Okullar +18!
Mustafa Balbay
Son Köşe Yazıları

Okullar +18!

18.04.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Bu noktaya bir günde gelmedik. Eğitim sisteminin altını oymaktan içini boşaltmaya kadar her şey yapıldı.

Daha yolun başında, “Milli bayramları devlet kutlamasın, halk kendi kutlasın” diyecek kadar ülkenin kuruluş temellerine ne kadar zıt olduklarını gösterdiler. Baktılar ki millet kutlamaya devam ediyor, işi Atatürk anıtlarına çelenk koymayı yasaklayacak noktaya kadar getirdiler.

Öğrencilerin, bu toprakların “doğru”, “çalışkan” yurttaşları olacaklarına ilişkin “antlarını” yasakladılar.

Önce Cumhuriyetin temel değerlerine ilişkin her şeyi boşaltacaklardı, ardından kendi “nesilleri” haline gelmelerini sağlayacak adımlar atacaklardı.

Boşalttılar. Ama yerine bir şey koyamadılar! Böylece ufuksuz kalan nesilleri çürüttüler.

Çocukluktan çıkıp gençliğe yürüyen kaç öğrencimiz Maraş’ın başına niçin “kahraman” tanımı getirilip Kahramanmaraş olduğunu biliyordur?

Kaç öğrencimiz Urfa’nın başına “şanlı” tanımı getirilip Şanlıurfa olduğunu biliyordur?

***

Bir ülkenin eğitim sistemini öteki yapılardan ayırmanız mümkün değildir. Her şeyin kötü gittiği ama eğitimin iyi olduğu bir ülke olamaz. Birbirine bağlıdır.

Okullara atanan yöneticiler...

Hepsi neden aynı sendikanın üyesi? Her şey bir yana, anne babası öğretmen olan öğrenciler bunu görmüyor mu? Daha o yaşta liyakatin yerini sadakatin aldığını gören bir öğrenci geleceğini ne kadar bu ülkede aramak isteyebilir? Örneğin; meslek lisesi müdürlerinin meslek lisesi öğretmeni olması Cumhuriyetin eğitim sisteminin ilkesiydi. Bu kaldırıldı. Niçin? Liyakati olmayanları da atayabilmek için!

Öğretmenler arasındaki statü ayrımı...

Bir öğrencinin potansiyel olarak beş ayrı statüde öğretmenden ders alma olasılığı var. Ücretli, sözleşmeli, kadrolu, uzman, başöğretmen!

Özellikle ilk iki statü değil bir öğretmen, sıradan bir çalışan için bile kabul edilemez. Asgari ücretten bile az maaş alan bir ücretli öğretmen ne ölçüde ideal nesiller yetiştirebilir?

Okulların temizliği ve güvenliği...

Milli Eğitim Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı arasındaki pazarlığa tabi! Böyle şey olur mu? Sonunda okullara haftada iki ya da üç gün çalışacak temizlik elemanı kabul edildi. Maaşı da ona göre, yani asgari ücretin de altında. Soralım, bu maaşı alan kişi kendini temiz tutabilir mi ki okulu temiz tutsun?

Sistem enflasyonu...

4+4+4’ten tutun yazı yazma biçimine, sınav şeklinden ders içeriğine kadar her şeyle defalarca oynadılar. Ortaya kocaman bir sistemsizlik çıktı. 9. sınıf öğrencisi, “Ben üniversite sınavına girene dek sınav sistemi zaten değişir. Şimdiden kafa yormaya gerek yok” diyor!

***

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul baskınlarının tek bir nedeni yok. Bir başka söylemle, yukarıda sıraladığımız çürümeye giden yolun devamında ortaya ufuksuz bir nesil çıktı.

Bir neslin tümü için ortak tanımlama yapılamaz. Ancak nasıl ki temiz suya az miktarda kirli su karışsa bile tümünü etkilerse okullarda yaşanan da bu! Ya da hava kirliliği dediğimiz olay, havanın tümüyle karbondioksitle kaplanması değil ki! Kapalı alanda karbondioksit oranı milyonda 1’i aştığında havanın kirlenmeye başladığı kabul ediliyor!

İktidara sesleniyoruz:

Feneri halkın gözünün içine, oraya buraya tutacağınıza birazcık kendinize tutun!

Okulları neredeyse 18 yaşından küçükler giremez dedirtecek hale getirdiniz.

Böyle bir olayda bile suçluyu değil, suçsuzu ilan ediyorsunuz.

İktidara göre tek suçsuz milli eğitim bakanı!

Böyle gidemez.

Bu anlayışa alışmamalıyız!