Olumlu önyargılar
Üstün Dökmen
Son Köşe Yazıları

Olumlu önyargılar

15.05.2022 10:12
Güncellenme:
Takip Et:

İnsanı olumlu anlamda geliştiren ve doğru kararlar vermesini sağlayan tecrübeleri önyargılardan ayırmak gerekir.

Önyargılar, kişilere, gruplara hatta nesnelere yönelik olarak insanların zihinlerinde oluşan, sınırlı veriye dayanan, olumsuz veya olumlu duygularla beslenen inançlardır. İnsanlar genelde önyargılarını test etmek istemezler, çünkü onların doğruluğundan emindirler.

Bir görüşe ‘önyargı’ dendiğinde genelde olumsuz bir anlam vardır ortada. Oysa önyargılar sadece olumsuz olmaz. Önyargıları, olumsuz ve olumlu olarak ikiye ayırmak gerektiği görüşündeyim. “Filanca ırka veya mezhebe mensup kişiler kötü insanlardır” dediğinizde olumsuz bir önyargı sergilemiş olursunuz. “Falan ırka, dine mensup herkes iyidir” demek ise olumlu bir önyargı ifadesidir.

OLUMLU ÖNYARGININ İŞLEVİ

Olumlu önyargılar genelde toplumsal dayanışmaya vesile olsa da her zaman insanların hayrına olmaz. Tarih boyunca dünyayı yönetenler, toplumlardaki gerek olumlu, gerek olumsuz önyargılardan kendi çıkarları doğrultusunda yararlanmışlar. Napolyonlar, Hitlerler, kendilerini taparcasına seven milyonların mahvına neden olmuşlardır.

TARİHTE ÖNYARGILAR

Önyargılar olmasa savaş çıkarmak çok zor olurdu. Geçmişin kralları, padişahları ordularının kendilerine yönelik olumlu önyargıları ve karşı tarafa ilişkin olumsuz önyargıları sayesinde savaşlar yaptılar. Bu konuda bana ilginç gelen bir örneği paylaşmak istiyorum:

Timur Beg (Timur tevazudan ötürü Han sıfatını kullanmazdı) ordusuyla Ortadoğu’ya ilerlerken bugünkü Irak ve Suriye çevresinde heyecanlı bir bekleyiş vardı. Çoğunluğu Şii olan Irak halkı, Timur’un dünyanın en büyük Şii lideri olduğunu düşünüyordu. Sünnîlerin ağırlıkta olduğu Suriyeliler ise onun o günkü en büyük Sünnî lideri olduğuna inanıyorlardı. Bu görüşlerde bir ölçüde öncü propagandanın etkisi olabilir, ancak bence asıl insanlar Timur’a kendi mezheplerini yakıştırmışlardı. Şiiler, “Bu kadar büyük bir adam olsa olsa Şii olur”, Sünnîler ise, “Böyle bir adama Sünnî olmak yakışır” diye düşünmüşlerdi muhtemelen. Bu bakış tarzı hâlâ geçerlidir.

GİZLİ MÜSLÜMAN KENNEDY

Çocukluğumdan hatırlıyorum, Amerika kendini bize çok sevdirmişti. Pek çok amca, “Kennedy gizli Müslümanmış” derdi. Yakın zamanlarda bile Prens Charles’ın veya Diana’nın gizli Müslüman olduğunu söyleyenler vardı. Ancak hiç kimse, “Kennedy gizli edebiyatçıymış, sessizce büyük bir roman yazıyormuş” demezdi. “Bizim apartmanın kapıcısı sandalyeye oturup derin derin düşünüyor, galiba gizli bir teorik fizikçi” diyen de yoktu. “Bizim mahallenin sütçüsü sanırım gizli kimyacı, yakında Nobellik bir buluş patlatacak” diyen de olmazdı. İnsanlar samimi olarak neye önem veriyorlarsa sevdikleri kişilere onu yakıştırırlar, ilgilenmedikleri konuları başkalarına yüklemezler. Böylece olumlu önyargılar, doğru veya yanlış yaygınlaşır.

YETMİŞLERDEKİ AYRIŞMA

1970’li yıllarda ülkemizde korkunç bir sağ-sol çatışması vardı. İnsanlar, parkalarından, bıyıklarından, okudukları gazeteden ötürü yandaş ya da öteki diye ayrımlaştırmıştı. Olumsuz ayrımlaştırmalara her zaman olumlular da eşlik eder. Cumhuriyet Gazetesi’yle ilgili olumlu bir önyargıyı paylaşmak istiyorum.

Diğer bazı gazeteleri okumak gibi Cumhuriyet okumak da bazen felaket getirirdi, bazen de dayanışmaya vesile olurdu.

Genç fizik öğretmeni Hüseyin Esentürk 1975 yılında Afyonkarahisar’dan Dinar’a gitmek için minibüse biner, cebinde katlanmış bir Cumhuriyet vardır. Tam o sırada birisi minibüse girer, yolculara göz atar, Hüseyin öğretmenin cebindeki Cumhuriyet’i görür, “Cumhuriyet mi okuyorsun?” diye sorar. Evet cevabını alınca mesleğini sorar, öğretmen olduğunu da öğrenince elindeki kalınca zarfı verip, “Bu zarfı lütfen üzerindeki adrese götür” der. Hüseyin öğretmen zarfta ne olduğunu sorar, bu kişi “Para var” der. Öğretmen “Bana nasıl güveniyorsun?” diye tekrar sorar, adam gülümser, omuzuna vurur ve minibüsten iner.

Olumlu önyargılar, her zaman değilse de bazen işe yarar. Yetmişli yıllarda yukarıdaki olaya benzeyen olaylara sık rastlandığı söylenir.

Yazarın Son Yazıları

Kızılderili nikâhı

Bir süre önce eşimle birlikte Siyu (Sioux) Kabilesi’ne ait bir nikâh töreninde bulunmuştuk. Nikâhı bu kabileye mensup Şaya Hanım kıymıştı. Törenden sonra Şaya Hanım, “Size teşekkür ediyorum” dedi. Neden teşekkür ettiğini sorduk, “Genellikle Kızılderili olmayanlar bizim nikâhlarımızı izlerken bıyık altından gülüyorlar, siz gülmediniz, ciddiye aldınız” dedi.

Devamını Oku
10.05.2026
Pers ve İran kültürü

Birinden mi duydum, ben mi söyledim hatırlamıyorum fakat 2011 yılında aldığım “İran Tarihi” adlı kitabın kenarına “İran’ı işgal edebilirsiniz ancak ona sahip olamazsınız” yazmışım. Çünkü İran’ın edebiyatı ve sineması güçlüdür. Edebiyatları, müzikleri, sinemaları güçlü olan ülkeler bir dönem içeriden veya dışarıdan sıkıntı yaşasalar bile sonuçta suyun üstünde, tarihin içinde hayatta kalmayı başarırlar.

Devamını Oku
03.05.2026
23 Nisan çocukları

23 Nisan çocukları

Devamını Oku
26.04.2026
Siber zorbalık

Siber zorbalık yalnızca dijital bir taciz değil, sınır tanımayan yeni bir şiddet biçimi. Üstelik yapay zekâ ile birlikte gerçek ile kurgu arasındaki çizgi her zamankinden daha tehlikeli biçimde bulanıklaşıyor. Siber zorbalık, yapay zekâ ile yeni bir evreye girmiş durumda. Çocuklarını siber zorbalıktan korumak için anne babalar, rahatsız edici olmadan onları gözlemeli, sergiledikleri değişiklikleri fark edebilmelidirler. Bir de internet kullanımını çocukla karşılıklı olarak anlaşarak sınırlandırmalıdırlar.

Devamını Oku
19.04.2026
Okul zorbalığı

Okul zorbalığı

Devamını Oku
12.04.2026
Songül ve Mahmut Telli

Zülfü Livaneli, “Serenad” isimli romanında “Türkiye’de her ailenin bir hikâyesi vardır” der. Balkan Savaşı, Çanakkale Savaşı, Sarıkamış, Kurtuluş Savaşı, 12 Mart’ın mağdurları, 12 Eylül’ün muğlak kayıpları ve türlü felaketler bu duruma neden olmuştur. Acısıyla, tatlısıyla kendine özgü hikâyesi olan bir Türk ailesi de Telli ailesidir. Songül ve Mahmtu Telli çiftinin Cenk ve Cem adlı iki oğulları olmuştu. Ailenin başına gelen felaket Cenk’i 19 yaşındayken Almanya’da bir trafik kazasında kaybetmeleriydi.

Devamını Oku
05.04.2026