İstemek mi, yapmak mı?
Üstün Dökmen
Son Köşe Yazıları

İstemek mi, yapmak mı?

02.10.2023 09:39
Güncellenme:
Takip Et:

İstemek, bir şeyi yapmak için ön koşuldur, gereklidir ancak yeterli değildir. Bir şeyi yapmak istedikten sonra planlı bir şekilde gayret ederseniz o şeyi yapabilirsiniz. Bu gerçeğe rağmen belki toplumları geri bırakmak için belki sadece ticari amaçla birtakım öğretiler insanlara çalışmadan istemeyi öğütlüyor. Kişisel gelişimin bir kolu olan bazı yaklaşımlar mistik bir bakış tarzıyla, “Bir şeyi gönülden istersen bütün bir evren sana yardım eder” diyor.

Bu öneri görünürde şıktır ancak bu şıklığın arkasında insanları atalete, pasif olmaya iten bir dünya görüşü yatmaktadır. Deniz Ülkütekin, 9 Temmuz tarihli Cumhuriyet Pazar Eki’ndeki “İste Olsun” başlıklı ilginç yazısında bu yaygın yönlendirmeye değinmişti; şimdi bu konuyu irdelemek istiyorum.

NASIL MÜDÜR OLUNUR?

“İste, bütün bir evren sana yardım eder” anlayışı her şeyden önce gerçekçi değildir. Eğer 100 altınınız olmasını istiyorsanız uzak galaksilerdeki, uzak evrenlerdeki birileri, “Şu dünyalı gariban çok istiyor, şuna altınları gönderin” mi diyecekler?

İste, evren sana yardım eder önerisinin arkasında bence şu var: “Sen bir şeyi iste, birkaç güzel kelime telaffuz et, sonra da otur sabırla bekle. Çabalaman gerekmez, evrendeki güç sana istediğini verir.” İyi de bunun nasıl gerçekleşeceği bilinmemektedir, sürecin mekanizması belli değildir. Bu öğüdü ciddiye alırsanız eski tabirle kifayetsiz muhteris olursunuz. Tarihte bunun örnekleri çoktur. Enver Paşa iyi niyetliydi, büyük işler yapmak istiyordu ancak elinde yeterli veri, kafasında gerçekçi bir plan yoktu, sadece istemişti. Maalesef başarılı olamadı. Mustafa Kemal ise ülkeyi kurtarma ve çağdaş bir kimliğe kavuşturma konusunda yeterli zihinsel güce ve plana sahipti, kifayetsiz muhteris değildi, çok uğraştı ve başardı.

Günümüzde bazı seminerlerde katılımcılara istemeleri, örneğin günde yüzlerce defa kendi kendilerine “Müdür olacağım” demeleri hatta sabahları görebilmek için lavabodaki aynanın üzerine “Müdür olacağım” yazmaları söyleniyor. Onlara, müdür olmak için bilgilerini ve tecrübelerini nasıl artıracakları söylenmiyor. Bence sadece isteyerek müdür olunmaz, ya müdür de aynı kişisel geliş gelişim seminerine katılmışsa ve günde yüz defa, “Bu elemanı işten atacağım” diyorsa ne yaparız?

Sadece isteyen, ödülü dışarıdan bekleyen kişi, farkında olmadan dilenci davranışı sergiler, denetim odağı büyük bir ihtimalle dışarıda demektir. Boyutsallık yaklaşımında da belirttiğim gibi denetim odağı içerde olan kişi, önce ister ama sonra bu isteğini gerçekleştirmenin akılcı yollarını arar.

NASIL YAPMALI?

Herhangi bir şeyi yapmak istediğinizde ana hatlarıyla şu basamaklar gereklidir:

1) Kendinizi ve çevrenizi iyi tanımalı, yeteneklerinizin, isteklerinizin ve çevrenizdeki olanakların farkına varmalısınız. Eğer bir meslek seçecekseniz bu meslek öncelikle yeteneklerinize ve fiziksel özelliklerinize uygun olmalıdır. Herkes her sporu yapamaz, herkes pilot olamaz.

2) Seçimizine ulaşabilmek için güçlü isteğiniz, motivasyonunuz olmalıdır.

3) Hedefinize ulaşabilmek için neler gerektiğini akılcı bir şekilde belirlemeli, sistemli bir şekilde çalışmalısınız.

4) Bazı durumlarda bir rehberinizin, koçunuzun olmasında yarar vardır. Ancak bu rehber size, “Sen otur, iste, evren sana yardımcı olur” filan dememelidir.

Yazarın Son Yazıları

Siber zorbalık

Siber zorbalık yalnızca dijital bir taciz değil, sınır tanımayan yeni bir şiddet biçimi. Üstelik yapay zekâ ile birlikte gerçek ile kurgu arasındaki çizgi her zamankinden daha tehlikeli biçimde bulanıklaşıyor. Siber zorbalık, yapay zekâ ile yeni bir evreye girmiş durumda. Çocuklarını siber zorbalıktan korumak için anne babalar, rahatsız edici olmadan onları gözlemeli, sergiledikleri değişiklikleri fark edebilmelidirler. Bir de internet kullanımını çocukla karşılıklı olarak anlaşarak sınırlandırmalıdırlar.

Devamını Oku
19.04.2026
Okul zorbalığı

Okul zorbalığı

Devamını Oku
12.04.2026
Songül ve Mahmut Telli

Zülfü Livaneli, “Serenad” isimli romanında “Türkiye’de her ailenin bir hikâyesi vardır” der. Balkan Savaşı, Çanakkale Savaşı, Sarıkamış, Kurtuluş Savaşı, 12 Mart’ın mağdurları, 12 Eylül’ün muğlak kayıpları ve türlü felaketler bu duruma neden olmuştur. Acısıyla, tatlısıyla kendine özgü hikâyesi olan bir Türk ailesi de Telli ailesidir. Songül ve Mahmtu Telli çiftinin Cenk ve Cem adlı iki oğulları olmuştu. Ailenin başına gelen felaket Cenk’i 19 yaşındayken Almanya’da bir trafik kazasında kaybetmeleriydi.

Devamını Oku
05.04.2026
Zorbalık

Zorbalık

Devamını Oku
29.03.2026
Binek taş kadar pırlanta

Kadın cinayetlerini durdurma çabası, kısıtlı çevrelerdeki kınama seanslarından sıyrılıp İstanbul Sözleşmesi gibi hukuki güvencelere ve toplumsal bağlantısallık ilkesine dayanmak zorunda. Siyasal üsluptaki öfke dilinden televizyon dizilerindeki silah güzellemesine kadar her ayrıntı, şiddeti bir yaşam biçimi olarak meşrulaştırıyor. Gerçek çözüm ise ekonomik iyileşme ve eğitim reformuyla desteklenen topyekûn bir kültürel değişimde yatmaktadır.

Devamını Oku
15.03.2026
Çocuk çeteleri

Çocuk çeteleri

Devamını Oku
22.02.2026