‘Bozguncu’ ‘barış’ çağrıları...
Şükran Soner
Son Köşe Yazıları

‘Bozguncu’ ‘barış’ çağrıları...

19.12.2015 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Canların en çok yandığı, savaş tamtamlarının çalındığı süreçlerde “barış” çağrılarının yapılabilmesi zor olduğu kadar anlamlı, işlevsel, yaralara merhem olabilecek değerdedir... Yeter ki bozgunculuk yapma amaçlı ya da istemeden de olsa provokatif içerik taşımasınlar... Çok kaygı verici son gelişmeler sürecinde, yaralarımıza tuz basar içerikte barış çağrılarının da yapılıyor olması; barışa giden yolda katkıda bulunmak isteyenler, sorumluluk duyanları, bir şeyler yapmak üzere adım atmaktan alıkoyan boyutlarda yıldırıcı... “Kaos” sözcüğü galiba barışa giden yolda atılacak adımları gösterecek pusulanın çalışmaması gibi bir şeyi, bir durumu anlatıyor...
1990’lı yılların sınırlarımız içindeki, PKK odaklı en kanlı terör eylemleri, devlet adına işlenmiş insan hakları suçları ile faili meçhul cinayetlerin yarıştırıldığı yıllardan yola çıkarsak... Jirki Dağları’nın teröristlerden temizlenmesi operasyonlarında... Boşaltılan köylerden aşiretlerinin akrabalarının ahırlarına sığınmış köylüler arasındayız... Beslenemedikleri için satılmış hayvanların yerine sığınmışların çaresizliklerini, çıplak ayaklı donsuz koşturan erkek çocuklar en yalın sergiliyorlar... Yaşadıklarını çevirmen aracılığı ile anlatmaya çalışan genç kadın, köylerindeki un-şeker çuvallarının baskın yapan askerler tarafından yere boşaltılarak karıştırıldığını, nasıl aç bırakıldıklarını, korkmayı unutmuş olarak anlatıyor... Komutan olanlardan haberli, PKK’ye yardım-yataklık yaptıklarını söylüyor, kocasının nerede olduğunu soruyor. “Kayıp” yanıtı olayın özelinde, dağda örgütün yanında anlamına geliyor... Ancak devletin hukuk düzeni içinde, terör örgütü gibi davranabileceği anlamına gelmiyor...

***

Çatışmaların operasyonlarla en aza indirgendiği, Apo’nun Türkiye’ye teslim edildiği yılların sonrasında boşaltılan köylere dönülmesinde sınırlı adımlar, kimi sağduyulu reflekslerle köylerine en çaresiz koşullarda dönmeye çalışanlara ödünç birkaç küçükbaş hayvan verilmesi çabaları çok da bir işe yaramıyor... Bugünün PKK’nin en sert terör eylemlerinden sorumlu tutulan gençlik örgütlenmeleri, o günlerin donsuz, çıplak ayaklıları, taş atan çocukları, bugünün en çok hendek kazılan yerleşim bölgelerindeki en şiddetli eylemleri ateşlemekten suçlanıyorlar... En yoğun iç göçü almış, en yoksul, yoksun fışkırmış kent merkezleri, bugünün dudak uçurtan silahlı donanımlarıyla cephaneliğe dönüştürülmüş hendeklerle çevrilmiş, en geniş kapsamlı askeri operasyonla terör örgütünden süpürülmeye çalışılan yerleşim merkezleri...
Özerklik ilanları, dünyanın her yerinde paramparça kanton devletçikler kurdurma, en çaresizinden ırklar, mezhepler, aşiretler odaklı iç savaşlar bataklığı çözümsüzlüğe saplanmış gettocuklar üretmekle eşanlamlı sonuçları dünyamızı, insanlığı kasıp kavurmuşken... Paramparça, çaresiz, yıkılmış devletler dışında, gelişime seyirci kalmaya kalkışmış devlet örneği de yokken... Kesintisiz İktidarlarının sorumluluğunda payı büyük “ucu açık” barış sürecinin yakıcı sonuçlarından anlamlı dersler çıkarılmış olması zorunluluğu ortaya çıkıyor... Demokrasi, hukuk devleti düzeni içinde barışın geçerli kılınmasının ötesinde bir yol da olamayacağına göre, geniş kapsamlı operasyonla kentlere taşınmış terörün süpürülmesiyle ulaşılacak geçici başarının, kalıcı barış sürecine geçişte anlamsızlığı da ortaya çıkıyor...
Kentlere taşınmış terörün yıkımları karşısında devletin göç edenlere kimi yardımlar yapacağı, zararlarının karşılanacağı sözleri çok cılız kalıyor... En kaygı verici olanı da barışı kalıcı kıldırabilmek adına söz söyleyen liderlik, AKP’nin güçten zehirlenmiş kadrolarının, barış çağrıları ile çelişen provokatif çıkışları... Bugün yaşanan kanlı tablodan, kentleri, barıştan yana maskeli, uzlaşı çağrıları yaparken cephaneliğe dönüştürmüş, PKK, gençlik örgütlenmeleri odaklı terör örgütlerinin suçlarını hafife almak söz konusu olamazsa da... Asıl sorun halkın karşısında devlet adına sergilenen, sergilenecek gerçek barıştan yana duruşta değil mi?  

Yazarın Son Yazıları

İçine gömüldükleri bataklıktan nasıl çıkacaklar?

Emeklisi, işsizi, ücreti ödenmeksizin çalışmaya zorlananı; çaresiz kalanların topu birden, dertlerine deva olması gereken yetkili, sorumlu siyasilerin, bakanların kapılarına dayanmaya çalışıyorlar.

Devamını Oku
25.04.2026
Az gittik uz gittik, bir arpa boyu yol gidemedik

Karamsarlıkla söylediğim gibi bir duyguyu vermek istemem.

Devamını Oku
21.04.2026
Dindar ve kindar yapamadıkları ‘deist’ oluyorlar

Yaşam pratiklerine göre dayatılan yetiştirme kurallarına isyan edenler arasına katılmış oluyorlar.

Devamını Oku
18.04.2026
AB’de demokrasi, Türkiye’de otoriterleşme rüzgârları

Avrupa Birliği ülkeleri içinde, Amerika-İsrail birlikteliğinde Ortadoğu ülkelerinde yaşatılanlara, akıtılan kanlara karşı ilk anlamlı karşı duruş İspanya’dan gelmişti.

Devamını Oku
14.04.2026
Şafak sökerken...

Günlük yaşamımız içinde, çoğunlukla yatakta, derin uykuda olmamızdan mı bilinmez, şafağın söküşünü uyanık izlediğimiz günlere ilişkin anılarımızın olumlu izleri kalır.

Devamını Oku
11.04.2026
Ülkemizin geleceği çılgın Trump’ın tuzaklarına bağlı olamaz...

Cumhurbaşkanlığı rejiminde yıllardır sorgulamasız sürdürülebildiği, yapılanların yanlarına kâr kaldığı varsayılan haksızlık hukuksuzlukların yarattığı olumsuzlukların dayanılmaz yükselişi ile içeriden yaratılan çürümüşlüğün saklanamayacağı günler geldi de geçti.

Devamını Oku
07.04.2026