IV. kriz farklı...
Ergin Yıldızoğlu
Son Köşe Yazıları

IV. kriz farklı...

07.05.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

İran savaşının tetiklediği, enerji krizi öncekilerden farklı; yeni bir dönemin başladığını düşündürüyor.

HEGEMONYANIN SONU

Bu kriz, Wisconsin Üniversitesi’nden tarihçi Giuliana Chamedes’in yorumuna göre (Foreign Policy) 20. yüzyılın enerji krizlerinden farklı. Chamedes, ABD merkezli düzen II. Dünya Savaşı sonrasında kuruldu ama “Gerçekte, savaş sonrası dönemin üç büyük petrol şoku -1956, 1973 ve 1978-79- Batı Avrupa ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ittifakı konsolide ederek bugünün siyasi, ekonomik düzeninin temelini attı” diyor. Bu “IV. kriz”, Batı ittifaklarını parçalıyor, dolar hâkimiyetini zayıflatıyor, alternatif jeopolitik yakınlaşmaları teşvik ediyor. Yazar, yeni, büyük olasılıkla Çin merkezli bir dünyanın şekillenmekte olduğunu düşünüyor.

ABD’de muhafazakâr kanadın önemli entelektüellerinden Christopher Caldwell de bu savaşın Amerikan hegemonyasının gerilemesinde belirleyici bir dönüm noktası olduğunu düşünüyor: “ABD’nin askeri, siyasi iddialarının gerçek yeteneklerinin ötesine geçmiş olması”... “klasik bir imparatorluk çöküş süreci sergiliyor” (New York Times).

“IV. kriz” ABD hegemonyasının sonuna gelindiğini gösteriyor ama daha fazlası da var. Bu enerji krizi yalnızca fosil yakıt rejiminin sürdürülemezliğine değil bu rejimin ürünü iklim krizine, jeopolitik darboğazlar (ticaret yolları) üzerinden gelişmekte olan bir gıda krizine de işaret ediyor: Hürmüz Boğazı kapanınca enerji ve gıda güvenliği sorunları kesişti. Kesişme noktasında Çin’in sergilediği profil, ABD hegemonyası sonrası düzene ilişkin önemli ipuçları sunuyor.

10 YILLIK PLAN!

Çin, dünyanın en büyük tahıl, et üretim sistemine sahip. Ancak 2001’de Dünya Ticaret Örgütü’ne katıldıktan sonra giderek daha fazla ithalata bağımlı hale gelmiş; tarımda dış ticareti açığı geçen yıl 124 milyar dolar olmuş.

Çin’in geçen ay açıkladığı 10 yıllık tarımsal gelişme master planı, o bağımlılık ilişkilerini kırmayı amaçlıyor. Global Times’ın aktardığına göre Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi ve Devlet Konseyi Genel Ofisi tarafından hazırlanan master plan, yüksek standartlı tarım arazileri inşa edilmesini, afet dayanıklılığının artırılmasını, kırsal ekonomilerin güçlendirilmesini, tohum geliştirme araştırmalarının hızlandırılmasını, ortak ıslah ve hayvancılık iyileştirme programlarının başlatılmasını, yüksek verimli, dayanıklı ürünler için biyolojik ıslah projelerinin uygulanmasını içeriyor. Ayrıca, Çin tarım makinelerinin modernizasyonunu, 5G, yapay zekâ ve büyük veri gibi dijital teknolojilerin tarım uygulamalarına entegrasyonunu teşvik edecek. Plan, 2027 yılına kadar toplam yıllık tahıl üretim kapasitesini 700 milyon tona çıkararak önemli tarım ürünlerinde kendi kendine yeterlilik düzeyine ulaşmayı amaçlıyor.

VE İPUÇLARI

Bu planı, Çin’in süper güç konumuna yükselme süreci içinde düşününce, ilk ipucunun kapitalist sınıfın serbest piyasa arzusuna değil toplumsal-siyasi gereksinimlere öncelik veren devlet politikalarına, bu bağlamda da stratejik bir merkezi planın önemine ilişkin olduğu görülür. Sanayi, teknoloji, bilim alanında, dünyada en stratejik dallarda lider konuma yükselmesine olanak sağlayan bu planlama pratiğinin tarımda dışa bağımlılığa son verme amacıyla hızlandırılması, Çin’in küresel etkisini iki alanda daha artıracak gibi görünüyor. 1) Yeşil enerji teknolojisinin yanı sıra Çin’in tarımgıda teknolojileri alanında da liderliğe yükselmesi, özellikle gıda yoksulu ülkelerin ilgisini çekmesi kaçınılmaz. 2) Çin’in gıda alanında kendine yeterli olmaya başlaması, yaklaşık 220 milyar dolar talebin dünya piyasalarından çekilmeye başlaması anlamına gelecek. Adam Tooze Financial Times’ta “2030 gibi erken bir tarihte Çin ABD’den ithalatı dramatik şekilde azaltabilir. 2040 yılına gelindiğinde, yenilik, verimlilik kazanımları Çin’i rahatlıkla kümes hayvanları, süt ürünleri, yumurta, balık ve deniz ürünlerinin net ihracatçısına dönüştürebilir.”... “ABD ve Brezilya’da tarım ihracatçıları çok zor duruma düşecek” diyor ve soruyordu “yüz milyonlarca yeni müşteriyi nereden bulacaklar”. Kısacası bir Çin şoku daha geliyor. Tarım topraklarında maden arama ruhsatı vermekle, ormanları kesmekle, üretimi artırmak yerine ithalat rantı edinmekle meşgul AKP Türkiye’si bu resmin neresinde dersiniz?