Yaşam pratiklerine göre dayatılan yetiştirme kurallarına isyan edenler arasına katılmış oluyorlar. Gelin görün ki çok genç yaşlarında özgürleştiklerini, kendi seçtikleri kimlik, değerler içinde yaşayabileceklerini sanırlarken akıl almaz boyutlarda acımasız yollara çekilebilmenin tuzaklarına düşüyorlar. Son kanlı cinayetlerin tetikçilerinin öğretmenleri, arkadaşları içlerinde, kendi canlarını da harcamış olarak kaç öğretmen, arkadaşlarını öldürdükleri üzerinden bilgilerle günlerdir gelişmeleri nefessiz izliyoruz.
Uzmanlıklara dayalı, neden-sonuçları üzerinden istesek de istemesek de ayrıntılı bilgi sahibi de oluyoruz. Gelin görün ki sorumlu bakanların, cumhurbaşkanının oğlunun seferberliğinde düzenlenen cenaze törenlerindeki görüntülerin içindeki çocukların yakınlarının yaşadıkları acılara tanıklık ederken geleceğimize dönük güven ve inancımız diplerde. İktidar erkinin sorumlularının, yapılması gerekenler, alınması zorunlu önlemlere dönük, ülke çapında siyasal, bilimsel tüm örgütlenmeler ile işbirliği içinde çalışmaya niyetli olmadığı, el konmuş cenaze törenlerinin üzerinden ucuz şovları ile ortaya kondu bile.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın kapıları ise önüne yığılmış Emniyet güçleri ordusu ile okullarda öğretmen ve çocukların ölmemesi için önlem alınmasını isteyen öğretmen örgütlerine kapatılmış. Okullarımızda ise yasal bir zorunluluk olarak da kapıda bir güvenlikçinin bile olmadığı gerçeği ile yüzleştiğimiz aynı günler, saatler içinde. Üzerlerini silahla donatmış, cinnet halinde, kendi okulundaki öğretmen, arkadaşlarını öldürmek üzere dershanelere kadar dalan çocukları durduracak bir güç yok. Ancak kendini öne atarak birkaç öğrencisini kurtaran öğretmen de öldürülen çocukların arasındaki yerini alıyor.
İçine düşürüldüğümüz dipsiz kuyudan çıkışın ancak siyaset ayrımı olmaksızın, ülkemizin Cumhuriyetin ilk yıllarından bugünlere kazanılmış tüm bilimsel birikim, örgütlerinin seferberliği, işbirliği içinde olabileceğini görmezlikten gelme inadından nasıl kurtulacağız?
***
Ülkemizin çocuklarını suç örgütlerinin kuşattıkları bir seferberlik yaşanıyor. Son olaylardaki suç makinesine dönüşmüş çocuklarımızın içlerinde yaşattıklarına takılmayalım. Yıllardır bilgisayar tuzaklarına ve Amerika’dan estirilen rüzgârlara takılmış, oralarda yaşanmış çete cinayetlerinin peşinden sorunlu çocuklarımızın, gerçeğinde üstün zekâ, teknolojilerden geldileri trajik sonları çok can yakıcı olabilir.
Gerçeğinde ülkemizdeki çocukları çok büyük sayılarla peşlerinden sürükleyen çeteler, suç örgütleri üzerinden yıllardır yaşatılanları unutmayalım. Uyuşturucu çetelerinin kullandıkları asıl genç kuşağımız yoksul ailelerden çekiliyorlar. Ülkemizin her köşesinde bu çocukların acılar içinde nasıl ağır suçların içine çekilmiş olduklarının ardı arkası kesilmeyen sonuçlarına bakalım.
Ülkemizin her yerinden gelen haberler öylesine büyük sayılarda, suçlara çekilme, zorlanmaların örnekleriyle dopdolu ki... Sadece Emniyet’in tozlu rafları, uzman çalışmalarının içinde unutuluveriyorlar. Yaşamları kaydırılanların, suça zorlananların, sonuçta ölen ile öldürülenlerin hepsi bizim çocuklarımız. Saklamak, unutturmakla iktidarımızın ömrünü uzatabilmesi söz konusu bile olamaz.
Hazır ülke çapında toplumsal duyarlılığımız ayakta. Çocuklarımızın kitlesel harcanmasına yol açan bu aymazlıktan çıkmada ucuz siyasal hesaplardan arınma çabasında buluşmaya var mısınız? Haklılıktan yana savaşım verenlerin korosu hep bir ağızdan “Varız” çıkışını yapıyorlarken iktidarları da suçluluk kompleksleri içinde kaçmayı sürdürme haklarının olamayacağını bilmeli, gereken adımların atılmasından kaçamayacağını artık görmeli değil mi?