Kötülerin bitmeyen cerahati

Kötülerin bitmeyen cerahati

05.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Savaşın en ağır bedelini ülkelerin bütçeleri, yıkılan binalar, hatta ölen askerler ya da heba olan sivillerden çok anneler ve masum çocuklar öder. Sistemin çıkar kavgalarını henüz anlayamamış, bu dünyayı kavramaya çalışan o tatlı yavrular… Önce Ukrayna sonra Gazze derken dört yıldır bu dramın içindeyiz. Ölen ya da bacağını, ailesini kaybetmiş, evini arayan çocuklar! Nereye gittiğini bilmeden, aç, susuz, hıçkırıklarla ortalıkta dolaşan yavrular, çocuğunu arayan panik içindeki anneler…

O bedelin coğrafyası ise sürekli genişliyor, ne yazık ki… Acı, gözyaşı, kahır, kin, düşmanlık ve bitmeyen kan davalarının merkezine dönüşen Orta Doğu’yu emperyalist Batı fişeklemeye devam ediyor…

Şimdi de 160 kız çocuğunun öldürülmesi ve hastanelerin bombalanmasıyla İran savaşı başladı. Vahşet, hiçe sayılan Cenevre Sözleşmeleri ve Birleşmiş Milletler kararları gölgesinde adım adım ilerliyor! Şayet vurulan bir Fransız ilkokulu olsaydı veya öldürülen Hamaney değil de bir Avrupa cumhurbaşkanı olsaydı, dünya siyasi ortamı aynı oranda “değinerek” geçebilir miydi? Sizce yaşanan bunlar olsaydı, Birleşmiş Milletler, şu ana kadar kaç bildiri yayınlardı? Güldürmeyin insanları! Bu yaptığınız Birleşmiş kepazelikten başka bir şey değil! Asla unutmayın, bir batılı için, dünyanın “diğer” bölgesindeki insanların yaşam haklarının pek bir değeri yok! Bakmayın New York’ta her ülkenin bir masa ve mikrofona sahip olmasına! Neyse, mecburen ilerleyelim, çünkü bu apayrı bir kitap konusu!

Bu makaleden pazarlıkların ve son gelişmelerin güncellemesini beklemeyin. Onun yerine, utanmazlıklara karşı halkların çığlığını duyun… Bunu daha önce de yazdım: Şayet bu sözde liderler ürettikleri savaşlara kendi çocuklarını, torunlarını, kardeşlerini göndermeye mecbur olsalardı, dünyada savaş kalmazdı! Bu sahte kahramanlar, yoksulları savaşlara göndererek, kendi yarattıkları it dalaşlarını maç izler gibi takip ediyorlar.

BIKTIRDIN BİZİ AMERİKA!

Nazi faşistlerine karşı “dünya polisliğini” üstlendiğinde sen “essah” kahraman rolündeydin! O zamanlarda kendi kültürünü filmlerinle, sanat eserlerinle, yazarlarınla yayarken, kapitalist temellerine rağmen sempatik gelebiliyordun. Ama 22 Kasım 1963’te, Dallas’ta, bir seçim gezisinde düzenlenen Kennedy suikastiyle dünyayı kandırma kapasiten doldu! Ölümünden iki saat sonra Johnson yeni başkan ilan edilmişti bile… Ertesi hafta Vietnam Savaşı’ndan geri çekilme kararı yerine, vites yükseltip savaşı alevlendirdin. Vietnam’dan çıkmak, dünyanın her yerinde ABD’yi her türlü pisliğe karıştıran CIA’i “1000 parçaya bölerek tuzla buz etmek” isteyen; Pentagon baskısına boyun eğmek yerine Kruşçev’le kırmızı telefondan konuşarak nükleer savaş gerilimlerini yok eden, Atatürk hayranı büyük lideri, JFK’i, bir darbeyle yok ettikten sonra bugüne kadar, dünyayı kana bulayan bir yol izledin. Coğrafyaların sadece adları değişti. İster Güney Amerika’da Şili, Nikaragua, El Salvador, Venezuela, ister Orta Doğu’da ve Güney Asya’da Afganistan, Pakistan, Suriye, Lübnan, Irak, Kuveyt, ister Güneydoğu Asya’da Vietnam, Laos, Kamboçya, Endonezya’da, ister Afrika’da Kongo, Angola, Sudan olsun… Hep o aynı kararlı savaş endüstrisinin yönettiği emperyalizmi gördük. Çocuk kandırır gibi “kitle imha silahlarını yok etmeye gidiyoruz” bahanesiyle 2003’te Irak’ı işgal ettin, canlı yayında bir buçuk milyon Iraklı öldürüldü ve arkasından “özür dileriz, yanlış istihbarat almışız!” şeklinde basit özürlerini sunduktan sonra geri döndün! Şimdi de “İran zaten önce İsrail’e sonra da bize saldıracaktı, onlardan önce hareket etmeye karar verdik” sözlerinin hafifliği ile ortaya çıktın! Bu sefer ortada “bulunamayacak” kanıt dahi yok, çünkü zaten varsayımlar soyut!

İşte bugün canlı yayında izlediğimiz felaketler, 22 Kasım 1963 Dallas cinayetinin artçı şokları… Kelime oyunu yapmıyorum ve çok ciddiyim!

BIKTIRDIN BİZİ İSRAİL!

İkinci Dünya Savaşı’nda halkının uğradığı soykırım, vicdanı olan milyonları derinden etkilemiş, dünya halkları senin adına ağlamıştı. Nazilere tüm dünya lanet kustu. Kendi öz topraklarında yaşama hakkın olduğunu, dinini özgürce ifade edebilmeni dünya halklarının çok büyük çoğunluğu kabul etti. Fakat, sen artık İsrail olarak Gazze’de gerçekleştirdiğin katliamlardan sonra bir savaş suçlususun! En azından Netanyahu hükümetinden kurtulana ve -nasıl yapılabilir bilemem- Filistin halkından özür dileyip dev tazminatlar ödeyene kadar! Şimdi de Beyaz Ev’i ve onun içindeki ana sorumluyu kontrolüne alarak bu sefer aynı dehşeti artık bütün Orta Doğu’ya taşımak istiyorsun.

İsrail içinde veya dışında, bu insanlık dışı politikalara karşı direnen, protesto eden dünyadaki tüm Yahudileri dışında tutarak yazıyorum: İsrail, Amerika’yı da alet ettiği büyük oyunuyla, dünyanın utanç merkezi oldu artık!

BIKTIRDIN BİZİ İRAN!

Şah döneminde, çok kısa süre olsa da demokrasi ışığını uzaktan görür gibi oldun. Emperyalizm buna ulaşmanı engelledi. Faşist Şah rejiminin arkasından kanlı darbeyle gelen Ayetullah rejimi de seni özgürlükler ve halkın egemenliğinden uzak tuttu. Şimdi emperyalizmin ve nihai hedefinde “vaat edilmiş topraklar” olduğuna kendini toptan inandırmış siyonizmin ağır saldırısı altındasın. New York’ta bir bina olmaktan öte bir şey ifade etmeyen BM yerine “birleşememiş halkların” oluşturduğu manevi gök katında, vicdanı olan insanlar tabii ki bu saldırının karşısında kahroluyorlar. Ama İran rejiminin acımasızca kendi halkına nasıl işkence ettiğini, öldürdüğünü, özgürlüklerin yok olduğu o karanlık dünyanın bütün bilgileri de bizde var! Ülkesini ve özgürlüğü aynı anda seven bu büyük zengin kültür mirasının çocukları için için kahroluyorlar: “Neden bizim topraklardan bir Atatürk çıkmadı?” diye! Daha birkaç ay önce yine canını verme pahasına Tahran meydanlarda demokrasi peşinde koşan kadın-erkek her İranlıya da bu dünyanın büyük saygısı var. Ülkeyi yönetirken, dini bir korkunç baskı ve sindirme sistemine dönüştüren İran yönetiminin ise dünya halkları nezdinde pek bir kredisi tabii ki yok!

BIKTIRDIN BİZİ ORTA DOĞU!

Bütün tek tanrılı dinlerin MÖ 1200 ve MS 610 civarında o topraklardan çıkmış olmasını, insanlara vaat edilen bir manevi rahatlık ve güç olarak taşıyacağına, en başından beri zenginleştiren farklılıkları kan, gözyaşı, ırk, din, mezhep savaşları olarak yaydın. Emperyalist ülkelerin petrol ve su rezervlerinle iştahının kabarması ve adeta bir satranç ustası gibi seni içten karıştırması, kardeşlerine düşman etmesi oyununa düştün, bu kaosu onca kuşağa ilettin… Kadınları ikinci sınıf varlıklar olarak görüp demokrasiye düşman olmayı, dini siyasete alet etmeyi, insanın yaşam haklarını hiçe saymayı vazgeçilmez yasaların haline getirdin! Ve ne yazık ki, durmadan ektiğini biçiyorsun… Halbuki değerini bilsen, öyle büyük bir kültürel mirasın üzerine oturuyorsun ki! Mezopotamya’dan Sümerlere, Assurlardan Hitilere, saymakla bitmeyen tarihi zenginliklerin var!

VE BIKTIRDIN BİZİ AVRUPA…

Yıllardır buna benzer her konuda, yukarıda bahsettiğimiz bir buçuk milyon Iraklının yok edildiği “post-modern dönem 21. yüzyıl katliamında” dahi Amerika’ya direnmeyi başaramadın. Kendi kuruluş değerlerini kaybettin. ABD’nin yaptıklarına, anlamsızca somurttun, sözde tepki verdin; çıkar ilişkilerinin gizli veya açık suç ortağı ve dolaylı şüphelisi oldun.

Neyse, hiç olmazsa bu sefer ABD’nin Irak Seferi’nin şaklaban şakşakçısı olarak hatırlanan Tony Blair yerine, İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Amerika’nın taleplerine direnerek ülkesinin prestijini koruyor. Tabi Avrupa’nın onurunu en iyi koruyan lider, tartışmasız İspanya Başbakanı Sanchez. İspanya Trump-İsrail ikilisinin insanlık karşıtı eylem ve çıkışlarına direndi, katliamları lanetledi, hukuksuzlukları ifşa etti. Ayrıca beş gündür gerçekleşen saldırılar hakkında, “kendi üslerini hiçbir zaman kullandırmayacaklarını” açıkladı. İki gün önce canlı yayında Trump artık İspanya ile ticaret yapmayacağını dünyaya açıkladıktan sonra, İngiltere’nin tavırlarından hiç memnun olmadığını itiraf etti! Vah vah!!! Demek “Nobel Barış Ödülü meraklısı” şimdi de bu şantajlarla insanlık değerlerini tehdit etmeye devam edecek!

2003 yılında, 1 Mart teskeresine, bütün baskılara rağmen parlamentosundan “hayır” yanıtıyla geçit vermemiş Türkiye, en azından Türk askerinin Orta Doğu bataklığının merkezine çekilmesini engellemişti. O gün CHP’nin parlamentoda yaptığı görkemli direnişe İstanbul ve Ankara’da yaptığımız mitinglerle katkı vermenin ötesinde, herhalde 100’ü aşkın AKP milletvekiline şahsen telefon ederek saatlerce neden hayır oyu vermeleri gerektiğini anlatmıştım. Sonuçta iktidar partisinin verdiği firelerle 267 oyluk salt çoğunluk sağlanamamıştı. Aslında bu hafta bu konuyu, Türkiye’nin efsanevi ve saygın diplomatı, 101 yaşındaki Sayın Sükrü Elekdağ’ın ve CHP eski milletvekili, mücadele yoldaşım değerli çalışkan dostum, ödünsüz Cumhuriyetçi Enis Tütüncü’nün makaleleri ile derinleştirerek gündeminize taşıyacaktım, savaşın yayılmasıyla ne yazık ki yer kalmadı! Bu noktada Sayın Elekdağ’a her birimiz adına tekrar tekrar teşekkür etmek istiyorum. Yorgunluk veya emeklilik nedir bilmeden, ülkemizin geleceğine sahip çıkmak için bir koca asırı devirdikten sonra, her gün sabah akşam çalışmaya devam ediyor. Onları da lütfen internetten veya benim sosyal medyamdan okuyun, dün paylaştım tekrar.

Ticaret deyince, dünyanın alışveriş merkezi haline getirdikleri Körfez başkentleri şu anda panik içinde kaçışıyor. Amerika bu ülkelerin derhal terk edilmesi gerektiğini ilan etti. Avrupa’nın ondan aşağı kalacak hali yok; turizm ve güvenli yatırım limanı yok olma tehlikesi yaşıyor. Yani, Batı dünyası bu hamlesiyle kendi ekonomik çıkarlarını da dinamitlemiş oluyor! Yarından itibaren enflasyon ve benzin fiyatları, dünyanın gündemi olacak!

Ama… esasa dönelim: çocukların ve annelerin dramlarının bedelini kim ödeyecek?

Yazarın Son Yazıları

Kötülerin bitmeyen cerahati

Savaşın en ağır bedelini anneler ve çocuklar öder.

Devamını Oku
05.03.2026
Şu şaşırtıcı “demokratik” dünyamız!

Yeni Adalet Bakanı gelir gelmez, gerek mahkemelerde gerek yandaş basında CHP üzerine yeni senaryoların alevlendiğini belirtmiştim.

Devamını Oku
26.02.2026
Tehlikeli gidişatlar ve CHP’nin sorumlulukları

Türkiye yeni adalet bakanının kimliğini öğrenerek bir şok yaşadı.

Devamını Oku
19.02.2026
CHP ikazları dikkate almalı

Bu satırların sahibi, ailesinden kalan manevi mirasla 80 yıldır Cumhuriyet Halk Partisi’nin yanında durmuş bir isimdir.

Devamını Oku
12.02.2026
Barış süreci: Ne pahasına?

CHP, son dönemdeki çıkışlarıyla ana muhalefet partisinden birinci parti konumuna yükseldi.

Devamını Oku
05.02.2026
Tarihi ‘Özel-İmamoğlu’ tandemi

Tandem, iki unsurun tek bir ritimle, birlikte hareket etmesi olarak tanımlanır.

Devamını Oku
29.01.2026
Harika bir hafta yaşattın bize Zeynep! Çok teşekkürler!

Harika bir hafta yaşattın bize Zeynep! Çok teşekkürler!

Devamını Oku
23.01.2026
Üç aykırı ölüm

Her biri olağandışı vakalar. İlki, gencecik bir çocuğumuzun Türkiye’yi giderek saran çocuk şiddetinin yeni hedefi olması…

Devamını Oku
22.01.2026
İran’da özgürlük arayışı!

İran’da yaşananlar gerçekten korkunç.

Devamını Oku
15.01.2026
Bari BM ve NATO’yu kapatın!

Venezüella haberleri üzerimize yağıyor; dünya gündemini unutulmaz bir şekilde değiştiren günler yaşıyoruz.

Devamını Oku
08.01.2026
İmamoğlu’ndan Özel’e, Brigitte’ten Edip’e 2026!

Yeni yıla günaydın sevgili okurlarım!

Devamını Oku
01.01.2026
Kılıçdaroğlu ve sosyal medya kampanyaları!

Geçen hafta detaylıca yazdığım, Twitter’ın (X demek bana çok anlamsız ve içeriksiz geliyor) siber zorbalarının dev bir ablukası ile karşı karşıyayız.

Devamını Oku
25.12.2025
Twitter’ın utanmaz zorbaları ve Manifest!

Merak ediyorum, özellikle Twitter’da cirit atan bu siber zorbaları kimler yetiştirdi?

Devamını Oku
18.12.2025
Hangi hatalar zinciri bu uçurumu hazırladı?

İnsanlarımız şaşkın.

Devamını Oku
11.12.2025
CHP kurultayı: Kazananlar ve kaybedenler

1970’lerde, İstanbul’da Tenis Eskrim Dağcılık Kulübü’nde eski şampiyonlarımızdan Fehmi Kızıl vardı.

Devamını Oku
04.12.2025
CHP kurultayı demokrasiyi aydınlatacak!

CHP kurultayı, bu hafta sonu her zamanki gibi büyük bir medya ilgisi altında yaşanacak.

Devamını Oku
27.11.2025
Mustafa Kemal’i hazmedemeyen solcular!

İddianame açıklaması yüzünden geçen hafta yazamadığım konuya hemen giriyorum.

Devamını Oku
20.11.2025
İddianame ve kritik yönlendirme

Pek de sürpriz olmadı.

Devamını Oku
13.11.2025
Sahte dünyalar kuşatması

Paranın sahtesi vardır, kalpazanlar basar.

Devamını Oku
06.11.2025
Cumhuriyet, iki kahraman ve yarınlar

Dün Cumhuriyet Bayramımızı kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
CHP davasına dikkat!

Siyaset, insanların daha iyi yaşaması için yapılır, dünyanın neresinde olursa olsun.

Devamını Oku
23.10.2025
Yok olan Nobeller ve edepler

Trump bozulmuş, “Nasıl olur da Nobel Barış Ödülü bana verilmez?!” “Ben yedi savaş durdurdum, gidip hiçbir şeyi yapamamış birine verecekler o ödülü” deyip duruyordu.

Devamını Oku
16.10.2025
Özel-Bahçeli düellosu, cevapsız sorular

Sinan Ateş cinayetinin dumanı tütmeye devam ederken bu cinayetin bir numaralı sanığı 90’lı yılları anımsatan bir şekilde güpegündüz öldürüldü.

Devamını Oku
09.10.2025
‘Bombalı Nobel’ ve barış!

Bugünlerde, Trump ve Netanyahu’nun anlaşarak Ortadoğu’ya ve Filistin’e dayattıkları yeni düzenin ve “sözde” barışın hangi hızda yaşama geçip geçemeyeceğini öğreneceğiz, tabii yeni sürprizlerle karşılaşmazsak...

Devamını Oku
02.10.2025
Fenerbahçe, Türkiye ve demokrasi dersi!

Fenerbahçe Spor Kulübü’nde nöbet değişimi oldu.

Devamını Oku
25.09.2025
Misyonlarını tamamlayamayan kayyumlar!

Daha iki yıl önce kazanması için elimizden geleni yaptığımız, uğruna 24 saat koşturduğumuz Kılıçdaroğlu’nun, o gece kendisine umut bağlayan milyonların neredeyse tamamını karşısına alacak pasif duruşu ve agresif sessizliğiyle, Vito’larına binip kaybolmasına şahit olmak bize nasipmiş...

Devamını Oku
18.09.2025
Demokrasimizin açık yarası ve vazgeçilmez ikazlar

Türkiye, darbe günlerinde gördüğü sahneleri yaşadı.

Devamını Oku
11.09.2025
Kayyuma karşı halk, partisiyle direniyor!

Bunu da gördük.

Devamını Oku
04.09.2025
Anne Frank bana Gazze hakkında mektup yollamış…

Dün aldığım bu mektubu sizlerle paylaşmak istedim.

Devamını Oku
28.08.2025
Cerahatin içinde yüzüyoruz...

Haftada bir köşe yazısı kaleme alarak gündemi yakalamak için, şapkadan üç değil, beş tavşan çıkarmanız lazım!

Devamını Oku
21.08.2025
Diyanet İşleri Başkanı’na açık mektup

Diyanet İşleri Başkanı Sayın Ali Erbaş...

Devamını Oku
14.08.2025
Komisyon başladı: Ufukta neler olabilir?

Cumhuriyet Halk Partisi, tabanından ve partinin ileri gelenlerinden yapılan bütün uyarılara rağmen komisyona katıldı.

Devamını Oku
07.08.2025
CHP komisyona katılmamalıdır, tersine...

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve MYK’sının bu ikazları dikkatle değerlendirmeye alacaklarına inanıyorum.

Devamını Oku
31.07.2025
Bir "Altan Bey" geçti bu topraklardan

Yıl 1955, genç gazeteci Altan Öymen ve iki polis Ankara kışının ortasında…

Devamını Oku
24.07.2025
15 Temmuz’dan terörsüz Türkiye’ye...

Gündem aşırı yoğun. Ekrem İmamoğlu’na açılan en akıl almaz davalardan biri dün karara bağlandı.

Devamını Oku
17.07.2025
Satranç oynarken şahınızı veremezsiniz!

Gündem belli: AKP’nin “muhalefetsiz demokrasi modeli” için yaptığı çalışmalar...

Devamını Oku
10.07.2025
Sivas'tan bugüne... Karanlıklar ve tehditler devam ederken

Dün, 2 Temmuz’du… 32 yıl önce yobazların 35 aydınımızı yakarak katletmesinin yıldönümü...

Devamını Oku
03.07.2025
‘Mutlak butlan’a karşı CHP kararlılığı!

Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu sayesinde CHP’nin birinci parti konumuna yükseldiğini gören AKP, ne yapıp edip bu iki lideri durdurmak için her şeyi yaptı ve yapmaya da devam ediyor.

Devamını Oku
26.06.2025
Cahil ve faşist liderlerin savaşı

Aslında bu köşe yazısını kaleme almanın hiçbir anlamının olmayacağı 36 saatlik süreç yaşıyoruz...

Devamını Oku
19.06.2025
Özgür Özel’in samimi gözyaşları

Her ölüm dayanılmaz bir acıdır. Şayet o ölüm, kalp krizi, trafik kazası, elektrik çarpması, cinayet veya intiharla gelmiş ise insan nefes alamaz hale gelir.

Devamını Oku
12.06.2025