Obruklar ve annemin ahlâk dersi
Üstün Dökmen
Son Köşe Yazıları

Obruklar ve annemin ahlâk dersi

12.03.2023 16:31
Güncellenme:
Takip Et:

Yönetmen Emin Alper’in Kurak Günler adlı, muhteşem bir filmi var, hem jeolojik, hem de toplumsal anlamdaki obruklardan söz ediyor. Önce filmin başına gelenleri sonra da filmdeki ahlaki değerlerle ilgili bir motifi ele alacağım.  

Kurak Günler’in Başına Gelen

Öğrendiğim kadarıyla Kurak Günler filmine Kültür Bakanlığımız   teşvik vermiş, neden sonra, nedense verdiği parayı geri istemişti; hem de faiziyle. Bu olay beni annemle ilgili bir çocukluk anıma götürdü. 

Ben, babam Salih Dökmen’den sanatta yaratıcılığın sınırı olmadığını, günlük yaşamda dürüstlüğün ve sorgulamanın önemini, annem Sabahat Dökmen’den ise sistematik düşünmenin, üst düzey toplumsal değerlerin ve ilkeli olmanın niçin önemli olduğunu öğrendim. Söz konusu filimle ilintili anım şu:

Sekiz yaşımdaydım, bir arkadaşıma bazı kitaplarımı ve oyuncaklarımı hediye etmiştim. Bu arkadaşım kısa bir süre sonra birisine yapacağım sürprizi bozdu, beni çok sinirlendirdi. Ben de evde anneme öfkeyle, “Gidip ona verdiklerimi geri isteyeceğim” dedim. İstemeye kararlıydım. Anneciğim sakin bir şekilde, “Üstün, öfkelenmekte haklı olabilirsin ama birisine verilen, hediye edilen bir şey asla geri istenmez” dedi. Bu benim hayatım boyunca annemden aldığım önemli derslerden birisiydi, istemekten vaz geçtim. 

Şimdi düşünüyorum da Kurak Günler filmine verdikleri teşviki geri isteyen görevliler galiba annelerinden, verilen bir hediyenin geri istenemeyeceğini öğrenmemişler. Sanırım bu konu din ve ahlak derslerinde de ele alınmaz. Okul, çocukların tek bilgi kaynağı değildir; çocuklarını iyi yetiştirmek isteyen aileler, her konuda özellikle ahlaki değerler konusunda onlara rehberlik etmek ve örnek olmak zorundadırlar. Aksi halde ticaretten depreme ahlak eksikliğinin bataklıklara ve obruklara gömdüğü toplumlar çıkar ortaya.        

Ahlâk Eğitimi

Benim kuşağım okullarda Ahlak Dersi’nden beş üzerinden beş aldı. Hal ve Gidişi zayıf olanlar vardı ancak ahlâk dersi dört olanı görmedim. Bu duruma bakarak eğitim sistemimizin okullarda ahlaklı insanlar yetiştirdiğini zannedebiliriz ancak sokaklara, televizyonlara, gazetelere baktığımızda hayal kırıklığına uğrarız. Ahlak dersinden beş alarak mezun olmuş insanlardan oluşan bir toplumda, hırsızlık, yolsuzluk, adam kayırma, ticarette ve siyasette yalan olmamalı, tecavüz benzeri fiillere rastlanmamalı, inşaatlarda çimentodan, demirden çalınmamalı, kolon kesilmemeli, inşaatı kontrol eden uzman rüşvet almamalıdır. Herkesin ahlak dersinden beş aldığı bir toplumda eğer binlerce ahlaksızlık varsa, ya okullarda ahlak dersinde ölçme ve değerlendirme yanlış yapılmaktadır, ya da okul ahlak eğitimi için yanlış yerdir.   

Ahlaki değerlerin kazanıldığı yer ezberci ders saatleri değil, aile içi yaşantılar ve sanat eserlerinin felsefi bakış tarzıyla, sorgulama yoluyla irdelendiği ortamlar olmalıdır. Çocuklar, ailelerinde kendilerine ahlaklı rol modelleri sunulduğunda, bir de yaşayarak ve keşfederek toplumsal değerlerle tanıştıklarında yüksek ahlaki değerlere sahip olurlar. Örneğin çocuklar, Ömer Seyfettin’in Kaşağı adlı hikâyesindeki yalanı veya Victor Hugo’nun Sefiller adlı romanındaki gümüş şamdanı çalınan rahibin davranışını okumalı ve tartışmalıdırlar. Ya da gençler Nuri Bilge Ceylan’ın Üç Maymun adlı filmini tartışmalıdırlar.    

Kurak Günler’in İçeriği

Kurak Günler’in verdiği tüm iletileri ayrıntılı olarak incelemek ve tartışmak için bu yazıda yeterli yerimiz yok. Filmde sergilenen etik değerlerle ilgili motiflerden sadece bir tanesinin altını çizmek istiyorum.

Kasabaya yeni gelen genç savcıya göre, bir savcının kasaba eşrafıyla, belediye başkanıyla içkili bir sofraya oturması etik değildir. Bu yüzden savcı başkanın yemek davetlerini kibarca reddeder. Ancak kasabadaki hâkim hanım savcıya, küçük yerlerde bu tür ilkelerin esnetilebileceğini, yemeğe gitmesini söyler. Savcı da gider. Fakat aksilik bu ya yemek sırasında dansöz diye çağırılan zihinsel engelli kıza gecenin ilerleyen saatlerinde birileri tecavüz eder. Savcıya göre belediye başkanı ve oğlu zanlıdır. Ancak ona, “Savcım yemekte sen de vardın, senin de işe karışmadığın ne malum” derler. Savcının eli kolu bağlanır, bir defalığına ihlal ettiği bir ahlaki ilkeden ötürü zor durumda kalır. Burada, ‘Eğer bir ilkeniz varsa ondan asla fedakârlık etmemelisiniz’ şeklinde bir kıssadan hisse ortaya çıkmaktadır. “Anayasayı bir defa delmekle bir şey olmaz” veya bir dizi vahim tecavüz olayında “Bir defadan bir şey çıkmaz” mantığı ahlaki çöküşün ifadesidir. Obruklar ve toplumdaki tüm ahlaki çöküşler, ‘Bir defadan bir şey olmaz’ anlayışıyla beslenir. 

Peki Erzin’de ne oldu? Anlaşılan o ki Erzin’in belediye başkanı doğru bellediği ilkeler konusunda bir defa bile tavizde bulunmamıştır, bu yüzden de son depremde Erzin’de tek bir bina yıkılmamış, tek bir can kaybedilmemiştir. Bu olaya, kıssadan hisse mi demeli, kulağımıza küpe olsun mu demeli, artık buna da her şeyi gören, görmesi gereken toplum karar vermeli. 

Kurak günlerin kuraklığı, yağmur eksikliğinden ziyade insanların tercihleriyle ilgilidir. Altmış yıldır millî park olan Uludağ’ın, az önce millî park statüsünden çıkarılması tartışmaya açık, yararı meçhul bir tercihtir. Acaba bu ve benzeri tercihler, ormanların talan edilmesini, kuraklığı, obrukları, deprem felaketlerinin büyüklüğünü de etkiliyor mu, etkileyecek mi?   Pozitif bilimi görmemezlikten gelen ve aynı zamanda dürüstlük konusunda tavizler veren yöneticiler ve toplum fertleri, ülkelerine, hem coğrafi, hem de ahlaki anlamda kuraklık getirirler. Coğrafya obur değildir, obruklar insanların oburlukları yüzünden ortaya çıkar.   

Yazarın Son Yazıları

Köleleşme

Kölelik tarih boyunca zincirlerle ve kırbaçlarla kuruldu. Günümüzde ise tüketim alışkanlıkları, ve görünmez bağımlılıklar, özgürlük duygusunu yeniden sorgulatıyor. Kölelik düzenleri tarihe karışsa da modern yaşamın sunduğu konfor ve teknolojibireyi farkında olmadan yeni bağımlılık ilişkilerinin içine çekebiliyor.

Devamını Oku
05.07.2026
Ahlak eğitimi

Ahlak eğitimi

Devamını Oku
28.06.2026
Beyaz Zambaklar Ülkesinde

Günümüzde pek çok eğitimci, aydın Finlandiya’daki eğitim mucizesini görüp öğrenmek için Finlandiya’ya gidiyor. Bence gereksiz, görüp öğrensek bile ülkemizde uygulayamayız. Atatürk Finlandiya’daki şahlanışı anlatan “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” isimli kitabı Türkçeye çevirtmiş ve askeri okullarda okunmasını istemişti. Biz Finlandiya eğitim sistemini 90 yıldır biliyoruz. Biliyoruz da hayata geçiremiyoruz.

Devamını Oku
21.06.2026
Ey Türk genci

Ey Türk genci

Devamını Oku
14.06.2026
‘Sarı Zarflar’

Nazi Almanyası’ndan Sovyetler Birliği’ne, McCarthy döneminden günümüze uzanan ortak bir hikâye: Düşünceleri nedeniyle hedef alınan insanlar. “Sarı Zarflar”, bu evrensel yarayı sinema diliyle yeniden hatırlatıyor.

Devamını Oku
07.06.2026
Dalkavukluk, dilencilik ve yalancılık

Dalkavukluk, dilencilik ve yalancılık yalnızca insana özgü davranışlar değil. Ancak insanı ayıran şey, bu eğilimleri ahlak ve bilinç süzgecinden geçirebilme sorumluluğu. Doğada sahte sinyal, yiyecek isteme ve çıkar için davranış değiştirme örnekleri var. İnsanda ise bu davranışlar dil, bilinç ve ahlakla birleşince çok daha karmaşık duruma geliyor.

Devamını Oku
31.05.2026