Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

‘Proje okulları benim devlet okulumdur, istediğimi yaparım, gidin özel okula...’

11 Ekim 2016 Salı

Tabii tam böyle demiyor iktidar sahipleri, proje okulu uygulayıcı bakanlık sorumluları.. ama bir anlamda da bunu demek istiyor. Proje Okulu ilan edilen 155 okulun tamamı devlet okulu. Sınavla ve yüksek puanla girilebiliyor. Parasız. Ama şüphesiz ailelerin bu okullara yardımı oluyor. Maddi koşullar nedeniyle eğitimin kalitesi düşmesin düşüncesiyle.. yani tam da parasız değil. Okullarla aileler arasında gönüllülük ve dayanışma var. Zaten hangi devlet okulu parasız ki! En sıradanı bile ite kaka ailelerden para alıyor.
Şimdi iktidar şöyle düşünüyor olsa gerek: Yahu burası benim okulum, yönetimi bende, öğretmeni bende, ama buradan en çok “karşı tarafın” çocukları yararlanıyor, bunu biraz engelleyeyim.. kendi kampımın çocuklarını da yönetmelikleri değiştirerek, delerek oraya kaydırayım.. “karşı taraf” -laik vb. kesim- beğenmiyorsa özel paralı okullar var, çocuklarını oraya kaydırsınlar...
Her şeyi yönetme hakkı olduğuna inanan bir iktidar, bu okulları öyle boş bırakır mı, iki yıldır üzerinde çalışıyor.
Dün Hürriyet’te Nuran Çakmakçı’nın yazısında, bu okullara nasıl düşük puanla öğrenci sokulduğuna ilişkin bilgiler vardı. Kamuoyuna ne açıklıyorlarsa, tersini yapıyorlar! Yani iyi bir şeyin mezarını mutlaka kazacaklar...
Bu arada bu okulların mezunlarında da bu durum karşısında hareketlenme haberleri geliyor.

Özel okul kaça patlıyor?
Bunun için araştırma yapmaya gerek yok, bir velinin mektubuna yer vereceğim:
“Kızım Şişli Terakki’ye gidiyor, ayrıca TEOG’a hazırlanmak için de dershaneye.. Toplam maliyeti açıklıyorum (servis-yemek hariç) 58 bin TL. Değil İstanbul’da sokakta, eminim Berlin ya da Paris’te birine söylesem bunu, bana deli gözüyle bakardı... Bu maliyet aşağı yukarı beş yıl daha devam edecek. Bunun bir alternatifi yok mu?
En basiti cocuğu okuldan alsam, evde dışarıdan okulu bitirse, ama temel bilimlerin hepsini evde özel dersle sağlasam, hatta iki-üç kişi bir araya gelip her gün birimizin evinde bu çalışmaları yapsak.. Ama olmuyor işte, bunca okumuş aklı başında insanlar bir araya gelip bu saçma sömürü sisteminden dışarı çıkamıyoruz... Bu paraları kendi kurduğumuz okula tahsis etsek, hem bir o kadar çocuğa burs verebilir, hem de çocuklarımızı istediğimiz tarzda eğitebiliriz...
Ama olmuyor işte! En basit nedeni, bu ülkede şehir merkezinde okul olmaya müsait bir taşınmazı kiralamak bile çok ciddi bir ekonomik güç gerektiriyor.. Bayram tatilinde Selanik’teydim, sadece bir tane özel okul gördüm. Mahalle aralarında, köylerde çocuklar bizim çocukluğumuzdaki gibiydi...”

Bilimsel eğitim mi?
Bilimsel eğitimden bahsedeceksek, ülkenin ihtiyaçlarını göz önüne alan bir eğitimi kastediyoruz.
Ülkelerin en önemli zenginlik kaynağıdir insan.
İnsan cevher kaynağıdır..
Zenginlik kaynağıdır.
Yetenek yaratıcılık kaynağıdır.
Petrolü işleyen, atomu parçalayan, uzaya giden, tüm buluşları yapan, insandır.
Bilimle yoğrulmuş tüm ülkeler bunu bilir ve kendi insanının en üst düzeye gelmesi, yaratıcılığını dışavurması için en iyi ortamları hazırlar...
Dünyada çağdaşlık yarışı tam da insan kalitesini en üst düzeye yükseltme yarışıdır diyebiliriz.
İktidar bunun tam tersi için çalışıyor!

***

Dünkü yazımda Seferihisar’da yapılan bilimsel eğitim paneline değinmiştim. Paneli Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği ile Seferihisar Belediyesi ortaklaşa düzenlemişti.
Panele katılanlar Prof. Dr. Nejla Kurul, Prof. Dr. Kemal Kocabaş, Orhan Bursalı ve yöneten Prof. Dr. Özkan Yıldız.
Bilimsel eğitim nasıl olmalı, tüm paydaşları ve her görüşten insana saygı ve dayanışma içinde nasıl gerçekleşmeli, şimdiki eğitim nereye gidiyor, Köy Enstitüleri deneyimi...
Dinleyicilerin renkli ve çok yönlü katkıları ve soruları ile panel hacim kazandı.

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Orhan Bursalı