Erdoğan, tarafsız değil, AKP’li Cumhurbaşkanı

30 Kasım 2021 Salı

Valiliğin CHP Genel Başkanı’na Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a verilmiş meydanda miting yapma iznini vermemesi kararı gerçekten de trajikomikti. Kılıçdaroğlu’nun aynı meydanda toplanabilecek kalabalıklardan ürktüğü tezini haklı çıkarmaktan öteye bir işlevi de olamayacak gibi.. Elbette peşinden sürüklenip, yaşamında başına gelenlerden ötürü akıllarını başlarına toplayabilmiş seçmenler için geçerli.

Nasılsa oylarını geri çekenler yerine aynı sayılarla olamasa da, en çaresizlerden ağızlarına ya doğrudan maddi bir parmak bal yerine, sadaka üzerinden yeni pay verilecekler üzerinden AKP’ye gidebilecek, görünen o ki yüzde 30-40’lar oranında bir oy getirilebileceği hesapları üzerinden yola çıkılmış. Erken ya da tarihinde seçimler sonrası yüce divandan kurtulunabilmesi ön planda tutulmuş bir bakış üzerinden öngörüler geliştirilmiş olabilir.

Neyse ne? Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gerçekte anayasamızda yer aldığı üzere tarafsız Cumhurbaşkanı olamadığı, ucube başkanlık modeli sayesinde seçimini yaptığı AKP’li Cumhurbaşkanı olarak meydanlara çıkmayı yeğlediği gerçeklik yoka sayılmış.

Valilikler, kaymakamlıklar, atanmış İçişleri Bakanı başta olmak üzere, atanmış diğer bakanlar eliyle sayısız haksız-hukuksuz kararlar, icraatların üzerine, Diyanet eliyle, başkanı başta, yetkili görevliler eliyle çuvallamalar, laiklik suçlarının işlendiği sayısız icratların ardı arkası kesilecek gibi değil. Hâlâ toplumbilimlerinin gerçekleri tümden göz ardı edilerek korkuyla, sadaka ile yola devam edilebileceği varsayılıyor..

***

Birbirinin birbirinden kötü kopyaları olarak yenilenen haberlerin olabildiğince en tazeleri üzerinden paylaşımda yarar var. Halkın yaşamının ekonomik haksızlıklar, vurgun-yağma düzeni üzerinden karabasana dönmüş olması gerçeği çırılçıplak ortada. Sağlanan haksız çıkarlara dayalı iç-dış odaklı dudak uçurtan paylar aktarımı, vicdansızlığın ötesinde uçuk vurgun zenginleşme, yağma, saltanat düzeni..Yetmezmiş gibi, cezayla, korkuyla teslim almanın yeni yeni örnekleri..

Çaresizliğin tersine işlevini üreten yaşam adına dayanışma, işbirliğinin kaçınılmazlığı atlanıveriyor.. Bilmem ayrımında mıyız? DİSK ile Türk-İş’in dayanışma refleksleri, roller dağılımı da içinde hiç bu kadar uzun soluklu, amaca dönük güçlü hamlelere dönüşmemişti. DİSK geçmişin algılamasından gelen, üye örgütlülüğünden çok moral değerleri ile öncülük hamlesini yerinde, zamanında atıyor. Asgari ücretin belirlenmesi de içinde, en güncel işçi hakları gündemleri üzerinden uç beyi adımları ile gerekçelere dayalı, en mantıklısından taban ölçeklerde isteklerini raporlara da dönüşmüş olarak açıklıyor.

Türk-İş uzlaşma, toplu pazarlık düzeninin ağır ağabeyi rolünde, yine verilere dayalı hesaplamalarla, pazarlık, sözleşme masalarında yapması gerekenlerin gerekçeli çıkışlarını bir bir sıralıyor. İnanılır gibi değil ama arkalarından Saray’ın yandaşı sendikalar da çok çok gerilerde duramaz oluyor, olmazlarını dillendirmeye çabalıyorlar. Dahasını isterseniz, Saray’a en yandan bilinen meslek odaları örgütlerinden başlayın en yaygın taban kitleleri temsil eden örgütler, Saray’ın hiç sevmediği güçlü işveren sendikaları konfederasyonlarından da önce, çıkış yapmak zorunluluğu içinde kalıyorlar.

Bu kadar hille, baltalama AKP’nin seçim kaybettiği büyükşehir ile küçük şehir belediyelerindeki, toplumsal içerikli hizmetlerin değil durdurulması, engellenmesi üzerinden dahi artık çok fazla işlerlik kazanamıyor. Haksız, hukuksuz kayırmalarla kamu kaynaklarının dağıtılması seferberliği yapılan yandaşları Merkez ve yerel belerdiyelerin ise kamu kaynaklarını vurgun boyutunda soymuş olmaları gerçekçi tablosunu açığa çıkmasını engelleyemiyor.. Müjde! Yoksullaşmayla doğrudan bağlantılı diyabetli hasta sayısında AB’de de 1. sıraya çıkmışız!..   


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Bayram benim neyime? 3 Mayıs 2022