Boru değil günah defteri
Barış Terkoğlu
Son Köşe Yazıları

Boru değil günah defteri

10.02.2020 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Doktora gidiyorsun. “Bu bitmiş” diyor. Canın yanıyor. Ağzından bir diş eksiliyor. Çıkıyorsun. Günler, aylar, yıllar. İnsanın dilinin bile hafızası var. Gidip hep o boşluğa dokunuyor. Sana yokluğu da varlığı da aynı bıçağın iki yüzü olanı hatırlatıyor.

Hapisteydim, gördüm. Çalarken yakalananlar, sinirlenince “hırsız” diye bağırıyordu. Muhabbet tellallığından alınanlar kızınca “p....k” diye söyleniyordu. Kendi günahlarını başkasının sayarak arınıyorlardı. Bir zamanlar FETÖ’nün Taraf’ında Fethullah Gülen’e şiir yazanları, Işık Evleri’nden yetişip Graham Fullercilik oynayanların sözlerini görünce aklıma geldi. Demir kapıyı, kör pencereyi bilen eski Genelkurmay Başkanı’na “Neden FETÖ’ye daha çok vurmadın” diye bağırıyorlardı. Oysa Başbuğ kılıcını çekse, o gün Gülen’e ilk siper olacak onlardı.

Gülencilerin değiştirdiği yasa

2009’daki Fethullahçıları kurtarma yasalarını hatırlatınca İlker Başbuğ’a ne çok kızdılar. Oysa Fethullahçı terör ilk kez sanık sandalyesine oturmuyordu. İlk kez de Meclis tarafından kurtarılmıyordu. Kuşkusuz çok eksik, ancak Savcı Nuh Mete Yüksel, 22 Ağustos 2000’de Fethullah Gülen’e “terör örgütü üyeliği”nden dava açmıştı. Yüksel’e kaset kumpasının karıştığı davanın sonunda Ankara 2 No’lu DGM, 10 Mart 2003 tarihinde kararını verdi. Terör suçlarına kısmi af getiren 4616 sayılı kanuna dayanarak hükmün açıklanmasını erteledi. Kısacası Gülen hakkında karar verilmedi. 5 yıl içinde suça karışması durumunda dosyası yeniden açılacaktı.

Türkiye, işte tam da bu dönemde “terörle mücadele kanunları”nı yeniden tartışmaya başladı. Hatırlatalım, 2002-2007 döneminde Adalet Bakanı Cemil Çiçek’ti. Çiçek’in yapmak istediği terör düzenlemeleri ile, halihazırda tepesinde bir terör davası sallanan Gülen’in takipçileri arasında kavga sürdü. Çiçek, silahlı ve silahsız terör örgütleri tanımlarını yasaya sokmak istiyordu. Fethullahçılar ise “silahsız terör örgütü mü olur, niyet bizi yargılamak mı” diyerek bu öneriye karşı çıkıyordu.

Geçen yıl Cemil Çiçek ile görüştüğümde o dönemki kavgayı şöyle anlatmıştı:

Bizde terör denildiği zaman akla cebir ve şiddet gelir. Ben o tarih itibarıyla da bugün itibarıyla da silahsız terör örgütü olabileceğine inananlardanım. Nihayetinde bunların o gün itibarıyla evlerinde silah, tabanca ya da patlayıcı yoktu. Ama devletin imkânlarını kullanarak yasadışı işler yapıyorlardı.

Şimdi “olur mu öyle şey” deniyor ya… Kavga o günlerde AKP içine kadar uzanmıştı. Çiçek o günleri şöyle anlattı:

Bunlar benim için ‘derin devletin adamı’ dediler. ‘AK Parti daha özgürlükçü olacak ama derin Cemil Çiçek ortalığı karıştırıyor’ dediler. Adımı ‘301 Cemil’e çıkardılar.”

Cemil Çiçek’in istediği gibi “silahsız terör” tanımı yapan bir taslak 2005 yılı sonunda hazırlandı. Tasarıyı o dönem özellikle askerin talep ettiği konuşuluyordu. Yasa hazırlığını ortalığa döken Fethullahçılar kıyameti kopardı. Ellerindeki medyayla Çiçek’i ve teklifi hedef aldı. Kavga sürerken 6 Nisan 2006’da Meclis’e sevk edilen yasa taslağında halen “silahsız terör” ifadesi vardı. Adalet Komisyonu’na gelen metinde de halen korunuyordu. İşte bu noktada AKP içinde etkili olan Fethullahçılar, kendilerinin lehine taslağı değiştirtti. Kimin eli etkili oldu bilinmez, Komisyonda kendi teklifini değiştiren AKP sayesinde 29 Haziran 2006’da, Terörle Mücadele Kanunu’nun “Terör Tanımı” başlıklı 1. maddesinde yapılan değişiklik ile terör örgütü tanımına cürüm işleme ve silahlı eylem şartı getirildi. O dönem komisyonda CHP’liler “silahsız terör” ifadesinin varlığını savunurken, AKP’li Hüsrev Kutluterörist olmayan insanları terörist göstermeye çalışıyorsunuz” diyecekti. Değişen yasayla FETÖ’nün istediği olmuştu. Karar, Gülen’in hukuki durumunu güçlendirdi ve Gülen beraat etti.

Bakanı da koltuğundan ettiler

Bugün Erdoğan’ın çağrısıyla AKP’liler Başbuğ aleyhine ifade vermek için mahkemeye koşuyor. Ancak açıkça görüldüğü gibi FETÖ, AKP’nin bir bakanının Meclis’e gönderdiği yasayı kendi lehine değiştiriyor.

Üstelik bunları FETÖ de doğruluyor. Üstelik o gün bile.

Şöyle anlatalım…

2 Nisan 2007 günü Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, hükümet içinde etkili bir bakanın, “bu cemaat de çok olmaya başladı” dediğini yazdı. Bakan, yargı ve Emniyet’teki “cemaat örgütlenmesi”ni anlatıyor ve sözlerini şöyle tamamlıyordu:

Fethullah Hoca istihbarat işlerine meraklıdır. Ama onun merakı yüzünden olan bize oluyor.

O isim tabii ki dönemin Adalet Bakanı Cemil Çiçek’ti.

5 Nisan 2007’de ise Ahmet Hakan’a konuşan bu kez Fethullahçıların etkili bir ismiydi. “Size o açıklamayı yapan bakanın kim olduğunu biliyoruz” dedikten sonra Cemil Çiçek’in ismini şıp diye söylüyordu. Kavganın sebebini Fethullahçı isim şöyle anlatıyordu:

Bakanın yaptığı bir yasa çalışmasına karşı çıktık. Hem hükümet hem AKP bizim haklı olduğumuza kanaat getirdi. Yasa tasarısı değişti. Bakan gururunun kırıldığını düşündü ve bu olayı kişisel husumete dönüştürdü. Uzun bir süredir hakkımızda tezvirat yapıyor.”

Sonra ne mi oldu? 8 Mayıs 2007, Cemil Çiçek’in Adalet Bakanlığı’nın son günü oldu.

Şimdi Başbuğ’un çıkışı üzerinden 2009 yılını yeniden konuştuk ya. “Bu, boru göstermeye benzemez” diyen Cumhurbaşkanı, “Meclis’in yasama yetkisini dışarıdan birilerinin atıp tutmak suretiyle yere çalma hakkı yoktur” dedi ya. Görülüyor ki 2009’dan yıllar önce de, 2006’da, FETÖ bizzat AKP içinden Meclis’e gelen yasayı değiştirtmekle kalmamış, AKP’nin bakanıyla kavga ederek onu koltuğundan da etmiş. Üstelik FETÖ de o gün “biz değiştirttik” diye anlattığında, ne Erdoğan ne de AKP’den bir başkası “ne alakası var” demiş. Şimdiki gibi Meclis’in itibarı da sorgulanmamış.

Şimdi Başbuğ günahlarını hatırlatınca savcılık kapısında dilekçe kuyruğuna girdiler. Keşke bir zamanlar “Ne istediniz de vermedik” diyenler dilekçe yerine günah defterlerini çıkarsa. Belki hepimizin anlatılmamış hikâyesi oradadır.

Yazarın Son Yazıları

Adliyenin ön kapısı

Yeni yıl, henüz yazılmamış bir tarihtir.

Devamını Oku
01.01.2026
Çıksalar ne olur çıkmasalar ne olur

Konuşmak neden aramaz, sessizliğinse anlaşılır bir nedeni vardır.

Devamını Oku
29.12.2025
Yarının kavgasına bugünden bakalım

Hareket bilinirse doğa öngörülebilir hale gelir.

Devamını Oku
25.12.2025
175 milyonluk cevap

Cevap verilemeyen her soru yeni sorulara gebedir.

Devamını Oku
22.12.2025
İddianame aşamasında bir anda dosyadan çıkan fezleke!

İnsan ne anlatırsa anlatsın ancak eylemiyle anlaşılır.

Devamını Oku
18.12.2025
Askerlerin 175 milyonu nereye gitti

“Senin” dediklerinin akıbetini sorunca senin sandığının senden ne kadar uzakta olduğunu görürsün.

Devamını Oku
15.12.2025
Ne olduğunu görmüyor musunuz?

Her “Bak” dediğimizde gözler kapanıyorsa işaret ettiğimizi gösterebilir miyiz?

Devamını Oku
11.12.2025
Ya su kirliyse?

Değişmez görünen gerçekten kaçmak yerine dokunmaya karar verdiğimizde, ona şekil verebildiğimizi de görürüz.

Devamını Oku
04.12.2025
200 günlük burun sürtme davası

Burnumuzla sadece nefes alsaydık en çok kötü kokuların sahipleri mutlu olurdu.

Devamını Oku
01.12.2025
Bir garip ölüm hikâyesi

Yaşamda birikmiş servet, bazen ölümün üzerinde perde olur.

Devamını Oku
27.11.2025
‘Kurucu önderlik’ ve kurucu irade

Küçük niyetler büyük sözlerin arkasına gizlenir.

Devamını Oku
24.11.2025
Yaşamından renkleri çalınan kadın

Koca çınardan nimetini esirgeyen toprak yokluğunu önce çimende gösterir

Devamını Oku
20.11.2025
38 çocuğun duyulmayan çığlığı

Adalet davası uzaktaki bir çığlığı duymakla başlar.

Devamını Oku
17.11.2025
CHP’yi ‘gayrımeşrulaştırma’ operasyonu

Doğa insana kendi sınırlarını çizeceği imkanı sunarken cömerttir.

Devamını Oku
13.11.2025
Eğitimsiz okullar bakanlığı

İnsan ancak eğitilirse özgür olur.

Devamını Oku
10.11.2025
Aman çocuklar duymasın!

Bakmayın gazetecilik yaptığıma.

Devamını Oku
06.11.2025
‘Pardon’ diyen karar

Bir kez olursa hata, iki kez olursa yanlış, tekrar olursa kasıt denir.

Devamını Oku
03.11.2025
Bakanlıktaki ‘koruma kalkanı’

Çoğu zaman sözün çıktığı yere bakarız.

Devamını Oku
30.10.2025
Aranan casus sonunda bulundu!

O kadar çok söz söyleriz ki bazen gerçek kalabalıkta kaybolur.

Devamını Oku
27.10.2025
Boğaziçi’ni nasıl çökerttiler?

Kime söylendiği belirsizse en ağır sözler bile havada kalır. En son Yargıtay başkanı konuştu.

Devamını Oku
23.10.2025
‘PKK yasası’na neden karşıyım

Kapıyı açan anahtar değil, kilidinin bilgisidir.

Devamını Oku
20.10.2025
Öcalan serbest bırakılacak mı

Sözcükler her zaman anlatmak için kullanılmaz.

Devamını Oku
16.10.2025
Apo ve Bahçeli’nin susturduğu asker

Çıkarlar suç ortaklıklarının kaynağıdır.

Devamını Oku
13.10.2025
‘Fatihli Müslümanlar’ rahatsız

“Bizi cehennemle korkutuyorlar ki dünyada onlara boyun eğelim.”

Devamını Oku
09.10.2025
Çocuk tecavüzünde çocuğu yargılayanlar

Çelişki dünyanın kendisinde sanırız, oysa ona sebep olan da insandır.

Devamını Oku
06.10.2025
Tarihin arka duruşması

Eğip bükersin, sarar paketlersin. Her şeye rağmen gerçek olduğu yerde durmaya devam eder.

Devamını Oku
02.10.2025
İŞKUR’u bile soydular

Kapı içeriden açıldı mı soygun normalleşir.

Devamını Oku
29.09.2025
‘Size miras kaldı’ sürprizinden çıkan örgüt

Koca ağaca bakıp dalındaki eksiği görüyorsan haksız değilsin.

Devamını Oku
25.09.2025
İçeridekilerin aileleri neler yaşıyor

Kendi gülünün dikenini çıkarmak kolaydır. Başkalarının acılarını anlamak ise uğraş ister.

Devamını Oku
22.09.2025
Netanyahu’nun Erdoğan’a salladığı parmak

Tek kişide hastalık dedikleri, milyonlarda ideoloji oluyor.

Devamını Oku
18.09.2025
Dananın kuyruğu kopacak derken...

Siz bu yazıyı okurken belki bütün kelimeleri eskimiş olacak.

Devamını Oku
15.09.2025
Erdoğan’ın CHP planı

Sen ardına dönüp bakmazken geçmiş bir gölge gibi seninle birlikte yürüyor.

Devamını Oku
11.09.2025
İBB operasyonunu başlatan AKP’li

Adli yıl açılışında İstanbul cumhuriyet başsavcısı gazetecilerle buluştu. İlginç bir ifade kullandı: “İBB operasyonunu ilk öğrenen kişi Murat Kapki oldu. Nasıl olduğunu bilmiyoruz. O, malları kaçırmaya başlayınca biz de harekete geçtik.”

Devamını Oku
08.09.2025
‘Terörsüz Türkiye’nin kabağı

Dünya değişiyor ama senin çektiğin çile hep aynı kalıyor.

Devamını Oku
04.09.2025
Başörtüsünü çıkaran Fethullahçı

İnsanın çektiği çilelerin sonucu tecrübeleridir.

Devamını Oku
01.09.2025
Topuk kırıldıktan sonra

O çok bildiğimiz gerçekleri her şey görünür olduktan sonra anlatmayı ne kadar çok severiz.

Devamını Oku
14.08.2025
TikTokçu hacı paşa devri

Yükselme kuralını kaybedince yukarıyla aşağı bir olur.

Devamını Oku
11.08.2025
Erdoğan’ın kimliği bile satılık

Hırsızın peşinden koşuyoruz da ya içeride kapıyı açan varsa?

Devamını Oku
07.08.2025
Şehit askerlerin tahlilleri ne söylüyor

Milletler yaşamdan öğrendikçe gelişir. Çöküş dönemlerinde ise ancak ölüm öğreticidir.

Devamını Oku
04.08.2025
Askerler kayıp 5 milyarın peşinde

Sana verirken yokluğu gösterenler, senin olan varlığı harcarken har vuruyor harman savuruyor.

Devamını Oku
31.07.2025