Barış Doster

Trump-Erdoğan zirvesinin sonucu: Eski hamam eski tas

16 Kasım 2019 Cumartesi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Donald Trump ile Beyaz Saray’da yaptığı görüşmeden, elle tutulur sonuç çıkmadı. Çıkmayacağı baştan belliydi. Görüşmeye büyük anlamlar yüklemek yanlıştı. İkili ilişkilerdeki yapısal sorunlar ortadayken; tarafların öncelikleri, beklentileri, hedefleri, menfaatleri, tehdit algıları arasındaki uyumsuzluk, hatta uçurum varlığını korurken, bunlar yetmezmiş gibi, iki lider de görüşmeyi iç siyasete dönük olarak kullanmaya odaklanmışlardı. Bu, basın toplantısına da yansıdı. Nedenlerini sıralayalım...

 1) Trump, basın toplantısına, Türkiye’de FETÖ üyeliği suçlamasıyla yaklaşık 3 yıl tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakılan ABD vatandaşı, NASA çalışanı Serkan Gölge için Erdoğan’a teşekkür ederek başladı. Bu durum, Rahip Brunson olayını anımsattı.

 2) Trump’ın, Erdoğan’a yazdığı ve ülkemizin onurunu kıran tarihi mektubu, Türk gazeteciler gündeme getirmedi. ABD’li gazeteci sordu. Erdoğan da mektubun üslubuna, içeriğine değinmeden, PKK-PYD-YPG terör örgütü yöneticisi Mazlum Kobani’nin Trump’a yazdığı mektubun, Erdoğan’a yollanan mektuba eklenmesini eleştirmekle yetindi. Erdoğan’ın, yanında götürdüğü mektup için, “Mektupları sayın başkana takdim ettim” demesi de, mektuba gereken tepkiyi vermeyen iktidarın, konuyu unutturmaya çalıştığını gösterdi.

 3) Dikkatleri iç siyasetten dış siyasete çekmek isteyen ve bir dış politika başarısına gereksinim duyan Trump’ın aklı fikri, kendisiyle ilgili azil sürecindeydi. Kendisine sorulan ilk soru da bu konuyla ilgiliydi. Bu girişimi gösteri, televizyon şovu, cadı avı olarak nitelese de, belli ki endişeliydi.

 

İkili ilişkiler yapısal olarak sorunlu

 4) ABD, Türkiye’ye yine, Rusya’dan alınan S-400 savunma sistemini kullanmamasını söyledi. “Ambalajından çıkarma, ambarda tut” dedi. FETÖ üyesi teröristlerin iadesini kabul etmedi. PKK-PYD-YPG terör örgütüne verdiği desteği kesmedi.   

 5) ABD’de Kongre’nin iki ayağının da (Temsilciler Meclisi ve Senato), iki büyük partinin de (Cumhuriyetçiler ve Demokratlar) Türkiye karşıtlığının zirvede olduğu bir dönemde, ABD’nin hem terör örgütünü destekleyerek hem sözde soykırım iddialarını gündeme taşıyarak Türkiye’yi sıkıştırdığı bir süreçte, Türkiye’nin ABD’den koparacağı bir ödün yoktu.

6) Trump ve Erdoğan’ın, halen 20.6 milyar dolar olan dış ticaret hacmini, 100 milyar dolara çıkarmak istediklerini söylemeleri, niyet beyanıydı. Gerçekçi değildi. Çünkü 20 milyar dolarlık dış ticaretin, 5 kat artarak 100 milyar dolara çıkması, bugünden yarına, akşamdan sabaha olanaksız. Dahası halihazırda dış ticaret dengesi, Türkiye aleyhine işliyor. Türkiye, 2018’de 4.1 milyar dolar açık vermiş. Türkiye’nin, ABD’den ileri teknoloji içeren silahları artan ölçüde alması halinde, hem dış ticaret açığı artacak hem Türkiye’nin ABD’ye olan teknolojik ve askeri bağımlılığı yükselecek. Bu da kaçınılmaz olarak siyasete, diplomasiye, ulusal güvenliğe yansıyacak. 

Sözün özü; iki ülke arasındaki sorunlar çok ve ağır. Kısa vadede çözüm zor. Görüşmeden fazla umutlu olanlar açısından, dağ fare doğurdu.