Sokak tartışması
Deniz Yıldırım
Son Köşe Yazıları

Sokak tartışması

19.12.2018 07:30
Güncellenme:
Takip Et:
<video:1174969>

Cumartesi, halkın algısında ekonomik sorunların güvenlik kaygılarının önüne geçtiğini; iktidarın ekonomiyi iyileştiremeyeceği için temel sorunları yeniden güvenlik zeminine taşımaya çalışacağını belirtmiştim. Nitekim işaretler yoğunlaştı.
Haftasonu Erdoğan’ın CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile gazeteci Fatih Portakal’a ağır şekilde yüklenmesi de bunun uzantısı.
Ve konu bir anda “sokak” tartışmasına sıkıştırıldı.
Muhalefetin sokak üstünden güçlendiği ülkelere dair iki çözümleme var siyaset biliminde.
İlki, demokrasinin olmadığı, sandığın geçersiz kılındığı ülkelerde kurumsal kanal bulamayan muhalif siyasetin sokak üstünden akmasına ve bunun rejim değişikliklerine kadar uzanmasına dayalı. Bu, rejim değiştirmek isteyen sokak. İkincisi ise temel hak ve özgürlüklerde, insan haklarında iyileştirme talebiyle bağlantılı olarak yükselen, demokratik protestolara dayalı sokak. Bu da mevcudu iyileştirmek isteyen sokak. İlki; sokağın kurumsal siyasetin yerine geçerek iktidarı değiştirmesi (devrim); ikincisiyse sokağın, yani demokratik protesto ve hak taleplerinin kurumsal/demokratik siyaseti beslemesi, güncellemesi, yer yer de tamamlaması hedefine yönelik (reform).
AKP Türkiye’de birincisinin gerçekleşeceğini söylüyor. Böylece hak arayışlarını da “güvenlik” riski, söylemi içine alıyor. Ama aslında hedefinde ikincisini bastırmak var. Kanıtlarla açayım.
Ortada ima ettikleri gibi sokak üstünden rejim değişikliği, “iktidarı devirme” arayışı var mı? Yok. Aksine, siyasetin kurumsal kanallardan akışının en yoğun şekilde hissedildiği dönemlerden birindeyiz; yani seçim/sandık döneminde. Türkiye’de yurttaş tüm hilelere, mühürsüzlüklere rağmen sandıkla bağını birçok ülkeye göre güçlü şekilde koruyor. Bizde siyasallaşmanın ana ekseni hâlâ sokak değil sandık.
Öyle ki 1 Kasım seçimlerinde ve 16 Nisan referandumunda yüzde 87.4 olan yurtiçi seçime katılma oranı, 24 Haziran’da yüzde 88.2’ye çıktı. Yani yurttaş sandığa henüz küsmemiş; aksine katılım oranı artmış. İktidarın iddia ettiği ve 15 Temmuz darbe girişimiyle bağlantılı olarak sunmaya çalıştığı gibi, sandıkla bağını koparan, sokak üstünden hükümeti devirmeye çalışacak bir girişimin sosyal, siyasal tabanı yok. Bunu geçelim. İktidar seçimlerde ne yapacak ki seçmenin sandıktan kopacağını, “rejim değişikliği isteyen sokak” seçeneğinin güçleneceğini düşünüyor? Ama bunu da soralım.
Bu nesnel tabloya bir de muhalefetin stratejisi üstünden bakalım. Muhalefet partileri seçmenlere “seçimi boykot edelim, bu iktidar seçimle gitmez” diye bir çağrı yapıyor mu? Yani bu nesnel tabloya seçim dışı bir müdahale çağrısı, hazırlığı ya da halkı sokakta koruyacak bir öncüsü var mı? Hayır. Aksine; herkes adayları, seçimi konuşuyor. Dolayısıyla muhalefetin iktidarı sokak üstünden devirmeye çalıştığı tezinin de gerçekliği yok.
İktidar bunu bilmiyor mu? Biliyor. Fakat hem “güvenlik” risklerini öne çekerek tabanı sıkılaştırıyor (seçime kadar); hem de kriz derinleştikçe artacağını düşündüğü ekonomik nitelikli iyileştirme taleplerini, demokratik/ barışçıl ve anayasal hak arayışlarını şimdiden “darbeci” ilan ederek korku salıyor, “izin vermem” diyor (seçim sonrası). Ekonominin kötüleşeceğinin itirafı aslında. “Maaşına zam isteme, geçinemiyorum deme, darbeci ilan ederim, ezerim”; söyledikleri bu. Bu sayede de krizin faturasını halka keserken, iç içe geçtikleri sermaye sınıfına da selam gönderiyorlar.
Bu açıdan özel olarak Kılıçdaroğlu ve Portakal’ın hedef alınması tesadüf mü? Kılıçdaroğlu’nun hangi açıklamasına yükleniyorlar? “Havalimanı işçileri hak aradı, hapse atıldılar. Bütün meydanların dolması lazımdı. Hak verilmez, alınır” açıklamasına. Niteliği rejim değişikliği mi, ekonomik hak arayışı mı? Ekonomi.
Fatih Portakal’ın hangi açıklamasına yükleniyorlar? “Haydi barışçıl bir eylemle zamları protesto edelim. Kimse çıkar mı?” açıklamasına. Niteliği rejim değişikliği mi? Hayır, ekonomi. Yani AKP, “rejim değişikliği isteyen sokak” algısını öne çıkararak aslında her türlü anayasal, demokratik/barışçı protesto ve hak talebini bastırmak istiyor.
Her şey açık; bu tartışma sadece “gündem değiştirme” değil; aksine ekonomiyle, krizle açıktan bağlantılı. İktidar kendi tabanındaki ekonomik rahatsızlıklarla siyasal muhalefetin birleşmesinden korkuyor. Bu yüzden ekonomik konuları güvenlik riski gibi yansıtıyor, kendi siyasi söylemi içinde hikâyeleştiriyor. Muhalefet, “gündem değiştiriyorlar, yanıt vermeyelim” demeden, ekonomiyle güvenliği kaynaştıran bir başka hikâyeyi siyaset olarak sunmalı. Cumartesi örneklerle açalım.  

Yazarın Son Yazıları

Cumhuriyet’e veda

Cumhuriyet’e veda

Devamını Oku
04.06.2022
‘Koalisyon eşittir kriz’ formülü üzerine

‘Koalisyon eşittir kriz’ formülü üzerine

Devamını Oku
21.05.2022
Geçim siyaseti, aday siyaseti

Geçim siyaseti, aday siyaseti

Devamını Oku
07.05.2022
Hak mücadelesi

Hak mücadelesi

Devamını Oku
30.04.2022
23 Nisan ve iki halkçılık

23 Nisan ve iki halkçılık

Devamını Oku
23.04.2022
Enstitülü kuşak ve gelecek zaman

Enstitülü kuşak ve gelecek zaman

Devamını Oku
16.04.2022
‘Sonra hayat devam etti’

‘Sonra hayat devam etti’

Devamını Oku
02.04.2022
Değer mi hiç?

Değer mi hiç?

Devamını Oku
26.03.2022
Savaş ve siyaset

Savaş ve siyaset

Devamını Oku
19.03.2022
Transit

Transit

Devamını Oku
12.03.2022
Savaş (05 Mart 2022)

Savaş

Devamını Oku
05.03.2022
Ukrayna

Ukrayna

Devamını Oku
26.02.2022
Cemre düştü

Cemre düştü

Devamını Oku
23.02.2022
İttifaklar, temsiller ve adlandırmalar

İttifaklar, temsiller ve adlandırmalar

Devamını Oku
16.02.2022
Güneşli Pazartesiler

Güneşli Pazartesiler

Devamını Oku
12.02.2022
En uzun gece

En uzun gece

Devamını Oku
09.02.2022
Çatlak

Çatlak

Devamını Oku
05.02.2022
Rejimin yeni aşaması

Rejimin yeni aşaması

Devamını Oku
02.02.2022
Borç

Borç

Devamını Oku
29.01.2022
‘Siyasetin sonu’

‘Siyasetin sonu’

Devamını Oku
19.01.2022
Ahlat Ağacı’nın borç toplumu

Ahlat Ağacı’nın borç toplumu

Devamını Oku
15.01.2022
Kişiselleşme değil ortak çözüm programı

Kişiselleşme değil ortak çözüm programı

Devamını Oku
12.01.2022
Deli İbram Divanı

Deli İbram Divanı

Devamını Oku
08.01.2022
İki ülkeden Türkiye’ye

İki ülkeden Türkiye’ye

Devamını Oku
05.01.2022
Boric’den Babiš’e, Şili’den Çekya’ya

Boric’den Babiš’e, Şili’den Çekya’ya

Devamını Oku
29.12.2021
Kâğıt

Kâğıt

Devamını Oku
25.12.2021
Geçim ve seçim: Şili dersleri

Geçim ve seçim: Şili dersleri

Devamını Oku
22.12.2021
Tatar Çölü’nden Tatar Ramazan’a

Tatar Çölü’nden Tatar Ramazan’a

Devamını Oku
18.12.2021
Yeni model

Yeni model

Devamını Oku
15.12.2021
Joker

Joker

Devamını Oku
11.12.2021
Milli Görüş partileri

Milli Görüş partileri

Devamını Oku
08.12.2021
Drogolaşma ve Don Kişotlaşma

Drogolaşma ve Don Kişotlaşma

Devamını Oku
04.12.2021
Birincil ittifak

Birincil ittifak

Devamını Oku
01.12.2021
Oblomov’dan Don Kişot’a

Oblomov’dan Don Kişot’a

Devamını Oku
27.11.2021
‘Yoksulluk Kader Olamaz’

‘Yoksulluk Kader Olamaz’

Devamını Oku
24.11.2021
Labirent

Bir intiharın genel provası

Devamını Oku
20.11.2021
Akışına bırakmak

Akışına bırakmak

Devamını Oku
17.11.2021
Kalabalığa kaçış

Kalabalığa kaçış

Devamını Oku
13.11.2021
Yeni kamuculuk ve kooperatifler

Yeni kamuculuk ve kooperatifler

Devamını Oku
10.11.2021
Truman kaçışı

Truman kaçışı

Devamını Oku
30.10.2021