Depremzedelere desteğe devam edelim
Üstün Dökmen
Son Köşe Yazıları

Depremzedelere desteğe devam edelim

28.05.2023 09:00
Güncellenme:
Takip Et:

Özür diliyorum...

Ülkemizde son yıllarda körüklenen kutuplaştırma ve ötekileştirme gayreti ister istemez hemen herkesi kapsama alanına aldı. Nezaketten uzak, öfkeli bir toplum yarattı. Biri Bizi Gözetliyor programında ev arkadaşına sürekli çemkiren insanlar gördük, Yemekteyiz adlı programda ev sahibinin yemeklerine “İğrenç!” diyen misafirler gördük. Bunlar bizi kutuplaştırmak amacıyla empoze edilen öfkeli modellerdi. Yurtdışı gezisinden dönen bir grup genç kadınımız uçak kazasında öldü, onları hiç tanımayan kişiler sosyal medyada hakaretler yağdırdılar; ölenlerden birisi hamileydi, ona “İyi oldu, karnındaki piçinle geberdin” dediler. Yakın geçmişte ülkemizin her yerinde gençler sokakta yaşlıların önüne geçmez, yavaş adımlarla arkalarından yürürlerdi. Buna “Adımları ayarlı yürümek” denirdi. Bizler az önce adımları ayarlı bir toplumken öfkesi ayarsız bir topluma dönüştük. Siyasileri birbirlerine hakaret eden, vatandaşları görgüsüzlük sergileyen toplum olduk. Bu öfkeli atmosferden depremzedelerimiz de nasibini aldı. 

14 Mayıs seçiminde deprem bölgesinde iktidar partisinin oylarında azalma olmadı. Kurtarma çalışmalarındaki büyük gecikmeye rağmen çok sayıda vatandaş yine iktidara oy verdi veya öyle gözüktü. Oysa muhalefet yanlısı vatandaşlarımız iktidara hiç oy çıkmayacağını zannetmişlerdi. Oy dağılımı görünce bu durumun nedenini araştırmadan sosyal medyada depremzedelere hakaret yağdırdılar, onlara duygusal ve maddi destek verdikleri için pişman olduklarını belirttiler. (Belki de bazı seçmenler çadırlarını kaybetmemek için böyle davranmışlardı.) Onlara kızılması yanlıştı, koşullu sevgi sergilendiği anlamına geliyordu. Bir çocuğa, “Uslu olursan seni severim” demek koşullu, çıkarcı bir sevgi ifadesidir.  Gerçek sevgi koşulsuz olmalıdır.     

Depremzedelerimiz koşullu sevgiyi ve hakaretleri hak etmediler. Ülkem adına onlardan özür diliyorum, yaşları her ne olursa olsun hepsinin ellerinden öpüyorum.  

SOSYAL DESTEĞİN EROZYONU

Zaman acının merhemidir, zamanla acılar hafifler. Ancak insanların merhametleri, sosyal destekleri de zaman içinde azalır. Bir ölüm olduğunda ilk haftalarda akrabalar, hısımlar, komşular cenaze evine her gün giderler. Bu sosyal destek geride kalanlara iyi gelir. Fakat birkaç ay sonra ziyaretler kesilir, sosyal destek erozyona uğramıştır, cenaze evi sakinleri acılarıyla baş başa kalırlar. Benzeri bir durum son depremde de ortaya çıktı. Aradan zaman geçti, depremzedelere yönelik duygusal ve maddî destek azaldı, toplumun ilgisi adeta erozyona uğradı. Lütfen buna izin vermeyelim, ne toprağımızı erozyona teslim edelim ne de birbirimize yönelik kardeşçe ilgimizi. İki yüz kişilik Antakya Medeniyetler Korosu deprem sonrasında yüz doksan üç kişi kaldı. Artık konserlerine sahne tamamen karartılmışken depremdeki gibi, “Sesimi duyan var mı!” diye seslenerek başlıyorlar. Onların seslerini hep duyalım. 

Slovic’e ait “merhametin tükenişi (compassion fade)” kavramı var. Bu kavram yardıma ihtiyacı olan insanların sayısıyla ters orantılı olarak ilginin azaldığı anlamına geliyor. Sanırım bu durum bizde ortaya çıkmadı. Pazarcık merkezli deprem sonrasında ülkemizdeki ve dünyanın dört bir yanındaki Türkler, depremzede sayısına bakmadan maddi ve duygusal destek sergilediler. Zaman bu desteği kaçınılmaz olarak erozyona uğratabilir ancak bu erozyona bir de depremzedelere küserek katkıda bulunmayalım. Annem söylemişti, duygusal olsun maddi olsun verilen bir şey asla geri istenmez.     

BUGÜN SEÇİM VAR

Lütfen “Benim oyumdan bir şey çıkmaz” demeyin. Bir siyasi partiye veya onun liderine küs olabilirsiniz ancak lütfen demokrasiye ve Cumhuriyete küsmeyiniz. Bugün geleceğimiz için, çocuklarımız için, özellikle kız çocuklarımız için sandığa gitmeliyiz.

Yazarın Son Yazıları

23 Nisan çocukları

23 Nisan çocukları

Devamını Oku
26.04.2026
Siber zorbalık

Siber zorbalık yalnızca dijital bir taciz değil, sınır tanımayan yeni bir şiddet biçimi. Üstelik yapay zekâ ile birlikte gerçek ile kurgu arasındaki çizgi her zamankinden daha tehlikeli biçimde bulanıklaşıyor. Siber zorbalık, yapay zekâ ile yeni bir evreye girmiş durumda. Çocuklarını siber zorbalıktan korumak için anne babalar, rahatsız edici olmadan onları gözlemeli, sergiledikleri değişiklikleri fark edebilmelidirler. Bir de internet kullanımını çocukla karşılıklı olarak anlaşarak sınırlandırmalıdırlar.

Devamını Oku
19.04.2026
Okul zorbalığı

Okul zorbalığı

Devamını Oku
12.04.2026
Songül ve Mahmut Telli

Zülfü Livaneli, “Serenad” isimli romanında “Türkiye’de her ailenin bir hikâyesi vardır” der. Balkan Savaşı, Çanakkale Savaşı, Sarıkamış, Kurtuluş Savaşı, 12 Mart’ın mağdurları, 12 Eylül’ün muğlak kayıpları ve türlü felaketler bu duruma neden olmuştur. Acısıyla, tatlısıyla kendine özgü hikâyesi olan bir Türk ailesi de Telli ailesidir. Songül ve Mahmtu Telli çiftinin Cenk ve Cem adlı iki oğulları olmuştu. Ailenin başına gelen felaket Cenk’i 19 yaşındayken Almanya’da bir trafik kazasında kaybetmeleriydi.

Devamını Oku
05.04.2026
Zorbalık

Zorbalık

Devamını Oku
29.03.2026
Binek taş kadar pırlanta

Kadın cinayetlerini durdurma çabası, kısıtlı çevrelerdeki kınama seanslarından sıyrılıp İstanbul Sözleşmesi gibi hukuki güvencelere ve toplumsal bağlantısallık ilkesine dayanmak zorunda. Siyasal üsluptaki öfke dilinden televizyon dizilerindeki silah güzellemesine kadar her ayrıntı, şiddeti bir yaşam biçimi olarak meşrulaştırıyor. Gerçek çözüm ise ekonomik iyileşme ve eğitim reformuyla desteklenen topyekûn bir kültürel değişimde yatmaktadır.

Devamını Oku
15.03.2026