Hayattaki dengesizlik sahnelere yansıyor

Hayattaki dengesizlik sahnelere yansıyor

29.12.2024 04:01
Güncellenme:
Takip Et:

2024 yılı sona ermek üzere. Adettendir, yılsonunda bir genellemeye gidilir. Sahnelerimizde şu son bir yıl içinde olup biteni düşünürken fark ettim ki tiyatroyu, operayı, baleyi, dansı değil, ülkemin sürüklendiği durumu, ekonomik ve politik baskıları düşünüyorum daha çok.

BASKILARA BOYUN EĞMEK ÖLÜMDÜR! 

İşte son günlerde Diyarbakır Devlet Tiyatrosu’nda yaşanan rezillik! Neymiş? Hırvat yazar Miro Gavran’ın “Karımın Kocası” oyununun adını beğenmeyen kendini bilmezler, Cahit Sıtkı Tarancı Kültür Merkezi’nin önüne gelip “Allahuekber” nidalarıyla slogan atıyor. HÜDA PAR üyeleri oyunun adı ve konusunda rahatsız olmuş. Geleneklerimize aykırı ve ahlaksızmış! Ve yönetim, oyunun adını değiştiriyor. Hani değiştirmeseler belki de yakacaklardı binayı ve içindekileri. Sivas, Madımak vahşetini unutmadık! Ve Diyarbakır valisi de devlet tiyatrosunun başındaki de kültür bakanı da susuyor! Ayıptır, günahtır, Türkiye Cumhuriyeti’ne ihanettir! Tek tepki gösteren Devlet Tiyatroları sanatçıları! 

Bundan 50 yıl önce de “Düşenin Dostu” oyunu, “Hair” müzikali ve nice eser, daha gün yüzüne çıkmadan gericilerin hücumuna uğrardı. Ama suç unsuru olmadıkça böyle şeyler yaşanmazdı! “Ahlaksızlııık” diye tepinenlere ödün vere vere ne hallere geldik! 

UÇURUM BÜYÜYOR 

Ülkemizde, “Allah’la aldatmak”, ‘dini kullanarak baskı yapmak’ cehaleti yüceltip ilimden bilimden uzaklaşmak çoğaldıkça, yoğunlaştıkça gericilerle evrensel ve çağdaş değerleri savunanlar arasındaki uçurum gittikçe büyüyor.

Tıpkı her geçen gün ekonomik gelir farklılığının büyüdüğü gibi. Tıpkı orta direk dediğimiz orta sınıfın her geçen gün yoksulluğa itildiği gibi. Tıpkı işsizliğin arttığı gibi. 

Hayattaki bu dengesizliği sahnelerde de görüyoruz. Bir yanda Las Vegas “şov”larını çağrıştıran, müthiş gösterişli, ışıltılı pırıltılı, görsel efekti bol ama sahiciliği olmayan oyunlar ya da müzikaller öte yanda neredeyse merdiven altlarına sıkıştırılmış, hani neredeyse illegal bir biçimde tiyatro yapmaya çalışan gençler.

İlkinde bir koltuk biletinin 5000 TL (yazıyla beş bin lira) olduğunu görünce çok şaşırdım. Tiyatro eleştirmeni arkadaşım Seçkin Selvi, araştırıp öğrenmiş: Bilet fiyatına başoyuncuyla bir kadeh (Yoksa iki miydi?) şampanya içmek de dahilmiş. İşte tiyatronun geldiği yer. 

İkincilerin ise yerleşik bir mekânı yok. Ne zaman nerede oynayacakları belli olmayan, nerede nasıl olursa olsun bir fırsat yakalandığında orada oynayabilen topluluklar, sanatçılar. 

KAYIPLAR

2024’ün hemen başında yitirdiğimiz Ayla Algan, derken Ayten Gökçer, sonra Kenan Işık ve Genco Erkal tiyatro yaşantımızda çok büyük bir boşluk bırakarak sonsuzluğa göçtüler. Yerleri kolay kolay doldurulmayacak. Tiyatro tarihimiz var oldukça onlar da yaşayacaklar. 

Benim için bir önemli kayıp da yerel seçimler sonrasında el değiştiren belediyelerde hızla müdür, yönetici değişikliklerine geçilmesiydi. Gerek merkezi yönetim, gerek yerel yönetimler tarafından, tiyatro alanında liyakate uygun olmayan atamalara yer verildi, şeffaf olmayan görevden almalara tanık olduk. Yazık. 

KAZANIMLAR

Hızla kazanımlara geçiyorum. Herkes için öyle mi bilemem. Ama benim için bu yıl izlediğim sahneler içinde en büyük kazancım Devlet Opera ve Balesi’nin temsilleri, hem klasik hem modern dans alanında izlediklerim oldu. Kurumun başında Tan Sağtürk’ün bulunması, topluluğa büyük bir ivme kazandırdı. İDOB’nin sanat yönetmeni Caner Akgün’ün de rolü önemli. İstanbul’un yeni bir dans festivaline kavuşması... (Neydi o “Carmina Burana”nın mükemmelliği.) Bodrum’da, Aspendos’ta uluslararası festivallerde de Ankara, İstanbul, İzmir, Samsun, Mersin prodüksiyonlarını bir araya getirmek olumlu adımlardı.


Thomas Ostermeier ile topluluğu Schaubühne Berlin, 10 yılın ardından İstanbul Tiyatro Festivali’ne “III. Richard” ile döndü. III. Richard rolünü, Lars Eidinger canlandırdı.

İKSV’nin Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali’nde Almanya’dan gelen Thomas Ostermeier’in “3. Richard” temsilleri; Fransa’dan gelen Comedie Française’in “Hekabe, Hekabe değil” ve yeni kurulan Tiyatro Cirka’nın (Tuğçe Altuğ) “Nora-Bir Bebek Evi” oyunlarının tadı hâlâ damağımda.


Marius Petipa’nın koreografisiyle “La Bayadère”, İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin 2024 temsillerinden birisiydi.  

Bu genellemede fazla oyun adı geçmiyor. Gerek Tiyatro Eleştirmenleri Derneği’nin ödül tablosunu, gerek Afife Jale Ödülleri’nin sonuçlarını gözden geçirerek önümüzdeki yıl için tiyatro seçiminizi yapabilirsiniz. 

Hepinize, her tür şiddetten arınmış, daha adil, daha eşitlikçi, sağlıklı, yaratıcı, verimli bir yeni yıl diliyorum.

Yazarın Son Yazıları

Vicdan biraz vicdan

Ey siyaset!

Devamını Oku
05.03.2026
Laiklik için iktidara teşekkür (!)

Gerek Erdoğan’a ve Bahçeli’ye, gerek okuduğunu anlayamayan, kin, nefret dolu duygularla sürüye katılanlara hepimiz sonsuz teşekkür borçluyuz.

Devamını Oku
01.03.2026
İzninizle

Geçen yıl yine tam şu sıralarda bu köşede “80 Yaşım Merhaba” diye bir yazı yazmıştım!

Devamını Oku
15.02.2026
Faşizm ne demek?

İnternete girin...

Devamını Oku
12.02.2026
Rezillikler ve anmalar arasında...

Yine aynı şey oldu.

Devamını Oku
08.02.2026
Deprem

“6 Şubat” bir sayı, bir istatistik değildir; bir hafıza yarasıdır.

Devamını Oku
05.02.2026
24 Ocak-31 Ocak haftası

Bugün 1 Şubat. Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü gün.

Devamını Oku
01.02.2026
Refik Durbaş’la sohbet

Birkaç gündür, benim canım arkadaşım ve ülkemdeki şiir tutkunlarının sevgilisi, aşkı, hayran olduğu şair Refik Durbaş’la sohbet ediyorum.

Devamını Oku
29.01.2026
Sahne, hayatın metaforuydu: ‘Bindik bir alamete’

Hak hukuk ve adaletin yok sayıldığı, dünya diktatörlerinin aklımızla oynadığı, her an düş kırıklıkları, vahşet, ölümlerle sarmalandığımız; yalanın, riyakârlığın, iftiraların, örgütlü kötülüğün egemen olup vicdanı yok ettiği bir dünyada yaşıyoruz.

Devamını Oku
25.01.2026
Tan Sağtürk... Bir yıldönümü... PEN...

Geçen hafta içinde Tan Sağtürk’ün “görevden alındığı” haberi Resmi Gazete’de yayımlanınca herkes gibi ben de çok üzüldüm.

Devamını Oku
22.01.2026
Hepimiz buradayız! Hepimiz yanındayız!

Ne müthiş bir ülke burası!

Devamını Oku
18.01.2026
‘Folia’-Doğa ve biz

“Folia” Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 100 kadar sanatçıyı ve 300 kadar eseri bir araya getiren serginin adı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025
Prag’dan sevgiler

Sevgili okurlar Prag’dayım.

Devamını Oku
16.10.2025
Jandarmalı-jandarmasız günler

Sabah 6.30’da kapı tekmeleniyor. Jandarma içeri dalıyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Tiyatro ve siyaset

Bu yazının başlığı “Afife Jale Ödül Töreni’nin düşündürdükleri” olacaktı.

Devamını Oku
09.10.2025