Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Türkiye’nin Geleceği

23 Mart 2016 Çarşamba

Can Dündar, Erdem Gül davasının ilk duruşması cuma günü İstanbul Adliyesi’nde 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlayacak. İşte gördüğünüz gibi kuru, kupkuru bir cümledir. Gerçek ise bu cümlenin anlattığından daha derindir; tehdit ve tehlike içeriyor. Bu tehdit yalnızca arkadaşlarımıza değil, gazeteciliğe, düşünce ve ifade özgürlüğünedir. Dahası tehdit, Türkiye’nin geleceğine ilişkin başka planları, projeleri olanların tehlikeli heveslerinden kaynaklanıyor. Asıl mesele de zaten budur. Son 13-14 yılda adım adım, sindire sindire ülkeyi İslamcı totaliter bir rejime doğru sürükleyenler Can-Erdem davasının gereksinim duydukları son adımlardan birisi olmasını istiyorlar.

***

Bu nedenle de arkadaşlarımızın Anayasa Mahkemesi kararına rağmen yeniden tutuklanması için cadı kazanı kaynatılıyor, tetikçiler harekete geçiriliyor, en tepelerden yasa hukuk tanımayan beyanlarla sonuç alınmaya çalışılıyor. Oysa Anayasa Mahkemesi gerekçeli kararıyla bundan sonra dayatılacak bir tutukluluk kararını daha baştan mahkûm etmiş, sağlam bir hukuki temel oluşturarak, cadı kazanını ateşle besleyenlere kapıyı kapatmıştır. Tutuklama peşinde koşanlara göre ise bu türden hukuki kanıtlar, kararlar, gerekçeler, kurmak istedikleri düzenle kökten çeliştiği için anlamsızdır. Onlar “biz yaparız, olur” mantıksızlığının peşindedirler.

***

AYM tutukluluğu neden hak ihlali olarak gördüğünü kararında açık, net ifadelerle anlatıyor, özgürlüğün esas alınması gerektiğini vurguyla belirtiyor. Şöyle diyor AYM: “Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı kapsamında yapılan tespitler dikkate alındığında ve isnat edilen suçlamalara temel olarak gösterilen tek olgunun başvuruya konu haberlerin yayımlanması olduğu gözetildiğinde hukukilik şartını sağlamayan tutuklama gibi ağır bir tedbir, ifade ve basın özgürlükleri bakımından demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü bir müdahale olarak kabul edilemez.” Başka bir düzen kurmak isteyenlerin en fazla canını sıkan da bu ifadeler oldu. Çünkü onlar önlerindeki en büyük engelin halkın gerçekleri öğrenme hakkı olduğunu çok iyi biliyorlar.

***

Gerekçeli kararın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına atıf yapması ise özellikle canlarını sıktı. Ama ne yapalım ki hukuku, otoriter yönelimlere karşı savunan hukukçular, onların dayandıkları, yılların çabası, mücadelesiyle elde edilmiş haklar vardır. Bu haklardan belki de en önemlisi bugüne kadar yüzlerce, binlerce can kaybıyla elde edilmiş, nihayet kazanılmış, asla geri verilmemesi gereken düşünce, düşüncesini ifade edebilme özgürlüğüdür. Düşünceyi boğmak, sokakları yasaklamak hevesi buradan gelir. Bu kez ağır bir darbe yediler, öfkeleri bundandır. Kızdılar, çünkü AYM, AİHM kararlarına atıf yaparak “kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı ile bağlantılı olarak ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine” karar verdi.

***

Şimdi emirle, demirle, tetikçiyle, baskı ve zorbalıkla yeni bir tutuklama peşinde koşuyorlar. Duruşma günü yani cuma günü Can ve Erdem için insanlar, yalnız onların özgürlüğü için değil, kendi hak ve hukukları için İstanbul Adliye Sarayı’na gidecek, bu önemli duruşmayı içeriden ya da dışarıdan izleyecekler.
Gerçekte izleyecekleri bu dava Can-Erdem davası değil, Türkiye’nin geleceği davası olacaktır.

Tümü Güray Öz - Son yazıları

Sondan Bir Önceki 7 Eylül 2018 Cum
İdeolojinin Ekonomiyle Dansı 5 Eylül 2018 Çar
Gazetelere Döviz Darbesi 3 Eylül 2018 Pzt

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Can Dündar