükümeti kurtarmaktı.

Devamını Oku
13.08.2025
'Doğu Sorunu' devam ediyor! 'Kürt Sorunu mu Türk sorunu mu?'

İngiliz Müsteşarı Hohler, 27 Ağustos 1919’da Londra’ya gönderdiği bir yazıda şöyle diyordu...

Devamını Oku
06.08.2025
LOZAN: Onurlu Barış

Lozan Barış Antlaşması 102 yaşında…

Devamını Oku
23.07.2025