Soykırım yapmadan edebiyle savaşan insan!

11 Aralık 2019 Çarşamba

Birleşmiş Milletler Örgütü’nün 1948 yılında hazırladığı “Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi”ne göre;

Ulusal, etnik, ırksal ya da dinsel bir topluluğun tümünü ya da bir bölümünü yok etmek niyetiyle,

Savaş halinde ya da barış halinde...

O topluluğun üyelerini öldürürseniz...

O topluluk üyelerine fiziki ya da ruhsal açıdan zarar verirseniz...

O topluluğu, fiziki varlığını tümüyle ya da kısmen sona erdirecek yaşam koşullarıyla yüz yüze bırakırsanız...

O topluluk içinde çoğalmayı engellerseniz...

O topluluk bünyesindeki çocukları alıp başka topluluğun parçası yaparsanız...

Hatta tüm bunları yapmayıp sadece yapmaya kalkışırsanız, bu kalkışma için toplumun bireylerini teşvik ederseniz, komplolar kurarsanız...

Bu yaptığınıza soykırım denir.

Suç işlersiniz.

Yargılanırsınız.

Lanetlenirsiniz.

Tarihe kara bir leke olarak düşersiniz.

Ama...

İnsanları, hangi kanı taşıdığına, hangi dine inandığına, hangi kültürden geldiğine, kim olup kim olmadığına bakmadan...

İyisiyle, kötüsüyle...

Akıllısıyla, aptalıyla...

Sağcısıyla, solcusuyla...

İnananıyla, inanmayanıyla...

Uyumlusuyla, uyumsuzuyla...

Romantiğiyle, realistiyle...

Korkağıyla, cesuruyla...

Açıyla, tokuyla...

Eğitimlisiyle, cahiliyle...

Sakatıyla, sağlamıyla...

Siviliyle, askeriyle...

Kadın, erkek, çocuk, yaşlı diye ayırt etmeden...

Devlet tarafından incelikle örgütlenmiş legal orduların eline verdiğiniz;

Halktan toplanmış vergilerle oluşturulmuş savunma bütçesinin imkânları dahilinde, kimi kendi ürettiğiniz kimi başka başka devletlerden satın aldığınız ağır ya da hafif silahlar, bombalar, tanklar, tüfekler ya da roketlerle...

Teker teker öldürürseniz...

Onlara fiziki ya da ruhsal açıdan teker teker zarar verirseniz...

Onları, fiziki varlıklarını tümüyle ya da kısmen sona erdirecek yaşam koşullarıyla teker teker yüz yüze bırakırsanız...

Onların çoğalmalarını teker teker engellerseniz...

Onların çocuklarını ellerinden alıp başkalarına teker teker verirseniz...

Bu yaptığınıza savaş denir.

Başınıza hiçbir şey gelmez.

Okullarda çocuklarınıza savaşların tarihini ballandıra ballandıra anlatabilirsiniz. Gerekliliğini ve kaçınılmazlığını kanıtlarla akıllarına sokabilirsiniz.

Onları savaşın olmazsa olmazlığına ikna edebilirsiniz.

Herkesi, her zaman savaşa özendirebilir, teşvik edebilirsiniz.

Gelmiş geçmiş savaşlarla böbürlenebilir, muhtemel savaşlara geçerli bahaneler uydurabilirsiniz.

Siz...

Soykırımın tanımında uzlaşamayan...

Hangisi soykırımdır? Hangisi soykırım değildir?” diye tartışa tartışa işin içinden çıkamayan...

Soykırım kartını güncel politikaların pazarlık kozu olarak cebinden çıkarıp durmaktan zerre kadar gocunmayan...

Ve dünya nimetlerinden bir diğerine göre daha büyük pay almak uğruna mütemadiyen birbiriyle savaşan ahlak yoksunu bir insanlığın parçasısınız.

O yüzden boşuna kasmayın.

Ödülü kime verseniz... ayıp.

Ödülün kendisi ayıp.


Yazarın Son Yazıları

Savaşın cazibesi 10 Ocak 2020
Açlık 8 Ocak 2020
Beyoğlu şu an ne kokuyor? 20 Aralık 2019
Bir ihtimal daha var... 18 Aralık 2019
Dilencinin bebeği 13 Aralık 2019