Güven duygusunun yok edildiği ülke...

Güven duygusunun yok edildiği ülke...

14.03.2024 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Türkiye’nin önünde 17 gün sonra gerçekleşecek seçimler ve iki ay kadar da sonra sonuçlanacak olan Türkiye Süper Ligi var. Kimilerine göre seçimler tabii ki her şeyden daha önemli; başka vatandaşlara göre de kendi takımlarının Süper Lig’i kazanması “olmak ya da olmamak…” sorusunun yanıtı kadar hayati. Üzülenler, sevinenler, hayal kırıklıkları, heyecandan küçük dilini yutanlar, rengi solanlar, doğduğuna pişman olanlar, bayraklarla şehirde adeta fetih turu atanlar… Gerek siyaset, gerek futbol üzerinden bunları fazlasıyla göreceğiz! Yani sevinç gözyaşı dökenlerle hayal kırıklığından ağlayanlar birbirine karışacak.

Geçen hafta ArtAnkara Sanat Fuarı için Ankara’daydım. Gazetemizin değerli yazarları sevgili dostlarım Mustafa Balbay ve Işık Kansu, can dostum rahmetli Ahmet Taner Kışlalı’nın değerli eşi Nilüfer Kışlalı’nın yanı sıra sayısız Ankaralı akrabam ve arkadaşım ile karşılaştım, kucaklaştım.

Hayatımın ilk 11 senesi Ankara’da geçti. 1957-68 arasıydı... O dönemi, 27 Mayıs 1960 Devrimi, 1961 Anayasası, 1965 seçimleri, “Ortanın Solu” kavramının doğuşu, TİP’in muhalefette olduğu tartışmalarla dolu bir Parlamento ve Adalet Partisi’nin iktidarıyla geçen bir siyasi kronoloji üzerinden özetleyebilirim. Benim açımdan 1963’ten itibaren sürekli uluslararası sergiler açığım, evrensel sanatçı kimliğine daha o yıllardan geçiş yaptığım çok ilginç bir dönemdi. Zamanının politik olaylarını neredeyse tüm detaylarıyla hatırlıyorum, çünkü bu yılların siyasetine yön veren Türkiye’nin en merkezi hanelerinden birinde yaşıyordum. CHP’nin o dönem rotasını çizen 3-4 siyasetçiden birinin, Dr. Suphi Baykam’ın evinde. Ben henüz sekiz yaşındayken, bugün tanıdığınız Bedri Baykam’ın demokrasiye, insan haklarına, kadın-erkek eşitliğine, Atatürkçülük’e dair fikirleri çoktan oturmuştu yerine… Bu nedenle diyebilirim ki çok şanslı bir evde büyüdüm.

Geçmişte nelere güvenirdik, nasıl yaşardık! 

Hadi gelin seçimden başlayalım: Arada vukuatlar çıkmasına rağmen seçimlere olan güven, çok yüksek bir dozdaydı. Seçimleri CHP de kazansa Adalet Partisi de kazansa, sonuçlara duyulan güven bugünün yüz misliydi. Yasalara ve Anayasa’ya duyulan güven, zirveye yakındı. Kimsenin aklına Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmaması veya onlara saygı duyulmaması gibi bir ihtimal gelmezdi, alınan kararlara üzülenler de dahil! Doğal olarak halk siyasi aktörlerin bazılarını sever diğer yarısını kendine yakın hissetmezdi. Ama hiçbir şey bugünkü nefret/yozlaşma/ağır kamplaşma boyutunda tehlikeli arz etmiyordu. Türk Silahlı Kuvvetleri’ne duyulan güven ve saygı bugünkü insanların algılayamayacağı düzeylerdeydi. Demokrasiye ve devletin kurumlarına duyulan güven, ihalelerin usulünce gerçekleşeceğine duyulan güven, sağlık sistemine duyulan güven, vatandaşlık haklarına ve sokağa duyulan güven şu noktadaydı: Evet her şey daha güzel olabilirdi ama 27 Mayıs’tan sonra çok yol kat etmiştik, yavaş yavaş “muassır medeniyetler” seviyesini yakalayacaktık ve bu hedefe için bir güven duyuyorduk… En başta Cumhuriyetimize güven duyuyorduk. İlerlediğimizi ve adım adım Batı’ya yaklaştığımızı aradaki farkı kapattığımızı görüyorduk. Mesela Kızılay’a dikilen o “mini gökdelen”, Gima binası bile bize gurur verebiliyordu! Bu duyguyu, ancak o dönemleri yaşayanlar bilir…  Futbol ülkemizin en büyük keyiflerinden biriydi ve saçma sapan küfürler etmek kimsenin aklına bile gelmezdi. Şampiyonluk takımlar arasında el değiştirirdi ama bazen yanlış kararlar alınsa bile hakemlere güven duyulurdu, saygı gösterilirdi Türkiye Futbol Federasyonu, herkesin her hafta saldırdığı bir kurum olmaktan çok uzaktı… Mesela o dönemlere damgasını vurmuş eski TFF Başkanı bir Orhan Şeref Apak çok saygın bir isimdi.

Dine güven duyuyorduk! Belki şaşırdınız ama böyleydi, Kurban Bayramı ve Şeker Bayramı, (o yıllarda bu bayram adını bu şekilde duyunca saldırmaya hazır tetikte bekleyen trol orduları yoktu) güzel bir koruyucu güç olan Tanrı ve onun inanç sistemi ile ailevi ve toplumsal bağlarımız en güzel şekilde güçleniyor, din o yıllarda yurdun genelinde -istisnai bazı yobaz kalkışmalar dışında- çoğunlukla siyasetin dışında kalarak koruyucu ve birleştirici duygular yayıyordu.  

Basın mensubu olmak saygın bir kişiliğe işaret ederdi. Evet, herkesin bildiği farklı partilerin sözcüsü konumunda olan saygın yayın organları olurdu, ama devletin yayın organı TRT tarafsız olduğu gibi, “merkez basın”da demokrasiden, Cumhuriyet’ten, adaletten yana, bunun dışında her partiye eşit mesafede duran ve tarafsızlığını koruyan kurumlar vardı!

Teknoloji bu seviyede hayatımızda değildi; çok az kişinin arabası vardı, futbol ayakkabıların içindeki çiviler yarım saat koştuktan sonra ayağımızı delerdi, Ankara’dan İstanbul’u telefonla aramak için birkaç saatlik bağlanma süresine ihtiyacımız vardı, yurtdışına iki yıl ya da üç yılda bir çıkabiliyorduk, onda da neredeyse yanımıza pek para alamadan… Mağazalarda ne tenis topu, ne tenis raketi, ne havalı dekorasyon malzemeleri ne de bugün erişilebildiğimiz ithal kitaplar vardı -belki birkaç özel kitapçı hariç. Ama ülkemize ve geleceğimize inanın güven duyuyorduk, on yıl sonra çok daha ileride olacağız diyorduk. Hepsinden önemlisi gece bir restoranda veya eğlence yerinde uykusu gelen çocuğumuzu, sokakta veya otoparktaki arabanın içine koyup, kapıları dahi kilitlemeden orada uyumaya bırakabiliyorduk! İnanamıyorsunuz bu dediklerime değil mi? Ülkemizde gerçekten güven hakimdi…

Peki ya bugün?

Herhalde bu yazıyı okurken yanıtları kendiniz vermişsinizdir… Sondan başlarsak her tarafımız teknoloji ağları ile kaplı, fakat o bile yaşamla olan ilişkimize güvensizlik getiriyor, çünkü yapay zeka ve robotların pek yakında bizi kontrol edeceği veya imha edeceği bile ciddi ciddi konuşuluyor. Seçimler konusunda halk sürekli bir katakulli bekliyor ve en basiti artık parmaklara neden mürekkep sürülmediğini dahi anlayamıyor. Bırakın yasaların usulünce ve süreklilikle uygulanmasını, Anayasa Mahkemesi bile -adeta bu ülkede hukukun tükendiğini ispat edercesine- sözü dinlenmeyen bir sembolik kurum haline getirilmeye çalışılıyor. Etrafımız, her yerde gökdelenlerle kaplı, ama ne imarlarına güveniyoruz, ne sağlamlıklarına, ne varsa ihalelerine… Türk Lirası’na olan güven yerlerde, demokrasi ve insan haklarına duyulması gereken güven artık maalesef yok. Türk Silahlı Kuvvetleri’ne duyulan sonsuz itimat ve verilen açık çek tarihe karışmış; gerçeklikle bağlantısını yok etmiş durumda. Sokaktaki vatandaş kendi haklarını bilmiyor, çünkü mevcut polis devletinde, hangi sosyal medyada hangi kelimeden suçlu bulunabileceğini kendisi de kestiremiyor. Futbol heyecanı artık yerini futbol kavgasına, iftiralarına ve ağır polemiklerine bırakmış durumda. Siyaset boğazına kadar futbolun/federasyonun/kulüplerin içine girmiş ve en yakışıksız şekilde siyaseti futbol kurumlarının içerisine sızarak kimin şampiyon, kimin ikinci, kimin üçüncü olacağını veya kimin düşeceğini karar vermeye çalışıyor. Federasyonun liyakat ve tarafsızlıkla hareket etmeye mecbur olan kurulları bir takımın çıkarlarına yıllardır hizmet eder duruma düşürülmüş. Dine duyulan güven, bağnazlardan ve inanç tüccarlarından Cumhuriyetimizin kurucularına yönelik alçakça hakaretler ve saldırılar geldikçe, kadınlara yönelik saçma sapan hutbeler yükseldikçe yerini öfke, şüphe ve ağır tepkiye bırakıyor. Tarikatlar, yobazlar “kartonpiyer mehdiler” her yeri sarmış durumda… Demokrasiye ve adalete duyulması gereken güven tarihe karışmış, bu ülkede artık her şeyin “dönüştürülmüş tek adam rejimi” gerçeklerine göre yaşandığını iddia edenler çok fazla… TRT’nin yayın programına göz atmak bu konuyu algılamak için yetmez mi? Ya da merkez basın mı dediniz? Bugün aklınıza gelen böyle objektif bir yayın organı var mı? Tarafsız merkez medya yok oldu battı gitti medyaya duyulan güvenle beraber, yerini yandaşlar ordusu aldı! 

Peki neye güveniyoruz?

Hemen söyleyeyim: Akıllı telefonunuza, şayet limiti ve vadeleri tamamen kuşa çevrilmediyse içinde üç kuruş kalmış kredi kartınıza, uzun süreli ve içinde vizeler bulunan bir pasaporta, şayet içi biraz doluysa o günü veya o haftayı kurtaracak bir cüzdana veya yastık altında tuttuğunuz 3-5 altına, yaşınız müsaitse ve hala yaşıyorlarsa hayatta elli yıldır yanınızda duran 3-4 arkadaşınıza, elinizde tuttuğunuz bir taze ekmeğe, kırk yıllık aile hekiminize, aile içi dayanışmanıza, sevgili kedi, köpek veya tavşanınızın size hissettirdiği duygulara… İşte belki hala onlara güvenebilirsiniz! Ülkemiz ağır sisli bir geleceğe bakmaktan kurtulamıyor.

Geçmişe duyulan özlem yetmez!

Bu ülke, demokrat insanların vaktiyle çok eleştirdiği Turgut Özal ve ANAP dönemini bile mumla arar duruma düşmüşse, en inandığı kurumlar tek bir insanın yönettiği bir parti ve devlet rotasına girmişse, halk, gündelik yaşamının her zerresinde haksızlık ve güvensizliğe teslim olmuşsa, size düşen nostaljik yaşlı gözlerle geçmişi özlemek değil, 31 Mart seçimini ölesiye ciddiye alarak çalışmaktır… Matematik gerçekleri ve bölünmenin kime yaradığını hiçbir gerekçeyle unutmadan!

Yazarın Son Yazıları

Demokrasi korkusu ve aşkı!

Muhalif belediyelere yönelik saldırı son sürat devam ediyor.

Devamını Oku
08.10.2026
Karanlık dünyanın yıldızları var

Ya sabır! Nasıl bir senaryonun içine düştük?

Devamını Oku
01.10.2026
Fonlar ve Ponzi sistemi

Fon vurgunu ve milyarlarca dolarlık krizin yarattığı deprem, medya tartışmalarının ve halk sohbetlerinin merkezine oturdu.

Devamını Oku
24.09.2026
AI sonumuzu böyle getirebilir!

Hiç kimseyi korkutmak istemiyorum.

Devamını Oku
17.09.2026
Zverev şampiyonluğu gerçekten hak etti!

Zverev şampiyonluğu gerçekten hak etti!

Devamını Oku
14.09.2026
Bay Kemal, yine gündemini yarattı!

Butlan tarafından CHP’de yaratılmış o çok özel ekibi, alışık olduğunuz düşünce sistemleriyle anlamaya boş yere çalışmayın.

Devamını Oku
10.09.2026
İktidar borazanları-butlan kargaşaları

Türkiye’de iktidarı destekleyen gazeteci olmak da zor!

Devamını Oku
03.09.2026
Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi'ne nasıl kavuştu?

Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi'ne nasıl kavuştu?

Devamını Oku
28.08.2026
Buyurun buradan yakın!

Ülkenin hak etmediği gündemler okyanusunda yüzdüğü kesin.

Devamını Oku
27.08.2026
İmamoğlu’nun savunma hakkı ve Bay Kemal duruşu

Hangi dönemde olursa olsun, gözaltındaki veya tutuklu her insanın savunma hakkı kutsaldır.

Devamını Oku
20.08.2026
Fenerbahçe artık omurgasını fark edip, panikten çıkmaya mecbur

Fenerbahçe artık omurgasını fark edip, panikten çıkmaya mecbur

Devamını Oku
16.08.2026
Çerçeve yasa ve artçı şokları

Açık konuşalım, siyasi gündemimiz, konjonktürümüz, her şey birdenbire beklediğimizin ötesinde ciddi bir deprem yaşadı.

Devamını Oku
13.08.2026
Fenerbahçe'nin artan formu ve Talisca

Fenerbahçe'nin artan formu ve Talisca

Devamını Oku
06.08.2026
En büyük siyasi devrim!

Lütfen yanlış anlamayın; bugün görüşülen ve çok şüpheli bir geleceğe çanak tutan terör yasasından değil, Özgür Özel sayesinde kendilerini artık doğrudan siyasi kararların bir parçası olarak hissedecek milyonlardan söz ediyorum.

Devamını Oku
06.08.2026
YENİ Parti ve yarattığı dalgalar

Hayırlı olsun, Yeni Parti kuruluşunu tamamladı!

Devamını Oku
30.07.2026
Halk Yeni Parti için liderine yetki verdi!

Bundan iki ay ve iki gün önce, iki yıldır bir kumpas olarak hazırlanan mutlak butlan rezilliği sonuca ulaştı.

Devamını Oku
23.07.2026
Medyacılar-siyasetçiler: Bilmiyorsanız lütfen susun!

Mutlak butlan ve süregelen 1001 “Kemalvari” komplo yerine, bu hafta önemli bir başka ikaz yapmak istiyorum.

Devamını Oku
16.07.2026
Terminatör Sinner Wimbledon'u yine kazandı: Zverev yine direkten döndü

Terminatör Sinner, Wimbledon’ı yine kazandı ve üst üste ikinci kez bu büyük şampiyonluğa ulaşarak beşinci Grand Slam turnuasını aktifine yazdırdı!

Devamını Oku
14.07.2026
NATO-Silivri hattı

Gündem nedir?

Devamını Oku
09.07.2026
Yeni oluşumun vakti geldi!

Tarihi günler, haftalar, hatta aylar yaşıyoruz.

Devamını Oku
02.07.2026
11 örnekte kırılan dingil!

Birinci sahnemiz, milli takımdan...

Devamını Oku
25.06.2026
CHP’de gergin bekleyiş​​​​

Fakat bu günlerde durum daha da sıkıcı bir hal aldı. “CHP” dediklerinde mecburen “Hangi CHP?” demek zorunda kalıyorum. “KK’nın butlancı partisinden mi, yoksa Atatürk’ün kurduğu; laik, sosyal demokrat, Özgür Özel’in Türkiye’de birinci parti yaptığı gerçek CHP’den mi?”

Devamını Oku
18.06.2026
Bay Kemal’in CHP’yi yıkma çabaları!

Değerli dostlar, Atatürk’ün partisinin resmen cehennem ateşine atılıp Özgür Özel’e her açıdan tuzaklar kurulurken, bizlere düşen kendisine ve yol arkadaşlarına destek olmaktır; onların saflarında mücadele etmektir. Lütfen artık onlara olan inancınızı öne çıkarın, alkışlayın ve yaşadıkları kumpasa mani olun! İhtiyacımız budur.

Devamını Oku
11.06.2026
CHP bölünmedi, saldırı altında!

Tarsus’ta CHP’nin Belediye Başkanı Ali Boltaç ile yaptığımız güzel bir etkinlikten sonra kaleme aldım bu yazıyı.

Devamını Oku
04.06.2026
Mutlak şizofrenik kriz

Mutlu bayramlar Türkiye!

Devamını Oku
28.05.2026
CHP nasıl ‘güvenli kilit’ hattında siyasetçi bulabilir?

Adeta bir “rüzgâr gülü” gibi siyasi parti değiştirebilen, vatandaşın yüzüne hiç rahatsızlık hissetmeden bakmaya devam ederek siyaset yapmayı sürdürebileceğine inanan farklı bir insan türü ortaya çıktı.

Devamını Oku
21.05.2026
Bir ‘casusluk’ (!) davamız eksikti

Mühim olan RTE’nin bir numaralı rakibini, onu daha önce İstanbul’da dört kere yenmiş olan Ekrem İmamoğlu’nu nötralize etmek olduğu için her koldan yeni denemeler yapıyorlar.

Devamını Oku
14.05.2026
‘Barış koordinatörü’ mü dediniz?

Sayın Devlet Bahçeli gündem yaratmaya çok meraklıdır.

Devamını Oku
07.05.2026
Özgür Özel kendi limitlerini aşarken...

Özgür Özel ısınmış pinball gibi, sürekli oyunda kalan, enerjisi hiç düşmeyen (!) Türkiye’nin sorunlarını ülkeye yayma konusunda dinlenmeden çalışıyor!

Devamını Oku
30.04.2026
Silivri’de ‘déjà vu’ yaşıyoruz

İBB davaları kaçınılmaz şekilde insana déjà vu yaşatıyor.

Devamını Oku
23.04.2026
CHP sinsi senaryolara karşı

Dünyada yaşanan korkunç savaşlar, önce gündeme sonra tarihe kaydoluyor.

Devamını Oku
16.04.2026
Bir yiğit tanıyorum Silivri’de...

Dün Silivri’de bizleri en candan şekilde selamlarken gülen yüzü, kararlı vücut dili ve yaydığı enerjisiyle bizlere inanç katan yine kendisiydi.

Devamını Oku
09.04.2026
‘Taksici’ Nobel savaşçısına karşı!

Durumu şöyle özetleyelim: Önümüzdeki 50 yıl veya 100 yıl, Amerika’da ve hatta dünyanın her yerinde, 2. Trump dönemi hakkında tiyatrolar ve operalar yazılacak.

Devamını Oku
02.04.2026
Hukukun çivisi çıkmış!

Nasıl korkunç bir girdaba kapılmışız şu kısa ömürde...

Devamını Oku
26.03.2026
Ortaylı ve Özel üzerine

Her ölüm erken, her ölüm zamansız...

Devamını Oku
19.03.2026
Silivri-İran hattında demokrasi ve ekonomi

Hayatımız içeride de zor dışarıda da...

Devamını Oku
12.03.2026
Kötülerin bitmeyen cerahati

Savaşın en ağır bedelini anneler ve çocuklar öder.

Devamını Oku
05.03.2026
Şu şaşırtıcı “demokratik” dünyamız!

Yeni Adalet Bakanı gelir gelmez, gerek mahkemelerde gerek yandaş basında CHP üzerine yeni senaryoların alevlendiğini belirtmiştim.

Devamını Oku
26.02.2026
Tehlikeli gidişatlar ve CHP’nin sorumlulukları

Türkiye yeni adalet bakanının kimliğini öğrenerek bir şok yaşadı.

Devamını Oku
19.02.2026
CHP ikazları dikkate almalı

Bu satırların sahibi, ailesinden kalan manevi mirasla 80 yıldır Cumhuriyet Halk Partisi’nin yanında durmuş bir isimdir.

Devamını Oku
12.02.2026