Yeter! Kadını rahat bırakın!

Yeter! Kadını rahat bırakın!

07.02.2016 06:25
Güncellenme:
Takip Et:

Yeter! Düşün artık kadınların yakasından! Yeter! Konuşmadan önce bir durun hele, bir düşünün! Ağzınızdan çıkanı kulağınız duysun, aklınız, vicdanınız duysun!
Başbakan’ın yanında hiç mi aklıbaşında adam yok. Kimse ona kadının doğum yapması ya da yapmamasının kendi bireysel tercihi olduğunu anlatmamış mı? Doğurmanın mübarek dini bir görev olmadığını; vatani bir görev olmadığını söylememiş mi?
Davutoğlu, doğurmanın dini ve milli bir görev olduğuna inansa bile; şimdilik laik bir ülkenin başbakanı olduğunu hatırlaması; en azından anayasaya saygı adına susması gerekmez mi! Hitler’in kadınlara öngördüğü 3 K’sini (Küche, Kirche, Kinder - Mutfak, Kilise, Çocuklar) bilmez mi!
Kadın bedeni üzerinden yapılan bu çağdışı söylemlerdir kadına yönelik şiddetin artmasına neden olan!
Kadını birey olarak görmez, sadece doğurma makinesi olarak ve sadece aile içindeki yeriyle tanımlarsanız... O zaman siyasal, ekonomik ve toplumsal hayattan da dışlamanız; kadın emeğini de yok saymanız, istihdamdan da silmeniz doğaldır! O zaman gece şu saatte sokağa çıktı diye, ruj sürdü diye, gülümsedi diye öldürülmesine göz yummanıza da şaşmamak gerekir!
Başbakan’ın “Doğum yapan kadın hem mübarek görev, hem de vatani görev yapıyor” sözü, ayrımcılık uçurumunda, şiddet sarmalında debelenen memleketimin daha çok ayrımcılığa, daha çok şiddete savrulmasının hem nedeni hem de sürekli çoğalarak kendini üreten sonucudur.
Yok Başbakan’ın bu lafı etme nedeni; hukuktan mimariye, jinekolojiden güzel sanatlara, her alanın uzmanı olan Erdoğan’a daha çok yaranmak içinse, o daha da vahim!

Sevgiliye müzik hediye edin
14 Şubat Sevgililer Günü yaklaşıyor ya, şimdi yine “Seni seviyorum” demenin yolu daha çok tüketimden geçer diye kafamız ütülenecek...
Sevgiliye bence en güzel hediye mektuptur, sarılmaktır, öpücüktür, şiirdir... Bir de, müziktir... Üstelik içinde yaşadığımız şiddet ortamını yatıştırır...
Bana bunu dedirten birkaç gelişme oldu:
İKSV’nin İstanbul Müzik Festivali programı açıklandı: Program bu yıl çok etkileyici. Tiyatroyla ilişkisi elbet beni can evimden yakalayıverdi. Şimdiden sevgiliye, onun da seveceği bir seçki önerebilirsiniz...
Geçen hafta Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda izlediğim bir konser beni romantizmin doruklarında uçurdu: Dünyaca ünlü Maxim Vengerov, Ulucan Kardeşler ve Dostları konseri.
Ulucan Kardeşler’in her biri kendi alanında ustalaşmış Birsen (piyano), Özcan Ulucan (viyola), Ayşen Ulucan (keman). Onlara Richard Rozsa (çello), Ellen Jewett (keman) katılmış. Sadece Vengerov mucizesi değil, Fransız dâhi klarnetçi Romain Guyot’un da katılımıyla romantiklerin en romantiği: Brahms piyanolu beşli ve Brahms klarnetli beşliyi sundular. Müzik mi dinledim, şiir içinde mi yüzdüm anlayamadım...
CRR programını duyuramıyor diye yakınılır hep. Şimdi harika bir kitapçık hazırlamışlar, mart sonuna dek program belli: Klasikten caza, dünya müziklerinden yerliye, her türün en kalitesi...
Bir haftadır iki CD dinliyorum: Biri, Esen Kıvrak (keman), Olgu Kızılay (keman), Efdal Altun (viyola) ve Çağ Erçağ’dan (viyolonsel) oluşan Borusan Quartet’in yeni CD’si (Lila Müzik). Mozart’tan “Dissonance” ile Verdi’nin Mi minör Yaylı Çalgılar Dörlüsü’nü ustalıkla yorumluyorlar.
İkincisi: “Virtüöz Flüt: Bülent Evcil(A.K. Müzik) ... Adı üstünde virtüöz bir repertuvardan seçmeler. Piyanoda Phillip Moll eşlik ediyor. Gümüşlük Festivali’nde bu ikiliyi dinlediğimde “Tanrı Pan Gümüşlük’e gelmiş!” demekten kendimi alamamıştım... Şimdi “PAN” evimde...
Diyeceğim, sevgiliye müzik hediye edin: İster konser bileti, ister CD...  

Yazarın Son Yazıları

İki savaş arasında

Başlık doğru...

Devamını Oku
12.03.2026
Katliam devam ediyor

Farkında mısınız, ülkemizde kadın katliamı dolu dizgin devam ediyor.

Devamını Oku
08.03.2026
Vicdan biraz vicdan

Ey siyaset!

Devamını Oku
05.03.2026
Laiklik için iktidara teşekkür (!)

Gerek Erdoğan’a ve Bahçeli’ye, gerek okuduğunu anlayamayan, kin, nefret dolu duygularla sürüye katılanlara hepimiz sonsuz teşekkür borçluyuz.

Devamını Oku
01.03.2026
İzninizle

Geçen yıl yine tam şu sıralarda bu köşede “80 Yaşım Merhaba” diye bir yazı yazmıştım!

Devamını Oku
15.02.2026
Faşizm ne demek?

İnternete girin...

Devamını Oku
12.02.2026
Rezillikler ve anmalar arasında...

Yine aynı şey oldu.

Devamını Oku
08.02.2026
Deprem

“6 Şubat” bir sayı, bir istatistik değildir; bir hafıza yarasıdır.

Devamını Oku
05.02.2026
24 Ocak-31 Ocak haftası

Bugün 1 Şubat. Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü gün.

Devamını Oku
01.02.2026
Refik Durbaş’la sohbet

Birkaç gündür, benim canım arkadaşım ve ülkemdeki şiir tutkunlarının sevgilisi, aşkı, hayran olduğu şair Refik Durbaş’la sohbet ediyorum.

Devamını Oku
29.01.2026
Sahne, hayatın metaforuydu: ‘Bindik bir alamete’

Hak hukuk ve adaletin yok sayıldığı, dünya diktatörlerinin aklımızla oynadığı, her an düş kırıklıkları, vahşet, ölümlerle sarmalandığımız; yalanın, riyakârlığın, iftiraların, örgütlü kötülüğün egemen olup vicdanı yok ettiği bir dünyada yaşıyoruz.

Devamını Oku
25.01.2026
Tan Sağtürk... Bir yıldönümü... PEN...

Geçen hafta içinde Tan Sağtürk’ün “görevden alındığı” haberi Resmi Gazete’de yayımlanınca herkes gibi ben de çok üzüldüm.

Devamını Oku
22.01.2026
Hepimiz buradayız! Hepimiz yanındayız!

Ne müthiş bir ülke burası!

Devamını Oku
18.01.2026
‘Folia’-Doğa ve biz

“Folia” Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 100 kadar sanatçıyı ve 300 kadar eseri bir araya getiren serginin adı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025
Prag’dan sevgiler

Sevgili okurlar Prag’dayım.

Devamını Oku
16.10.2025