2. Dünya Savaşı’nda Aydınlanmanın, cumhuriyetin, özgürlük, eşitlik, kardeşlik sloganlarının beşiği olan Fransa’nın başına Nazi belası gelince “Ulusal kurtuluş umudu yalnızca halktır” çağrısıyla “Rezistans” doğdu.
Rezistans’la Fransız ulusal marşı “Marseillais”; işçisi, öğrencisi, üniversitesi, gazetesi, kadını, aydını, bilim insanı, sanatçısıyla bütünlüklü direnmenin adı oldu.
Üyelerinin büyük çoğunluğunu bu savaşımda yitiren ve “Kurşuna Dizilenler Partisi” olarak anılan Fransız Komünist Partisi’nin özverili savaşımıyla başarıya ulaşan Fransız direnme hareketi yani “Rezistans”; ulusunu tek bir cephede birleştirme başarısını göstermenin haklı kıvancıyla tarihe geçti.
BİR DİRENME KLASİĞİ: ‘FRANSIZ REZİSTANSI’
Rezistansçılar, yıllar süren özverili, kararlı, acı dolu savaşımları sonucu zafere ulaştılar ama zafer kolay kazanılmadı.
Zafer, binlerce Fransız yurtseverinin, işkencelerde, ölüm kamplarında çektikleri acılarla; yurtseverliklerine, örgütlerine, uluslarına bağlılıklarını kanıtlayan direnmeleriyle, ölümleriyle kazanıldı.
“Rezistans”, yurt sevgisinin, yiğitliğin, özverinin, inancın en görkemli örnekleriyle dolarak ölümlere, katliamlara, görülmemiş acılara karşın zafere ulaştı.
Yurtseverliğin, dayanışmanın, örgütlenmenin en güzel örneklerinden birini gösteren Fransız Rezistansçılarının bu “destan” direnişi, birçok romana, öyküye, şiire, resme, filme, oyuna, müziğe konu oldu.
‘REZİSTANS’ EDEBİYATI
Savaşımını Nazi toplama kamplarında da sürdüren bir Rezistansçı Jean Lafitte’in Eylemciler (Çev. Okay Gönensin-Yordam), Joseph Kessel’in Gölgeler Ordusu (Çev. M. Deniz Bölükbaşı-Kaldıraç), İlya Ehrenburg’un Paris Düşerken (Çev. Attilâ Tokatlı-Kor), Vercors’un Sessizliğin Denizi (Çev. Üner Birkan-Karınca), İrene Nemirovsky’nin Fransız Süiti (Çev. Nuriye Yiğitler-Pegasus) bu direnişin klasikleşen romanlarıdır.
Hayatı Seviyorlardı’da (Çev. Tektaş Ağaoğlu-Pencere), kurşuna dizilen, asılan, ölüm kamplarında yok edilen milyonlarca insandan 41’inin “son mektuplar”ı var.
“Bir kahramanlık ve yücelik seçkisi” olan bu mektup derlemesinde, on binlerce Fransız Rezistansçısından yalnızca bir kısmının yurt ve insan sevgisi, inançlarına bağlılığı, zafere olan güveniyle dolu olan son mektuplarında; içtenliği ve gerçekliğiyle sarsan, çarpan, hüzünlendiren, acıtan ama coşturan vedasını okuyoruz.
REZİSTANS’IN ŞİİRİ
Rezistansçı şairlerin ve sonradan şair olan Rezistansçıların şiirlerinden (17 şairin 41 şiiri) oluşan Red Türküleri (Çev. Okay Gönensin-de Yayınevi) bir coşku derlemesidir.
Paul Eluard’ın cephede, evlerde, tüm ülkede elden ele dolaşan “Özgürlük” şiiriyle başlayan kitaptaki direnişin marşı kabul edilen “Partizanlar-Direniş Türküsü” adlı şiirinin son dizeleri şöyle:
“Islık çalın arkadaşlar.../ Özgürlük gecenin içinde/ Dinliyor bizi...”
Louis Aragon’un işgal Fransa’sında silah gibi elden ele dolaşan, direnenlere güç ve umut veren şiirlerinden biri olan “Kızıl Afiş”te şu dizeler de var:
“Bir afiştiniz kızıl bir kan lekesi gibi.../ Sizlerden biri konuştu, sessiz sakin/ Herkese mutluluk, kalanlara sevgi/ Ölürken kin yok içimde ey Alman halkı/ Elveda güller, elveda zevk ve acı/ Elveda hayat, rüzgâr, aydınlık.../ Tüfekler çiçek açtığında yirmi üç kişiydiler/ Yirmi üç yürek kendini tümden veren/ Uğrunda ölecek kadar yaşama tutkun yirmi üç insan...”
Bir Nazi kampında can veren Robert Desnos’un “Yarın” adlı şiiri şu dörtlükle bitiyor:
“Oysa gecenin dibinde, hâlâ tanığıyız/ Günün görkeminin, armağanlarının./ Eğer uyumuyorsak şafağı gözlemek içindir/ Odur kanıtlayacak olan yaşadığımızı şimdi...”
Faşizmin ordusuna, işkencesine, zulmüne, silahlarıyla, örgütleriyle karşı duran Rezistansçıların sanatın onurunu koruyup şiiri silah ve bayrak haline getirmesidir bu şiirler.
“Rezistans” insanın ve insanlığın direnişidir.