Şeriat provasında son atak

05 Eylül 2021 Pazar

Adli yıl dua ile açıldı. AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş ve Yargıtay Başkanı Mehmet Karaca, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, bakanlar, cüppeli hâkimler ve savcılar ellerini açıp “adalet duası” ettiler. 

Net olarak söyleyelim: Bu olay, açıkça şeriat provasıdır!

Anayasasında laik bir sosyal hukuk devleti olduğu yazan bir ülkede bu olayı başka türlü yorumlamanın olanağı yoktur.

Laikliğe karşı odak olduğu Anayasa Mahkemesi’nce de belirlenen AKP, son atağını canlı yayında gerçekleştirmiştir. Kılıçdaroğlu da kendi partisinin ilkelerinden biri olan laikliğin ruhuna Fatiha okunan bu törende duaya eşlik etmiştir. 

Yargıtay’ın yeni binasının açılışı yapılıyormuş da onun için dua okunmuş da... Birileri böyle bahaneler uydurmaya kalksa da adli yılın açılışında tüm yargı mensuplarına dua ettirmek anayasa ihlalidir.

Bu ülkede sadece Müslümanlar yaşamıyor, farklı dine mensup olan ve inançlı olmayan vatandaşlar da var. Hâkim ve savcıların dini inançlarını, hatta mezheplerini ortaya koyacak şekilde davrandığı, tarikat üyesi olduğu bir ülkede adaletin tarafsızlığından söz edilemez. Laik hukuk, tamir edilemez şekilde yara almıştır. 

SIRA GELDİ ANAYASAYA...

Durum o kadar vahimdir ki anayasal bir ilkeyi çiğnemek için bir adım daha ileri gidemeyeceğini bilen AKP, artık anayasadan laikliği çıkarmaktan başka yol kalmadığının farkında. 

O nedenle Erdoğan, törendeki konuşmasında, “Ne şekilde olursa olsun önümüzdeki yılın ilk aylarında kendi hazırlığımızı milletin takdirine sunmakta kararlıyız” diyerek sinyali verdi. Anlaşılıyor ki anayasa, seçim yasası ile birlikte değiştirilmek isteniyor.

Kılıçdaroğlu, geçen şubat ayındaki bir röportajında, “Laiklik ilkesinin anayasadan çıkarılacağını tahmin etmiyorum. Bu, Erdoğan ya da Devlet Bahçeli tarafından dillendirilmiş değil. Önemli olan bunun onlar tarafından dillendirilmesi” diyerek böyle bir niyet olmadığını düşünedursun, AKP, laikliği bir şekilde devre dışı bırakma hazırlığını sürdürüyor. 

İktidarın yeni anayasa taslağında, “laiklik karşıtı eylemlerin odağı olmayı” parti kapatma sebepleri arasından çıkarıp, bir partinin kapatılması için terör örgütleri ile irtibatlı olması, terörü ve terörizmi desteklemesi şartını getirmesi muhtemel...

Bugüne kadar AKP, laikliği çiğnemek için sistemli olarak adımlar atarken muhalefet son yıllarda birbiri ardına yapılan gerici müdahaleleri sineye çekti. 

2019’da 6. Din Şûrası’da Erdoğan, “İslam bize göre değil, biz İslama göre hareket edeceğiz. Nefsimize ağır gelse de hayatımızın merkezine dönemin koşullarını değil, dinimizin hükümlerini yerleştireceğiz” dediğinde...

AKP’li Cumhurbaşkanı, Atatürk’ün imzaladığı 1934 tarihli kararnameyi iptal ederek Ayasofya’nın statüsünü cami olarak değiştiren kararnameyi imzaladığında...

Taliban’ın Türkiye’nin inancıyla alakalı ters bir yanı yok” dediğinde...

AKP hükümeti 17 günlük sözde “tam kapanma” döneminde marketlerde alkollü içki satışını yasaklama girişiminde bulunduğunda...

Muhalefetten gereken yanıtlar verilmedi, aksine dinci sağdan oy beklentisi içinde susuldu. 

Bunu söylediğimizde, bazıları “Ne bekliyordunuz ki!” diye tepki gösteriyor; bazıları da “Geçmişte susulmadığı dönemlerde alınan oy oranlarını gördük, seçimi kazanmak için mecburlar” diyor. Afganistan örneği ortadayken laikliğin ne olduğunu halka anlatamıyorlarsa sorun onlardadır.

Kendileri de laikliği çiğneyen ve seçmene karşı dürüst olmayan siyasetçilerden bir beklentim yok. Sadece bir gazeteci olarak olayları doğru irdelemeye çalışıyorum ve şunu da kayda geçirmek istiyorum: 

Ana muhalefetin laikliği geri planda tutan politikası, AKP’nin işini kolaylaştırdı ve dincileşmenin önünü açtı.

10 YIL ÖNCE MISIR’A LAİKLİĞİ TAVSİYE EDEN ERDOĞAN...

Yazıyı bitirirken bir hususu daha hatırlatmak isterim.

2016’da TBMM Başkanı olan İsmail Kahraman, “Laiklik yeni anayasada olmamalıdır” dediğinde, Erdoğan “O kendi görüşü” diye karşılık vermiş ve 2011’de Mısır’da yaptığı konuşmanın önemli olduğunu hatırlatmıştı.

O konuşmada bakın neler demiş:

Devlet tüm inanç gruplarına, inançlarını yaşama hususunda eşit mesafededir ve laiklik budur. Laik bir rejimde insanların dindar olma ya da olmama özgürlüğü vardır. Mısır’ın da laik bir anayasaya sahip olmasını tavsiye ediyorum. Bundan hiç endişe etmesin ve anayasayı hazırlayacak olanların da bunu teminat altına alması lazım. Demesi lazım ki ‘Devlet tüm inanç gruplarının inancını teminat altına alır. Hepsine eşit mesafededir. Asla sizi dininizi yaşamaktan alıkoymayacaktır’. Bunu böyle söylemesi lazım. Bu şekilde başlar ve devam ederse o toplum huzur bulacaktır. Müslümanıyla, Kıptisiyle hepsi, hatta daha ileri gidiyorum dinsizin, ateistin bile inancına devlet saygı duyacaktır. Onu da güvence altına alacaktır. Laik devlet budur. Tayyip Erdoğan laik değildir, Tayyip Erdoğan bir Müslümandır. Ama Tayyip Erdoğan laik bir devletin başbakanıdır ve bunun gereğini de dört dörtlük yapmanın gayreti içindedir.

Atatürk’ün yolundan şaşmayanlar, bu takiyyelerin hiçbirini yutmadı.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Helalleşme yolculuğu 17 Kasım 2021
Dönüşler köhnedi… 14 Kasım 2021