Tiyatro dünyasından...

Tiyatro dünyasından...

14.07.2024 04:01
Güncellenme:
Takip Et:

Yine bir bulutlarda uçuyoruz, bir dipsiz kuyulara yuvarlanıp duruyoruz. 

Önce keyifli olaydan başlamalıyım: Enka Sanat’ın sunduğu sanatçı belgesellerine bir yenisi eklendi. Yönetmenliğini ve kurgusunu başarılı belgeselcimiz Selçuk Metin’in yaptığı “Anlatamadan Yapamam”. Daha önce Genco Erkal, Haldun Dormen, Haldun Taner, Metin Akpınar ve Leyla Gencerbelgesellerine imza atmış olan Selçuk Metin, bu kez Işıl Kasapoğlu’na odaklanıyor. 

HEM ÇIRAK HEM USTA 

Işıl Kasapoğlu bildim bileli bir enerji küpü. Bir akümülatör. Bir nefer. Hem yaratıcı hem ağır işçi. Çalışkan karınca. Hem hoca hem öğrenci. Hem çırak hem usta... 

Okul sıralarından günümüze tiyatronun her alanında çalıştı. Ustalara asistanlıktan tiyatro kurmaya, Türkiye’nin her yerinde klasiklerden çağdaşlara, yerli ve yabancı oyunları sahneledi, sayısız öğrenci yetiştirdi. Olanaksızı olur kıldı. 

Ben onu Mehmet Ulusoy’dan ayrı düşünemiyorum. Mehmet Ulusoy’a yazdığı bir yazıda her şeyi (adam olmayı, insan olmayı, tiyatrocu olmayı) ondan öğrendiğini söyleyecek kadar da alçakgönüllü. “Oyuncuyu ölesiye sevmeyi; oyuncuyu dövmeyi ya da oyuncudan dayak yemeyi; Metin Deniz’in dekorlarına âşık olmayı, Kuzgun Acar’ın masklarına çocuklarım gibi davranmayı senden öğrendim. Her şeyimi oyunculara vermeyi senden öğrendim ağabey” dediğinde gözyaşlarımı salıverecektim.

Işıl, hem çırak hem usta dedim ya. Salt tiyatro alanında değil, insan ilişkilerinde de öyle.

Belgeselle ilgili ayrıntılar daha önce kültür sayfamızda yer aldı. Meraklısı bulur okur. Filmi keyifle izledim. Ancak kimi tekrarlardan arındırılıp kısalırsa çok daha çarpıcı ve etkili olacağına inanıyorum. 

SANATTA HOYRATLIK 

Şimdi gelelim keyifli olmayan haberlere: Onları da kültür sayfamızda okuyorsunuz: İzmir Şehir Tiyatroları’nın kurucu genel sanat yönetmeni, yılların hocası ustası Yücel Erten’in görev süresinin uzatılmaması... Nilüfer Kent Tiyatrosu’nda, bu kuruma müthiş bir ivme kazandıran, orada mucizeler yaratan genel sanat yönetmeni Murat Daltaban ve genel yapım yönetmeni Özlem Daltaban’ın görevden hoyratça alınması...

Bunları belki kayyum zihniyetini yakın olanlar yapabilir ama liyakat, bilgi, birikimden yana olanların izleyeceği yol bu olmamalı. 

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği, benim de kurucularından olduğum, çok güvendiğim, önemli STK’lerden biri. Kimi zaman, bu gençler neden tepki göstermiyor diye öfkelendiğim bile olmuştur. Bu kez tepki gösterdiler. 

“İzmir, Bursa-Nilüfer ve Tarsus Belediye Tiyatroları’nda Yaşananlara Dair Açıklama” başlığı altında tepkilerini kamuoyuna duyurdular. Hiç isim vermeden, eleştiri haklarını kullandılar ve yetkililerden bir açıklama beklediklerini ilan ettiler. Paylaşıyorum: 

“Son dönemde, İzmir, Bursa-Nilüfer ve Tarsus Belediye tiyatrolarında kamuoyuna yeterli açıklama yapılmadan tiyatro sanatçılarının ve yöneticilerinin işlerine son verilmesinden rahatsızlık duyuyoruz. Yapılan sözleşmelere riayet edilmemesi, tiyatro sanatçılarının meslekleriyle ilgili olmayan işlerle görevlendirilerek istifaya zorlanmaları, sanatçı kıyımı yapılması kaygı vericidir. Ancak bunun ülkenin kurucu değerlerine sahip, sanatın hamisi olduğunu varsaydığımız bir siyasi partinin yönetimde olduğu şehir ve ilçelerde gerçekleşmiş olması bizi endişelerimizin katlanmasına neden olmaktadır. 

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği olarak, bu konudaki rahatsızlığımızı kamuoyuyla, ilgili belediyelerin yöneticileriyle ve bağlı bulundukları siyasi partinin yönetimiyle paylaşarak, şeffaf yönetim ilkeleri gereğince bu konuda açıklama yapmalarını talep ediyoruz.”

Yazarın Son Yazıları

İzninizle

Geçen yıl yine tam şu sıralarda bu köşede “80 Yaşım Merhaba” diye bir yazı yazmıştım!

Devamını Oku
15.02.2026
Faşizm ne demek?

İnternete girin...

Devamını Oku
12.02.2026
Rezillikler ve anmalar arasında...

Yine aynı şey oldu.

Devamını Oku
08.02.2026
Deprem

“6 Şubat” bir sayı, bir istatistik değildir; bir hafıza yarasıdır.

Devamını Oku
05.02.2026
24 Ocak-31 Ocak haftası

Bugün 1 Şubat. Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü gün.

Devamını Oku
01.02.2026
Refik Durbaş’la sohbet

Birkaç gündür, benim canım arkadaşım ve ülkemdeki şiir tutkunlarının sevgilisi, aşkı, hayran olduğu şair Refik Durbaş’la sohbet ediyorum.

Devamını Oku
29.01.2026
Sahne, hayatın metaforuydu: ‘Bindik bir alamete’

Hak hukuk ve adaletin yok sayıldığı, dünya diktatörlerinin aklımızla oynadığı, her an düş kırıklıkları, vahşet, ölümlerle sarmalandığımız; yalanın, riyakârlığın, iftiraların, örgütlü kötülüğün egemen olup vicdanı yok ettiği bir dünyada yaşıyoruz.

Devamını Oku
25.01.2026
Tan Sağtürk... Bir yıldönümü... PEN...

Geçen hafta içinde Tan Sağtürk’ün “görevden alındığı” haberi Resmi Gazete’de yayımlanınca herkes gibi ben de çok üzüldüm.

Devamını Oku
22.01.2026
Hepimiz buradayız! Hepimiz yanındayız!

Ne müthiş bir ülke burası!

Devamını Oku
18.01.2026
‘Folia’-Doğa ve biz

“Folia” Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 100 kadar sanatçıyı ve 300 kadar eseri bir araya getiren serginin adı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025
Prag’dan sevgiler

Sevgili okurlar Prag’dayım.

Devamını Oku
16.10.2025
Jandarmalı-jandarmasız günler

Sabah 6.30’da kapı tekmeleniyor. Jandarma içeri dalıyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Tiyatro ve siyaset

Bu yazının başlığı “Afife Jale Ödül Töreni’nin düşündürdükleri” olacaktı.

Devamını Oku
09.10.2025
Celladına âşık olmak...

Olmayan suçlar... Yazılmayan iddianameler... Yazılıp uygulanmayan kararlar... Ve hukuk ile guguk arasında yaşamaya devam çabası... Tamam yakınmayı bırakıp sadede geliyorum.

Devamını Oku
05.10.2025
Travmalarla yaşamak...

Nasıl yaşamak bu! Kâh gökyüzünde kanat çırpıyoruz kâh en dipsiz kuyuların derinliğinde kayboluyoruz.

Devamını Oku
02.10.2025