Tersine süreçlerden kurtulmak zorundayız!
Ali Apaydın
Son Köşe Yazıları

Tersine süreçlerden kurtulmak zorundayız!

07.05.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

İlk ve ortaöğretimde olağan süreç şudur: bir öğretmen öğrencisinde bir sorun fark ettiğinde öncelikle okulun rehberlik ve psikolojik danışma servisine başvurur. Rehber öğretmen/psikolojik danışman, öğrenciyle bireysel veya grupla psikolojik danışma yapar; gerekirse öğretmenler, veli ve idarecilerle iş birliği yürütür. Ancak bu iç çözümler yetersiz kaldığında veya mesleki yeterlilik alanı dışına çıkıldığında öğrenci daha yetkin uzman kişi, kurum veya kuruluşlara yönlendirilir.

Nitekim bu süreç Millî Eğitim Bakanlığı Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetleri Yönetmeliği’nde de aynen böyle ifade edilmiştir.

Okulda rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerini gelişimsel/önleyici ile iyileştirici hizmetler şeklinde iki ana düzlemde tanımlayan yönetmelik; sınıf rehber öğretmeni ya da diğer öğretmenler, öğrencide sosyal, duygusal veya akademik gelişim açısından destek ihtiyacı olduğunu fark ettiğinde öğrenciyi öncelikle okulun rehberlik ve psikolojik danışma servisine yönlendirmesi gerektiğinden, sonrasında rehber öğretmen ve psikolojik danışmanın öğrenciyle bireysel veya grupla psikolojik danışma yapmasından, gerekirse öğretmenler, veli ve idarecilerle de iş birliği ve müşavirlik yürütmesinden, psikoeğitim programları, öğrenciyi tanıma teknikleri uygulamasından söz eder. Ancak bu iç çözümler yetersiz kaldığında veya mesleki yeterlilik alanı dışına çıkıldığında öğrencinin daha yetkin uzman kişi, kurum veya kuruluşlara yönlendirilmesini uygun görür.

TERSİNE SÜREÇLERİN YOL AÇTIĞI FELAKETLER

Gelgelelim on yıllardır yaşanan fiili süreç, yönetmeliğin öngördüğü bu basamaklı, okul temelli ve gelişimsel yaklaşımın tam tersidir! Ülkemizde yıllardır bir öğrencinin sorununa ilişkin izlenen yol şu oluyor: önce psikiyatriste, sonra psikoloğa ve en son, tekrar ediyor ve vurguluyorum, en son okula ve öğretmene başvuruluyor!

İşte öğretmenlerin yönetiminden alınıp alanı eğitim olmayan uzmanlar ile asla bir eğitim uzmanı olmayan velilere devrettiğimiz okullarımızda öğrencinin okul yaşantısının önüne böyle geçiyoruz! Öğretmenlerimizi, sürecin başlatıcısı ve en yetkin yöneticisi olmaktan çıkarıp ilaç tedavisi veya terapi sonrasında “uygulayıcı” konumuna böyle düşürüyor; okullarımızın psikolojik danışma servislerini gelişimsel ve önleyici rolünden böyle koparıyoruz!

Yaşadığımız şiddet olaylarının temelinde bu tersine işleyen süreç büyük bir önem taşıyor.

Mevcut iktidar döneminde okullarımıza ilişkin o kadar çok şeyi unuttuk ki bugün okullara yönelik birçok tartışmayı çok anlamsız bir şekilde yürütmekten kendimizi alamaz olduk.

En başta öğretmenlerin birer eğitim profesyoneli olduğunu unuttuk! Öyle ki Kahramanmaraş’ta yaşanan saldırıda doğru olanı yapanların öğretmenler olmasını bile göremiyor bugün gözlerimiz! Halen öğrencilere ilişkin öğretmenlerden çok dakikalarla hesaplanan muayeneler ile konulan psikiyatrik tanılara daha çok güven duyuyoruz!

Yine yeter! Dakikalar içinde konan bir tanının günlerce, haftalarca, yıllarca süren bir okul gözleminin yerini tutamayacağını anlatmak için söze gerek var mı? Öğretmenlerin bir öğrencinin sorununu bir psikiyatrist gibi muayene odasında en fazla kırk beş dakikada –ki ülkemizde bu çoğunlukta 5-10 dakikalara kadar iniyor– görüp işiten biri değil o öğrenciyi gün içinde saatlerce gözlemleyen, onun ilişkilerini, duygu durumlarını, duygusal dalgalanmalarını her öğrencinin en doğal ortamı olan okul yaşantısında gören ve işiten bir profesyonel olduğunu anlatmaya gerek var mı gerçekten?

Hiçbir uzmanlık gerektirmeyen velileri yetkilendirip bu uzman olmayan insanların çözümü asla acil olmayan sorunlara acil çözüm aramaları yüzünden öğrencilerimizi ilaç sektörünün insafına bıraktığımızı anlamak için daha ne olmasını bekleyeceğiz?

ÖNEMSENMEYEN CEHALETİN BOYUTLARI

Çok acı bir gerçeği yaşıyoruz. Okullarımızdaki şiddet sorununun kuşkusuz en güçlü nedenlerinden biri bu. Tam bir medikalizasyon tuzağının içindeyiz. Yaşamın olağan zorluklarını ve sorunlarını tıbbi birer hastalık gibi gören ahmakça bile denemeyecek düzeyde bir saçmalığı yaşıyoruz. Ve paradoksal bir biçimde, psikiyatrik tedavi görmesi gerekenlerin görmeyip hiçbir sorunu olmayanların psikiyatrik tedaviye yönlendirildiği ürkütücü bir ülkeye dönüştük artık!

Sağlık Bakanlığının yayımladığı sağlık istatistikleri yıllıklarındaki tabloların işaret ettiği sayısal veriler, son derece endişe verici rakamlara işaret ediyor. Ancak bu veriler buzdağının sadece görünen kısmı. Maalesef ülkemizde ilk ve ortaöğretim öğrencilerine yönelik, ülke çapında kapsamlı ve güncel bir psikiyatrik ilaç kullanım istatistiği bulunmuyor! Ki işte bu eksiklik başlı başına bir skandaldır!

İlaç endüstrisinin psikiyatrik ilaçlara yönelik manipülasyonunu hiç ciddiye almayan bir ülkede yaşıyoruz. Gençlerimiz ilaç kullanmayı, psikolojik bir hastalığa sahip olmayı “özel olma hali” olarak yaşıyor ve anlıyor. Birçoğumuz gibi onlar da yaşamın olağan zorluklarını tıbbî bir hastalık gibi görme kolaylığına sığınıyor. Öylesine yaygınlaştı ki bu durum, 0-6 yaş aralığındaki çocukların bile antidepresan kullandığı bir ülkeye dönüşüyoruz yavaş yavaş.

Bir türlü işitilmeyen öğretmenlerimiz; özellikle DEHB tanısıyla metilfenidat grubu ilaçların, anksiyete tanıları nedeniyle SSRI’ların ve uyku sorunları için melatonin ya da antipsikotiklerin küçük yaş gruplarında giderek daha da sık kullanıldığına ilişkin tanıklıklarını haykırıyor hemen her gün!

İnsan ve öğrenci yaşamının her bileşenine bir sorun, bir hastalık olarak bakmayı sürdürdükçe zaten derin olan bir krizi daha da derinleştirmek dışında hiçbir sonuç alamayız. Ama tam da böyle yapıyoruz yine. Derin bir krizin gözlerimizin önünde daha da derinleştirilmesine tanık oluyoruz yine!

ŞİDDETİ ENGELLEMEK Mİ ŞİDDETİ ARTIRMAK MI?

Bakınız; Millî Eğitim Bakanlığı, saldırılar sonrasında okul gibi güvenli bir ortamda çatışma çözme becerilerini geliştirmek yerine, “Alo Zorbalık Hattı” ve “Dijital İmdat Butonu” gibi derme çatma uygulamaları çözüm olarak önümüze koyuverdi hemen.

Sanki iyi bir şekilde yapılandırılmamış asılsız ve kimliksiz ihbar etme olanağı veren hatların birer iftira aracına dönüşerek şiddeti azaltan değil artıran sonuçlar doğurduğunu yeterince deneyimlemiyormuşuz gibi yine en yanlış olan yapılıyor.

Gerçekten, okullarda yaygınlaşacak “ihbar kültürü”nün öğrenciler arasındaki doğal güven duygusunu yok ederek düşmanlık duygusunu besleyeceğini görmek için nasıl bir özel gözlüğe ihtiyaç var ki? Bu şekilde okullarımızı dostluklar kurulan mekânlar olmaktan çıkarıp düşmanlıklar inşa edilen mekânlara dönüştüreceğimizi öngörebilmek için çok mu derin bir zihin mesaisine ihtiyaç var gerçekten?

Ama acı, apacı gerçeğimiz bu işte: okullarımızda bir şeyleri düzeltmek istiyorsak öncelikle mevcut iktidarı değiştirmek zorundayız! Okullardaki en yetkili organın öğretmenler kurulu olduğunu hatırlamak ve okul yaşantısında en yetkin insanların öğretmenler olduğunu unutmamak için bu iktidarı değiştirmek zorundayız!

***

Bugün Cumhuriyet gazetesinin 102. yaşı! İlk kez 100. yaşında iki haftada bir yazmaya başladığım buradaki yazılarıma, yayın kurulunun onayıyla bugünden itibaren haftada bir devam edeceğim. 

Kuşkusuz Cumhuriyet’te yazmak bir onurdur, bana bu onuru veren tüm yayın kurulu üyelerine teşekkür ediyor ve Cumhuriyet gazetesinin 102. yaşını kıvançla kutluyorum! İlkeli duruşu ve Cumhuriyet tarihine ışık tutan mücadelesiyle nice yıllara... Cumhuriyet için Cumhuriyet alın, okuyun, okutun!

Yazarın Son Yazıları

Tersine süreçlerden kurtulmak zorundayız!

İlk ve ortaöğretimde olağan süreç şudur: bir öğretmen öğrencisinde bir sorun fark ettiğinde öncelikle okulun rehberlik ve psikolojik danışma servisine başvurur.

Devamını Oku
07.05.2026
Okullarımız, öğretmenlerimiz ve öğrencilerimiz

Yıllardır süren eğitim katliamının ulaştığı son noktada tarihimizin en ölümcül okul saldırısını yaşadık.

Devamını Oku
30.04.2026
Duymak, duyulmak ve duyurmak

Gündelik yaşamın sıradan akışı içinde çoğu zaman felsefî bir terminolojinin ağırlığını taşımayan hafif ifadeler kullanırız.

Devamını Oku
16.04.2026
Hakmana ya da ‘kimsesizlerin kimsesi’ üzerine

Hakmana ya da ‘kimsesizlerin kimsesi’ üzerine

Devamını Oku
02.04.2026
Son darbenin birinci yılı

Tam bir yıl oldu! Bir yıl önce bugün yapılan bir darbeyle 21. yüzyıla özgü köktendinci bir neo-faşizmin içinde yaşıyoruz.

Devamını Oku
19.03.2026
‘Başucu’nuzdakiler üzerine

Önce kurucu partinin genel başkanı başucundaki kitabı açıkladı.

Devamını Oku
05.03.2026
Eğitim mücadelesi içindeyken

İnsanlık olarak tarihin uzunca bir döneminde, insan teklerinin büyük çoğunluğun eğitim almadığı bir süreç yaşadık.

Devamını Oku
19.02.2026
İlkeler ve politikalar

İnsan teklerini, insanlığın bir üyesi olarak konumlayarak insanlık tarihine bağlayan bir etkinlik olan politika, insanlığın geçmişi, şimdisi ve geleceği arasında adil ve doğru bir ilişki kurma çabası olduğu ölçüde bir anlam taşır.

Devamını Oku
05.02.2026
Direnenleri anlamak!

Aydınların faşizm karşısındaki konumlanışı, basit bir kahraman-hain ikiliğinden çok daha karmaşıktır.

Devamını Oku
22.01.2026
Felsefesizliğin faturaları

İnsanlık tarihinin en yüksek teknik bilgi birikimine, en hızlı bilgi erişim araçlarına ve görünürde en yaygın “eğitimli” nüfusuna sahip olan dünyamız paradoksal bir şekilde adalet, barış ve refah yerine açlık, savaş, şiddet ve terör üretiyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Cumhuriyet için Cumhuriyet!

1990’ların Muğla’sında, bazı lise öğrencileri arasında özel bir espri ritüeli yer etmişti.

Devamını Oku
25.12.2025
MESEM Mezarlığı

Arda, başı bir sac büküm makinesinde 16 dakika sıkışarak can verdi.

Devamını Oku
11.12.2025
‘Tutarsızlığın Tutarsızlığı’

21. yüzyıl Türkiye’sinde kendi içinde kısmen ayrışan cumhuriyet karşıtı politik çizgileri ilk kez birleşmiş bir şekilde buluyoruz karşımızda: AKP, MHP, DEM, PKK ve diğerleri…

Devamını Oku
27.11.2025
Bir metnin 'yapı'sı

İçinde 969 kez “Hatırladığım kadarıyla”, 774 kez “Bilmiyorum”, 691 kez “-mışlar, -mişler, -muşlar” gibi...

Devamını Oku
13.11.2025
Düşünme aralıkları açmak için

Politika üretimi, derinlemesine düşünülmüş temel ilkeler etrafında şekillenen bir süreçtir.

Devamını Oku
30.10.2025
‘Sahtelikler Tiyatrosu’ iflasın eşiğinde

‘Sahtelikler Tiyatrosu’ iflasın eşiğinde

Devamını Oku
16.10.2025
Dijital çatlaklar

Dijital çatlaklar

Devamını Oku
02.10.2025
İhanetler ve hainler

İhanetler ve hainler

Devamını Oku
18.09.2025
Demokrasi diploması

Eğitim sosyolojisi içerisinde yaygın bir tez, bir ülkenin gelişmişlik düzeyini belirlemek için basit bir kriteri dikkate alır...

Devamını Oku
04.09.2025
Eleştiri, demagoji ve zırvalama

Eleştiri, demagoji ve zırvalama

Devamını Oku
21.08.2025
Gerçeklik iğnesi

Tıpkı kökleriyle ormanı zehirleyen bir mantar gibi toprağımızı, havamızı, geleceğimizi sarmalayıp zehirleyen bir iktidarla yaşıyoruz.

Devamını Oku
07.08.2025
MEB ve ÖSYM’nin karanlığı

MEB ve ÖSYM ısrarla “adil ve bilimsel” sınavlar yaptığını iddia ediyor.

Devamını Oku
24.07.2025
Yarım önlemleri reddedin!

Çok geç kaldığımız doğru! Çok doğru. Uyanış en geç 2023’te başlamalıydı...

Devamını Oku
10.07.2025
Mücadeleyi baltalayanlarla mücadele etmek

Veganizm ve feminizm gibi çağımızın en değerli ve en etkili mücadele alanları bir tür “seküler din”e dönüşüyor.

Devamını Oku
26.06.2025
Yaşayan umutlar olmayı sürdürmek

Yaşayan umutlar olmayı sürdürmek

Devamını Oku
12.06.2025
Kötülüğün sıradanlaşması

Kötülüğün sıradanlaşması

Devamını Oku
29.05.2025
'Ben Marksist değilim'

“Ce qu'il y a de certain c'est que moi, je ne suis pas Marxiste” – “Kesin olan şu ki, ben Marksist değilim.” - Karl Marx

Devamını Oku
15.05.2025
İşçi sınıfı ve bugünümüz

İşçi sınıfı ve bugünümüz

Devamını Oku
01.05.2025
Liseliler ve öğretmenleri

Liseliler ve öğretmenleri

Devamını Oku
17.04.2025
Direnişin felsefesi

Direnişin felsefesi

Devamını Oku
03.04.2025
Mutsuz Adam

Mutsuz Adam

Devamını Oku
20.03.2025
Karanlık eğitim çalıştayı

Karanlık eğitim çalıştayı

Devamını Oku
06.03.2025
Akademisyenlerin suskunluğu

Akademisyenlerin suskunluğu

Devamını Oku
20.02.2025
Kayıp zamanın içinde

Kayıp zamanın içinde

Devamını Oku
06.02.2025
Meşruiyet meselesi ve faşizm tehlikesi

Meşruiyet meselesi ve faşizm sorunu

Devamını Oku
23.01.2025
Sol, solsuzluk ve 'solcular'

Sol, solsuzluk ve 'solcular'

Devamını Oku
09.01.2025
Ders olsun!

Ders olsun!

Devamını Oku
26.12.2024
-ım, -im, -üm’lerden kurtulmak

-ım, -im, -üm’lerden kurtulmak

Devamını Oku
12.12.2024
‘Sessizliğin Cumhuriyeti’

‘Sessizliğin Cumhuriyeti’

Devamını Oku
28.11.2024
Politika gösterisi değil politika yapmak!

Politika gösterisi değil politika yapmak!

Devamını Oku
14.11.2024