İktidarın nüfusu artırma saçmalığı
Ahmet Saltık
Son Köşe Yazıları

İktidarın nüfusu artırma saçmalığı

07.05.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

13 Şubat 2025’te bu köşede yazmıştık: “2024 nüfus verileri ve demografi politikamız”

Şöyle bitirmiştik: “Yineleyelim: Türkiye hâlâ demografik fırsat penceresi içinde. Yaşlanıyoruz ürküsüne (paniğine) ve pro-natalist (nüfus artıran) sanrıya (hezeyana) gerek yok. Yapılması gereken, Türkiye’yi bir SS ülkesine dönüştürme değil; nüfusun eğitim-sağlık-barınma-beslenme-istihdam-yeterli gelir-adalet gibi insanca yaşamasını anayasa md.2 çerçevesinde sağlamak. AKP=RTE ise tersini dayatıyor.”

Erdoğan, nüfusun yaşlanmasını bir beka sorunu olarak tanımlıyor. Bu çok katmanlı bir sorun, Türkiye ile sınırlı da değil. Ancak ülkemizde ağır sosyoekonomik yoksullaşTIRma-yoksunlaşTIRmaya ek, giderek tırmandırılan demokrasisizlik, yargının politik araç kılınması hatta can-mal güvenliğinin bile neredeyse kalmaması, anormal düzeyde işsizlik, eğitim-sağlık gibi temel kamu hizmetlerinden iktidarın özelleştirme ile giderek çekilmesi (ağır vergiler?), yağma-talan, yolsuzluklar toplumun gelecek umudunu yok etti.

AKP=RTE çağdışı tek adam rejiminin bu politikaları yaygınlık-derinlik kazandıkça insanımız doğal homo rationalis-homo economicus tepkisi ile zorunlu tüketimi dahil, doğurganlığını da sınırladı. İki olgu arasında son derece güçlü nedensellik bağı olduğu tartışma dışı. Dolayısıyla kök nedenlere dönük olmayan yapay-temelsiz zorlama ve sözde kimi parasal teşviklerin iktidarın yanlış beklentisini karşılaması çok güç.

RTE’nin “Nüfusumuzun yaşlanma hızı korkutucu boyutlardadır. Doğum oranlarının 1.5 seviyesine gerilemesi, milletimiz için bir varoluşsal tehdittir” sözleri bilimsel değil çarpıtmadır. Gerçek varoluşsal tehdit çeyrek yüzyıldır uygulanan ulus düşmanı faşist politikalardır. Doğum oranları denen, teknik olarak “toplam doğurganlık hızı”dır (Total Fertility Rate). G. Kore, Tayvan ve Hong Kong’da bu hız 0.7-0.9, AB ortalaması 1.5’tir. Kaldı ki 2025’te Türkiye nüfusu 427 bin artmıştır (nüfus artış hızı 0.5).

Doğum izninin 24 haftaya uzatılması kadın istihdamını olumsuz etkileyecektir. Memurlar dışında, 4/a ve 4/b’li kadınlar bu dönemde ücretlerinin 2/3’ünü alabiliyor. Asgari ücret genelgeçer ve açlık sınırı altında. OECD verileriyle 20+ hafta doğum izni sonrası kadınların terfi ve ücret artışı düşmektedir. TÜİK-2025 verilerine göre özel sektörde uzun doğum izinleri nedeniyle kadın istihdamında işverenlerin genç kadın çalışan seçiminde yüzde 12 azalma gözlenmiştir. Türkiye’de kadın istihdamı zaten çok yetersiz düzeydedir. Bu politika kadını sosyal yaşamdan ve eğitimden dışlama doğurabilir ve iktidarın beklentisi bile olabilir! AKP yetkilileri az eğitimlilerden daha çok oy aldıklarından hep yakınıyor. Böyle bir niyet varsa ahlaksızlıktır!

KAYNAKLARI TÜKENEN DÜNYADA SONSUZA DEK ÇOĞALABİLİR MİYİZ?

Modern insanın ekosisteme yükü çok ağır. Sınırlı kaynaklara sahip dünyada nüfusun azalması, iklim faciasıyla baş etmek için en etkili yol. “Her aileye bir çocuk”, ailenin ve devletin sınırlı kaynaklarını nüfusun niteliğini artırma (eğitim, sağlık...) olanağı tanır. Gerçek gereksinim nüfusun niceliğini büyütmek değil niteliğini iyileştirmektir. Başta da vurguladığımız üzere Türkiye ve genel olarak dünya demografik fırsat penceresi içindedir. Birkaç on yıl sürecek bu dönemin çok iyi değerlendirilmesi insanlık için beka sorunudur. Türkiye’de ve dünyada neoliberal vahşetin çok acı-yıkıcı ve sürdürülemez sonuçları ile yüzleşiyoruz. Biz dünyalılar anormal ve tümüyle gereksiz küresel nüfus artışını frenlemez ve doğa olanakları ile dengeli kılmaz isek bunu doğa salgın, kuraklık vb. afetlerle yapacak. Öte yandan, doğayı bu tepkisel savunmadan alıkoyacak ölçüde hızlı ekosistem çöküşüne neden olursak -ki gidiş o yönde- bu kez kendi elimizle homo sapiensin yeryüzü uygarlığına biz son vermiş olacağız. Makro çerçeve tam da budur!

MCKİNSEY VE WEF (DÜNYA EKONOMİK FORUMU) RAPORLARI

2030’a dek dünya genelinde 800 milyon işin otomasyona geçmesi bekleniyor. İnsangücünü bilişsel robotik ve yz destekli otomasyon alıyor. Bu durum, Türkiye gibi genç nüfuslu ülkelerde nüfus artışının yüksek işsizlik doğurması demek. Emek yoğun üretim, yerini yüksek teknoloji yoğun üretime bırakıyor. Küresel ölçekte köktenci demografik dönüşüm kaçınılmaz. Yaşlanma önlenemez, yavaşlatılabilir. Yaşlı bakımı da Androidlerde! BM Nüfus Fonu Dünya Nüfusunun Durumu-2025 raporunda, sınırlı kaynaklar ve iklim faciası göz önüne alındığında niceliksel artış yerine nüfusun niteliğine odaklanılmalı yazıyor. Açlık ve yoksulluk. 700 milyon insan sürekli aç iken nüfus artışı ekosistem çökmesini hızlandırıyor, deniyor.

86+ milyon ADNKS nüfusuna dahil olmayan 3.1 milyon Suriyeli ve 1.5-2 milyon kaçakla nüfusumuz 90+ milyon! Türkiye nüfusunu besleyemiyor, eğitemiyor, iş veremiyor, sağlıklı kılamıyor, demokratik hukuk devletini yaşatamıyor. AKP=RTE’nin nüfusu artırma saçmalığını nereye koyacağız? Halkı sürüleştirme mi?

Yazarın Son Yazıları

İktidarın nüfusu artırma saçmalığı

13 Şubat 2025’te bu köşede yazmıştık...

Devamını Oku
07.05.2026
21. yüzyılda ulusal egemenlik bitti mi?

Geçen yıl 24 Nisan’da “Ulusal egemenliğin gasbı...

Devamını Oku
23.04.2026
Anayasa tuzağı ve ara seçim kıskacı

Türkiye’nin içine itildiği yapay yeni anayasa tartışmalarının hukuksal gereklilikten öte, iktidarın ömür uzatma ve Cumhuriyeti dönüştürme girişimi olduğu çok açık. Zamanlama uygun (!). Ekonomik yıkım ve toplumsal bunalımın tepe yaptığı, her cepheden halkın yaşam alanlarına saldırılarak felç edildiği ve siyaset dışına itildiği kesitte, RTE rejiminin neden anayasa masasını tek çıkış yolu (!) dayattığı çok net.

Devamını Oku
09.04.2026
Ortadoğu cehennemi ve iktidarın teslimiyeti

Savaşın şiddeti azalmış görünse de siyasal belirsizlik ve karşılıklı misilleme döngüsü sürüyor.

Devamını Oku
26.03.2026
Küresel haydutluk ve yeni dünya eşiği

Dünya, 1648 Westphalia düzeninden bu yana (egemenliğe saygı ve içişlerine karışmama) görmediği bir kuralsızlık girdabının içinde sürükleniyor.

Devamını Oku
12.03.2026
Çocukluk rehin, geleceğimiz yitik

Hukuk devleti olmamıza karşın, çocuklarımız akıl sağlığı ve ülkenin geleceği için geri dönüşü güç pedagojik yıkımla yüz yüze.

Devamını Oku
26.02.2026
Eşit yurttaşlık mı, yurttaşların eşitliği mi?

Yurttaşların eşitliği, liberal-hukuksal konumu tanımlar.

Devamını Oku
12.02.2026
‘De-kapitasyon’ ve sürüleştirme

Tıbbi bir metafordan politik gerçekliğe...

Devamını Oku
29.01.2026
Genelge ile dayatılan teokrasi

Genelge ile dayatılan teokrasi

Devamını Oku
22.01.2026
Narsisizmin küresel yayılımı

İnsanlık, 21. yüzyılın ilk çeyreğini kapatırken tarihin en karanlık döngülerinden birine, Malign Narsisizm’in küresel iktidar sahnesini işgal ettiği bir cinnet dönemine tanıklık ediyor.

Devamını Oku
15.01.2026
Adaletin ve bilimin aynası: Bir saç telindeki gerçek

Türkiye son haftalarda, spor ve iş dünyasında tanınan bir kişinin madde kullanımı savıyla çalkalanıyor.

Devamını Oku
01.01.2026
Kendi Ağzından Abdullah Öcalan

H. Basri Özbey’in yazdığı “Kendi Ağzından Abdullah Öcalan” adlı kitapta (Kaynak Yay., 2. bs., 2014) günümüzde anımsanması gereken önemli ayrıntılar var.

Devamını Oku
18.12.2025
Kovite benzer yeni salgın tehlikesi var mı?

2020-23 Kovit-19 pandemisinden bu yana yeni salgınlara hazır mıyız?

Devamını Oku
04.12.2025
Gıda güvenliği ve acil önlemler

Artan gıda zehirlenmesi ölümleriyle yüz yüzeyiz.

Devamını Oku
20.11.2025
Türkiye siyasetinde yeni paradigma: “Terörsüz Türkiye” mavi boncuğu ve MHP’nin kökten dönüşüm kumarı

Türkiye bir yıldır, milliyetçi cephenin Kürt sorunu-terörle mücadele söyleminde kökten değişimle sarsılıyor

Devamını Oku
06.11.2025
Sofradaki çifte kriz: Gıda güvencesi ve gıda güvenliği tehdidi

Türkiye, tarımsal özgücü (potansiyeli) yüksek bir ülke olmasına karşın, gıda-toplum beslenmesi alanında giderek derinleşen, yaygınlaşan ve sürdürülemez kerteye ulaşan çift yönlü bunalımla karşı karşıya.

Devamını Oku
23.10.2025
Fener Rum Patrikhanesi neden ekümenik olamaz?!

İstanbul Fener’de yüzlerce yıldır varolan Fener Rum Patrikhanesi (FRP), ülkemizin kültürel-tarihsel varsıllığının önemli bir öğesi.

Devamını Oku
09.10.2025
Türkiye’de sağlık hizmetlerinin temel sorunları

2003’te başlatılan kökü dışarıda Sağlıkta Dönüşüm Programı, günümüzde yurttaşlar ve sağlık çalışanları için ciddi ve derinleşen sorunlar doğurdu.

Devamını Oku
25.09.2025
Şafak yakındır...

Ülkemiz, 3 Kasım 2002’de iktidara getirilen proje parti AKP eliyle çok yönlü ve derin bir karmaşaya adım adım sürüklendi.

Devamını Oku
11.09.2025
Susuzluğun eşiğinde: Türkiye ve dünyada su kıtlığı

Konya’da bir çiftçinin 80 yıllık kuyusunda su bitti!

Devamını Oku
28.08.2025
‘Komisyon’ meşru mu?!

TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu (kısaca komisyon), anayasal-siyasal açıdan derinlikli değerlendirme gerektiriyor.

Devamını Oku
14.08.2025
AKP-MHP-DEM taşeron ittifakı ve uçurumun kıyısındaki Cumhuriyet

Ülke afetten afete sürükleniyor; bir karabasan gibi hatta ta kendisi yaşadıklarımız.

Devamını Oku
31.07.2025
AKP-MHP-DEM ortaklığı: Türkiye’den siyasal tarihe dersler...

“Terörsüz Türkiye süreci bir pazarlık süreci değil. İmralı’dan yapılan çağrıda da böyle bir pazarlığın olmadığı açıkça belli” diyen Bakan Tunç...

Devamını Oku
17.07.2025
Türkiye; 3 Temmuz 2025: Tarihin günlüğüne notlar...

“Bu toplumun yetiştirdiği 35 pırıl pırıl insan, saatler boyu süren bir süreç içinde devletin gözleri önünde, ilan ede ede yakılıyor.”

Devamını Oku
03.07.2025
İran’a emperyal saldırı: Sıra Türkiye’de!

1978’de İran’da şiddet gösterileri başladı...

Devamını Oku
19.06.2025
Laiklik... Neden vazgeçil(e)mez? Nasıl yitirdik, nasıl geri kazanmalı?

M. Luther’in Katolik Kilisesi kapısına 95 maddelik ültimatomunu çakmasıyla Protestanlık doğdu.

Devamını Oku
05.06.2025
Lozan Antlaşması’nın iptali için dava açılabilir mi?

Lozan Antlaşması (LA), 24 Temmuz 1923’te bağıtlanmış, Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası toplumda siyasal ve hukuksal meşruluğunu belgeleyen, sınırlarını, egemenliğini tanımlayan kurucu antlaşmadır.

Devamını Oku
22.05.2025
AKP, şiddetin iktidarı: Toplumsal baskı ve sessiz yıkım

AKP, şiddetin iktidarı: Toplumsal baskı ve sessiz yıkım

Devamını Oku
08.05.2025
Ulusal egemenliğin gasbı: 105. yıl ‘Türkiye Cemahiriyesi!?’

Ulusal egemenliğin gasbı: 105. yıl ‘Türkiye Cemahiriyesi!?’

Devamını Oku
24.04.2025
Tutuklu ve hükümlülerin sağlık hakkı

Tutuklu ve hükümlülerin sağlık hakkı

Devamını Oku
10.04.2025
Çürüyen AKP rejimi ve meşru direniş

Çürüyen akp rejimi ve meşru direniş

Devamını Oku
27.03.2025
14 Mart’ın 198. yılı: Çökertilen sağlık sistemi

14 Mart’ın 198. yılı: Çökertilen sağlık sistemi

Devamını Oku
13.03.2025
Artan aşı reddi ve devletin ivedi yükümü

Artan aşı reddi ve devletin ivedi yükümü

Devamını Oku
27.02.2025
2024 nüfus verileri ve demografi politikamız

2024 nüfus verileri ve demografi politikamız

Devamını Oku
13.02.2025
32. Adalet ve Demokrasi Haftası kapanırken...

32. Adalet ve Demokrasi Haftası kapanırken...

Devamını Oku
30.01.2025
Beştepe’de bir mitralyöz

Beştepe’de bir mitralyöz

Devamını Oku
16.01.2025
AKP=RTE’nin 22 bin 104 TL planı ve sakladıkları

AKP=RTE’nin 22 bin 104 TL planı ve sakladıkları

Devamını Oku
02.01.2025
Sağlık bakanının öfke patlaması!

Sağlık bakanının öfke patlaması!

Devamını Oku
19.12.2024
Aile hekimleri ne istiyor?

Aile hekimleri ne istiyor?

Devamını Oku
05.12.2024
Efendiler, çalınanlar Hazine’ye geri konacak!

Efendiler, çalınanlar Hazine’ye geri konacak!

Devamını Oku
21.11.2024