İspanya’ya ‘Kolomb’ Şoku

18 Kasım 2014 Salı

MADRİD - “Plaza de Colon”, “Kolomb Meydanı”, Madrid’in en merkezi meydanıdır…
Bir yanında, kentin en pahalı ve şık butiklerinin bulunduğu “Calle Serrano” caddesi bulunur. Bir yanını da altı şeritle şehri boydan boya kesen “Passeo de la Castellana” bulvarı çevirir.
Avrupa sanatının paha biçilmez parçalarını barındıran “Prado Müzesi”nden, futbol tapınağı “Bernabeu” stadyumuna ve “Kongre Sarayı/Palacio de Congresos”a uzanan bu görkemli bulvar üzerinde çift yanlı yemyeşil ağaçlar; büyük oteller, müzeler, büyükelçilikler, çokuluslu şirketler, bankalar vardır.
Birbirine paralel iki atardamar caddenin arasına konuşlandırılan “Kolomb Meydanı”nın kalbine de Kolomb’un heykeli dikilmiştir...
Heykelin etrafında pembemsi taş bloklardan yapılmış dev yontular dikkat çeker.
Yontulardaki kabartmalarda Amerika’nın keşfine dair olaylar ve şahıslar anlatılır. Yontuların yanında okyanusu simgeleyen sularla bir havuz vardır. Cümlesi Kolomb’un anısına dikilen bütün bu anıtların yanında da 50 metre yüksekliğinde haşmetli bir direğe çekilen “dünyanın en büyük İspanyol bayrağı” dalgalanır.
Baştan sona bir “fetih” alegorisi olan bu büyük meydan sadece İspanya’nın tarihinin değil, kimliğinin de özetidir aslında.
Meydanın, başkentin en stratejik yerine oturtulmasının anlamı budur.

İspanya’nın ‘Muhteşem Yüzyıl’ı’
Yakından inceleyince, Kolomb heykelinin kaidesinde Kraliçe Isabel’in rölyefini görürsünüz.
Isabel de İspanya’nın imparatorluk tarihinin miladıdır…
1474’te “Kastilya Kraliçesi” olarak tahta geçmiş; 1479’da “Aragon Kralı” Ferdinand’la evlenip kocasıyla “Katolik Krallar” unvanını almış, 1491’de Endülüs’ün fethini tamamlayıp İberik’ten Müslümanları çıkarttıktan sonra; 1492’de Kolomb’un sponsorluğunu üstlenmiş, Güney Amerika topraklarını da mülküne katarak “İspanyol imparatorluğunu” kurmuştur.
Bu yüzden Isabel, hem Güney Amerika hem de İspanya’nın üzerinde bulunduğu topraklar olan Endülüs olmak üzere “çifte fethin” “ana”sıdır.
Tesadüf bu ya…
Şu sıra tam İspanyol televizyonu “TVE”, konuyu bir diziye dönüştürmüş.
Üçüncü sezonuna giren ve doğrudan Kraliçe’nin adını taşıyan “Isabel”, pazartesi geceleri “Muhteşem Yüzyıl” rekorları kırıyor.
Ama bizde “harem”den çıkamayan “Muhteşem Yüzyıl”ın aksine, “Isabel” daha yoğun tarih anlatıyor.
Dün akşam bir arkadaşın evinde, Kolomb’la ilgili bölümü gördüm…
Cenovalı Kolomb, Avrupa tahtlarındaki belli başlı hükümdarlara deniz serüvenini desteklemeleri için başvuruyor…
Isabel dışında hiçbirinden olumlu bir yanıt gelmiyor.

Osmanlı’nın adı anılmıyor
Kolomb sade üç gemiyle gittiği ilk seyahatinde… günümüzde “Bahama”lar olarak bilinen meçhul adalara ayak basıyor. Görmüş olduğu zenginlikleri dönüşte Isabel’e anlatıyor. Bahama’ların ardında henüz ne olup olmadığını bilmeden bir “poker” oynarcasına Isabel’e “topraklarına katacağı imparatorluk” vaat ediyor!
Karşılığında da ihtiyaç duyduğu daha büyük bir filo, daha çok denizci, para, imkân istiyor.
“Genişlemecilik” uğruna her boy ölçüşmeye hazır olan Isabel, gözü kara biçimde Kolomb’un isteklerini karşılıyor.
O tarihte Osmanlı tahtında II. Beyazıt var.
Beyazıt’tan tık yok!
Büyük keşifler döneminde adı “dipnot” olarak dahi geçmiyor…

‘İş penisilinin icadına kaldı!’
Bu nedenle şimdi… 2014 yılında, bir Türk cumhurbaşkanının çıkıp, Amerika’nın keşfini “İslam medeniyeti” adına sahiplenmesi herkesi çok şaşırttı. “Katolik Isabel”den 522 yıl sonra “Yeni Dünya”ya ayrıca İslamı tebliğ etmeye talip olması ve bir “medeniyet rövanşı”nın peşine düşmesi… tam bir “dumur hali” yarattı…
Dün Periodico gazetesinde yarım sayfalık bir yazı bu yüzden “Şok açıklama” başlığını taşıyor; Erdoğan’ın “Amerika’yı Kolomb’un değil Endülüslü gemicilerin keşfettiğini” beyan ettiğini kaydediyor, Cumhurbaşkanının Küba camii tasavvurunu “Ankara’nın Güney Amerika ve Karayipler’de nüfuzunu genişletme emeline” yoruyordu.
El Pais portalında da konu, en çok okunan ve en çok yorumlanan haber olmuştu.
Bu yorumlardan bazıları şunlar:
- “Erdoğan böyle mutlu oluyorsa biz de oluruz. Şimdi iş artık yerçekimi kanunlarıyla penisilinin icadına ve Rus salatasının keşfine kaldı. Moralini bozmasın, o da zaman meselesidir!”
- “Saray başına vurdu! Atatürk’ün her manada tersi olmak istiyor!”
- “Şimdi de tarihçi mi oldu?”
- “Gerçeklerden kopmuş…”
- “Hayır… hayır… Küba’da ve Karayipler’de İslamcılığa ve camiye lütfen hayır!”
- “Tarih yazmaya çalışan bir politikacıdan tehlikeli bir şey yok dünyada. Tarihteki örneklerin hiçbiri iyi bitmedi!”
- “Türkiye AB’ye girememiş olmanın rövanşını almaya çalışıyor; ‘senyor’ Erdoğan da uluslararası tiyatroda kendisine Putin gibi geçmişte yitirilen bir yer arıyor. Ancak süreçte ne yazık ki Türkler, gerçek bir kahraman olan Atatürk’le elde edilen kazanımlarını yitirecek...”
- “Sanıyorum Rosetta ve Philae’nin ‘sonda’sından bir resim geldi: Kuyrukluyıldızda nargile içen bir Türk bulmuşlar.”
- “NASA onyıllardır saklıyor. Mars’a yolladıkları ilk misyonlarda elde ettikleri resimlerde de, Marineris Vadisi’nde yarım düzine minare, çeşitli kebapçılar ve helal mezbaha görülüyor.”  



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Kafesteki ülke 4 Şubat 2024

Günün Köşe Yazıları